

How I Met Your Mother — Season 9 Episode 18
Kelimeler ve anlamları
539 kelime
Seviye
öpüşmek
romantik bir şekilde öpüşmek
They started to make out
Öpüşmeye başladılar
yapmak
bir şeyi bir maddeden üretmek veya oluşturmak
The desk is made out of oak
Masa meşe ağacından yapılmış
göstermek
birini olduğundan farklı veya belirli bir şekilde yansıtmak
They made him out to be a hero
Onu bir kahraman olarak gösterdiler
çözmek
bir şeyin ne olduğunu veya ne anlama geldiğini anlamak
I cannot make out the sign
Tabelayı çözemiyorum
düzenlemek
bir belgeyi veya çeki alacaklı adına göre doldurmak
Please make out the check to the landlord
Lütfen çeki ev sahibine düzenleyin
akşamdan kalma
Sahnedeçok fazla alkol aldıktan sonra kendini kötü hissetmek
He is hungover
O akşamdan kalma
belki
Sahnedebir şeyin doğru olabileceğini belirtmek için kullanılır
This is possibly the best way
Bu muhtemelen en iyi yol
kutlamak
Sahnedeözel bir etkinlik için eğlenceli bir şeyler yapmak
We celebrate my birthday
Doğum günümü kutlarız
kutlamak
Sahnedeönemli bir olayı anmak için özel bir şeyler yapmak
They celebrate the victory
Zaferi kutluyorlar
kutlamak
özel bir günü veya olayı anmak
We celebrate his birthday every year
Onun doğum gününü her yıl kutlarız
kutlamak
özel bir olay için eğlenceli bir şeyler yapmak
We will celebrate your birthday tonight
Bu gece doğum gününü kutlayacağız
yarar
Sahnedebir şeyin sağladığı fayda
That information has no use
O bilginin hiçbir yararı yok
alışkın
bir şeyi deneyimden dolayı bilen
I am used to this cold weather
Soğuk havaya alışkınım
kullanmak
bir şeyi işlevinden faydalanmak için çalıştırmak
She uses her computer every day
Bilgisayarını her gün kullanır
artırmak
Sahnedebir şeyi daha büyük veya daha fazla hale getirmek
We need to increase sales
Satışları artırmamız gerekiyor
öldürmek
Sahnedebir canlının yaşamına son vermek
The hunter killed the deer
Avcı geyiği öldürdü
canını yakmak
birine çok şiddetli acı vermek
These shoes are killing my feet
Bu ayakkabılar ayaklarımı çok acıtıyor
zaman öldürmek
vaktin daha hızlı geçmesi için bir şeyler yaparak uğraşmak
I read a book to kill time at the airport
Havaalanında zaman öldürmek için kitap okudum
vay
Sahnedeşaşkınlık veya hayranlık belirten ünlem
Whoa, look at that!
Vay, şuna bak!
aynı
Sahnedefarklı olmayan
We have the same car
Bizim arabalarımız aynı
aynı
daha önce sözü edilenin tıpkısı
I saw the same man yesterday
Dün aynı adamı gördüm
söylemek
Sahnedebirine bilgi veya cevap iletmek
Please give me your answer
Lütfen bana cevabını söyle
vermek
Sahnedebir şeyi birinin eline ulaştırmak
He gave me his book
O bana kitabını verdi
yol açmak
bir şeyin olmasına neden olmak
The noise gave me a headache
Bu gürültü baş ağrısına yol açtı
kar
Sahnedegökyüzünden düşen donmuş su
There is snow on the ground
Yerde kar var
kar yağmak
gökyüzünden donmuş beyaz parçacıklar şeklinde düşmek
It started to snow
Kar yağmaya başladı
kar
gökyüzünden düşen donmuş suyun yumuşak beyaz parçaları
The snow is soft
Kar yumuşaktır
orta
Sahnedeiki uç nokta arasında olan
I want a medium coffee
Orta boy bir kahve istiyorum
araç
bir şeyi yapma yolu
Television is a powerful medium of communication
Televizyon güçlü bir iletişim aracıdır
medyum
ölülerin ruhlarıyla iletişim kurduğunu iddia eden kişi
The medium claimed to speak to ghosts
Medyum hayaletlerle konuştuğunu iddia etti
geri gelmek
bir yere veya bir kişiye geri dönmek
When will you come back?
Ne zaman geri geleceksin?
yığın
Sahnedebir şeyden oluşan çok büyük miktar
There is a mountain of laundry
Bir yığın çamaşır var
dağ
yer kabuğundaki büyük doğal yükselti
I climbed a high mountain
Yüksek bir dağa tırmandım
daha iyi
Sahnededaha yüksek kaliteli veya daha sağlıklı
This is a better plan
Bu daha iyi bir plan
daha iyi
daha yüksek bir ölçüde
I understand it better now
Onu şimdi daha iyi anlıyorum
iyileştirmek
bir şeyi veya birini daha iyi hale getirmek
He wants to better his English
İngilizcesini iyileştirmek istiyor
iyi olur
bir şeyin yapılması gerektiğini veya mantıklı olduğunu belirtmek için kullanılır
You had better leave now
Şimdi gitsen iyi olur
minimarket
Sahnedeyiyecek ve günlük ihtiyaç malzemeleri satan küçük dükkan
I bought some milk at the minimart
Minimarketten biraz süt aldım
büyümek
Sahnedeyaşça büyümek
Children grow quickly
Çocuklar hızlı büyür
yetiştirmek
Sahnedebitki veya saç gibi şeylerin gelişmesini sağlamak
They grow tomatoes in the garden
Bahçede domates yetiştiriyorlar
olmak
bir şeye dönüşmek veya bir duruma gelmek
He grew tired
Yorulmaya başladı
büyümek
boyut veya boy olarak artmak
The plant grew taller
Bitki daha fazla uzadı
sonsuza kadar
Sahnedetüm zamanlar boyunca
I will love you forever
Seni sonsuza kadar seveceğim
sonsuza dek
çok uzun bir süre
I will remember this day forever
Bu günü sonsuza dek hatırlayacağım
iyileştirmek
Sahnedehasta birini sağlıklı hale getirmek
The doctor cured the patient
Doktor hastayı iyileştirdi
tuzlayarak saklamak
gıdayı tuz veya dumanla korumak
They cure the meat with salt
Eti tuzlayarak saklarlar
iyileştirmek
bir hastalığı veya sorunu ortadan kaldırmak
The medicine cured her
İlaç onu iyileştirdi
çare
sağlığı geri kazandıran şey
They found a cure for the flu
Gribe bir çare buldular
yeni
Sahnededaha önce var olmayan veya yakın zamanda ortaya çıkmış
This is a new idea
Bu yeni bir fikir
yeni
yeni yapılmış veya keşfedilmiş, eski olmayan
I bought a new car
Yeni bir araba aldım
tat
Sahnedebir şeyi yerken veya içerken hissedilen duygu
This cake has a sweet taste
Bu kekin tatlı bir tadı var
zevk
Sahnedebir şeye karşı kişisel beğeni
We have the same taste in music
Müzik konusunda aynı zevke sahibiz
tatmak
tadına bakmak için az miktarda yemek veya içmek
Please taste this soup
Lütfen bu çorbayı tat
tatmak
yemeğin veya içeceğin kalitesini anlamak için az miktarda almak
I want to taste the soup
Çorbayı tatmak istiyorum
domuz pastırması
Sahnedetuzlanmış veya tütsülenmiş domuz eti
I eat bacon for breakfast
Kahvaltıda domuz pastırması yerim
verdi
Sahnedebir şeyi birine iletmek
I gave him the keys
Anahtarları ona verdim
verdi
bir şeyi ücretsiz olarak birine vermek
He gave me a pen
Bana bir kalem verdi
denemek
bir şeyi yapmaya çalışmak
I gave it a try
Onu denedim
iç çamaşırı
Sahnedediğer kıyafetlerin altına giyilen giysiler
I need to buy new undies
Yeni iç çamaşırı almam gerekiyor
mutlak
Sahnedetam veya sınırsız
He has absolute power
Onun mutlak gücü var
geri kalan
Sahnedegeride kalan kısım
I will do the rest tomorrow
Geri kalanını yarın yapacağım
dinlenmek
enerji toplamak için hareket etmeyi veya çalışmayı bırakmak
I need some rest
Biraz dinlenmeye ihtiyacım var
destek
bir şeyi tutan veya destekleyen nesne
He used a foot rest
Bir ayak desteği kullandı
tam olarak
Sahnedekesin veya eksiksiz bir şekilde
It is exactly ten o'clock
Saat tam olarak on
çok sarhoş
Sahnedeçok fazla alkol veya uyuşturucu etkisinde olan
He got wasted at the party
Partide çok sarhoş oldu
pislik
kötü veya nahoş bir kişi için kullanılan kaba bir tabir
He is such a son of a bitch
O tam bir pislik
orospu çocuğu
bir kişiye yönelik hakaret içeren söz
You son of a bitch
Seni orospu çocuğu
pislik
kaba ve rahatsız edici bir kişi için kullanılan küfürlü bir söz
Stop acting like a son of a bitch
Pislik gibi davranmayı bırak
adi herif
sevmediğiniz birine yönelik çok kaba bir hakaret
That son of a bitch lied to me
O adi herif bana yalan söyledi
açığa çıkma
Sahnedeşaşırtıcı ve önemli bir gerçeğin ortaya çıkması
The revelation shocked everyone
Bu açığa çıkış herkesi şaşırttı
üzgün bir şekilde
Sahnedemutsuz olduğunu gösterecek şekilde
He looked at me sadly
Bana üzgün bir şekilde baktı
etkili
Sahnedeistenen sonucu veren
This is an effective method
Bu etkili bir yöntem
yürürlüğe giren
çalışmaya veya kullanılmaya başlayan
The rule is effective from tomorrow
Kural yarından itibaren yürürlüğe giriyor
bulmak
Sahnedebirinin veya bir şeyin nerede olduğunu öğrenmek
I found my keys
Anahtarlarımı buldum
bulmak
birinin veya bir şeyin nerede olduğunu öğrenmek
They found the lost dog
Kayıp köpeği buldular
kurmak
bir şeyi başlatmak veya oluşturmak
He founded a new company
Yeni bir şirket kurdu
karar vermek
yasal bir süreçte bir sonuca veya hükme ulaşmak
The court found that the agreement was invalid
Mahkeme sözleşmenin geçersiz olduğuna karar verdi
herkes
Sahnedebütün insanlar
Everyone is here
Herkes burada
herkes
her bir kişi
Everyone likes music
Herkes müziği sever
herkes
tüm kişiler
Everyone is happy
Herkes mutlu
başlangıçta
başlangıçta
At first, I didn't like it
Başlangıçta onu sevmedim
hmm
Sahnededüşünürken veya tereddüt ederken çıkarılan ses
Hmm, let me think
Hmm, bir düşüneyim
gelin
Sahnedeevlenmek üzere olan veya yeni evlenmiş kadın
The bride looked beautiful
Gelin güzel görünüyordu
kampanya
Sahnedebir amaca ulaşmak için yürütülen organize çalışmalar
The politician started his campaign
Politikacı kampanyasına başladı
kampanya
belirli bir hedefi gerçekleştirmek için yapılan planlı çalışmalar
The company launched a new ad campaign
Şirket yeni bir reklam kampanyası başlattı
kampanya
rol yapma oyunlarındaki birbiriyle bağlantılı maceralar dizisi
We started a new campaign in our game
Oyunumuzda yeni bir kampanyaya başladık
sürtük
Sahnedebir kadın veya kişi için kullanılan kaba bir kelime
He called her a bitch
Ona sürtük dedi
sızlanmak
memnuniyetsizliğini veya rahatsızlığını dile getirmek
Stop bitching about the weather
Hava hakkında sızlanmayı bırak
dişi köpek
dişi köpek
The bitch is guarding her puppies
Dişi köpek yavrularını koruyor
zorlu iş
zor ve can sıkıcı durum veya görev
Solving this problem is a real bitch
Bu problemi çözmek çok zorlu bir iş
uyarı
dikkat çekmek için yapılan bildirim
Give me a heads up
Bana bir ön uyarı yap
yukarı çıkmak
daha yüksek bir yere doğru gitmek
We will head up the mountain
Dağa doğru çıkacağız
yönetmek
bir şeyin sorumluluğunu üstlenmek
She will head up the new project
Yeni projeyi o yönetecek
sessiz
Sahnedeaz veya hiç gürültü çıkarmayan
The room is quiet
Oda sessiz
sessizce
gürültüsüz bir şekilde
Keep quiet
Sessiz kal
çöp
Sahnedeatılan istenmeyen yiyecekler veya diğer şeyler
Take out the garbage
Çöpleri dışarı çıkar
çöp
istenmeyen atık malzeme
Please take out the garbage
Lütfen çöpü dışarı çıkar
görünmek
Sahnedebelirli bir şekilde görünmek
You look happy
Mutlu görünüyorsun
görünüş
Sahnedebirinin dış görünüşü veya çekiciliği
I like her look
Onun görünüşünü seviyorum
bak
Sahnedebirinin dikkatini çekmek için kullanılır
Look, we are late
Bak, geç kaldık
bakmak
Sahnedegözleri bir şeye doğru çevirmek
Look at the bird
Kuşa bak
yaygın
Sahnedesıkça rastlanan veya birçok yerde bulunan
This is a common mistake
Bu yaygın bir hata
ortak
iki veya daha fazla kişiye ait olan veya paylaşılan
We have a common goal
Ortak bir hedefimiz var
ortak
çok sayıda insan tarafından kullanılan
English is a common language
İngilizce ortak bir dildir
stresli
Sahnedeendişe veya baskıya neden olan
My job is very stressful
İşim çok stresli
tamam
Sahnedekabul veya onay belirtmek için kullanılır
Okay, I agree
Tamam, katılıyorum
peki
Sahnedebir cümleye başlamak veya dikkat çekmek için kullanılır
Okay, let's go
Peki, hadi gidelim
iyi
iyi veya kabul edilebilir durumda olan
I am okay
İyiyim
son kez
diğer hepsinden sonra gelen
This is the last time
Bu son kez
geçen sefer
şu andan hemen önce gerçekleşen
I went there last time
Geçen sefer oraya gittim
geçen sefer
şu andan önceki en yakın zaman
I ate sushi last time
Geçen sefer sushi yedim
kesinlikle
Sahnedehiçbir şüphe olmadan veya tamamen
I absolutely agree with you
Sana kesinlikle katılıyorum
hatırlatmak
Sahnedebirine bir şeyi hatırlamasını sağlamak
Please remind me to call him
Lütfen ona telefon etmemi hatırlat
tıkırtı
Sahnedesaat sesine benzer kısa ve keskin ses
I hear the ticking of the clock
Saatin tıkırtısını duyuyorum
tik tak
kısa ve keskin tekrarlanan bir ses çıkarma
I can hear the ticking clock
Saatin tik tak sesini duyabiliyorum
grup
Sahnedebir arada olan şeyler topluluğu
I baked a batch of cookies
Bir parti kurabiye pişirdim
hidrasyon
Sahnedevücudun yeterli miktarda suya sahip olma durumu
Proper hydration is important for health
Doğru hidrasyon sağlık için önemlidir
şeker
Sahnedeşekerle yapılan küçük ve tatlı yiyecek
Do you want some candy?
Biraz şeker ister misin?
şekerleme
şekerden yapılan tatlı yiyecek
She bought some candy at the store
Mağazadan biraz şekerleme aldı
şekerleme
şeker veya çikolatadan yapılan tatlı yiyecek
I bought some candy at the store
Mağazadan biraz şekerleme aldım
şeker
şekerden yapılmış küçük tatlı parça
She gave me a piece of candy
Bana bir parça şeker verdi
deneme
Sahnedebir şeyin çalışıp çalışmadığını görmek için yapılan test
This is a free trial
Bu ücretsiz bir denemedir
duruşma
birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için yapılan yasal süreç
The trial begins tomorrow
Duruşma yarın başlıyor
sınav
zorlu veya tatsız bir deneyim
Her life has been full of trials
Hayatı pek çok sınavla doluydu
yargılama
birinin suçlu olup olmadığına karar verilen resmi mahkeme
The trial lasted for two weeks
Yargılama iki hafta sürdü
düşünmek
Sahnedebir fikre veya görüşe sahip olmak
I think it is a good idea
Bunun iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum
düşünmek
fikirler oluşturmak için zihnini kullanmak
I need to think
Düşünmem gerekiyor
anlamak
bir şeyi kavramak veya anlamak
I think I understand
Sanırım anlıyorum
düşünmek
bir konu üzerinde zihinsel işlem yapmak
I think he is coming
Onun geldiğini düşünüyorum
bekle
bir şeyin olması için beklemek
Wait for it, the surprise is coming
Bekle, sürpriz geliyor
yükselmek
Sahnedeyukarı doğru hareket etmek
The sun rises in the east
Güneş doğudan yükselir
artmak
miktar veya değerce çoğalmak
Prices rise every year
Fiyatlar her yıl artar
tepki
birinin verdiği öfkeli veya duygusal yanıt
He tried to get a rise out of me
Benden tepki almaya çalıştı
ayaklanmak
bir yönetime veya hükümdara karşı savaşmaya başlamak
The people decided to rise against the king
Halk krala karşı ayaklanmaya karar verdi
bebeğim
Sahnedesevilen birine hitap şekli
I love you baby
Seni seviyorum bebeğim
bebek
çok küçük çocuk
The baby is sleeping
Bebek uyuyor
mızmız
olgunlaşmamış gibi davranan kişi
Don't be such a baby
Bu kadar mızmız olma
yavru
çok genç hayvan
Look at that baby goat
Şu yavru keçiye bak
sonunda
Sahnedeuzun bir süre sonra veya nihayet
He finally arrived home
Sonunda eve vardı
sonunda
uzun bir zaman veya çabadan sonra
I finally finished my homework
Ödevimi sonunda bitirdim
sonunda
uzun bir süre veya gecikmeden sonra
He finally finished the project
Projeyi sonunda bitirdi
son olarak
bir listenin veya konuşmanın sonunu belirtmek için
Finally we will look at the budget
Son olarak bütçeye bakacağız
yerleştirmek
Sahnedeeşyaları bir kabın içine doldurmak
Pack the boxes
Kutuları doldur
sürü
bir arada bulunan canlılar grubu
A pack of dogs
Bir köpek sürüsü
yumruk atmak
bir şeye kuvvetle vurmak
He packs a hard punch
O çok sert yumruk atar
paket
bir şeyin içinde bulunduğu küçük kap
I bought a pack of gum
Bir paket sakız aldım
muz
Sahnedeuzun ve sarı bir meyve
I like to eat bananas
Muz yemeyi severim
kaçık
aklı başında olmayan veya saçma
He is acting a bit banana
Biraz kaçık davranıyor
yanında kalmak
biriyle veya aynı yerde kalmaya devam etmek
I will stay with my friend tonight
Bu gece arkadaşımın yanında kalacağım
beyan
Sahnedesöylenen veya yazılan şey
He made a strong statement
Güçlü bir beyanda bulundu
hesap özeti
finansal işlemlerin yazılı kaydı
I checked my bank statement
Banka hesap özetimi kontrol ettim
buzlu çay
çay ve buzdan yapılan soğuk bir içecek
I would like an iced tea
Bir buzlu çay istiyorum
park
Sahnedeağaçların ve çimlerin olduğu kamusal alan
I go to the park
Parka giderim
park etmek
bir aracı bir yere bırakmak
Park the car here
Arabayı buraya park et
kurulmak
bir yere rahatça yerleşip oturmak
You can park yourself on the couch
Koltuğa kurulabilirsin
çok sevmek
Sahnedebirine veya bir şeye derin bir sevgi ve hayranlık duymak
I adore my grandchildren
Torunlarımı çok seviyorum
çok sevmek
birini veya bir şeyi derin bir sevgiyle sevmek
I adore my family
Ailemi çok seviyorum
buhar odası
Sahnedebuhar banyosu için ısıtılmış oda
The hotel has a steam room
Otelin bir buhar odası var
sauna
terlemek ve rahatlamak için kullanılan sıcak oda
I love going to the sauna
Saunaya gitmeyi severim
sarışın
Sahnedeaçık renkli saça sahip olan
She has blond hair
Onun sarı saçları var
sarışın
açık sarı veya altın rengi saça sahip olan
She has beautiful blond hair
Güzel sarı saçları var
sahte
Sahnedegerçek bir şeye benzeyecek şekilde yapılmış
This is a fake diamond
Bu sahte bir elmas
uydurmak
doğru olmayan bir şeyi gerçek gibi söylemek
He faked the data
Verileri uydurdu
yapmacık
gerçek olmayan veya samimi olmayan
Her smile is fake
Gülümsemesi yapmacık
numara yapmak
gerçek olmadığı halde gerçekmiş gibi göstermek
He faked a cough
Öksürme numarası yaptı
iyi
Sahnedeyeterince iyi veya tatmin edici
I feel fine today
Bugün iyi hissediyorum
para cezası
bir kural veya yasayı çiğnediğiniz için ödemeniz gereken para
He paid a fine for parking
Park ettiği için para cezası ödedi
ince
kalın olmayan
The pen has a fine tip
Kalemin ince bir ucu var
tamam
karşıdakinin anladığından emin olmak veya konuşmada duraksamak için kullanılan sözcük
Fine I will be there at five
Tamam saat beşte orada olacağım
ha
Sahnedekafa karışıklığını veya tekrar isteğini belirtir
Huh? Who is that?
Ha? O kim?
değil mi
karşıdakinin katılıp katılmadığını sormak için kullanılır
It's hot, huh?
Hava sıcak, değil mi?
çok
Sahnedebir kelimeyi vurgulamak için kullanılan gayri resmi ifade
It is bloody cold today
Bugün hava çok soğuk
kanatmak
kan akmasına neden olmak
He bloodied his nose in the fight
Kavga sırasında burnunu kanattı
kanlı
şiddet veya ölüm içeren
It was a very bloody battle
Çok kanlı bir savaştı
çığlık atmak
Sahnedeyüksek sesle ve tiz bir şekilde bağırmak
She started to scream
Çığlık atmaya başladı
çığlık atmak
yüksek sesle bağırmak
She started to scream
O çığlık atmaya başladı
özel
Sahnedealışılmışın dışında ve farklı olan
I have a special task for you
Senin için özel bir görevim var
özel
sınırlı süreliğine sunulan ürün veya hizmet
The lunch special is very cheap
Öğle yemeği menüsü çok ucuz
özel program
belirli bir olay veya konu için hazırlanan televizyon programı
We watched a holiday special on TV
Televizyonda bir bayram özel programı izledik
özel ikram
zevk veren bir şey
Getting ice cream was a special treat
Dondurma yemek özel bir ikramdı
bir şekilde
Sahnedenasıl olduğu bilinmeyen bir şekilde
I will finish it somehow
Onu bir şekilde bitireceğim
alkollü
Sahnedealkolün etkisinde olan
He felt a bit boozy after the party
Partiden sonra biraz alkollü hissetti
madıkça
Sahnedebaşka bir durum olmadıkça
I won't go unless you come
Sen gelmedikçe gitmeyeceğim
-medikçe
bir şeyin gerçekleşmesinin başka bir durumun olmamasına bağlı olduğunu belirtir
You cannot pass unless you study hard
Çok çalışmadıkça geçemezsin
avukat
Sahnedehukuki konularda müvekkillerini temsil eden kişi
He is a good lawyer
O iyi bir avukattır
avukatlık yapmak
biri için avukat olarak hareket etmek
He will lawyer the case
Davaya avukatlık yapacak
tarif
Sahnedeyemek hazırlamak için gereken talimatlar
I have a cake recipe
Bir pasta tarifim var
formül
bir sonucun ortaya çıkmasına neden olan yöntem
This is a recipe for success
Bu, başarının formülüdür
tarif
bir yemeğin nasıl hazırlanacağını anlatan talimatlar
I found a new recipe for cake
Yeni bir pasta tarifi buldum
şişe
Sahnedesıvılar için kullanılan cam veya plastik kap
The water is in the bottle
Su şişenin içinde
şişelemek
bir şeyi şişenin içine koymak
They bottle the wine
Şarabı şişeliyorlar