

The Sopranos — 5. Sezon Bölüm 2
Kelimeler ve anlamları
684 kelime
yine de
Sahnedeher durumda
It's raining, but I'll go anyway
Yağmur yağıyor ama yine de gideceğim
neyse
konuyu değiştirmek veya bir duraksamadan sonra devam etmek için kullanılan söz
Anyway let us continue with the lesson
Neyse derse devam edelim
getirmek
Sahnedebir şeyi bir yere taşımak
Please bring me some water
Lütfen bana biraz su getir
beraberinde getirmek
bir durumun yaşanmasına neden olmak
Spring brings warm weather
Bahar sıcak havaları beraberinde getirir
büyütmek
bir çocuğa yetişkin olana kadar bakmak
They brought up three children
Üç çocuk büyüttüler
uyanmak
Sahnedeuykudan çıkıp bilincin yerine gelmesi
I wake up at seven
Saat yedide uyanırım
uyandırmak
birini uykudan uyandırmak
Wake up your sister
Kız kardeşini uyandır
uyanma
uykudan uyanma eylemi
My early wake-up made me tired
Erken uyanmam beni yordu
uyanmak
uykudan uyanmak
I wake up early every morning
Her sabah erken uyanırım
uyanmak
uyumayı bırakıp bilinçli hale gelmek
I wake up early every day
Her gün erken uyanırım
uyanmak
uyumayı bırakıp gözlerini açmak
I wake up early every day
Her gün erken uyanırım
uyandırma
kişinin uyanmasını sağlayan sinyal veya zil sesi
The wake-up call is at seven
Uyandırma servisi saat yedide
en azından
Sahnedebir sorun olsa da olumlu bir yanını belirtmek için kullanılır
At least it is not raining
En azından yağmur yağmıyor
en az
Sahnedebelirtilen miktardan daha az olmayan
I need at least ten dollars
En az on dolara ihtiyacım var
bari
yapılması beklenen en basit şeyi belirtmek için kullanılır
You could at least say sorry
Bari özür dileyebilirdin
en azından
hiç değilse biraz olsun
It is at least warm here
Burası en azından sıcak
son
Sahnedeyakın zamanda gerçekleşen veya yapılan
These are late reports
Bunlar son raporlar
merhum
artık hayatta olmayan
His late father was a doctor
Merhum babası doktordu
geç
zamanında olmayan
I am late for work
İşe geç kaldım
kürk
Sahnedehayvanların vücudunu örten yumuşak tüylü deri
The rabbit has very soft fur
Tavşanın çok yumuşak kürkü var
kürk
bir hayvanın derisini kaplayan yumuşak tüy
The cat has soft fur
Kedinin yumuşak kürkü var
tüy
bazı hayvanların vücudunu kaplayan yumuşak kıllar
The cat left fur on the chair
Kedi sandalyede tüy bıraktı
hariç
Sahnedebir şeyi dahil etmeden
Everyone came except him
O hariç herkes geldi
ancak
bir durumu belirtirken karşıtlık bildirmek için kullanılır
I would go except I am tired
Giderdim ancak yorgunum
hariç
dahil etmemek
Everyone except Tom came
Tom hariç herkes geldi
hariç
bir durumun veya kişinin dışında bırakıldığını belirtmek için kullanılır
Everyone came, except you
Sen hariç herkes geldi
yüklü
Sahnedebir şeyi vurgulamak için kullanılan
He received a fat salary
Yüklü bir maaş aldı
şişman
Sahnedevücut yapısı geniş veya ağırlığı fazla olan
The fat cat is sleeping
Şişman kedi uyuyor
yağ
yiyeceklerde bulunan doğal yağlı madde
This food has too much fat
Bu yiyecek çok fazla yağ içeriyor
evlenmek
Sahnedebirisiyle hayatını birleştirmek
They decided to marry last year
Geçen yıl evlenmeye karar verdiler
adamak
bir şeye kendini tamamen bağlamak
He married his life to music
Hayatını müziğe adadı
evlenmek
biriyle eş olmak
They want to marry soon
Yakında evlenmek istiyorlar
kamera
fotoğraf veya video kaydetmeye yarayan cihaz
I have two cameras
İki kameram var
fotoğraf makinesi
fotoğraf çekmek için kullanılan cihaz
Those cameras are expensive
O fotoğraf makineleri pahalı
fotoğraf makinesi
fotoğraf veya video çekmeye yarayan cihaz
The camera's lens is broken
Fotoğraf makinesinin lensi kırık
Kalan 674 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 684 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap