

Vikings — 3. Sezon Bölüm 2
Kelimeler ve anlamları
317 kelime
yapardı
Sahnedegeçmişte düzenli olarak yapılan eylem
He used to swim every day
Her gün yüzerdi
alışık olmak
bir duruma alışmış veya rahat olmak
I am used to the cold weather
Soğuk havaya alışığım
eskiden
geçmişte düzenli olarak yapılan alışkanlıklar
I used to play football
Eskiden futbol oynardım
eskiden
geçmişte var olan veya yapılan bir durumu anlatır
I used to live here
Eskiden burada yaşardım
devam etmek
Sahnedebir şeyi yapmaya devam etmek
Please go on with your story
Lütfen hikayene devam et
hissetmek
bir şeyin doğru olduğuna dair güçlü bir his
I have a feeling that something is go on
Bir şeylerin döndüğüne dair bir hissim var
konmak
bir yüzeyin üzerine yerleşmek
The lid goes on the jar
Kapak kavanoza konar
yayınlanmak
radyo veya televizyonda gösterilmek
The show will go on tonight
Gösteri bu gece yayınlanacak
çıkmak
biriyle romantik bir randevuya gitmek
Are you going on a date tonight
Bu gece bir randevuya mı çıkıyorsun
konuşup durmak
bir konu hakkında uzun süre konuşmak
Don't go on about it anymore
Artık bu konuda konuşup durma
katılmak
bir etkinlik veya faaliyete dahil olmak
She will go on the trip with us
O bizimle geziye katılacak
olmak
gerçekleşmek veya meydana gelmek
Tell me what is going on here
Burada neler olduğunu bana söyle
konuşabilmek
Sahnedekonuşma yeteneğine sahip olmak
The baby can talk
Bebek konuşabiliyor
ikna etmek
birini bir şeyi yapmaya razı etmek
I talked him into coming
Onu gelmeye ikna ettim
lütfen
Sahnedenazik bir ricada bulunmak için kullanılır
Please help me
Lütfen bana yardım et
memnun etmek
birini mutlu etmek
I want to please my parents
Ailemi memnun etmek istiyorum
istediğini yapmak
birinin kendi keyfine göre hareket etmesi
You can do as you please
İstediğini yapabilirsin
evlenmek
Sahnedebirisiyle hayatını birleştirmek
They decided to marry last year
Geçen yıl evlenmeye karar verdiler
adamak
bir şeye kendini tamamen bağlamak
He married his life to music
Hayatını müziğe adadı
evlenmek
biriyle eş olmak
They want to marry soon
Yakında evlenmek istiyorlar
artık
Sahnedeartık veya bir daha (olumsuz cümlelerde kullanılır)
I don't live there anymore
Artık orada yaşamıyorum
artık
artık gerçekleşmeyen veya var olmayan
I don't live here anymore
Artık burada yaşamıyorum
artık
bir şeyin eskisi gibi devam etmediğini belirtir
I don't go there anymore
Artık oraya gitmiyorum
artık
günümüzde geçerliliğini yitirmiş durumları ifade eder
They don't play together anymore
Artık birlikte oynamıyorlar
daha fazla
bir şeyden daha fazla miktarda
Would you like any more?
Biraz daha ister misin?
ilgilenmek
Sahnedebirinin veya bir şeyin sorumluluğunu almak
She takes care of the children
O çocuklarla ilgileniyor
halletmek
bir sorunu veya durumu çözmek
I will take care of the dishes
Bulaşıkları ben halledeceğim
ilgilenmek
bir şeyin sorumluluğunu üstlenmek veya bakmak
Please take care of the dog
Lütfen köpekle ilgilen
mütevazı
Sahnedekibirli veya gururlu olmayan
He is a humble man
O mütevazı bir adamdır
mütevazılaştırmak
birinin kendisini daha az önemli hissetmesini sağlamak
The loss humbled the champion
Mağlubiyet şampiyonu mütevazılaştırdı
alçakgönüllü yapmak
birinin kendini daha az önemli veya gururlu hissetmesini sağlamak
The defeat humbled him
Yenilgi onu alçakgönüllü yaptı
gururunu kırmak
birinin kendisini daha az önemli veya gururlu hissetmesini sağlamak
The defeat humbled him
Yenilgi onun gururunu kırdı
sakin
Sahnedebir yerde yaşayan kişi
The current occupant of the house is a doctor
Evin şu anki sakini bir doktordur
yanında
Sahnedebir şeyin yanında
Sit beside me
Yanımda otur
Kalan 307 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 317 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap