

The Summer I Turned Pretty — 2. Sezon Bölüm 3
Kelimeler ve anlamları
554 kelime
erdemli
Sahnedeahlaki açıdan doğru davranan
He is a righteous man
O erdemli bir adamdır
doğru
ahlaki açıdan haklı veya adil olan
He is a righteous man
O doğru bir insandır
sonra
Sahnedebir olaydan sonra gerçekleşen
We will eat later
Yemekten sonra yiyeceğiz
geç
beklenenden daha geç
She arrived later than me
O benden geç geldi
merhum
vefat etmiş kişi
The late king died long ago
Merhum kral uzun zaman önce öldü
yeni
son zamanlarda gerçekleşen
That is a later development
O yeni bir gelişme
daha sonra
gelecekte veya belirli bir olaydan sonra
I will do it later
Bunu daha sonra yapacağım
sonra
şu andan daha ileri bir vakit
See you later
Seni sonra görürüm
gelecekte
ileriki bir zamanda
I will be back later
Gelecekte geri döneceğim
gecikmeli
beklenen zamandan daha geç gerçekleşen
The later train arrived at midnight
Gecikmeli tren gece yarısı vardı
geç dönem
bir zaman diliminin sonuna yakın olan
This is a later work of the artist
Bu sanatçının geç dönem bir eseri
vakitli değil
kararlaştırılan zamanda olmayan
He is later than usual
Her zamankinden daha vakitsiz
gecikmiş
zamanında olmayan
She is later than we expected
Beklediğimizden daha gecikmiş durumda
sonra
şimdiki zamandan daha ileri bir vakit
I will see you later
Seni daha sonra göreceğim
daha sonra
şimdiki zamandan sonraki bir vakitte
I will call you later
Seni daha sonra arayacağım
daha sonra
şu andan sonraki bir zamanda
I will call you later
Seni daha sonra arayacağım
hale getirmek
Sahnedebir şeyi belirli bir duruma sokmak
Please make it easy
Lütfen bunu kolay bir hale getir
gerçekleştirmek
bir şeyin meydana gelmesini sağlamak
We will make it happen
Bunu gerçekleştireceğiz
toparlamak
bir yeri temiz ve düzgün hale getirmek
I need to make it tidy
Onu toparlamam gerek
hayatta kalmak
zor bir deneyimden sağ çıkmak veya dayanmak
Many people did not make it through the storm
Fırtınada birçok insan hayatta kalamadı
garipleştirmek
bir durumu utanç verici hale getirmek
Do not make it awkward
Durumu garipleştirme
iyileştirmek
bir şeyi daha iyi hale getirmek
You can make it better
Bunu iyileştirebilirsin
az kalorili yapmak
normalden daha az kalori içerecek şekilde hazırlamak
Can you make it low calorie
Bunu az kalorili yapabilir misin
mümkün kılmak
bir şeyin gerçekleşmesini sağlamak
You made it possible
Bunu sen mümkün kıldın
gibi duyurmak
bir şeyin belirli bir nitelikte duyulmasını sağlamak
Do not make it sound bad
Kötü duyulmasını sağlama
kötüleştirmek
bir şeyi daha tatsız hale getirmek
Do not make it worse
Durumu kötüleştirme
başarmak
bir şeyi yapmayı başarmak
He worked hard to make it
Başarmak için çok çalıştı
hazırlamak
bir şeyi oluşturmak veya hazırlamak
I will make it for dinner
Onu akşam yemeği için hazırlayacağım
başına gelmek
Sahnedebirinin veya bir şeyin başına bir durumun gelmesi
What happened to your car
Arabana ne oldu
tesadüfen yapmak
planlamadan bir şey yapmak
I happened to meet him
Onunla tesadüfen karşılaştım
yurt
Sahnedeöğrencilerin kaldığı bina
I live in a dorm
Bir yurtta kalıyorum
yurt
öğrencilerin okulda kaldığı yer
He lives in a dorm at the university
O üniversitedeki bir yurtta kalıyor
tarih
Sahnedeayın veya yılın belirli bir günü
What is today's date?
Bugünün tarihi ne?
çıkmak
Sahnedebirisiyle romantik bir amaçla görüşmek
They have been dating for two months
İki aydır çıkıyorlar
hurma
palmiye ağacından yetişen tatlı kahverengi meyve
I like eating dates
Hurma yemeyi severim
bugüne kadar
şimdiki zamana kadar
We have learned a lot to date
Bugüne kadar çok şey öğrendik
satılık
Sahnedesatın alınmaya hazır olan
This house is for sale
Bu ev satılık
satışta
piyasada alınabilir durumda olan
The new model is for sale
Yeni model satışta
satılık
satın alınmaya hazır
This house is for sale
Bu ev satılık
etkilenmiş
Sahnedebir şeyden etkilenmiş olan
He was affected by the news
Haberlerden etkilendi
yapmacık
samimi veya doğal olmayan davranış
She spoke in an affected manner
Yapmacık bir tavırla konuştu
etkilenen
bir durum veya kişi tarafından üzerinde etki bırakılmış olan
The affected regions are being evacuated
Etkilenen bölgeler tahliye ediliyor
işaret
Sahnedeözel bir anlamı olan sembol
It is a sign of respect
Bu bir saygı işaretidir
işaret
bir anlamı olan vücut hareketi
He made a sign to be quiet
Sessiz olması için bir işaret yaptı
imza atmak
kabul ettiğini göstermek için bir belgeye ismini yazmak
Please sign the contract here
Lütfen sözleşmeyi buraya imzalayın
belirti
bir şeyin var olduğunu gösteren işaret
Dark clouds are a sign of rain
Koyu bulutlar yağmurun belirtisidir
emin
Sahnedeşüphenin olmaması
I am sure about this
Bu konuda eminim
elbette
Sahnedebir şeyi kabul ettiğini veya onayladığını söylemek
Sure I will do that
Elbette bunu yapacağım
yer
belirli bir alan veya nokta
We met at this sure
Bu yerde buluştuk
tamam
bir öneriyi veya fikri onaylamak için kullanılan ifade
We can meet later. Sure.
Daha sonra buluşabiliriz. Tamam.
Kalan 544 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 554 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap