

Teen Wolf — 1. Sezon Bölüm 11
Kelimeler ve anlamları
495 kelime
yapmak
Sahnedebir eylemi gerçekleştirmek
I take a walk every day
Her gün yürüyüş yaparım
götürmek
bir şeyi bir yere taşımak
Please take this book to the library
Lütfen bu kitabı kütüphaneye götür
algılamak
bir şeyi belirli bir şekilde düşünmek
Don't take it personally
Bunu kişisel algılama
almak
bir şeyi eline veya sahipliğine geçirmek
I will take the keys
Anahtarları alacağım
kabul etmek
birinin bir gruba katılmasına izin vermek
They took her into the group
Onu gruba kabul ettiler
sataşmak
birine vurmaya ya da onu eleştirmeye kalkışmak
He took a shot at my idea
Fikrimi eleştirmeye kalkıştı
tüketmek
bir şeyi yemek ya da içmek
Take this medicine with water
Bu ilacı suyla tüket
ilgi duymaya başlamak
bir duygu ya da ilgi geliştirmeye başlamak
She took an interest in painting
Resme ilgi duymaya başladı
sürmek
belirli bir süre gerektirmek
The journey takes three hours
Yolculuk üç saat sürüyor
almak
bir şeyi edinmek ya da elde etmek
I took the last cookie
Son kurabiyeyi aldım
başa çıkmak
bir durumla ya da görevle ilgilenmek
She can take any challenge
Her türlü zorluğun üstesinden gelebilir
gündeme getirmek
bir konuyu tartışılmak üzere ortaya atmak
He took the issue to the meeting
Konuyu toplantıda gündeme getirdi
teslim almak
bir şeyi birinden almak
I took the parcel from the driver
Paketi şoförden teslim aldım
çıkarmak
bir şeyi bulunduğu yerden ya da konumdan uzaklaştırmak
Take your shoes off the bed
Ayakkabılarını yataktan çıkar
zaman gerektirmek
belirli miktarda zamana ihtiyaç duymak
This task takes a lot of time
Bu görev çok zaman gerektiriyor
göze almak
kötü bir şey olma ihtimalini kabul etmek
She took the risk of losing her job
İşini kaybetme riskini göze aldı
barındırmak
birine kalacak bir yer sağlamak
They took us in for the night
Bizi gece için barındırdılar
ateş etmek
bir silahla ateş açmak
The soldier took aim and fired
Asker nişan aldı ve ateş etti
izlemek
bir yere gitmek için belirli bir güzergâhı kullanmak
We took the coastal road
Sahil yolunu izledik
istisna
Sahnedegenel bir kuralın dışında kalan durum
There is one exception to this rule
Bu kuralın bir istisnası var
istisna
genel kuralın dışında kalan şey
This rule has one exception
Bu kuralın bir istisnası var
getirmek
Sahnedebir şeyi bir yere taşımak
Please bring me some water
Lütfen bana biraz su getir
beraberinde getirmek
bir durumun yaşanmasına neden olmak
Spring brings warm weather
Bahar sıcak havaları beraberinde getirir
büyütmek
bir çocuğa yetişkin olana kadar bakmak
They brought up three children
Üç çocuk büyüttüler
şekil değiştiren yaratık
Sahnedebiçimini değiştirebilen bir yaratık
The shape shifter escaped into the woods
Şekil değiştiren yaratık ormana kaçtı
şekil değiştiren
fiziksel formunu değiştirebilen efsanevi bir varlık
The shape shifter hid in the crowd
Şekil değiştiren kalabalığın içinde saklandı
şekil değiştiren
fiziksel görünüşünü değiştirebilen varlık
He is a mysterious shape shifter
O gizemli bir şekil değiştiren
şekil değiştiren
kendi formunu değiştirebilen varlık
The shape-shifter turned into a wolf
Şekil değiştiren bir kurda dönüştü
zor
Sahnedekolay olmayan
This exam is hard
Bu sınav zor
sert
alkol içeren
This is a hard drink
Bu sert bir içkidir
sert
yumuşak olmayan
The bed is too hard
Yatak çok sert
sert
birine kaba veya katı davranan
The coach was hard on the team
Koç takıma karşı sert davrandı
hile
Sahnedebirini aldatmak için yapılan eylem
He used a trick to win the game
Oyunu kazanmak için bir hile kullandı
sorunlu
düzgün çalışmayan veya sürekli bozukluk gösteren
She has a trick knee
Dizinde sürekli sorun var
numara
sihirli veya şaşırtıcı görünen ustaca eylem
He showed us a card trick
Bize bir kart numarası gösterdi
püf noktası
bir şeyi yapmanın etkili ve özel yolu
I learned the trick of baking a cake
Pasta yapmanın püf noktasını öğrendim
zeki
Sahnedehızlı zekaya sahip olan
He is a smart student
O zeki bir öğrenci
sızlamak
keskin bir acı vermek
My eyes began to smart
Gözlerim sızlamaya başladı
akıllı
mantıklı ve doğru karar veren
It was a smart choice
Bu akıllıca bir seçimdi
şık
iyi giyimli veya temiz görünüşlü
He looks very smart in his suit
O takım elbisesiyle çok şık görünüyor
gps cihazı
Sahnedeyerinizi bulmaya yarayan elektronik araç
I used my gps to find the hotel
Oteli bulmak için gps cihazımı kullandım
gps ile takip etmek
uydu kullanarak bir şeyin konumunu bulmak
They can gps track the missing car
Kayıp arabayı gps ile takip edebiliyorlar
navigasyon
konumunuzu gösteren ve yön tarif eden sistem
I use my gps to find the way
Yolu bulmak için navigasyonumu kullanıyorum
konum cihazı
konumunuzu gösteren ve yön tarif eden alet
My car has a built in gps
Arabamda yerleşik bir konum cihazı var
duygusal olarak
Sahnededuygularla ilgili olarak
She is emotionally strong
O duygusal olarak güçlüdür
telefon
Sahnedearama yapmak için kullanılan aygıt
The phone is on the table
Telefon masanın üzerinde
telefon etmek
telefonla aramak
I will phone you tomorrow
Seni yarın arayacağım
telefon
arama yapmak ve internete girmek için kullanılan cihaz
My phone is charging
Telefonum şarj oluyor
telefon
arama yapmak ve mesaj göndermek için kullanılan cihaz
I use my phone every day
Telefonumu her gün kullanırım
Kalan 485 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 495 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap