

Lost — 1. Sezon Bölüm 18
Kelimeler ve anlamları
514 kelime
saat
Sahnede60 dakikaya eşit süre
I will be there in one hour
Bir saat içinde orada olacağım
saat
bir günün yirmi dört parçasından biri
We will leave in one hour
Bir saat içinde ayrılacağız
saat
60 dakikalık zaman dilimi
I will be there in an hour
Bir saat içinde orada olacağım
eve gitmek
Sahnedeyaşadığın yere dönmek
I want to go home now
Şimdi eve gitmek istiyorum
fikir
Sahnedebir düşünce veya inanç
He has a strange notion about it
Bu konuda garip bir fikri var
daha önce
Sahnededaha önceki bir zamanda
She previously worked here
O daha önce burada çalışmıştı
daha önce
şimdiden önceki bir zamanda
I met her previously
Onunla daha önce tanıştım
yalnız kalma zamanı
Sahnedebaşkaları olmadan geçirilen zaman
I need some alone time to relax
Rahatlamak için biraz yalnız kalma zamanına ihtiyacım var
hak etmek
Sahnedebir şeyi elde etmeye değer olmak
You deserve to be happy
Mutlu olmayı hak ediyorsun
hak etmek
bir şeye layık olmak
You deserve a break
Bir molayı hak ediyorsun
fırsatı olmak
Sahnedebir şeyi yapma şansı bulmak
You get to meet the director
Yönetmenle tanışma fırsatın var
varmak
bir yere ulaşmak
How do I get to the station
İstasyona nasıl giderim
şansı olmak
bir şeyi yapma imkanına sahip olmak
I get to visit Japan
Japonya'yı ziyaret etme şansım var
başlamak
bir işe girişmek
We will get to the main topic soon
Ana konuya yakında başlayacağız
etkilemek
birinin duygularını sarsmak veya üzmek
Her bad mood started to get to me
Onun kötü ruh hali beni etkilemeye başladı
sal
Sahnedesuyun üzerinde yüzmek için kullanılan düz yapı
They built a raft from logs
Kütüklerden bir sal yaptılar
sal ile gitmek
su üzerinde sal kullanarak seyahat etmek
We decided to raft across the lake
Gölü sal ile geçmeye karar verdik
sal
suyun üzerinde yüzebilen düz platform
He stood on a wooden raft
Ahşap bir salın üzerinde duruyordu
şişme bot
tahtadan veya kauçuktan yapılmış küçük düz tekne
We rented a rubber raft
Bir şişme bot kiraladık
imkansız
Sahnedebir şeyin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını belirtmek için kullanılır
No way he can win
Onun kazanması imkansız
hadi canım
şaşkınlık ifade etmek veya bir şeye inanmakta güçlük çekmek
No way you won the lottery
Hadi canım piyangoyu kazandığına inanamıyorum
asla
kesin bir dille reddetmek veya bir şeyi kabul etmemek
No way am I doing that
Asla bunu yapmayacağım
asla
bir şeyi yapmayı reddetmek için kullanılan ifade
No way I am doing that
Bunu asla yapmam
vardı
Sahnedebir yere ulaşmak
I got home late
Eve geç vardım
edinmek
Sahnedebir şeye sahip olmak
He got a new car
Yeni bir araba edindi
haline gelmek
değişip yeni bir duruma girmek
It got dark outside
Dışarısı karardı
anlamak
bir şeyi doğru şekilde kavramak veya duymak
I finally got the message
Sonunda mesajı anladım
Kalan 504 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 514 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap