

Modern Family — Season 5 Episode 12
Kelimeler ve anlamları
598 kelime
Seviye
SAT sınavı
SahnedeABD üniversite girişlerinde kullanılan standart sınav
I studied hard for the SAT
SAT için çok çalıştım
oturdu
bir yere oturmak
He sat on the chair
Sandalyeye oturdu
uygun görünmek
bir durumun doğru veya kabul edilebilir gelmesi
His comment did not sit well with me
Yorumu bana uygun görünmedi
oturdu
bir kişinin vücudunu oturur duruma getirmesi
He sat on the sofa
O koltuğa oturdu
hassas
Sahnedeolaylardan kolayca etkilenen veya üzülen
He is very sensitive
O çok hassastır
duyarlı
küçük değişikliklere hızlı tepki veren
The sensor is very sensitive
Sensör çok duyarlıdır
hassas
fiziksel olarak kolayca incinebilen
My teeth are sensitive to cold
Dişlerim soğuğa karşı hassastır
hassas
gizli tutulması gereken ve açıklanırsa sorun yaratabilecek
This is a sensitive topic
Bu hassas bir konu
ders çalışma
Sahnedebir konu hakkında öğrenmek için zaman harcama
I am studying for my exams
Sınavlarım için ders çalışıyorum
inceleme
bir konu üzerinde yapılan ayrıntılı araştırma
They are studying the data
Verileri inceliyorlar
sistem
Sahnedebirbiriyle bağlantılı parçalar veya prosedürler bütünü
The school has a new system
Okulun yeni bir sistemi var
vücut sistemi
insan vücudu ve işleyişi
Her immune system is very strong
Bağışıklık sistemi çok güçlü
sistem
bir şeyi yapma yöntemi
We need a better system to organize our files
Dosyalarımızı düzenlemek için daha iyi bir sisteme ihtiyacımız var
biyodizel
Sahnedebitkisel veya hayvansal yağlardan üretilen bir yakıt türü
Biodiesel is a cleaner alternative to traditional diesel
Biyodizel geleneksel dizele göre daha temiz bir alternatiftir
tek tek
birbiri ardına, sırayla
They entered the room one by one
Odaya tek tek girdiler
okumak
Sahnedeyazılı kelimeleri görüp anlamak
I read a book every month
Her ay bir kitap okurum
rol okumak
bir rol için metin okuyarak seçmelere katılmak
She will read for the part
Rol için seçmelere katılacak
almak
telsizle konuşurken birinin söylediklerini duymak ve anlamak
Do you read me
Beni alabiliyor musun
okumak
birinin düşüncelerini söylemeden anlamak
I can read your mind
Aklını okuyabiliyorum
örttü
Sahnedebir şeyi gizlemek veya korumak amacıyla üzerini kapatmak
She covered the box with a lid
Kutunun üzerini bir kapakla örttü
kaplı
yüzeyi başka bir maddeyle örtülmüş
The mountain was covered in snow
Dağ karla kaplıydı
örtülü
bir şeyin üzerinin başka bir şeyle kapatılmış olması
The table is covered with a cloth
Masa bir örtüyle örtülü
karşılamak
bir şeyin masrafını ödemek
The insurance company covered the bill
Sigorta şirketi faturayı karşıladı
kural
Sahnedebir kılavuz veya yasa
Follow the rules
Kurallara uyun
yönetmek
bir şey üzerinde güce sahip olmak
The king rules the land
Kral ülkeyi yönetiyor
harika olmak
en iyi veya baskın olmak
This song rules
Bu şarkı harika
hüküm vermek
bir yasal davada resmi karar vermek
The judge will rule on the case
Yargıç dava hakkında hüküm verecek
yerine
bir şeyin yerine
I will have tea instead of coffee
Kahve yerine çay içeceğim
yerine
başka bir şeyin yerine
I had tea instead of coffee
Kahve yerine çay içtim
oyun
Sahnedebir oyun veya spor türü
I love this game
Bu oyunu seviyorum
yetenek
bir konuda doğal beceri
Her game is improving
Yeteneği gelişiyor
strateji
uzun vadeli hedeflere ulaşmak için planlanan hareketler bütünü
He plays a long game to win the election
Seçimi kazanmak için uzun vadeli bir strateji izliyor
istekli
bir şeyi denemeye veya yapmaya hazır olma
Are you game for a long hike
Uzun bir doğa yürüyüşüne var mısın
hmm
Sahnededüşünürken veya tereddüt ederken çıkarılan ses
Hmm, let me think
Hmm, bir düşüneyim
yeniden adlandırmak
Sahnedebir şeye yeni bir isim vermek
I will rename this file
Bu dosyayı yeniden adlandıracağım
yarıda kesmek
Sahnedebir şeyi kısa bir süreliğine aniden durdurmak
Please do not interrupt me
Lütfen sözümü kesmeyin
geri dönüştürülmüş
Sahnedetekrar kullanılmak üzere işlemden geçirilmiş
We use recycled paper
Geri dönüştürülmüş kağıt kullanıyoruz
flört etmek
Sahnedebirine ilgi duyuyormuş gibi davranmak
She is flirting with him
Onunla flört ediyor
ders
Sahnedebir grup öğrenci için düzenlenen bir dizi ders veya toplantı
I have an English class today
Bugün İngilizce dersim var
asalet
şık ve zarif bir nitelik
She has a lot of class
O çok asildir
sınıf
birlikte eğitim gören öğrenci grubu
My class is very friendly
Sınıfım çok cana yakın
şıklaştırmak
bir şeyi daha iyi veya zarif bir hale getirmek
We need to class up this living room
Bu oturma odasını şıklaştırmamız gerekiyor
ateş
Sahnedeyanma sonucu oluşan sıcak alevler
The fire is hot
Ateş sıcaktır
kovmak
birini işten çıkarmak
The boss fired him
Patron onu kovdu
ateş etmek
silahtan kurşun çıkarmak
He fired the gun
Silahı ateşledi
tutuşturmak
bir şeyin yanmasını başlatmak
He fired the furnace
Fırını tutuşturdu
kostüm giymek
başka birine veya bir şeye benzemek için kıyafet giymek
She dressed up as a ghost
Hayalet kılığına girdi
şık giyinmek
resmi veya gösterişli kıyafetler giymek
I love to dress up for weddings
Düğünler için şık giyinmeyi severim
süslemek
bir hikayeyi detaylar ekleyerek daha ilginç hale getirmek
He likes to dress up his stories
Hikayelerini süslemeyi sever
giyinmek
üzerine kıyafet giymek
She decided to dress up for the party
Parti için giyinmeye karar verdi
staj
Sahnedeöğrenmek amacıyla yapılan geçici iş
I have a summer internship
Yaz stajım var
fikir
Sahnedebir şey hakkındaki bilgi veya anlayış
I have no idea where he is
Onun nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok
fikir
Sahnedezihindeki bir düşünce veya plan
That is a great idea
Bu harika bir fikir
yeterli
Sahnedeistenilen ya da gereken miktarda
Do you have enough water
Yeterli suyun var mı
yeter
artık daha fazlasına gerek yok
That is enough
Bu kadar yeter
yeterli
ihtiyaç kadar olan
I have enough money
Yeterince param var
için
Sahnedebir sebepten dolayı
Since it is raining we stayed home
Yağmur yağdığı için evde kaldık
-den beri
Sahnedegeçmiş bir zamandan beri
I have lived here since 2010
2010'dan beri burada yaşıyorum
uygulama
Sahnedebilgisayar veya telefondaki bir yazılım
I downloaded a new application
Yeni bir uygulama indirdim
başvuru
Sahnedebir şey için yapılan resmi yazılı talep
She sent her job application
İş başvurusunu gönderdi
uygulama
bir şeyin pratik kullanımı
This tool has a useful application
Bu aracın yararlı bir uygulaması var
yakan top oyuncusu
Sahnedeyakan top oynayan kişi
He is a talented dodgeballer
O yetenekli bir yakan top oyuncusu
randevu
Sahnedeönceden belirlenmiş bir buluşma veya ziyaret
I have a doctor's appointment
Doktor randevum var
randevu
önceden kararlaştırılmış görüşme veya buluşma
I have an appointment with the doctor
Doktorla bir randevum var
randevu
belirli bir zamanda birisiyle buluşma planı
I have a doctor's appointment tomorrow
Yarın doktor randevum var
iyilik
Sahnedeyardımsever veya nazik bir davranış
Can you do me a favor
Bana bir iyilik yapabilir misin
desteklemek
bir şeyi onaylamak veya ona razı olmak
Most people favor the new law
Çoğu insan yeni yasayı destekliyor
kayırmak
birine avantaj sağlamak veya ona daha nazik davranmak
The teacher favors some students
Öğretmen bazı öğrencileri kayırıyor
iyilik
birinden rica edilen yardım
Could you do me a favor
Bana bir iyilik yapabilir misin
sığ
Sahnedederinliği az olan
The water is very shallow here
Buradaki su çok sığ
yüzeysel
derin düşünce veya duygudan yoksun
He has a shallow personality
Yüzeysel bir kişiliği var
ilerlemek
Sahnedeileriye doğru gitmek
The army continued to advance
Ordu ilerlemeye devam etti
avans
kazanılmadan önce verilen para
I asked for a salary advance
Maaş avansı istedim
kur yapma
birine romantik veya cinsel olarak yakınlaşma girişimi
He made a romantic advance
Romantik bir yakınlaşma girişiminde bulundu
önceden
bir olaydan önce gerçekleşen veya mevcut olan
Please give me advance notice
Lütfen bana önceden haber verin
aman
Sahnedebıkkınlık veya yalvarma durumunda kullanılır
Oh, please stop it
Ah, lütfen dur artık
memnun etmek
birini mutlu etmek
I want to please my parents
Ailemi memnun etmek istiyorum
anlaşıldı
telsiz mesajını almak ve kavramak
Please the transmission
İletiyi anladım
vahşi
Sahnededoğada yaşayan ve insanlar tarafından kontrol edilmeyen
Tigers are wild animals
Kaplanlar vahşi hayvanlardır
çılgın
çok sıra dışı veya heyecan verici
That is a wild idea
Bu çılgınca bir fikir
kontrolsüz
dizginlenemeyen veya disiplinsiz
The party got wild
Parti kontrolden çıktı
şüphe duymak
Sahnedebir şeyden emin olmamak
I doubt he will come
Geleceğinden şüphe duyuyorum
müzik grubu
müzik yapan topluluk
The band is very good
Müzik grubu çok iyi
şüphelenmek
bir şeyin doğruluğuna inanmamak
I doubt that
Bundan şüpheleniyorum
ayrılmak
Sahnedebir yerden veya birinden uzaklaşmak
She left the office at five
Ofisten saat beşte ayrıldı
kalmak
Sahnedediğerleri gittikten sonra orada olmaya devam etmek
Only two cookies are left
Sadece iki kurabiye kaldı
sol
sağın karşı tarafı
Turn left here
Buradan sola dön
bırakmak
bir şeyin belirli bir durumda olmasını sağlamak
He left the door open
Kapıyı açık bıraktı
iyi
Sahnedeyüksek kalitede veya tatmin edici
This is a good book
Bu iyi bir kitap
mal
Sahnedealınıp satılan ürünler
These are luxury goods
Bunlar lüks mallardır
epey
bir miktarı veya dereceyi vurgulayan söz
It took a good ten minutes
Epey bir on dakika sürdü
hazır
Sahnedehazırlanmış durumda olan
I am ready to go
Gitmeye hazırım
beyin
Sahnededüşünce ve duyguları kontrol eden, kafanın içindeki yumuşak organ
The brain controls the body
Beyin vücudu kontrol eder
zeka
düşünme ve öğrenme yeteneği
He has a great brain
Onun harika bir zekası var
muayene
bir sağlık durumunu kontrol etme işlemi
The doctor performed a medical examination
Doktor bir muayene yaptı
hız sabitleyici
aracın hızını sürücü müdahalesi olmadan sabit tutan sistem
I used cruise control on the highway
Otobanda hız sabitleyici kullandım
daha iyi
Sahnededaha yüksek kaliteli veya daha sağlıklı
This is a better plan
Bu daha iyi bir plan
daha iyi
Sahnededaha yüksek bir ölçüde
I understand it better now
Onu şimdi daha iyi anlıyorum
iyileştirmek
bir şeyi veya birini daha iyi hale getirmek
He wants to better his English
İngilizcesini iyileştirmek istiyor
iyi olur
bir şeyin yapılması gerektiğini veya mantıklı olduğunu belirtmek için kullanılır
You had better leave now
Şimdi gitsen iyi olur
çift
Sahnedeiki parçadan oluşan
We have a double bed
Çift kişilik bir yatağımız var
iki katına çıkarmak
miktarını iki katına getirmek
I want to double my income
Gelirimi iki katına çıkarmak istiyorum
dublör
birinin yerine geçen kişi
He used a double for the stunt
Sahne için bir dublör kullandı
iki üslük vuruş
beyzbolda vurucunun ikinci kaleye ulaşmasını sağlayan vuruş
The player hit a double
Oyuncu iki üslük vuruş yaptı
Latin
SahnedeLatin Amerika veya kültürü ile ilgili olan
I love Latin music
Latin müziğini seviyorum
Latince
Antik Roma'nın dili
He is studying Latin
O, Latince çalışıyor
şaşırtmak
Sahnedebirinin hayret etmesine neden olmak
The result surprised me
Sonuç beni şaşırttı
şaşırmış
beklenmedik bir durum karşısında hayret hissetmek
I was surprised to see her
Onu gördüğüme şaşırdım
şaşırmış
beklenmedik bir durum karşısında hissedilen şok veya hayret
He was surprised to see her
Onu gördüğüne şaşırdı
beklenmedik
önceden haber verilmeyen veya şaşırtmak amacıyla yapılan
The visit was a surprised event
Ziyaret beklenmedik bir etkinlikti
-sa bile
bir şey ne olursa olsun gerçekleşeceğini belirtmek için kullanılır
I will go even if it rains
Yağmur yağsa bile gideceğim
unutmak
Sahnedebir şeyi akılda tutamamak
I forgot my keys
Anahtarlarımı unuttum
hatırlamak
bir şeyi tekrar akla getirmek
I remember this song
Bu şarkıyı hatırlıyorum
unutmak
bir şeyi hatırlayamamak
I often forget where I put my keys
Anahtarlarımı nereye koyduğumu sık sık unuturum
güneşle ilgili
SahnedeGüneş ile ilgili olan
Solar energy is clean
Güneş enerjisi temizdir
biraz
küçük bir miktar veya derece
I am a little bit tired
Biraz yorgunum
son kez
diğer hepsinden sonra gelen
This is the last time
Bu son kez
geçen sefer
şu andan hemen önce gerçekleşen
I went there last time
Geçen sefer oraya gittim
geçen sefer
şu andan önceki en yakın zaman
I ate sushi last time
Geçen sefer sushi yedim
kolay
Sahnedezor olmayan
This test is very easy
Bu sınav çok kolay
yumuşak
sert veya katı olmayan
Be easy with her
Ona karşı yumuşak ol
elbette
bir isteği kabul ederken veya onaylarken kullanılan ifade
Can you do this? Easy
Bunu yapabilir misin? Elbette
çekmek
Sahnedebirini ilgilendirmek veya bir şeye yönlendirmek
The flowers attract bees
Çiçekler arıları çeker
ilk
Sahnedezaman veya sıra bakımından diğerlerinden önce gelen
This is my first car
Bu benim ilk arabam
şebeke
Sahnedehatlar veya kamu hizmetlerinden oluşan ağ
The power grid failed during the storm
Fırtına sırasında elektrik şebekesi çöktü
hadi
birini bir şeyi yapmaya teşvik etmek
Come on, you can do it
Hadi, yapabilirsin
üstüne gitmek
çok baskıcı veya aşırı davranmak
Don't come on so strong
Çok üstüme gelme
hadi canım
inanmamayı veya karşı çıkmayı ifade etmek
Come on, that is not true
Hadi canım, bu doğru değil
çalışmaya başlamak
devreye girmek veya çalışmaya başlamak
The lights come on at night
Işıklar gece yanar
hadi ama
öfke veya hayal kırıklığını ifade eden söz
Come on, stop wasting my time
Hadi ama, zamanımı boşa harcamayı bırak
büyük başarı
Sahnedeçok başarılı bir gösteri veya etkinlik
The concert was a smash
Konser büyük bir başarıydı
parçalamak
bir şeyi şiddetle parçalara ayırmak
He smashed the glass
Camı parçaladı
çarpmak
bir şeye büyük bir kuvvetle vurmak
The car smashed into the wall
Araba duvara çarptı
hit eser
şarkı ve danslar içeren bir oyun veya film
The musical is a smash
Müzikal büyük bir hit
gelecek zaman
gelecek zaman planı veya niyeti belirtir
I am going to study
Ders çalışacağım
niyetinde olmak
ne yapmayı planladığınızı belirtir
We are going to move
Taşınmaya niyetliyiz
planlamak
bir şeyi yapmayı planlamak
She is going to cook
Yemek yapmayı planlıyor
gitmek
bir yere düzenli olarak gitmek
I am going to university
Üniversiteye gidiyorum
niyetinde olmak
bir şeyi yapmayı planlamak
I am going to sleep now
Şimdi uyumaya niyetliyim
araba
Sahnededört tekerlekli ve motorlu kara taşıtı
He drives his car to work
İşe arabasıyla gidiyor
araba
dört tekerlekli bir yol taşıtı
I have a red car
Kırmızı bir arabam var
vagon
trenin yolcu veya yük taşımak için kullanılan bölümü
We sat in the last car of the train
Trenin son vagonunda oturduk
süper
Sahnedeşaşkınlık veya heyecan belirtmek için kullanılır
Sweet! I got the tickets
Süper! Biletleri aldım
tatlım
Sahnedesevilen birine hitap ederken kullanılan isim
Goodnight, sweet
İyi geceler, tatlım
hoş
mutluluk veya haz veren
That is a sweet gesture
Bu çok hoş bir davranış
tatlı
şeker tadında olan
This apple is very sweet
Bu elma çok tatlı
öğretmenler
Sahnededers veren kimse
The teachers are helpful
Öğretmenler yardımsever
bakış açısı
Sahnedebir şeye bakış veya düşünüş tarzı
We have different perspectives on this issue
Bu konuda farklı bakış açılarımız var
tamam
yeterince iyi veya kabul edilebilir
The meal was all right
Yemek idare ederdi
peki
kesinlikle veya şüphe duymadan
All right, I will come
Peki, geleceğim
tamam
dinleyicinin anladığını kontrol etmek veya ara vermek için kullanılır
All right, let's move on
Tamam, devam edelim
tamam
bir şeyi kabul ettiğini belirtmek için kullanılır
All right I will help you
Tamam sana yardım edeceğim
hızlı
Sahnedekısa sürede gerçekleşen veya yapılan
She gave a quick answer
Hızlı bir cevap verdi
tırnak eti
tırnakların altındaki hassas deri dokusu
He cut his nail too short and reached the quick
Tırnağını çok kısa kesti ve tırnak etine ulaştı
güzel
Sahnedebakıldığında hoş görünen
She is a pretty girl
O güzel bir kız
oldukça
Sahnedeorta derecede
This task is pretty hard
Bu görev oldukça zor
güzel
göze hoş gelen
She is wearing a pretty dress
Çok güzel bir elbise giyiyor
öğle yemeği
Sahnedegün ortasında yenilen yemek
I have lunch at noon
Öğle yemeğini öğlen yerim
öğle yemeği
günün ortasında yenen yemek
I had a salad for lunch
Öğle yemeğinde salata yedim
bebek bezi
Sahnedebebeklerin atıklarını emen bez
The baby needs a new diaper
Bebeğin yeni bir beze ihtiyacı var
altını değiştirmek
bebeğe temiz bir bez takmak
I need to diaper the baby
Bebeğin altını değiştirmem gerekiyor
yetişkin bezi
atıkları emmesi için yetişkinler tarafından giyilen emici malzeme
The patient needs a new diaper
Hastanın yeni bir yetişkin bezine ihtiyacı var
baştan sona kadar
başlangıçtan sona kadar geçen tüm mesafe
He read the book all the way through
Kitabı baştan sona kadar okudu
kelime
Sahnedeanlamı olan tek bir dil birimi
I don't know this word
Bu kelimeyi bilmiyorum
tavsiye
kısa bir tavsiye veya bilgi
Let me give you a word of advice
Sana bir tavsiye vereyim
ifade etmek
Sahnedebir şeyi belirli bir şekilde söylemek
How should I put this
Bunu nasıl ifade etmeliyim
koymak
Sahnedebir şeyi bir yere yerleştirmek
Put the book on the table
Kitabı masanın üzerine koy
sokmak
birini zor bir duruma düşürmek
The mistake put him in a difficult situation
Hata onu zor bir duruma soktu
yöneltmek
dikkat veya çabayı bir şey üzerine çevirmek
She put all her energy into the project
Tüm enerjisini projeye yöneltti
dikkat
Sahnedebir şeye veya birine odaklanma durumu
Please pay attention
Lütfen dikkat edin
bakım
hasta veya yaralı birine yardım etme eylemi
He needs medical attention
Tıbbi bakıma ihtiyacı var
dikkat
bir şeyi özenle dinleme veya izleme eylemi
Pay attention to the teacher
Öğretmene dikkat et
aile
Sahnedekan veya evlilikle birbirine bağlı kişiler
I love my family
Ailemi seviyorum
yemek tarifi
yemek hazırlamak için gerekli talimatlar
Please follow the family for this dish
Lütfen bu yemek için tarifi izle
bölüm
bir televizyon dizisinin parçası
I watched the first family of the show
Dizinin ilk bölümünü izledim
izin vermek
Sahnedebirinin bir şeyi yapmasına izin vermek
Please allow me to explain
Lütfen açıklama yapmama izin verin
izin vermek
bir şeyin yapılmasına onay vermek
They allowed us to go home
Eve gitmemize izin verdiler
teşekkür
Sahnedeminnet veya şükran ifadesi
Many thanks for the help
Yardım için çok teşekkürler
teşekkür etmek
birine minnettarlığını bildirmek
I want to thank you
Sana teşekkür etmek istiyorum
kutup ayısı
Kuzey Kutbunda yaşayan büyük beyaz ayı
The polar bear lives in the Arctic
Kutup ayısı Kuzey Kutbunda yaşar
aptal
Sahnedezekadan veya sağduyudan yoksun
He is a stupid boy
O aptal bir çocuk
aptal
aptal veya sinir bozucu kişi
Stop being so stupid
Bu kadar aptal olma
saçma
akılsızca veya mantıksız
This is a stupid idea
Bu saçma bir fikir
düzeltmek
Sahnedebir şeyi doğru hale getirmek
Please correct my mistakes
Lütfen hatalarımı düzeltin
doğru
haklı veya gerçek olan
Your answer is correct
Cevabın doğru
fırınlamak
Sahnedegıdayı fırında veya ateş üzerinde pişirmek
I will roast a chicken for dinner
Akşam yemeği için tavuk kızartacağım
alay töreni
bir konuğun şakalarla eleştirildiği eğlence etkinliği
The actor was the subject of a roast
Oyuncu bir alay töreninin konusu oldu
sert eleştiri
birini iğneleyici bir dille yerme eylemi
That online video was a hilarious roast
O internet videosu çok komik bir sert eleştiriydi
fırında et
fırında veya ateşte pişirilmiş büyük et parçası
They served a delicious lamb roast
Lezzetli bir fırında kuzu eti servis ettiler
en iyi
Sahnedeen yüksek kalitede veya en uygun
This is the best book
Bu en iyi kitap
yenmek
bir yarışmada birini mağlup etmek
He bested his opponent
Rakibini yendi
iyi olur
birine güçlü bir tavsiye veya uyarı vermek için kullanılır
You had best leave now
Şimdi gitsen iyi olur
en iyi dilekler
birine sunulan iyi niyet ve güzel temenniler
Please give her my best
Lütfen ona en iyi dileklerimi ilet
sıcak
Sahnedeyüksek sıcaklıkta olan
The coffee is hot
Kahve sıcak
popüler
şu an çok ilgi gören
This game is hot
Bu oyun çok popüler
hevesli
bir şeyi yapmaya çok istekli olan
He is hot to start his new job
Yeni işine başlamak için çok hevesli
harika
çok iyi veya etkileyici olan
This new movie is hot
Bu yeni film harika
Asyalı
SahnedeAsya kıtasından olan kişi
He is Asian
O Asyalı
mümkün
Sahnedeyapılması veya gerçekleşmesi imkan dahilinde olan
It is possible to finish the task today
İşi bugün bitirmek mümkün
aday
seçilme ihtimali olan kişi
She is a possible for the role
O bu rol için bir aday
kavgacı
Sahnedekolayca kavgaya girmeye veya tartışmaya hazır olan
His truculent tone upset the group
Onun kavgacı tonu grubu üzdü
bebek evi
Sahnedebebekler için küçük bir ev
She plays with her dollhouse
Bebek eviyle oynuyor
oyuncak bebek evi
Sahnedebebekler için yapılmış küçük bir oyuncak ev
I bought a new dollhouse
Yeni bir oyuncak bebek evi aldım
çevreci
Sahnededoğayı korumakla ilgili
This is an eco-friendly product
Bu, çevre dostu bir üründür