

The Summer I Turned Pretty — 3. Sezon Bölüm 2
Kelimeler ve anlamları
670 kelime
hiç
Sahnedeherhangi bir zamanda
Have you ever been to Rome
Hiç Roma'ya gittin mi
çok
bir ifadeyi güçlendirmek için kullanılan kelime
It was ever so cold
Hava çok soğuktu
daima
her zaman
He is ever loyal to his duty
O görevine her zaman sadıktır
hiç
geçmişteki bir noktadan günümüze kadar olan sürede
Have you ever been to Paris
Hiç Parise gittin mi
nefes almak
Sahnedeakciğerlere hava çekip verme süreci
It is hard to breathe in this room
Bu odada nefes almak zor
canlandırmak
bir şeye yeni bir canlılık veya enerji kazandırmak
We need to breathe life into the project
Projeye hayat vermemiz gerekiyor
ile yatıp kalkmak
bir şeye kendini tamamen adamış veya onunla dolu olmak
He breathes fashion
O modayla yatıp kalkıyor
korkmuş
Sahnedekorkuya kapılmış
He was scared of the dark
Karanlıktan korkuyordu
korkmuş
korku hisseden
I am scared of spiders
Örümceklerden korkuyorum
korkmuş
korku veya endişe hissetme durumu
She is scared of dogs
O köpeklerden korkuyor
korkmuş
bir şeyden dolayı endişe veya korku duymak
I am scared of the dark
Karanlıktan korkuyorum
girişmek
Sahnedebir şeyi yapmayı denemek
I am not sure if I can win but I will go for it
Kazanabilir miyim bilmiyorum ama girişmeye değer
denemek
istediğin bir şeyi yapmaya çalışmak
You really want that job so go for it
O işi gerçekten istiyorsun o yüzden dene
cesaretlendirmek
birine bir şeyi denemesini söylemek
You should go for it
Bunu denemelisin
cesaret etmek
bir şeyi yapmak için gayret göstermek
You should go for it
Bunu yapmaya cesaret etmelisin
biriyle yatmak
Sahnedebirisiyle cinsel ilişkiye girmek
He slept with her
Onunla yattı
aynı yatağı paylaşmak
Sahnedebaşka bir kişiyle aynı yatakta uyumak
She sleeps with her brother
O erkek kardeşiyle aynı yatağı paylaşıyor
cinsel ilişkiye girmek
biriyle cinsel birleşme yaşamak
They slept with each other
Birbirleriyle cinsel ilişkiye girdiler
aynı yatakta yatmak
biriyle aynı yatakta uyumak
I slept with my baby
Bebeğimle aynı yatakta yattım
canı istemek
Sahnedebir şeyi yapma isteği duymak
I feel like going for a walk
Yürüyüşe çıkasım var
gibi gelmek
Sahnedebir durumun gerçekleşeceği izlenimine kapılmak
It feels like it is going to snow
Kar yağacak gibi geliyor
gibi hissetmek
bir durumda veya rolde olduğunu düşünmek
Sometimes I feel like a child
Bazen kendimi çocuk gibi hissediyorum
isteyip canı çekmek
bir şeyi yapma arzusu duymak
I feel like eating pizza
Canım pizza yemek istiyor
kaza
Sahnedehasar veya yaralanmaya yol açan beklenmedik olay
There was a car accident yesterday
Dün bir araba kazası oldu
kaza
beklenmedik ve zararlı olay
It was a car accident
Bu bir araba kazasıydı
kaza
planlanmadan meydana gelen olay
It was just an accident
Bu sadece bir kazaydı
maalesef
Sahnedeüzüntü veya hayal kırıklığı yaratan bir şekilde
Unfortunately, I cannot come
Maalesef gelemem
maalesef
üzücü veya hayal kırıklığı yaratan bir şekilde
Unfortunately it is raining today
Maalesef bugün hava yağmurlu
maalesef
bir şeyin üzücü veya şanssız olduğunu belirtmek için kullanılır
Unfortunately the store is closed today
Maalesef mağaza bugün kapalı
talihsiz bir şekilde
kötü şans veya üzüntü gösteren bir tarzda
She responded unfortunately to the bad news
Kötü habere talihsiz bir şekilde tepki verdi
bir kez
Sahnedetek bir sefer
I visited Paris once
Paris'i bir kez ziyaret ettim
bir zamanlar
geçmişte bir zamanda
I once lived here
Bir zamanlar burada yaşadım
olduğunda
olduğu zaman veya olur olmaz
Once you finish, we can go
Bitirdiğinde gidebiliriz
derhal
hemen hiç gecikmeden
Do it at once
Bunu derhal yap
iyi
Sahnedeyeterince iyi veya tatmin edici
I feel fine today
Bugün iyi hissediyorum
zinde
Sahnedeiyi bir sağlık durumu içinde
She is feeling fine today
Bugün kendini zinde hissediyor
para cezası
bir kural veya yasayı çiğnediğiniz için ödemeniz gereken para
He paid a fine for parking
Park ettiği için para cezası ödedi
ufak
boyut veya miktar olarak çok küçük
There is fine sand on the beach
Sahilde ufak kumlar var
iyi
kabul edilebilir veya sorunsuz olan
Everything will be fine
Her şey iyi olacak
güzel
göze hoş gelen veya çekici
She looks very fine today
Bugün çok güzel görünüyor
kaliteli
çok iyi niteliğe sahip olan
This is a fine piece of work
Bu kaliteli bir iş
yeterli
kabul edilebilir veya yeterli olan
It is fine to stay here
Burada kalmak yeterli
Kalan 660 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 670 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap