

Lost — 3. Sezon Bölüm 14
Kelimeler ve anlamları
470 kelime
aramak
Sahnedebir şeyi bulmaya çalışmak
I am looking for my keys
Anahtarlarımı arıyorum
beklemek
bir şeyin olacağını ummak ya da tahmin etmek
You are looking for trouble
Bela arıyorsun
bıçak
Sahnedebir şeyleri kesmek için kullanılan keskin araç
He sharpened his knife before cutting the rope
İpi kesmeden önce bıçağını biledi
bıçaklamak
birine kesici aletle saldırmak
He was afraid that someone would knife him
Birinin onu bıçaklamasından korkuyordu
bıçak
kesme işlerinde kullanılan keskin alet
Use a knife to cut the apple
Elmayı kesmek için bir bıçak kullan
bıçak
kesmek için keskin kenarı olan bir alet
I use a knife to cut bread
Ekmek kesmek için bir bıçak kullanırım
tırnak
Sahnedeparmak ucundaki sert ince tabaka
She painted her nails
Tırnaklarını boyadı
suçunu kanıtlamak
birinin suçlu olduğunu ispatlamak
The police finally nailed the thief
Polis sonunda hırsızın suçunu kanıtladı
çivi
bir şeyleri birleştirmek için kullanılan sivri uçlu ince metal parça
I hit the nail with a hammer
Çiviyi çekiçle çaktım
çivilemek
bir şeyi çivi ile sabitlemek
I will nail the board to the wall
Tahtayı duvara çivileyeceğim
yedi maçlık seri
Sahnededört galibiyete ulaşanın kazandığı yarışma düzeni
The final is a best of seven series
Final yedi maçlık bir seridir
rica etmek
Sahnedebir şey istemek
I ask for a pen
Bir kalem rica ediyorum
sormak
Sahnedebirine soru yöneltmek
I need to ask a question
Bir soru sormam gerekiyor
istemek
bir şeyi yapmayı planlamak
I ask to do this task
Bu görevi yapmayı istiyorum
uygun
Sahnedebelirli bir durum için doğru olan
He is not fit for the job
Bu iş için uygun değil
formda
güçlü ve fiziksel olarak sağlıklı
She exercises to stay fit
Formda kalmak için egzersiz yapıyor
nöbet
aniden gelen güçlü bir duygu veya davranış
He had a fit of anger
Bir öfke nöbeti geçirdi
uymak
bir şeyin bir yere girecek doğru boyutta veya şekilde olması
The key fits the lock perfectly
Anahtar kilide tam uyuyor
kalmadı
Sahnedebir şeyin elinde tükenmiş olması
We are out of sugar
Şekerimiz kalmadı
nedeniyle
Sahnedebir şeyin sonucu olarak
I did it out of curiosity
Bunu meraktan yaptım
dışarı
bir yerin içinden dışına doğru hareket etmek
She ran out of the room
Odadan dışarı koştu
dışında tutmak
birini veya bir şeyi dahil etmemek
They kept me out of the meeting
Beni toplantının dışında tuttular
-den
bir yerden veya kaynaktan gelmek
I got the water out of the tap
Suyu musluktan aldım
arasından
bir grubun içinden seçilmek
Choose one out of these three
Bu üçünün arasından bir tane seç
içinden
bir şeyin iç kısmından gelmek
He came out of the room
Odanın içinden geldi
yoksun
bir şeye sahip olmamak
We are out of bread
Ekmeksiz kaldık
uzaklaşarak
bir yerden ayrılmak
Please get out of my house
Lütfen evimden çık
dışında
artık bir grubun parçası olmamak
He is out of the team
O artık takımın dışında
tükenmiş
bir şeyin bitmiş olması
We are out of gas
Benzinimiz bitti
dışarıda
bir yerin içinde olmamak
She is out of the office
Ofisin dışında
dışarı
bir yerin içerisi olmaması
Stay out of the rain
Yağmurun dışında kal
çıkararak
bir şeyi bir yerden almak
Take the keys out of your pocket
Anahtarları cebinden çıkar
alınarak
birini veya bir şeyi bir yerden uzaklaştırmak
They took the boy out of school
Çocuğu okuldan aldılar
kalmamış
bir şeyin tamamen bitmiş olması
We are out of sugar for the tea
Çay için şekerimiz kalmadı
kontrol etmek
Sahnedebir şeye dikkatlice bakmak
Please check your answers
Lütfen cevaplarınızı kontrol edin
hesap
ödenmesi gereken miktarı gösteren belge
Can I have the check please
Hesabı alabilir miyim lütfen
kareli
kumaş üzerindeki küçük kareli desen
He wore a check shirt
Kareli bir gömlek giydi
hesap
bir hizmet veya yemek için ne kadar borcunuz olduğunu gösteren kağıt parçası
Could we have the check please
Hesabı alabilir miyiz lütfen
biriyle yatmak
Sahnedebirisiyle cinsel ilişkiye girmek
He slept with her
Onunla yattı
aynı yatağı paylaşmak
başka bir kişiyle aynı yatakta uyumak
She sleeps with her brother
O erkek kardeşiyle aynı yatağı paylaşıyor
cinsel ilişkiye girmek
biriyle cinsel birleşme yaşamak
They slept with each other
Birbirleriyle cinsel ilişkiye girdiler
aynı yatakta yatmak
biriyle aynı yatakta uyumak
I slept with my baby
Bebeğimle aynı yatakta yattım
kötü adam
Sahnedekötü işler yapan kişi
The bad guy lost the fight
Kötü adam kavgayı kaybetti
kötü adam
iyi veya nazik olmayan kişi
He is a bad guy
O kötü bir adam
Kalan 460 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 470 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap