

Vikings — 4. Sezon Bölüm 12
Kelimeler ve anlamları
235 kelime
kolay
Sahnedeyapılması veya anlaşılması zor olmayan
This math test was easy
Bu matematik sınavı kolaydı
yumuşak
sert veya katı olmayan
Be easy with her
Ona karşı yumuşak ol
elbette
bir isteği kabul ederken veya onaylarken kullanılan ifade
Can you do this? Easy
Bunu yapabilir misin? Elbette
rahat
endişeli olmayan ve sakin
She has an easy personality
O rahat bir kişiliğe sahip
boğmak
Sahnedenefes almayı zorlaştırmak
The heat started to suffocate me
Sıcaklık beni boğmaya başladı
boğulmak
yeterince nefes alamamak
He felt like he was suffocating
Boğuluyormuş gibi hissetti
boğmak
birinin nefes almasını güçleştirmek
Thick smoke can suffocate a person
Yoğun duman bir insanı boğabilir
biliyorsun
Sahnededinleyicinin anladığını teyit etmek için kullanılır
It is hard, you know
Zor, biliyorsun
bilmek
Sahnedebilgi sahibi olmak
I know the answer
Cevabı biliyorum
biliyorsun
dinleyicinin anladığından emin olmak veya konuşurken duraksamak için kullanılan söz
It is a nice car, you know, very fast
Güzel bir araba, biliyorsun, çok hızlı
korumak
Sahnedebirini veya bir şeyi zarardan uzak tutmak
We must protect the environment
Çevreyi korumalıyız
korumak
birini veya bir şeyi zarar görmekten sakınmak
The mother protected her child from the rain
Anne çocuğunu yağmurdan korudu
korumak
bir şeyi güvende tutmak
We must protect the environment
Çevreyi korumalıyız
hemfikir olmak
Sahnedebiriyle aynı görüşü paylaşmak
We agree on this point
Bu noktada hemfikiriz
hemfikir olmak
birisiyle aynı düşünceye sahip olmak
I agree with you
Seninle hemfikirim
katılmak
birisiyle aynı düşünceye sahip olmak ya da bir şeyi kabul etmek
I agree with your plan
Planına katılıyorum
bırakmak
Sahnedetutmayı bırakmak
Let go of the rope
İpi bırak
işten çıkarmak
birinin işine son vermek
They let her go last week
Onu geçen hafta işten çıkardılar
serbest bırakmak
birinin bir sorumluluktan veya cezadan kurtulmasına izin vermek
They decided to let him go
Onu serbest bırakmaya karar verdiler
yanında
Sahnedebir şeyin yanında
Sit beside me
Yanımda otur
çiftçi
Sahnedetarım ürünleri yetiştiren veya hayvan besleyen kişi
The farmer is harvesting the crops
Çiftçi mahsulleri hasat ediyor
çiftçi
ekin yetiştiren veya hayvan besleyen kişi
The farmer plants seeds
Çiftçi tohumları eker
çiftçi
tarım ile uğraşan kimse
My grandfather was a farmer
Büyükbabam bir çiftçiydi
çiftçi
çiftlikte çalışan veya tarım yapan kişi
The farmer is planting seeds
Çiftçi tohum ekiyor
fark
Sahnedeşeylerin aynı olmama durumu
What is the difference between these two?
Bu ikisi arasındaki fark nedir?
fark
bir şeyin yol açtığı değişiklik veya etki
Your help made a big difference
Yardımınız büyük bir fark yarattı
fark
iki şeyin birbirinin aynısı olmama durumu
There is a big difference between these colors
Bu renkler arasında büyük bir fark var
evlenmek
Sahnedebiriyle eş olmak
They want to marry soon
Yakında evlenmek istiyorlar
evlenmek
birisiyle hayatını birleştirmek
They decided to marry last year
Geçen yıl evlenmeye karar verdiler
adamak
bir şeye kendini tamamen bağlamak
He married his life to music
Hayatını müziğe adadı
Kalan 225 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 235 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap