

Modern Family — 4. Sezon Bölüm 20
Kelimeler ve anlamları
581 kelime
Seviye
tahmin etmek
Sahnedegelecekte ne olacağını önceden söylemek
The experts predict rain tomorrow
Uzmanlar yarın yağmur yağacağını tahmin ediyor
cappuccino
Sahnedesüt köpüklü kahve içeceği
I want a cappuccino
Bir cappuccino istiyorum
yaşasın
Sahnedeheyecan veya sevinç bildiren ünlem
Yippee ki yay I finally finished my work
Yaşasın sonunda işimi bitirdim
futbol
Sahnedeiki takımın topu kaleye sokmaya çalıştığı bir spor
I like to play soccer
Futbol oynamayı severim
an
Sahnedeçok kısa bir zaman dilimi
Wait a moment
Bir an bekle
şu an
şimdiki zaman dilimi
I am busy at the moment
Şu anda meşgulüm
süre
oldukça kısa bir zaman parçası
It only took a moment
Sadece kısa bir süre aldı
çalışmak
Sahnedebir işte maaş karşılığı görev almak
I work at a shop
Bir dükkanda çalışıyorum
çalışmak
bir işte uğraşmak veya görev yapmak
She works at a hospital
O bir hastanede çalışıyor
çalışmak
bir şeyin amaçlandığı gibi işlemesi veya işlev görmesi
This machine does not work at high speeds
Bu makine yüksek hızlarda çalışmıyor
finansal
Sahnedepara veya finans ile ilgili
He is facing financial problems
Finansal sorunlar yaşıyor
pürüzlü
Sahnedepürüzlü ya da zor olan
This surface is ruff
Bu yüzey çok pürüzlü
hav
köpeklerin çıkardığı ses
The dog gave a ruff
Köpek hav dedi
öğrenmek
Sahnedebir şeyi öğrenmek veya keşfetmek
I will find out the answer
Cevabı öğreneceğim
yakalanmak
birinin hatalı veya dürüst olmayan bir şey yaptığını keşfetmek
I hope he does not find out
Umarım o yakalanmaz
çatı kiremidi
Sahnedeçatıları kaplamak için kullanılan küçük yassı parça
The storm damaged the roof shingles
Fırtına çatı kiremitlerine zarar verdi
tabela
bir uzmanın kendi işini kurduğunu göstermek için kullanılan küçük levha
The new lawyer put up his shingle
Yeni avukat tabelasını astı
yorum
Sahnedebir olay hakkında yapılan sözlü veya yazılı değerlendirme
He provided a commentary on the movie
Film hakkında bir yorum yaptı
anlatım
bir olay sırasında yapılan sözlü açıklama
The game had an excellent commentary
Oyunun harika bir anlatımı vardı
yüzyıl
Sahnedeyüz yıllık süre
The castle is five centuries old
Kale beş yüzyıllık
hizmetçi
Sahnedebaşkası için çalışan kişi
The servant cleaned the house
Hizmetçi evi temizledi
hizmetçi
başkasının evinde çalışan kişi
They hired a servant to clean the house
Evi temizlemek için bir hizmetçi tuttular
sorun
Sahnedebaşa çıkması zor olan şey
I have a problem with my car
Arabamla ilgili bir sorunum var
problem
Sahnedezorluk çıkaran bir soru veya durum
This math problem is hard
Bu matematik problemi zor
sorun değil
bir teşekkür veya özür sonrasında önemli olmadığını belirtmek için kullanılan ifade
Thanks for the help, it was no problem
Yardım için teşekkürler, hiç sorun değildi
sorun
çözülmesi gereken mesele
This is a big problem
Bu büyük bir sorun
çok çalışmak
Sahnedebir şeyi başarmak için yoğun çaba sarf etmek
I work hard at my job
İşimde çok çalışıyorum
gücü yetmek
Sahnedebir şeyi satın almak veya yapmak için yeterli paraya sahip olmak
I cannot afford a new car
Yeni bir arabaya gücüm yetmez
sağlamak
bir şeyi vermek veya sunmak
The tree affords us shade
Ağaç bize gölge sağlar
katlanmak
bir şeye dayanabilmek ya da onu kabul edebilmek
I could no longer afford his rude behavior
Artık onun kaba davranışlarına katlanamıyordum
önemli
Sahnedebüyük anlamı veya değeri olan
Education is important
Eğitim önemlidir
saçma
Sahnedemantıksız veya saçma
That is a ridiculous idea
Bu saçma bir fikir
akıl almaz
aşırı derecede saçma veya mantıksız
The price is ridiculous
Fiyat akıl almaz
gülünç
çok saçma veya komik
You look ridiculous in that hat
O şapkayla gülünç görünüyorsun
saçma
çok aptalca veya mantıksız olan
Your idea is completely ridiculous
Senin fikrin tamamen saçma
eşcinsel
Sahnedeaynı cinsiyetten kişilere ilgi duyan
He is gay
O eşcinsel
eşcinsel
LGBTQ kültürüyle ilişkilendirilen kişi
He is an openly gay man
O açık bir eşcinsel erkek
eğlenceli
insanları güldürmeyi amaçlayan neşeli durum
The party had a gay atmosphere
Partinin eğlenceli bir atmosferi vardı
iyi
Sahnedeyüksek kalitede veya tatmin edici
This is a good book
Bu iyi bir kitap
mal
Sahnedealınıp satılan ürünler
These are luxury goods
Bunlar lüks mallardır
epey
bir miktarı veya dereceyi vurgulayan söz
It took a good ten minutes
Epey bir on dakika sürdü
olur
kabul veya onay bildiren bir ifade
Good, let's do that
Olur, bunu yapalım
saat
Sahnede60 dakikaya eşit süre
I will be there in one hour
Bir saat içinde orada olacağım
saat
bir günün yirmi dört parçasından biri
We will leave in one hour
Bir saat içinde ayrılacağız
saat
60 dakikalık zaman dilimi
I will be there in an hour
Bir saat içinde orada olacağım
kedi
Sahnedeküçük tüylü bir evcil hayvan
The cat is sleeping
Kedi uyuyor
meşgul
Sahnedeyapılacak çok işi olan
I am very busy today
Bugün çok meşgulüm
özel şaka
Sahnedesadece belirli bir grubun anladığı espri
They have an inside joke about the cat
Kedi hakkında özel bir şakaları var
dar
Sahnedevücuda çok sıkı oturan
This shirt is too tight
Bu gömlek çok dar
dar
iki taraf veya miktar arasında çok az fark olması
The schedule is very tight
Program çok dar
zorlu
başa çıkması güç olan
We are in a tight situation
Zorlu bir durumdayız
sıkı
yerinde sağlam bir şekilde tutulan
The lid of the jar is tight
Kavanozun kapağı sıkı
resmen
Sahnederesmi bir şekilde
They are officially married
Onlar resmen evli
resmen
resmi kurallara veya prosedürlere uygun bir şekilde
The building was officially opened yesterday
Bina dün resmen açıldı
ego
Sahnedekişinin kendisini aşırı önemli görmesi
His ego is too big
Egosu çok büyük
benlik
kişinin kendi varlığıyla ilgili algısı
He has a strong ego
Güçlü bir benliği var
deniz
Sahnededünyanın büyük bir kısmını kaplayan tuzlu su kütlesi
I love swimming in the sea
Denizde yüzmeyi severim
yığın
bir şeyin çok büyük miktarı veya sayısı
I saw a sea of faces
Bir insan yığını gördüm
deniz
dünya yüzeyinin çoğunu kaplayan büyük tuzlu su kütlesi
They swam in the sea today
Bugün denizde yüzdüler
pantolon
Sahnedevücudun alt kısmını örten giysi
I am wearing black pants
Siyah pantolon giyiyorum
berbat
çok düşük kaliteli veya kötü
This movie was pants
Bu film berbattı
küçük düşürmek
birinin pantolonunu şaka olsun diye indirip onu utandırmak
He decided to pants his friend to embarrass him
Arkadaşını utandırmak için pantolonunu indirdi
pantolon
bacakları örten bir giysi türü
I bought new blue pants
Yeni mavi bir pantolon aldım
beklemek
Sahnedebir şeyin olmasını ya da birinin gelmesini umarak durmak
Please wait for me
Lütfen beni bekle
hizmet etmek
birine yardım etmek için onun işlerini yapmak
The server waits on the guests
Garson konuklara hizmet eder
sabırsızlanmak
bir şeyin olması için heyecan duymak
I can't wait for summer
Yaz için sabırsızlanıyorum
beklemek
kısa bir süreliğine durmak
Please wait a moment
Lütfen bir an bekle
anlamak
Sahnedebilgiden sonuç çıkarmak
I gather that you are tired
Yorgun olduğunuzu anlıyorum
toplamak
insanları veya nesneleri bir araya getirmek
Please gather your things before we leave
Gitmeden önce lütfen eşyalarını topla
küçük
Sahnedeboyutu büyük olmayan
This is a small cat
Bu küçük bir kedi
önemli olmak
Sahnedebir şeyin değer veya önem taşıması
It does not matter to me
Bu benim için önemli değil
süre
kısa bir zaman dilimi
It happened in a matter of days
Bu birkaç gün içinde oldu
madde
eşyaların yapıldığı fiziksel temel
Everything is made of matter
Her şey maddeden yapılmıştır
mesele
ele alınması gereken önemli bir konu
This is a private matter
Bu özel bir mesele
zeka
Sahnededüşünme ve öğrenme yeteneği
He has a great brain
Onun harika bir zekası var
beyin
düşünce ve duyguları kontrol eden, kafanın içindeki yumuşak organ
The brain controls the body
Beyin vücudu kontrol eder
muayene
bir sağlık durumunu kontrol etme işlemi
The doctor performed a medical examination
Doktor bir muayene yaptı
kafasına vurmak
birinin kafasına çok sert şekilde vurmak
He threatened to brain his enemy with a club
Düşmanının kafasına sopayla vurmakla tehdit etti
evlenmek
Sahnedebirisiyle hayatını birleştirmek
They decided to marry last year
Geçen yıl evlenmeye karar verdiler
evlenmek
Sahnedebiriyle eş olmak
They want to marry soon
Yakında evlenmek istiyorlar
adamak
bir şeye kendini tamamen bağlamak
He married his life to music
Hayatını müziğe adadı
söyledi
Sahnedebirine bilgi vermek
He told me the secret
Bana sırrı söyledi
söyledi
birine bir şeyi anlatmak veya bildirmek
She told me a secret
Bana bir sır söyledi
seçim
Sahnedebir şeyi seçme eylemi veya seçilen şey
It was a difficult choice
Zor bir seçimdi
seçkin
çok iyi kalitede olan
We were served choice wine
Bize seçkin bir şarap ikram edildi
seçim
birinin en çok tercih ettiği şey
This blue dress is my choice
Bu mavi elbise benim seçimim
saç
Sahnedekafa derisinde yetişen teller
I cut my hair
Saçımı kestirdim
kıl payı
çok küçük bir miktar veya mesafe
He won by a hair
Kıl payı kazandı
kıl
insan vücudunda yetişen ince teller
He has hair on his arms
Kollarında kıl var
saç
insanın başında büyüyen ince teller
She has long brown hair
Onun uzun kahverengi saçları var
Zor Ölüm
Sahnedeünlü bir aksiyon filmi
Die Hard is a famous action movie
Zor Ölüm ünlü bir aksiyon filmidir
pes etmemek
zorluklara rağmen mücadeleye devam etmek
He decided to die hard and finish his project
Projesini bitirmek için pes etmeden devam etmeye karar verdi
fanatik
çok sadık ve kararlı
He is a die-hard fan of this band
O bu grubun fanatik bir hayranı
başla
Sahnedemüzik çalmaya veya performansa başlamak
Ready? Hit it!
Hazır mısınız? Başlayın!
film
Sahnedesinemada veya televizyonda gösterilen hikaye
I love watching movies
Film izlemeyi severim
bastırmak
Sahnedebir şeyi hareket ettirmek için baskı uygulamak
Push the button
Düğmeye bas
zorlamak
birini bir şey yapmaya teşvik etmek
My parents push me to study
Ailem beni ders çalışmaya zorluyor
uyuşturucu satmak
yasadışı uyuşturucu maddeleri insanlara satmaya çalışmak
He was caught pushing drugs on the street
Sokakta uyuşturucu satarken yakalandı
öğle yemeği
Sahnedegün ortasında yenilen yemek
I have lunch at noon
Öğle yemeğini öğlen yerim
lütfen
Sahnedenazik bir ricada bulunmak için kullanılır
Please help me
Lütfen bana yardım et
memnun etmek
birini mutlu etmek
I want to please my parents
Ailemi memnun etmek istiyorum
istediğini yapmak
birinin kendi keyfine göre hareket etmesi
You can do as you please
İstediğini yapabilirsin
katkıda bulunmak
Sahnedebir amaca veya duruma yardımcı olmak için bir şey vermek
Everyone should contribute to the project
Herkes projeye katkıda bulunmalı
yine de
Sahnedebuna rağmen
It was delicious though
Yine de lezzetliydi
rağmen
bir durumun tersine rağmen
Though it was raining we went out
Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktık
her ne kadar
karşıt bir durumu ifade etmek için kullanılır
Though he was tired he kept working
Her ne kadar yorgun olsa da çalışmaya devam etti
yine de
bir cümlede karşıt bir fikir belirtmek için kullanılır
It is a bit expensive though
Yine de biraz pahalı
ikinci
Sahnedebirinciden sonra gelen
This is my second book
Bu benim ikinci kitabım
saniye
Sahnededakikanın altmışta biri olan zaman birimi
Wait for a second
Bir saniye bekle
ikinci porsiyon
yemeğin ikinci servis edilen kısmı
I want a second helping
İkinci bir porsiyon istiyorum
desteklemek
bir öneriye resmi olarak destek vermek
I second the motion
Öneriyi destekliyorum
abartmak
Sahnedebir durumun önemini olduğundan fazla göstermek
The media tends to overplay this event
Medya bu olayı abartmaya meyilli
en iyi
Sahnedeçok iyi veya mükemmel olan
He is the greatest player
O en iyi oyuncudur
en büyük
boyut veya miktar olarak en fazla olan
This is the greatest mountain
Bu en büyük dağ
en yüksek
derece veya seviye olarak en üstte olan
She achieved the greatest success
O en yüksek başarıyı elde etti
gece boyunca
Sahnedegecenin tamamı boyunca
I stayed awake all night
Gece boyunca uyanık kaldım
harika
Sahnedeçok iyi
This cake is fantastic
Bu kek harika
inanılmaz
çok büyük ölçüde
He spent a fantastic amount of money
İnanılmaz miktarda para harcadı
bira
Sahnedetahıldan yapılan alkollü bir içecek
I would like a beer
Bir bira istiyorum
sağlamak
birine bir şey vermek
Can you beer me the pen
Bana kalemi sağlayabilir misin
ikram etmek
birine özellikle alkollü bir içecek vermek
Let me beer you a drink
Sana bir içecek ikram edeyim
teşekkür etmek
Sahnedebirine minnettarlığını bildirmek
I want to thank you
Sana teşekkür etmek istiyorum
teşekkür
minnet veya şükran ifadesi
Many thanks for the help
Yardım için çok teşekkürler
hızlı
Sahnedekısa sürede gerçekleşen veya yapılan
She gave a quick answer
Hızlı bir cevap verdi
tırnak eti
tırnakların altındaki hassas deri dokusu
He cut his nail too short and reached the quick
Tırnağını çok kısa kesti ve tırnak etine ulaştı
kavrayışlı
bir şeyleri hızlı düşünebilen veya anlayabilen
She has a quick mind
O hızlı kavrayan bir zihne sahip
kuru
Sahnedesu veya nem içermeyen
The grass is dry
Çimler kuru
sıkıcı
ilginç olmayan
The history lecture was dry
Tarih dersi sıkıcıydı
ayık
alkol almamış olan
He has been dry for a year
Bir yıldır ayık
tükenmiş
enerjisi veya kaynağı kalmamış
My motivation for this project is dry
Bu proje için motivasyonum tükendi
inşaat
Sahnedebir yapının kurulması işlemi
The bridge is under construction
Köprü inşaat aşamasında
rol yapmak
Sahnedebir filmde veya oyunda rol üstlenmek
He plays a doctor in the movie
Filmde bir doktoru canlandırıyor
oynamak
Sahnedeeğlenmek için bir şeyler yapmak
The children play in the garden
Çocuklar bahçede oynuyor
ses çıkarmak
bir ses oluşturmak
The toy plays music
Oyuncak müzik çalar
kibar
Sahnedebaşkalarına karşı nazik ve saygılı davranan
He is a very polite boy
O çok kibar bir çocuk
hecelemek
Sahnedebir kelimenin harflerini sırayla söylemek veya yazmak
How do you spell your name
İsmini nasıl hecelersin
belirtmek
genellikle kötü bir şeyin olacağının işareti olmak
This spells disaster
Bu felaket habercisidir
büyü
sihirli güce sahip sözler veya eylemler
The witch cast a spell
Cadı bir büyü yaptı
süre
kısa bir zaman aralığı
I worked there for a short spell
Orada kısa bir süre çalıştım
yemek
Sahnedeyemek yenen şeyler
I like Italian food
İtalyan yemeklerini severim
herhangi biri
Sahnedeherhangi bir kişi
Is anybody here
Burada kimse var mı
her gün
Sahnedeher bir gün
I exercise every day
Her gün egzersiz yaparım
yazılım
Sahnedebilgisayarda çalışan talimatlar
The software is fast
Yazılım hızlı
yazılım
bir bilgisayarı çalıştıran talimatlar bütünü
We need new software
Yeni bir yazılıma ihtiyacımız var
inşa etmek
Sahnedeparçaları bir araya getirerek bir şey yapmak
They are building a new house
Yeni bir ev inşa ediyorlar
bina
duvarları ve çatısı olan yapı
This building is very tall
Bu bina çok yüksek
üzerine inşa etme
bir şeyi temel alarak daha fazla ilerleme kaydetmek
They are building on their past success
Geçmiş başarılarının üzerine inşa ediyorlar
inşaat
bir yapıyı oluşturma süreci
The building of the new house is almost finished
Yeni evin inşaatı neredeyse bitti
gibi gelmek
Sahnedebir şeyin öyle olduğu izlenimini vermek
That sounds like a good idea
Bu kulağa iyi bir fikir gibi geliyor
gibi gelmek
bir şeyin benzeri gibi görünmek
That sounds like a great plan
Bu harika bir plan gibi geliyor
sesini andırmak
bir şeyle benzer ses çıkarmak
The wind sounds like a whistle
Rüzgar bir ıslık sesini andırıyor
sesi benzemek
başka birinin sesine benzer sese sahip olmak
You sound like your mother
Sesin annene benziyor
hayal
Sahnedearzu edilen bir şeye dair kurulan hoş düşünce veya rüya
He has a fantasy of traveling the world
Dünyayı gezme hayali var
fantastik
sihir ve hayali dünyalarla ilgili hikayeler türü
I love reading fantasy novels
Fantastik romanlar okumayı severim
hayal
gerçek olmayan hoş bir durum
Living on the moon is a fantasy
Ayda yaşamak bir hayal
fantezi
gerçek olmayan hikaye veya fikir
I love reading fantasy books
Fantezi kitapları okumayı seviyorum
yaşamak
Sahnedebir yerde ev sahibi olmak
We live in a big house
Biz büyük bir evde yaşıyoruz
canlı
hayatı olan
The fish is still live
Balık hala canlı
canlı
gösterildiği anda gerçekleşen
The match is on live TV
Maç canlı televizyonda
yaşamak
bir durumu tecrübe etmek
I want to live new adventures
Yeni maceralar yaşamak istiyorum
zarif
Sahnedeküçük, narin ve genellikle güzel
She wore a dainty gold necklace
Zarif bir altın kolye takmıştı
kontrol etmek
SahnedeDoğru veya kabul edilebilir olup olmadığını görmek için bakmak
Please check out the report
Lütfen raporu kontrol et
süzmek
Birine romantik veya hayranlık dolu bir ilgiyle bakmak
He was checking her out
Onu süzüyordu
çıkış yapmak
otelden ayrılma veya mağazada ödeme yapma işlemi
We need to check out by noon
Öğlene kadar çıkış yapmamız gerekiyor
çıkış
bir otelden ayrılma veya kasada ödeme yapma işlemi
Please complete your hotel check-out before noon
Lütfen otelden çıkış işlemlerinizi öğleden önce tamamlayın
kontrol etmek
bir şeyin doğru olup olmadığını incelemek
I will check out the facts
Gerçekleri kontrol edeceğim
davetkar
Sahnedeinsanı içeri girmeye veya katılmaya heveslendiren
The room looked warm and inviting
Oda sıcak ve davetkar görünüyordu
davet eden
birini bir yere gitmeye veya bir şey yapmaya çağırma
I received an inviting message
Davet eden bir mesaj aldım
katılmak
Sahnedebir grubun parçası olmak
I want to join the club
Kulübe katılmak istiyorum
eşlik etmek
birinin yanına gitmek
Join us for lunch
Öğle yemeği için bize katılın
evlendirmek
evlilik yoluyla birleştirmek
The priest joined them in marriage
Rahip onları evlilikle birleştirdi
birleştirmek
iki şeyi birbirine bağlamak
Please join these two pieces of rope
Lütfen bu iki ip parçasını birleştirin
bakmak
Sahnedebirini veya bir şeyi görmek için gözlerini ona çevirmek
Look at that bird
Şu kuşa bak
incelemek
bir şeyi dikkatlice araştırmak veya düşünmek
I need to look at the documents
Belgeleri incelemem gerekiyor
gözlerini çevirmek
gözlerini birine ya da bir şeye yöneltmek
She turned to look at the dog
Köpeğe bakmak için döndü
görmek
gözlerini kullanarak bir şeyi görüntülemek
I looked at the map
Haritaya baktım
incelemek
bir şeyi görmek için gözlerini ona yöneltmek
He looked at the report
Raporu inceledi
satmak
Sahnedebir şeyi para karşılığında vermek
I will sell my old phone
Eski telefonumu satacağım
satmak
kişisel çıkar için birini ele vermek
He sold his partner to the police
Ortağını polise sattı
ikna etmek
birini bir şeye inanmaya ikna etmek
He sold me on the new plan
Beni yeni plana ikna etti
satmak
bir fikri veya planı başkasına kabul ettirmek
He tried to sell his new plan to the team
Yeni planını takıma satmaya çalıştı
haysiyet
Sahnedesaygıya değer olma durumu
Everyone should be treated with dignity
Herkes haysiyetle muamele görmelidir
itibar
yüksek bir sosyal veya resmi konum
The role carries great dignity
Bu rol büyük bir itibar taşır
kutu
Sahnededüz kenarları olan bir kap
Put the books in the box
Kitapları kutuya koy
sınıflandırmak
birini belirli bir kategoriye koymak
They try to box people into categories
İnsanları kategorilere ayırmaya çalışıyorlar
boks yapmak
yumruklarla dövüşmek
They like to box on weekends
Hafta sonları boks yapmayı severler
paketlemek
bir şeyi kutunun içine koymak
Please box the items carefully
Lütfen eşyaları dikkatlice paketleyin
tarihi eserler
Sahnedegeçmiş zamanlardan kalma eski nesneler
The museum houses many antiquities
Müze birçok tarihi eser barındırıyor
öldürmek
Sahnedebir canlının yaşamına son vermek
The hunter killed the deer
Avcı geyiği öldürdü
kırıp geçirmek
bir gösteride çok komik veya popüler olmak
The comedian killed the audience
Komedyen seyirciyi kırıp geçirdi
çok istemek
bir şeyi aşırı derecede arzulamak
I am killing for a slice of pizza
Bir dilim pizzayı çok istiyorum
sonlandırmak
bir şeyi durdurmak veya bitirmek
We had to kill the project
Projeyi sonlandırmak zorunda kaldık
hiç
Sahnedeherhangi bir zamanda
Have you ever been to Rome
Hiç Roma'ya gittin mi
çok
Sahnedebir ifadeyi güçlendirmek için kullanılan kelime
It was ever so cold
Hava çok soğuktu
daima
her zaman
He is ever loyal to his duty
O görevine her zaman sadıktır
hiç
geçmişteki bir noktadan günümüze kadar olan sürede
Have you ever been to Paris
Hiç Parise gittin mi
numara
Sahnedegerçek olmayan bir durumun sergilendiği oyun
The whole meeting was just a charade
Tüm toplantı sadece bir numaraydı
sessiz sinema
konuşmadan kelimelerin hareketlerle anlatıldığı bir oyun
We played charades at the party
Partide sessiz sinema oynadık
harika
Sahnedehayranlık veya şaşkınlık uyandıran
The view is amazing
Manzara harika
harika
Sahnedeçok iyi veya olumlu şekilde şaşırtıcı
You did an amazing job
Harika bir iş çıkardın