

Teen Wolf — 2. Sezon Bölüm 11
Kelimeler ve anlamları
499 kelime
piyon
SahnedeSatranç oyununda kullanılan küçük taş
The pawn moves forward one square
Piyon bir kare ileri hareket eder
piyon
Satranç oyununda kullanılan taş
I lost my last pawn
Son piyonumu kaybettim
rehine vermek
Bir eşyayı, daha sonra geri almak üzere para karşılığında bir dükkana bırakmak
He had to pawn his watch
Saatini rehine vermek zorunda kaldı
rehin bırakmak
ödünç para almak için bir eşyayı teminat olarak vermek
He pawned his watch
Saatini rehin bıraktı
seçim
Sahnedebir şeyi seçme eylemi veya seçilen şey
It was a difficult choice
Zor bir seçimdi
seçkin
çok iyi kalitede olan
We were served choice wine
Bize seçkin bir şarap ikram edildi
seçim
birinin en çok tercih ettiği şey
This blue dress is my choice
Bu mavi elbise benim seçimim
savaşmak
Sahnedebir savaşta yer almak
The soldiers battle for the city
Askerler şehir için savaşıyor
savaşmak
birini veya bir şeyi yenmeye çalışmak
The soldiers battle for the city
Askerler şehir için savaşıyor
mücadele etmek
zor bir durumla başa çıkmak için çok çabalamak
They battle against the storm
Onlar fırtınaya karşı mücadele ediyor
hukuki mücadele
bir mahkemede yaşanan uzun ve zorlu anlaşmazlık
They fought a long battle in court
Mahkemede uzun bir hukuk mücadelesi verdiler
kutlamak
Sahnedeönemli bir olayı anmak için özel bir şeyler yapmak
They celebrate the victory
Zaferi kutluyorlar
kutlamak
özel bir etkinlik için eğlenceli bir şeyler yapmak
We celebrate my birthday
Doğum günümü kutlarız
kutlamak
özel bir günü veya olayı anmak
We celebrate his birthday every year
Onun doğum gününü her yıl kutlarız
kutlamak
özel bir olay için eğlenceli bir şeyler yapmak
We will celebrate your birthday tonight
Bu gece doğum gününü kutlayacağız
kuvvet
Sahnedefiziksel çaba gerektiren işleri yapabilme yeteneği
He has great physical strength
Onun büyük bir fiziksel gücü var
güç
bir şeyin etkili veya önemli olma durumu
The strength of the evidence is high
Kanıtların gücü yüksek
güçlü yön
bir kişinin sahip olduğu beceri veya iyi özellik
Patience is my greatest strength
Sabır benim en güçlü yönümdür
takım arkadaşı
Sahnedebir takımda birlikte çalıştığınız veya oynadığınız kişi
He is my favorite teammate
O benim en sevdiğim takım arkadaşım
panik atak
Sahnedeaniden ortaya çıkan yoğun korku veya kaygı nöbeti
He had a panic attack during the meeting
Toplantı sırasında bir panik atak geçirdi
panik atak
aniden gelen büyük korku veya endişe hissi
She had a panic attack at work
İş yerinde bir panik atak geçirdi
çok
Sahnedeçok sayıda olan
I have many books
Çok kitabım var
oley
Sahnedeheyecan veya sevinç gösteren yüksek sesli haykırış
Whoo hoo! That is great news!
Oley! Bu harika bir haber!
yuhuu
Sahnedeinsanların heyecan veya mutluluklarını belirtmek için çıkardıkları yüksek ses
Whoo hoo we won the game
Yuhuu oyunu kazandık
yaşasın
neşe veya heyecan belirtisi
Whoo hoo! We finally did it!
Yaşasın! Sonunda başardık!
yaşasın
heyecan veya neşeyi ifade eden yüksek sesli haykırış
He shouted whoo hoo when he got the job
İşi aldığında yaşasın diye bağırdı
acımak
Sahnedefiziksel veya duygusal acı hissetmek veya vermek
My leg is hurting
Bacağım acıyor
incitme
birine fiziksel veya duygusal zarar verme durumu
Stop hurting your brother.
Kardeşini incitmeyi bırak.
incitmek
birine fiziksel veya duygusal acı vermek
You are hurting me
Beni incitiyorsun
acı
fiziksel veya duygusal bir acı hissi
My back is hurting
Sırtım acıyor
Kalan 489 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 499 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap