

Vikings — 3. Sezon Bölüm 7
Kelimeler ve anlamları
418 kelime
ısrar etmek
Sahnedebir şeyin olması gerektiğini kesin bir dille söylemek
I insist on paying for dinner
Akşam yemeğini ödemek için ısrar ediyorum
bağlamak
Sahnedebir şeyi sıkıca tutturmak veya sabitlemek
Fasten your seatbelt
Emniyet kemerinizi bağlayın
sabitlemek
iki parçayı kapalı veya sabit kalmaları için birbirine tutturmak
Please fasten your seatbelt
Lütfen emniyet kemerinizi sabitleyin
sevindirmek
Sahnedebirini çok mutlu etmek
The news will delight the whole family
Bu haber tüm aileyi sevindirecek
haz
büyük bir mutluluk hissi
The children played with delight
Çocuklar büyük bir hazla oynadı
malzemeler
Sahnedebelirli bir amaç için gereken şeyler
We need more office supplies
Daha fazla ofis malzemesine ihtiyacımız var
sağlamak
ihtiyaç duyulan bir şeyi vermek veya temin etmek
The store supplies fresh fruit every day
Mağaza her gün taze meyve sağlar
hobi
Sahnedeboş zamanlarda yapmaktan hoşlanılan etkinlik
Reading is one of my interests
Okumak hobilerimden biridir
pay
Sahnedebir işteki ortaklık veya hisse durumu
He has an interest in the company
Şirkette bir payı var
faiz
ödünç alınan para için ödenen ek ücret
The bank charges a high interest rate
Banka yüksek bir faiz oranı uyguluyor
ilgilendirmek
birinin bir şeye merak duymasını veya dikkat etmesini sağlamak
This book interests me
Bu kitap ilgimi çekiyor
olmadan
Sahnedebir şeyin veya birinin dahil edilmediği durum
You cannot go without a ticket
Bilet olmadan gidemezsin
olmadan
bir şeye sahip olmadan
I cannot see without my glasses
Gözlüklerim olmadan göremem
dışında
bir şeyin dış tarafında
He stood without the door
Kapının dışında duruyordu
varmak
Sahnedebir yere ulaşmak
We will come to the city soon
Şehre yakında varacağız
ayılmak
Sahnedetekrar bilinci yerine gelmek
The patient started to come to after the surgery
Hasta ameliyattan sonra ayılmaya başladı
farkına varmak
bir şeyi yavaşça anlamak
I slowly came to realize the truth
Yavaş yavaş gerçeğin farkına vardım
kanaatine varmak
bir kişi ya da durum hakkında belirli bir görüşe sahip olmak
I have come to believe that he is honest
Onun dürüst olduğu kanaatine vardım
değinmek
bir konu hakkında konuşmaya başlamak
We will come to that topic later
O konuya sonra değineceğiz
gelmek
belirli bir yere ulaşmak
Please come to my office
Lütfen ofisime gel
ziyaret etmek
birinin yanına gidip vakit geçirmek
Please come to see me
Lütfen beni ziyarete gel
başlamak
bir şeyi yapmaya girişmek
I come to like this song
Bu şarkıyı sevmeye başlıyorum
ilgili olmak
bir konu hakkında olmak
When it comes to cooking he is an expert
Yemek pişirmek söz konusu olduğunda o bir uzmandır
soylu
Sahnedeözel unvanları olan yüksek bir sosyal sınıfa ait
She comes from a noble family
O soylu bir aileden geliyor
asil
yüksek ahlaki karaktere sahip olan
He has a noble heart
Onun asil bir kalbi var
soylu
yüksek sosyal sınıftan olan kişi
The noble lived in a large castle
Soylu kişi büyük bir kalede yaşıyordu
soylu
özel unvanları olan yüksek bir sınıfa mensup
The noble family lived in a large castle
Soylu aile büyük bir kalede yaşıyordu
duygu
Sahnedeiçte yaşanan duygusal durum
Love is a strong feeling
Aşk güçlü bir duygudur
hava
bir yerin genel havası veya karakteri
The room has a cozy feeling
Odada rahat bir hava var
his
bir şeyin doğru olduğuna dair düşünce veya görüş
I have a feeling it will rain
Yağmur yağacak gibi bir hissim var
duygu
yoğun bir his veya heyecan durumu
Love is a powerful feeling
Aşk güçlü bir duygudur
hissetmek
fiziksel veya duygusal bir tecrübe yaşamak
I am feeling happy today
Bugün mutlu hissediyorum
duymak
fiziksel bir algıya sahip olmak
I can feel the wind
Rüzgarı duyabiliyorum
sezmek
bir şeyin olduğuna dair düşünceye sahip olmak
I feel that we are lost
Kaybolduğumuzu seziyorum
izlenim
bir şeyin doğru olduğuna dair inanç
I have a feeling he knows
Onun bildiğine dair bir izlenimim var
sezgi
kanıt olmadan bir şeyin doğru olduğuna inanmak
She trusts her intuition
Sezgilerine güveniyor
his
fiziksel veya duygusal bir duyu
I have a strange feeling
Garip bir hissim var
duygu
yoğun bir heyecan durumu
Anger is a strong feeling
Öfke güçlü bir duygudur
duygu
güçlü bir his
Joy is a happy feeling
Neşe mutlu bir duygudur
duygu
güçlü bir duygu hali
She is full of feeling
O duygu dolu biri
umut
iyi şeylerin gerçekleşmesini bekleme hissi
I have a hopeful feeling about this
Bunun hakkında umutlu bir hissim var
düşünce
bir konu hakkında fikir veya tutum sahibi olma
I have a feeling that we should go
Gitmemiz gerektiğine dair bir düşüncem var
hazır
Sahnedekullanıma hazır hale getirilmiş
All the plans are in place
Tüm planlar hazır
yerinde
hareket etmeden olduğu yerde duran
He ran in place for ten minutes
On dakika boyunca olduğu yerde koştu
Kalan 408 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 418 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap