

Vikings — 2. Sezon Bölüm 9
Kelimeler ve anlamları
373 kelime
üremek
Sahnedeyavru üretmek veya çoğalmak
Some animals breed in spring
Bazı hayvanlar baharda ürer
cins
belirli bir tür veya çeşit
What breed is your dog
Köpeğin ne cins
yol açmak
bir duygunun veya durumun gelişmesine neden olmak
Poverty breeds crime
Yoksulluk suça yol açar
yetiştirmek
bir yerde veya ailede büyütülmek
He was bred in a small village
O küçük bir köyde yetiştirildi
kazanmak
Sahnedebir yarışmada veya müsabakada birinci olmak
She wants to win the race
O yarışı kazanmak istiyor
yakışmak
birinin üzerinde iyi durmak
That jacket wins on you
O ceket sana çok yakışıyor
elde etmek
çaba göstererek bir şeyi hak etmek
She worked hard to win his respect
Saygısını elde etmek için çok çalıştı
iyilik
Sahnedeyardımcı veya nazik bir davranış
Can you do me a favour?
Bana bir iyilik yapabilir misin?
desteklemek
Sahnedebir fikri veya durumu desteklemek
I favour this new plan
Bu yeni planı destekliyorum
sabırsızlık
Sahnedebeklemekten kaynaklanan huzursuzluk
I could feel his impatience as we waited in line
Sırada beklerken sabırsızlığını hissedebiliyordum
parmak
Sahnedeelin beş uzun kısmından her biri
I have a ring on my finger
Parmağımda bir yüzük var
suçlamak
birini bir suçtan sorumlu tutmak
She fingered him as the thief
Onu hırsız olarak o suçladı
güvenilir
Sahnedegüvenilebilen veya bel bağlanan
He is a trustworthy person
O güvenilir biridir
güvenilir
güven duyulabilen ya da itimat edilebilir
He is a trustworthy friend
O güvenilir bir arkadaştır
ilgilenmek
Sahnedebirinin veya bir şeyin sorumluluğunu almak
She takes care of the children
O çocuklarla ilgileniyor
halletmek
bir sorunu veya durumu çözmek
I will take care of the dishes
Bulaşıkları ben halledeceğim
ilgilenmek
bir şeyin sorumluluğunu üstlenmek veya bakmak
Please take care of the dog
Lütfen köpekle ilgilen
yol açmak
Sahnedebir şeyin olmasına sebep olmak
Smoking can lead to cancer
Sigara kansere yol açabilir
yol açmak
bir şeyin olmasına neden olmak
Hard work will lead to success
Sıkı çalışma başarıya yol açacaktır
varmak
belirli bir yere giden yol veya rota olmak
This path leads to the beach
Bu yol plaja varır
yol açmak
bir yere gitmeyi sağlayan geçit oluşturmak
This door leads to the garden
Bu kapı bahçeye yol açar
yıkım
Sahnedebir şeyi yok etme veya yıkma eylemi
The storm caused a lot of destruction
Fırtına çok fazla yıkıma neden oldu
izin vermek
Sahnedebirine bir şey yapması için müsaade etmek
Please let me go
Lütfen gitmeme izin ver
bildirmek
birine bir şeyi haber vermek
Let me know your answer
Cevabını bana bildir
işten çıkarmak
birinin işine son vermek
The manager had to let him go
Müdür onu işten çıkarmak zorunda kaldı
hayal kırıklığına uğratmak
beklentileri karşılayamamak
I will not let you down
Seni hayal kırıklığına uğratmayacağım
Kalan 363 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 373 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap