Merhaba bu blog yazımızda A1 zorluk seviyesindeki İngilizce kelimeleri sizlerle paylaşıyoruz. Bu kelimeleri öğrenmek İngilizce okuma, dinleme, yazma hatta konuşma yeteneklerinize olumlu etki edecektir. Bu kelimeler İngilizce'de en çok kullanılan kelimeler olduğu için bu kelimeleri öğrenerek temel anlamda birçok İngilizce cümleyi anlayabilir hale gelebilirsiniz.
A1, Avrupa Dil Çerçevesi'nde (CEFR) en temel seviyedir. Bu seviyede amaç; kendini tanıtmak, basit sorular sormak, günlük ihtiyaçları ifade etmek için gereken temel kelimeleri öğrenmektir. Aşağıda A1 seviyesinde en sık karşına çıkacak kelime gruplarını, anlamlarını ve örnek cümlelerini bulacaksın.
Temel fiiller be (olmak): I am a student. — Ben bir öğrenciyim.have (sahip olmak): I have a brother. — Bir erkek kardeşim var.do (yapmak): What do you do? — Ne iş yapıyorsun?go (gitmek): I go to school. — Okula giderim.want (istemek): I want some water. — Biraz su istiyorum.like (sevmek/hoşlanmak): I like coffee. — Kahveyi severim.Sık kullanılan isimler time (zaman), day (gün), year (yıl)house (ev), school (okul), work (iş)family (aile), friend (arkadaş), food (yiyecek)water (su), money (para), name (isim)Temel sıfatlar good (iyi) / bad (kötü)big (büyük) / small (küçük)new (yeni) / old (eski/yaşlı)happy (mutlu) / sad (üzgün)hot (sıcak) / cold (soğuk)Günlük kalıp ifadeler Hello / Hi — MerhabaHow are you? — Nasılsın?Thank you — Teşekkür ederimExcuse me — AffedersinizI don't understand — AnlamıyorumA1 kelimeleri nasıl öğrenilir? A1 seviyesinde en büyük hata, kelimeleri yalın liste hâlinde ezberlemeye çalışmaktır. Çok daha etkili yol, her kelimeyi kısa bir cümle içinde öğrenmektir. "water " kelimesini tek başına değil, "I want some water " cümlesiyle hatırlamak hem anlamı hem de kullanımı aynı anda pekiştirir.
Dizilerle pekiştirme A1 kelimeleri, günlük hayatı anlatan basit sitcom'larda sürekli tekrar eder. Friends veya Full House gibi diziler bu temel kelimeleri doğal bağlamda defalarca duymanı sağlar. Her bölümden 5 yeni kelime çıkar, anlamını ve örnek cümlesini kaydet, sonra düzenli quizlerle tekrar et.
İlk hedefin A1 seviyesini tamamlamak için yaklaşık 500-1000 temel kelime yeterlidir. Günde 5-10 kelime öğrenirsen birkaç ay içinde bu hedefe ulaşır, basit konuşmaları anlamaya ve kendini ifade etmeye başlarsın. Sabırlı ol, her gün küçük bir adım at ve öğrendiklerini tekrar etmeyi unutma.
A1 Seviye İngilizce Kelimeleri Nasıl Öğrenebilirim? Aşağıdaki listede her bir kelimeyi kelimenin anlamıyla birlikte listeledik. Listemiz 1000 kelimeden oluşmaktadır. Listedeki kelimelerin 1 den 9'a kadar zorluk seviyesini de belirledik. Zorluk barını kullanarak kelimeleri zorluğuna göre filtreleyebilirsiniz. Kelimelerin yanındaki ses işaretine tıklayarak her bir kelimenin telaffuzunu dinleyebilirsiniz. Ayrıca kelimelerin üstüne tıklayarak kelimelerin örnek cümle içinde kullanımını görebilirsiniz. Göz simgesine tıklayarak bildiğiniz kelimeleri listeden çıkarmanız da mümkün. Listeden çıkarma işlemini tamamladıktan sonra Quiz'e Git butonu ile Kelime Quiz'ini başlatabilirsiniz. Quiz sekmesinde kelimeleri öğrenebilmeniz için 8 farklı oyun modu ekledik. İstediğiniz modları seçerek karışık modda kelimeleri öğrenebilirsiniz.
Bu Kelime Listesi Nasıl Oluşturuldu? Diziyle Öğren olarak geliştirdiğimiz küçük çaplı bir yapay zeka 50'den fazla İngilizce dizi ve filmi taradı ve sizler için en çok kullanılan A1 seviyesindeki kelimeleri belirledi. Aşağıdaki liste A1 seviyesindeki İngilizce kelimelerden oluşmaktadır. Daha fazla dizi ve film taradıkça listemiz otomatik olarak güncellenmektedir. Yakın zamanda daha zor kelime listeleri için de blog yazımızı paylaşacağız. Blog yazısı yayınlandığında haberdar olmak için bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.
İngilizce A1 Kelime Listesi PDF Kelimeleri çıktı alıp çalışmak istiyorsanız PDF dosyasını aşağıdan indirebilirsiniz. PDF dosyasına sadece Premium üyelerimiz erişebilir. Sınırsız PDF indirme avantajının yanında Premium üyelik ile dizilerde kullanılan kelimelere ve özel içeriklere de erişebilirsiniz. Sizler için bu tür özel listeler hazırlamaya devam edeceğiz 😊
İngilizce A1 Kelime Listesi.pdf A1 İngilizce Kelime Listesi Kelime listesini Quiz ile aşağıdan ücretsiz bir şekilde çalışabilirsiniz. Umarız İngilizce Öğrenme sürecinizde sizlere faydalı olabiliriz. Şimdiden keyifli çalışmalar dileriz 😊
Kelimeler ve anlamları 980 kelime
a1 494 a2 299 b1 166 b2 17 c1 0 c2 4
bir sayı veya miktarın tam olmadığını belirtmek için kullanılır
It is about five o clock
Saat yaklaşık beş
bir konu veya bir kişiyle ilgili olan
I read a book about history
Tarih hakkında bir kitap okudum
bir eylemin çok kısa süre içinde gerçekleşeceğini göstermek için kullanılır
We are about to leave
Çıkmak üzereyiz
hiçbir şüphe olmadan veya tamamen
I absolutely agree with you
Sana kesinlikle katılıyorum
bir şeyi doğru veya geçerli olarak tanımak
I accept the truth
Gerçeği kabul ediyorum
bir şeye onay vermek
She accepted the invitation
Daveti kabul etti
sunulan bir şeyi almak
He accepted the award
Ödülü kabul etti
bir şeyi almaya veya onaylamaya razı olmak
I accept your offer
Teklifi kabul ediyorum
bir yere girme veya bir şeyi kullanma imkanı
I have access to the building
Binaya erişimim var
bir yere veya sisteme girmek
You can access the files here
Dosyalara buradan erişebilirsin
beklenmedik ve zararlı olay
It was a car accident
Bu bir araba kazasıydı
hasar veya yaralanmaya yol açan beklenmedik olay
There was a car accident yesterday
Dün bir araba kazası oldu
planlanmadan meydana gelen olay
It was just an accident
Bu sadece bir kazaydı
kişisel bilgilerin kayıtlı olduğu profil
I created a new account
Yeni bir hesap oluşturdum
bir olayın yazılı veya sözlü açıklaması
He gave a clear account of the accident
Kazanın net bir anlatımını yaptı
bir şirketin hizmet verdiği müşteri veya işletme
This company has many important accounts
Bu şirketin birçok önemli müşterisi var
bir şeye verilen dikkat veya özen
You should take his advice into account
Onun tavsiyesini dikkate almalısın
bulmacadaki yatay ipucu
Look at five across
Beş soldan sağaya bak
bir konu hakkında bilgi sahibi olan
Are you across the project details
Proje detaylarından haberdar mısın
bir şeyin tamamını kapsayacak şekilde
The news spread across the country
Haber ülke genelinde yayıldı
bir taraftan diğer tarafa doğru
He walked across the street
Caddenin karşısına yürüdü
bir kişinin yaptığı herhangi bir şey
This was a brave act
Bu cesurca bir eylemdi
devlet tarafından konulan resmi kural
The government passed a new act
Hükümet yeni bir yasa çıkardı
izleyiciler için yapılan kısa süreli performans
The circus act was funny
Sirk gösterisi komikti
yapılan veya gerçekleşen bir şey
Take action now
Şimdi harekete geç
başlamak için verilen işaret
The director shouted action
Yönetmen motor diye bağırdı
bir silahın doldurmasını ve ateşlemesini sağlayan hareketli parçalar
The gun's action is smooth
Silahın mekanizması düzgün çalışıyor
bir durumu düzeltmek veya ekleme yapmak için kullanılır
I thought he was American, but actually he is British
Onun Amerikalı olduğunu sanıyordum ama aslında İngiliz
bir şeyin doğru veya gerçek olduğunu vurgulamak için kullanılır
Did he actually say that
Bunu gerçekten söyledi mi
bir yere girmeye izin vermek
The club admits members only
Kulüp sadece üyeleri kabul eder
bir şeyin doğru olduğunu söylemek
He admitted his mistake
Hatasını itiraf etti
ne yapılması gerektiği hakkında verilen fikir veya öneri
I need some advice
Biraz tavsiyeye ihtiyacım var
birinin ne yapması gerektiği hakkındaki fikir
I need your advice
Senin tavsiyene ihtiyacım var
kötü bir durumdan dolayı üzüntü veya endişe duyma
I am afraid I cannot help you
Korkarım ki size yardım edemem
korku hissetme
She is afraid of spiders
O örümceklerden korkar
kötü bir durumdan dolayı üzgün veya kaygılı hissetmek
I am afraid that we are late
Korkarım geç kaldık
birinin ismini alan veya birini örnek alan
She was named after her grandmother
Büyükannesinin adına isimlendirildi
birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak
The dog is after the cat
Köpek kedinin peşinde
bir olaydan veya zamandan daha geç
We will eat after the lesson
Dersten sonra yemek yiyeceğiz
bir kez daha
Please try again
Lütfen tekrar dene
bir şeye temas eden veya yaslanmış durumda olan
He leaned against the wall
Duvara yaslandı
bir görüşe veya plana karşı olma durumu
He is against the plan
O bu plana karşı
bir şeye veya birine muhalif olma durumu
He is against the new plan
O yeni plana karşı
bir duruma veya fikre zıt olan
It is against the rules
Bu kurallara aykırı
belirli özelliklerle tanınan zaman dilimi
We live in the digital age
Dijital çağda yaşıyoruz
daha yaşlı hale gelmek
Everyone ages
Herkes yaşlanır
bir kişinin yaşadığı süre
Age is just a number
Yaş sadece bir sayıdır
zaman geçtikçe daha yaşlı hale gelmek
People age as time passes
İnsanlar zaman geçtikçe yaşlanır
başka biri adına hareket eden kişi
He is my agent
O benim temsilcim
şimdiden önce veya geçmişte
I saw him two days ago
Onu iki gün önce gördüm
şimdiye göre geçmişte kalmış zaman
I arrived an hour ago
Bir saat önce geldim
biriyle aynı görüşü paylaşmak
We agree on this point
Bu noktada hemfikiriz
birisiyle aynı düşünceye sahip olmak
I agree with you
Seninle hemfikirim
birisiyle aynı düşünceye sahip olmak ya da bir şeyi kabul etmek
I agree with your plan
Planına katılıyorum
ön tarafta
Go straight ahead
Dosdoğru ilerleyin
planlanandan veya beklenenden daha erken
We arrived ahead of schedule
Vaktinden önce geldik
başkalarından daha iyi bir konumda olmak
She is ahead in the race
Yarışta o önde
gelecek zamanda olan veya gerçekleşecek
There are many challenges ahead
İleride birçok zorluk var
dünyayı çevreleyen görünmez gaz
The air is fresh here
Buradaki hava taze
bir programı televizyonda veya radyoda göstermek
The show will air tomorrow
Program yarın yayınlanacak
yaşayan ve ölü olmayan
He is still alive
O hâlâ hayatta
hayatı ve deneyimleri olan
She is happy to be alive
O hayatta olduğu için mutlu
bütünüyle veya eksiksiz şekilde
She was all dressed up
Tamamen giyinip kuşanmıştı
bir şeyin tamamı veya toplam miktarı
Eat all your dinner
Yemeğinin hepsini ye
birinin bir şeyi yapmasına izin vermek
Please allow me to explain
Lütfen açıklama yapmama izin verin
bir şeyin yapılmasına onay vermek
They allowed us to go home
Eve gitmemize izin verdiler
tam olarak değil ama çok yakın
I almost missed the bus
Neredeyse otobüsü kaçırıyordum
tek bir şeyin yeterli olduğunu vurgulamak için kullanılır
The cost alone is high
Sadece maliyeti bile yüksek
yanında başka kimse olmayan
rahatsız edilmeden
Please leave me alone
Lütfen beni yalnız bırak
başka kimse olmadan
He walked home alone
Eve yalnız yürüdü
bir hat veya yön boyunca
Walk along the river
Nehir boyunca yürüyün
tüm süre boyunca
He sang along the way
Yol boyunca şarkı söyledi
biriyle birlikte veya beraberinde
Bring your sister along
Kız kardeşini de yanına al
birini çıkar sağlamak amacıyla yalanla oyalama
He led me along with fake promises
Beni sahte vaatlerle kandırdı
büyük bir miktar veya sayı
I have a lot of books
Çok kitabım var
büyük bir miktar veya sayı
There are a lot of people here
Burada çok insan var
beklenen zamandan önce tamamlanmış durum
I have already finished my homework
Ödevimi çoktan bitirdim
bir şeyin hemen gerçekleşmesi için duyulan sabırsızlık
Stop talking already
Artık konuşmayı kes
bahsedilen şeye ek olarak
I also like apples
Ayrıca elma severim
her zaman, her seferinde
I always wake up early
Her zaman erken uyanırım
hayranlık veya şaşkınlık uyandıran
The view is amazing
Manzara harika
büyük bir şaşkınlık veya hayranlık yaratan
It was an amazing sight
İnanılmaz bir manzaraydı
çok iyi veya olumlu şekilde şaşırtıcı
You did an amazing job
Harika bir iş çıkardın
Amerika Birleşik Devletleri'nden olan veya orayla ilgili olan
He is American
O Amerikalı
kelimeleri veya cümleleri birbirine bağlamak için kullanılan sözcük
I have a cat and a dog
Bir kedim ve bir köpeğim var
güçlü bir rahatsızlık veya hoşnutsuzluk hissetmek
He is angry with me
Bana kızgın
bir şeye karşı öfke duyma
The customer was angry about the delay
Müşteri gecikme yüzünden kızgındı
kolayca öfkelenen veya hoşnutsuz
She is feeling angry after the argument
Tartışmadan sonra sinirli hissediyor
bitki olmayan canlı varlık
The lion is a wild animal
Aslan vahşi bir hayvandır
temel fiziksel içgüdülerle ilgili
He has an animal instinct for survival
Hayatta kalmak için hayvansal bir içgüdüsü var
hareket edebilen ve hissedebilen canlı varlık
The tiger is a wild animal
Kaplan vahşi bir hayvandır
bir tane daha veya farklı bir tane
I want another cup of coffee
Bir fincan daha kahve istiyorum
bir soruya verilen yanıt
I am waiting for your answer
Cevabını bekliyorum
bir sorunu çözmenin doğru yolu
I found the answer to the puzzle
Bulmacanın çözümünü buldum
doğru olmayan veya düzgün çalışmayan
The answer is not correct
Cevap doğru değil
bilgi almak için kullanılan cümle veya ifade
I need an answer to this question
Bu soruya bir yanıt bekliyorum
seçilen şeyin fark etmediği durumları belirtmek için kullanılır
You can pick any color
İstediğin herhangi bir rengi seçebilirsin
soru veya olumsuz cümlelerde bir veya daha fazla miktarı belirtmek için kullanılır
Do you have any milk
Hiç sütün var mı
herhangi bir kişi
Does anybody want cake?
Herhangi biri kek ister mi?
belirli olmayan bir kişi
I didn't see anybody
Kimseyi görmedim
herhangi bir kişi
Is anybody here
Burada kimse var mı
artık veya bir daha (olumsuz cümlelerde kullanılır)
I don't live there anymore
Artık orada yaşamıyorum
artık gerçekleşmeyen veya var olmayan
I don't live here anymore
Artık burada yaşamıyorum
bir şeyin eskisi gibi devam etmediğini belirtir
I don't go there anymore
Artık oraya gitmiyorum
günümüzde geçerliliğini yitirmiş durumları ifade eder
They don't play together anymore
Artık birlikte oynamıyorlar
herhangi bir kişi
Can anyone help me?
Bana yardım edebilecek biri var mı?
anything A1
herhangi bir şey
herhangi bir nesne veya madde
I can eat anything
Herhangi bir şeyi yiyebilirim
herhangi bir nesne veya madde
I don't have anything
Hiçbir şeyim yok
her durumda
It's raining, but I'll go anyway
Yağmur yağıyor ama yine de gideceğim
konuyu değiştirmek veya bir duraksamadan sonra devam etmek için kullanılan söz
Anyway let us continue with the lesson
Neyse derse devam edelim
anywhere A2
herhangi bir yer
herhangi bir yer veya herhangi bir yere
You can sit anywhere
Herhangi bir yere oturabilirsin
her türlü konum veya yön
You can sit anywhere you want
İstediğin herhangi bir yere oturabilirsin
herhangi bir konum veya mekan
You can sit anywhere you want
İstediğin yere oturabilirsin
olumsuz cümlelerde belirtilen herhangi bir konum
I cannot find my keys anywhere
Anahtarlarımı hiçbir yerde bulamıyorum
daha büyük bir binanın parçası olan konut
I live in a small apartment
Küçük bir dairede yaşıyorum
yaşamak için ayrılmış odalar bütünü
Your apartment is very beautiful
Daireniz çok güzel
daha büyük bir binanın parçası olan yaşam alanı
She lives in a small apartment
O küçük bir dairede yaşıyor
bir hata için pişmanlık belirtmek
I apologize for being late
Geç kaldığım için özür dilerim
bir hata yaptığında üzgün olduğunu söylemek
I apologize for being late
Geç kaldığım için özür dilerim
bir hata yaptığını kabul etme eylemi
You should apologize for being late
Geç kaldığın için özür dilemelisin
yanlış bir şey yaptığını kabul edip üzgün olduğunu belirtmek
I apologize for being late
Geç kaldığım için özür dilerim
apparently B1
görünüşe göre
göründüğü kadarıyla
Apparently, he forgot the meeting
Görünüşe göre toplantıyı unuttu
appreciate B1
minnettar olmak
bir şey için teşekkür hissetmek
I appreciate your help
Yardımınız için minnettarım
bir durumdan dolayı hoşnutsuzluk duymak
I would appreciate it if you stopped bothering me
Beni rahatsız etmeyi bırakırsan sevinirim
bir şeyin önemini veya değerini anlamak
I appreciate the effort you put into this
Bunun için harcadığın çabayı takdir ediyorum
bir şeyin değerini anlamak
I appreciate your help
Yardımını takdir ediyorum
omuzdan ele kadar olan vücut bölümü
My arm hurts
Kolum ağrıyor
silah veya araç gereç sağlamak
The soldiers were armed
Askerler silahlandırıldı
savaşta kullanılan ateşli veya kesici araç
He had to drop his arm
Silahını bırakmak zorunda kaldı
büyük bir organizasyonun belirli bir iş alanıyla ilgilenen bölümü
This is the research arm of the company
Bu şirketin araştırma koludur
askerlerden oluşan büyük ve düzenli grup
The army protects the country
Ordu ülkeyi korur
yaklaşık bir miktarı belirtmek için kullanılır
I will arrive around 5 PM
Saat 5 civarında geleceğim
bir yerin yakınındaki alan
Many trees are around the school
Okulun civarında çok ağaç var
bir şeyi nasıl kullanacağını veya idare edeceğini bilmek
She knows her way around the office
Ofis konusunda bilgisi var
bir şeyin yönünü veya sonucunu değiştirmek
We must turn the situation around
Durumu tersine çevirmeliyiz
birini polis gözetimi altına almak
The police arrested the man
Polis adamı tutukladı
bir işlevin aniden durması
He suffered a cardiac arrest
Kalp durması geçirdi
birini yasal yetkiyle gözaltına almak
The police will arrest the thief
Polis hırsızı tutuklayacak
birini yasal yollarla ele geçirmek
They arrested him at the airport
Onu havaalanında yakaladılar
yay ile atılan uç kısmı sivri ince çubuk
The arrow hit the target
Ok hedefi vurdu
yayla fırlatılan sivri uçlu nesne
He shot an arrow
Bir ok attı
yön gösteren işaret
Follow the arrow to the exit
Çıkış için oku takip edin
bir şeyi yapmayı planlamak
I ask to do this task
Bu görevi yapmayı istiyorum
bir şey istemek
I ask for a pen
Bir kalem rica ediyorum
birine soru yöneltmek
I need to ask a question
Bir soru sormam gerekiyor
bir görüşü ifade etmek
You should ask your opinion clearly
Görüşünü açıkça belirtmelisin
vücudun üzerine oturulan etli kısmı
He fell on his ass
Kıçının üzerine düştü
uzun kulaklı küçük ata benzeyen hayvan
The ass carries the load
Eşek yükü taşır
aptal veya sinir bozucu kişi
Don't be such an ass
Bu kadar aptal olma
kanıt olmadan bir şeyin doğru olduğunu düşünmek
I assume you are tired
Yorgun olduğunu varsayıyorum
bir görev veya sorumluluğu üzerine almak
He assumed the role of manager
Yönetici rolünü üstlendi
birine veya bir şeye zarar vermeye çalışmak
The dog attacked the cat
Köpek kediye saldırdı
aniden ortaya çıkan sağlık sorunu
He had a heart attack
Kalp krizi geçirdi
bir şeye veya birine odaklanma durumu
Please pay attention
Lütfen dikkat edin
hasta veya yaralı birine yardım etme eylemi
He needs medical attention
Tıbbi bakıma ihtiyacı var
bir şeyi özenle dinleme veya izleme eylemi
Pay attention to the teacher
Öğretmene dikkat et
durmadan veya ara vermeden
He was working away
Durmadan çalışıyordu
buranın uzağında
The city is far away
Şehir çok uzakta
bir şeyi başka bir yere taşımak
Put your toys away
Oyuncaklarını kaldır
bir yerde bulunmama durumu
He is away for the weekend
O hafta sonu için uzakta
çok etkileyici veya çok iyi
This view is awesome
Bu manzara harika
çok yüksek kalitede veya şaşırtıcı derecede iyi
Your performance was awesome
Performansın müthişti
çok güzel veya hayranlık uyandırıcı
That is an awesome idea
Bu şahane bir fikir
son derece etkileyici veya keyifli
That movie was awesome
O film harikaydı
çok küçük çocuk
The baby is sleeping
Bebek uyuyor
olgunlaşmamış gibi davranan kişi
Don't be such a baby
Bu kadar mızmız olma
sevilen birine hitap şekli
I love you baby
Seni seviyorum bebeğim
çok genç hayvan
Look at that baby goat
Şu yavru keçiye bak
insan vücudunun arka kısmı
My back hurts
Sırtım ağrıyor
önceki yere veya konuma dönmek
Please come back
Lütfen geri gel
birini veya bir şeyi desteklemek
I will back you up
Seni destekleyeceğim
birinin mesajına yanıt vermek
I will write back soon
Yakında geri döneceğim
ciddi bir şekilde
He was hurt bad
O fena yaralandı
ahlaki açıdan yanlış
He is a bad person
O kötü bir insan
üzüntü veya suçluluk duyan
I feel bad about the mistake
Hatamdan dolayı pişmanım
düşük nitelikli
This product is bad
Bu ürün kalitesiz
bir şeyi yakalamak veya ele geçirmek
He bagged a deer
Bir geyik yakaladı
eşyaları taşımak için kullanılan esnek kap
I have a blue bag
Mavi bir çantam var
bir şeyi elde etmeyi başarmak
She bagged a promotion
Bir terfi kaptı
resmi bir dans partisi
They went to the ball
Baloya gittiler
bir şeyi yuvarlak hale getirmek
Ball the dough
Hamuru yuvarla
çok eğlenceli bir zaman
We had a ball
Çok eğlendik
paranın saklandığı finansal kurum
I have a bank account
Bir banka hesabım var
bir nehrin yanındaki toprak alan
We sat on the river bank
Nehir kıyısında oturduk
bir yana doğru eğilmek
The plane banked to the left
Uçak sola doğru yattı
bir şeyi daha sonra kullanmak üzere saklamak
You should bank your savings for later
Birikimlerini daha sonrası için saklamalısın
çok kaba veya nazik olmayan bir kişi
Stop being such a bastard
Bu kadar insafsız olmayı bırak
çok sıkı ve yorulmadan çalışan kimse
He is a hard working bastard
O çok çalışkan biridir
evli olmayan ebeveynlerden dünyaya gelen çocuk
The child was born a bastard
Çocuk evlilik dışı doğmuştu
sevmediğin bir kişi için kullanılan kaba veya kırıcı bir ifade
He acted like a complete bastard
Tam bir pislik gibi davrandı
tuvalet ve lavabosu olan oda
Where is the bathroom?
Tuvalet nerede?
tuvalet ve lavabosu olan oda
The bathroom is upstairs
Banyo üst katta
kalın kürklü, büyük ve güçlü bir memeli hayvan
I saw a bear in the woods
Ormanda bir ayı gördüm
birini veya bir şeyi mağlup etmek
They beat the champion
Şampiyonu yendiler
bir polisin veya görevlinin düzenli olarak dolaştığı bölge
The officer walked his beat every evening
Memur her akşam devriye bölgesinde yürürdü
malzemeleri bir aletle karıştırmak
Beat the eggs before cooking
Pişirmeden önce yumurtaları çırpın
çok yorgun ve halsiz hissetme
I am beat after working all day
Bütün gün çalıştıktan sonra bitkinim
bir yere bir başkasından daha önce ulaşmak
I will try to beat you to the station
İstasyona senden önce varmaya çalışacağım
bir şeyden daha arzu edilir veya tercih edilebilir olmak
Nothing beats a cold drink on a hot day
Sıcak bir günde soğuk bir içecekten daha iyisi yoktur
çok yorgun
I am completely beat after work
İşten sonra tamamen bitkinim
bir yerden gitmek
Let us beat it before it starts raining
Yağmur başlamadan önce hadi ayrılalım
düzenli tekrarlanan ses veya hareket
I like the beat of this song
Bu şarkının ritmini seviyorum
göze veya zihne hoş gelen
She has a beautiful voice
Onun güzel bir sesi var
göze hitap eden ve hoş görünen
She is a beautiful woman
O güzel bir kadın
bir durumun nedenini açıklamak için kullanılır
I am happy because I passed the test
Mutluyum çünkü sınavı geçtim
bir şeyin sonucu olarak
We stayed at home because of the rain
Yağmurdan dolayı evde kaldık
bir şeyin sonucu olarak
We stayed home because of the rain
Yağmur yüzünden evde kaldık
bir şeyin sebep olduğu durum
The game was canceled because of the rain
Maç yağmur yüzünden iptal edildi
bir durumun nedeni olarak
We stayed home because of the rain
Yağmur yüzünden evde kaldık
bir şey olmaya başlamak
She wants to become a doctor
O doktor olmak istiyor
bir kıyafetin birinde güzel durması
That dress really becomes you
O elbise sana gerçekten yakışıyor
bir şeyden başka bir şeye geçmek
Water will become ice
Su buza dönüşecek
bir şey durumuna geçmeye başlamak
The weather will become cold
Hava soğuk hale gelecek
uyumak için kullanılan mobilya
I go to bed
Yatağa gidiyorum
kamyonun arkasındaki yük taşıma alanı
The truck bed is full of wood
Kamyonun kasası odunla dolu
nehir veya vadi zemini
Fish live at the river bed
Balıklar nehir tabanında yaşar
başka bir olaydan daha önceki bir zaman
I ate before school
Okuldan önce yemek yedim
birinin veya bir şeyin önündeki konum
She stood before the judge
Hakimin önünde durdu
bir şeye başlamak
Let's begin the lesson
Hadi derse başlayalım
bir şeyin arka kısmında
The cat is behind the sofa
Kedi kanepenin arkasında
zaman olarak daha sonra
He is behind schedule
Programın gerisinde kaldı
birini desteklemek
We are behind you
Senin arkandayız
vücudun üzerine oturulan arka kısmı
He fell on his behind
Poposunun üzerine düştü
bir şeyin arka tarafındaki yer
The ball is behind the chair
Top sandalyenin arkasında
bir olayın gerçekleşmesine sebep olan kişi veya şey
She is the force behind this project
O bu projenin arkasındaki güç
birinin haberi olmadan
He did it behind my back
Bunu benim arkamdan yaptı
bir yerden ayrılırken bir yerde bırakılan
He left his keys behind
Anahtarlarını geride bıraktı
Daha fazla göster