Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından düzenlenen YDS ve YÖKDİL sınavları, Türkiye'deki üniversite adayları için önemli bir aşamadır. Bu sınavlarda başarılı olmak için kelime bilgisi oldukça kritik bir rol oynamaktadır. Bu yazıda, YDS ve YÖKDİL sınavlarında en çok çıkmış 600 kelimenin listesini sizlerle paylaşıyoruz. Bu kelimeleri ezberleyerek sınavda başarı şansınızı artırabilirsiniz.
Bu kelimelere buradan Quiz eşliğinde çalışabilirsiniz →
YÖKDİL'de kaç kelime sorusu var? Sınav Başarısı için Kelime Bilgisinin Önemi Her iki sınavda da, kelime bilgisi, okuma ve anlama becerilerini doğrudan etkileyen bir faktördür. Bu nedenle, sınavlara hazırlık sürecinde kelime dağarcığınızı genişletmek büyük önem taşır. Yökdil sınavında 6 kelime bilgisi ve 14 gramer bilgisi olmak üzere 20 soruluk bir bölüm adayların İngilizce kelime yeterliliğini ölçmektedir.
YDS sınavı için kaç kelime bilmek gerekir? Aşağıda sizler için YDS - YÖKDİL sınavlarında en çok çıkmış 600 kelime listesini derledik. Bu listedeki kelimeleri öğrenmeniz sınav başarınızı olumlu yönde etkileyecektir.
YÖKDİL Hangi seviye? Genelde orta seviyenin biraz üstünde (B2) İngilizce yetkinliğine sahip adaylar YÖKDİL sınavlarından başarılı sonuçlar alabilmektedir.
YDS/YÖKDİL kelimeleri hangi gruplara ayrılır? Akademik fiiller: derive, comprise, constitute, demonstrate, indicate, imply, obtain, undergo.Soyut isimler: phenomenon, hypothesis, consensus, implication, discrepancy.Bağlaç ve geçiş ifadeleri: nevertheless, furthermore, consequently, whereas, albeit.Eş anlamlı çiftler: sınav, "increase " yerine "escalate ", "surge ", "augment " gibi seçenekler sunar.Neden 600 kelime? Akademik İngilizcede en sık geçen kelimeleri bir araya getiren "Academic Word List" mantığı, YDS ve YÖKDİL için de geçerlidir. En çok tekrar eden yaklaşık 600 kelimeye hâkim olmak, sınavın kelime ve cümle tamamlama sorularının büyük bölümünü doğru yapmanı sağlar. Bu kelimeler aynı zamanda okuma-anlama paragraflarını çözmeni de kolaylaştırır.
Verimli çalışma stratejisi 1. Eş ve zıt anlamlarıyla öğren Sınav genellikle bir kelimenin eş anlamlısını sorar. Bu yüzden "crucial " kelimesini öğrenirken "essential, vital, significant " eş anlamlılarını ve "trivial, negligible " zıt anlamlılarını birlikte not al.
2. Kök ve eklerle çözümle Birçok akademik kelime Latin/Yunan kökenlidir. "bene- " (iyi), "mal- " (kötü), "-tion " (isim eki) gibi kalıpları tanımak, bilmediğin kelimeleri tahmin etme gücünü artırır.
3. Bağlam içinde gör Kelimeyi yalın hâlde değil, bir cümle içinde öğrenmek hatırlamayı kolaylaştırır. Akademik kelimeler her ne kadar günlük dizilerde nadir geçse de, belgesel ve haber programları ile drama dizileri (örneğin Suits veya The Newsroom ) bu kelimeleri doğal bağlamda duymanı sağlar.
Çalışma planı önerisi Günde 20 kelime: Eş/zıt anlamlarıyla birlikte öğren.Aralıklı tekrar: Öğrendiğin kelimeleri 1, 3 ve 7. günlerde tekrar et.Haftalık deneme: Her hafta bir kelime testi çöz, eksiklerini belirle.Bağlamla pekiştir: Kelimeleri okuma parçaları ve dizilerle destekle.YDS – YÖKDİL Sağlık Sosyal Fen Kelime Listeleri PDF Sağlık, Sosyal ve Fen alanları için soruların içeriği değişebilmekle birlikte aşağıdaki 600 kelimeyi öğrenmek tüm adaylar için önerilir. Kelimeleri çıktı alıp çalışmak istiyorsanız PDF dosyasını aşağıdan indirebilirsiniz. PDF dokümanında her kelimenin anlamı ve örnek cümle içinde kullanımı da bulunmaktadır. PDF dosyasına sadece Premium üyelerimiz erişebilir. Sınırsız PDF indirme avantajının yanında Premium üyelik ile dizilerde kullanılan kelimelere ve özel içeriklere de erişebilirsiniz. Sizler için bu tür özel listeler hazırlamaya devam edeceğiz 😊
YDS - YÖKDİL Kelime Listesi.pdf Sınırsız PDF indirme hakkı ve Premium üyelik ile dizilerde kullanılan tüm kelimelere ve özel içeriklere erişebilirsin.
YDS – YÖKDİL ÇIKMIŞ KELİMELER LİSTESİ Aşağıdaki listede 600 İngilizce kelime türkçe anlamlarıyla birlikte paylaşılmıştır. Ses ikonuna tıklayarak her kelimenin telaffuzunu dinleyebilir, kelimenin üstüne gelerek o kelimenin cümle içindeki örnek bir kullanımını görebilirsiniz. Ayrıca Quiz'e git butonu ile bu kelimeleri 7 farklı Quiz modu ile çalışabilirsiniz. Daha önceden bildiğiniz kelimelerin üstüne tıklayarak o kelimeleri listeden çıkarabilirsiniz. Diziyle Öğren'e üye girişi yaparsanız daha önce bildiğiniz kelimeler otomatik olarak listeden çıkarılacaktır. Böylece sadece bilmediğiniz kelimelere odaklanabilirsiniz. Umarız sizler için faydalı olur. Sınavınızda başarılar dileriz 😊
Kelimeler ve anlamları 591 kelime
a1 14 a2 64 b1 263 b2 228 c1 21 c2 1
arkada bırakmak veya vazgeçmek
He had to abandon his car
Arabasını terk etmek zorunda kaldı
birini veya bir yeri bırakıp gitmek
They had to abandon the ship
Gemiyi terk etmek zorunda kaldılar
kısıtlanmış veya kontrol altında hissetmeme durumu
She danced with total abandon
O tamamen kendinden geçerek dans etti
bir şeyi yapabilme gücü veya becerisi
She has the ability to sing well
Onun iyi şarkı söyleme yeteneği var
bir şeyi yapabilme gücü veya becerisi
She has the ability to learn quickly
Hızlı öğrenme yeteneğine sahip
bir şeyi yapabilme gücü veya becerisi
She has the ability to speak three languages
O üç dil konuşma yeteneğine sahip
bir yerde bulunmama durumu
His absence was noticed by everyone
Yokluğu herkes tarafından fark edildi
bir şeyle tamamen ilgilenme durumu
He read with complete absorption
O tamamen dalgın bir şekilde okudu
bir maddenin başka bir maddeyi içine çekmesi süreci
Plants need water absorption
Bitkilerin su emilimine ihtiyacı vardır
bir şeyin çok miktarda bulunma durumu
There is an abundance of abundance of food
Burada bol miktarda yiyecek var
abuse B2
kötü muamele etmek
birine kötü davranmak veya zarar vermek
He abused the animal
Hayvana kötü davrandı
zararlı veya adaletsiz davranış
Child abuse is a crime
Çocuk istismarı bir suçtur
bir şeyi yanlış veya zararlı bir şekilde kullanmak
He abused his position
Mevkisini kötüye kullandı
birine veya bir şeye kötü muamele etmek
She does not abuse her cat
O kedisine kötü davranmaz
bir şeyin daha çabuk gerçekleşmesini sağlamak
The driver decided to accelerate to pass the truck
Sürücü kamyonu geçmek için hızlanmaya karar verdi
acceptability C1
kabul edilebilirlik
bir şeyin kabul edilebilir veya uygun olma durumu
The study assessed the acceptability of the new policy
Çalışma yeni politikanın kabul edilebilirliğini değerlendirdi
bir şeyin doğru veya geçerli olduğunun kabul edilmesi
The proposal gained wide acceptance
Teklif geniş bir kabul gördü
bir gruba veya programa katılmak için verilen resmi izin
He received his acceptance letter from the university
Üniversiteden kabul mektubunu aldı
ulaşılabilen veya kullanılabilen
The information is accessible online
Bilgiye internet üzerinden ulaşılabilir
girilmesi veya kullanılması kolay olan
The building is accessible
Bina erişilebilir
accidentally B1
yanlışlıkla
istemeden veya hata sonucu
I accidentally deleted the file
Dosyayı yanlışlıkla sildim
zamanla bir şeylerin toplanması veya yığılması süreci
The accumulation of snow blocked the door
Kar birikimi kapıyı kapattı
doğru olma durumu
He checked the accuracy of the data
Verilerin doğruluğunu kontrol etti
accurately B1
doğru bir şekilde
doğru veya hatasız bir biçimde
He described the scene accurately
Sahneyi doğru bir şekilde betimledi
birinin yanlış bir şey yaptığının belirtilmesi
He denied the accusation
Suçlamayı reddetti
yapılması veya başarılması mümkün olan
Setting achievable goals is important
Ulaşılabilir hedefler belirlemek önemlidir
çaba sarf ederek başarıyla tamamlanan şey
Winning the race was a great achievement
Yarışı kazanmak büyük bir başarıydı
bir şeyi satın alma işlemi
The company announced a new acquisition
Şirket yeni bir satın alma duyurdu
bir şeyi elde etme süreci
The acquisition of new skills takes time
Yeni becerilerin edinimi zaman alır
bir sorunu veya soruyu düşünmek ve çözmeye başlamak
We need to address the issue
Bu sorunu ele almamız gerekiyor
birine konuşmak veya bir şeyi birine göndermek
He addressed the crowd
Kalabalığa hitap etti
birinin yaşadığı veya çalıştığı yer
What is your home address
Ev adresin nedir
bir dinleyici kitlesine yapılan resmi konuşma
The president gave an address
Başkan bir konuşma yaptı
belirli bir ihtiyaç için yeterli olan
The food was adequate for everyone
Yemek herkes için yeterliydi
bir amaç için kabul edilebilir veya yeterli olan
This amount of food is adequate
Bu yiyecek miktarı yeterli
bir kurala plana veya inanca tam olarak uyma durumu
Strict adherence to the rules is necessary
Kurallara sıkı bir bağlılık gereklidir
yeni bir duruma alışmak için değişmek
He needs to adjust to the new city
Yeni şehre uyum sağlaması gerekiyor
bir şeyi hafifçe değiştirmek
Please adjust the volume
Lütfen sesi ayarla
bir şeyi düzeltmek için yapılan küçük değişiklik
He made an adjustment to the mirror
Aynada bir ayar yaptı
birine veya bir şeye duyulan beğeni ve saygı hissi
I have great admiration for her work
Onun çalışmalarına büyük bir hayranlık duyuyorum
birine veya bir şeye saygı duymak ve onu beğenmek
I admire your courage
Cesaretine hayranım
birini veya bir şeyi beğenerek takdir etmek
I admire her courage
Onun cesaretine hayranım
bir şeye keyif ve saygıyla bakmak
I admire your work
İşine hayranlık duyuyorum
yanlış bir şey yaptığını kabul etme beyanı
His admission of guilt surprised everyone
Suçunu itiraf etmesi herkesi şaşırttı
bir okula veya kuruluşa kabul edilme süreci
She applied for admission to the university
Üniversiteye kabul için başvurdu
hastanın tedavi görmek üzere hastaneye alınma süreci
The hospital admission process was smooth
Hastaneye kabul süreci sorunsuzdu
bir yere veya etkinliğe girmek için ödenen para miktarı
The admission is ten dollars
Giriş ücreti on dolar
bir yere girmeye izin vermek
The club admits members only
Kulüp sadece üyeleri kabul eder
bir şeyin doğru olduğunu söylemek
He admitted his mistake
Hatasını itiraf etti
bir çocuğu yasal olarak kendi çocuğu olarak kabul etmek
They decided to adopt a child
Bir çocuk evlat edinmeye karar verdiler
yeni bir tutum veya inancı kabullenmek
They adopted a new approach
Yeni bir yaklaşım benimsediler
kazanılmadan önce verilen para
I asked for a salary advance
Maaş avansı istedim
ileriye doğru gitmek
The army continued to advance
Ordu ilerlemeye devam etti
birine romantik veya cinsel olarak yakınlaşma girişimi
He made a romantic advance
Romantik bir yakınlaşma girişiminde bulundu
bir şey gerçekleşmeden önce
Please book the tickets in advance
Lütfen biletleri önceden ayırtın
adversely C1
olumsuz şekilde
zararlı veya elverişsiz bir biçimde
The bad weather adversely affected the crop production
Kötü hava koşulları ürün üretimini olumsuz etkiledi
birinin bir şeyi yapmasına izin vermek
Please allow me to explain
Lütfen açıklama yapmama izin verin
bir şeyin yapılmasına onay vermek
They allowed us to go home
Eve gitmemize izin verdiler
allowable B2
izin verilebilir
kurallar veya yasalar tarafından kabul edilen veya müsaade edilen
This is the only allowable method
Bu izin verilebilir tek yöntemdir
bir şeyi farklı hale getirmek
I need to alter my plans
Planlarımı değiştirmem gerekiyor
dini törenlerde kullanılan masa
They placed the flowers on the altar
Çiçekleri sunağın üzerine koydular
bir şeyde yapılan küçük değişiklik
He made a small alteration to the plan
Plan üzerinde küçük bir değişiklik yaptı
birden fazla anlama gelebilen
The instruction was ambiguous
Talimat belirsizdi
bir şeyi başarmak için duyulan güçlü istek
He has a strong ambition to win
Kazanmak için güçlü bir hırsı var
oldukça yaşlı veya eski
This building is ancient
Bu bina çok eski
çok eski zamanlara ait
I love ancient history
Antik tarihi seviyorum
kızgın bir şekilde
He shouted angrily
Öfkeyle bağırdı
geçmişteki bir olayın her yıl kutlanması
Happy wedding anniversary
Evlilik yıldönümünüz kutlu olsun
bir şeyi heyecanla bekleme hissi
There was a lot of anticipation before the concert
Konser öncesinde büyük bir beklenti vardı
ilgi çekici veya hoş gelmek
This idea appeals to me
Bu fikir bana cazip geliyor
bir kararın değiştirilmesi için yapılan resmi başvuru
He filed an appeal
Temyize başvurdu
birinin veya bir şeyin nasıl göründüğü
She has a professional appearance
Profesyonel bir görünüşü var
bir kişinin belirli bir yerde olma durumu
She made a brief appearance at the party
Partide kısa bir süre göründü
bilgisayar veya telefondaki bir yazılım
I downloaded a new application
Yeni bir uygulama indirdim
bir şey için yapılan resmi yazılı talep
She sent her job application
İş başvurusunu gönderdi
bir şeyin pratik kullanımı
This tool has a useful application
Bu aracın yararlı bir uygulaması var
appreciate B1
minnettar olmak
bir şey için teşekkür hissetmek
I appreciate your help
Yardımınız için minnettarım
bir durumdan dolayı hoşnutsuzluk duymak
I would appreciate it if you stopped bothering me
Beni rahatsız etmeyi bırakırsan sevinirim
bir şeyin önemini veya değerini anlamak
I appreciate the effort you put into this
Bunun için harcadığın çabayı takdir ediyorum
bir şeyin değerini anlamak
I appreciate your help
Yardımını takdir ediyorum
birine veya bir şeye daha yakın hale gelmek
The train is approaching the station
Tren istasyona yaklaşıyor
bir şeyi yapma yöntemi
We need a new approach to this problem
Bu soruna yeni bir yaklaşım gerekiyor
bir durum için doğru veya yerinde olan
This dress is appropriate for the party
Bu elbise parti için uygun
bir şeyi izinsiz olarak almak
He appropriated the company funds for personal use
Şirket fonlarına kişisel kullanım için el koydu
bir şeyi kendi kullanımı için izinsiz almak
He appropriated the money
Paraya el koydu
resmi kabul veya izin
He needs his boss's approval
Patronunun onayına ihtiyacı var
birinin veya bir şeyin iyi ya da kabul edilebilir olduğuna dair düşünce
She nodded to show her approval
Onayını göstermek için başını salladı
bir şeyin iyi veya kabul edilebilir olduğunu söylemek
I hope they approve of my decision
Umarım kararımı onaylarlar
bir şeyin uygun olduğunu resmen bildirmek
The boss approved the plan
Patron planı onayladı
bir sayıya veya miktara yakın olan
It takes approximately ten minutes
Yaklaşık on dakika sürer
bir şeye karşı konuşmak
He argued against the plan
Plana karşı çıktı
kendinizi geçindirmek için kazandığınız para
Farming is his livelihood
Çiftçilik onun geçim kaynağıdır
bir konu hakkında gerekçe sunmak
He tried to argue his point of view
O kendi bakış açısını savunmaya çalıştı
farklı görüşlere sahip olduğunuz için biriyle kızgın bir şekilde konuşmak
They always argue about money
Onlar her zaman para hakkında tartışırlar
kanıt olmadan doğru olduğu düşünülen şey
Your assumption is wrong
Varsayımın yanlış
bir şeyi yapmak için çaba göstermek
He attempted to open the door
Kapıyı açmaya çalıştı
bir şeyi yapmaya çalışmak
I attempted to fix the car
Arabayı tamir etmeyi denedim
bir şeyle aynı zamanda meydana gelmek
Fever often attends this illness
Ateş genellikle bu hastalığa eşlik eder
birine veya bir şeye yardım etmek ya da bakım sağlamak
You should attend to your studies
Derslerinle ilgilenmelisin
birinin gelmesine kadar orada bulunmak
He attended the guests at the door
Misafirleri kapıda bekledi
bir etkinliğe gitmek veya bir yerde bulunmak
I will attend the meeting
Toplantıya katılacağım
bir şey hakkında düşünme veya hissetme biçimi
She has a positive attitude
Olumlu bir tutumu var
bir konu hakkındaki düşünce veya bakış açısı
He has a positive attitude towards his work
İşiyle ilgili pozitif bir tutumu var
bir kişinin veya şeyin niteliği veya özelliği
Confidence is an important attribute
Özgüven önemli bir özelliktir
bir şeyin nedenini birine veya bir şeye bağlamak
She attributed her success to hard work
Başarısını çok çalışmaya atfetti
bir şeyin sonucunun belirli bir sebepten kaynaklandığını söylemek
She attributed her success to hard work
Başarısını çok çalışmaya atfetti
kullanılabilir veya elde edilebilir olan
Is this seat available?
Bu koltuk müsait mi?
kullanıma hazır veya erişilebilir olan
The report is available now.
Rapor şu an mevcut.
kullanıma hazır veya ulaşılabilir olan
This seat is available
Bu koltuk müsait
önlenmesi mümkün olan
This mistake was avoidable
Bu hata önlenebilirdi
bir şeyden uzak durma eylemi
Avoidance of conflict is important
Çatışmadan kaçınma önemlidir
karmaşık veya ileri düzeyde olmayan
It is a basic idea
Bu temel bir fikir
bir şeyin en önemli kısmı olan
He has a basic knowledge of the topic
Konu hakkında esas bir bilgiye sahip
bir sistemin veya konunun başlangıç seviyesi olan
I need to learn the basic principles
Temel ilkeleri öğrenmem gerekiyor
birine veya bir şeye iyi gelen
Eating fruit is beneficial for your health
Meyve yemek sağlığınız için faydalıdır
benefit B1
yardım etkinliği
bir amaç için para toplamak amacıyla düzenlenen etkinlik
They organized a benefit for the children
Çocuklar için bir yardım etkinliği düzenlediler
bir şeyden iyi bir sonuç veya avantaj elde etmek
You will benefit from this course
Bu kurstan yararlanacaksın
birine yardım eden veya iyi bir sonuç veren şey
This plan has many benefits
Bu planın birçok faydası var
bir kişinin durumunu iyileştiren olumlu şey
Exercise has many benefits for health
Egzersizin sağlık için birçok faydası vardır
çok sıra dışı veya garip
That is a bizarre story
Bu tuhaf bir hikaye
görme yetisi olmayan
He has been blind since birth
Doğuştan kördür
pencereyi kapatmak için kullanılan perde
Please close the blinds
Lütfen jaluzileri kapat
çoğu kişi tarafından bilinmeyen
They signed a blind agreement
Gizli bir anlaşma imzaladılar
mantıksız ve sorgusuz yapılan
She had blind faith in her success
Başarısına körü körüne inanıyordu
bir şeydeki artış
The new plan gave a boost to sales
Yeni plan satışlarda bir artış sağladı
birini veya bir şeyi yukarı doğru itmek veya kaldırmak
He boosted her up to the window
Onu pencereye doğru yukarı itti
bir şeyi izinsiz şekilde almak
The teenager boosted a bike
Genç çocuk bir bisiklet çaldı
breakthrough B2
çığır açan gelişme
önemli bir ilerleme veya keşif
Scientists made a breakthrough
Bilim insanları çığır açan bir gelişme sağladı
önemli bir yeni gelişme veya başarı
Scientists made a major breakthrough
Bilim insanları büyük bir atılım yaptı
yavru üretmek veya çoğalmak
Some animals breed in spring
Bazı hayvanlar baharda ürer
belirli bir tür veya çeşit
What breed is your dog
Köpeğin ne cins
bir duygunun veya durumun gelişmesine neden olmak
Poverty breeds crime
Yoksulluk suça yol açar
bir yerde veya ailede büyütülmek
He was bred in a small village
O küçük bir köyde yetiştirildi
briefly B1
kısa bir süreliğine
kısa bir zaman için
He paused briefly
Kısa bir süre duraksadı
broadly B2
genel hatlarıyla
ayrıntılara girmeden genel bir şekilde
We broadly agree on the plan
Plan konusunda genel hatlarıyla anlaştık
büyük bir alan veya kapsam dahilinde
The term is broadly used in science
Bu terim bilimde geniş ölçüde kullanılır
güçlü duygulardan uzak veya rahatlamış
Please stay calm
Lütfen sakin kal
sakin veya rahat hale getirmek
The music calmed her
Müzik onu sakinleştirdi
endişeli veya kızgın olmayan
He stayed calm during the exam
O sınav sırasında sakin kaldı
bir şeyin alabileceği veya yapabileceği maksimum miktar
The stadium has a capacity of 50,000 people
Stadyumun 50.000 kişilik kapasitesi var
birinin sahip olduğu rol veya işlev
He is acting in the capacity of a manager
O yönetici sıfatıyla hareket ediyor
bir şeyin alabileceği maksimum miktar veya sayı
The stadium has a large capacity
Stadyumun büyük bir kapasitesi var
detaylara dikkat ederek
Read the instructions carefully
Talimatları dikkatlice okuyun
hata veya zarar vermekten kaçınacak şekilde
Please drive carefully
Lütfen dikkatlice sürün
rahat veya kayıtsız bir şekilde
He dressed casually for the party
Parti için rahat giyindi
bir olayın gerçekleşmesine yol açmak
The rain caused the flood
Yağmur sele neden oldu
insanların desteklediği bir amaç veya hareket
She works for a good cause
İyi bir dava için çalışıyor
birinin bir işi yapmasına yol açmak
That caused him to change his mind
Bu onun fikrini değiştirmesini sağladı
bir durumun nedenini belirtmek için kullanılır
I am staying here 'cause I am tired
Burada kalıyorum çünkü yorgunum
tehlikelerden kaçınmak için uyarı niteliğinde olan
This story serves as a cautionary tale
Bu hikaye uyarıcı bir masal görevi görüyor
mutluluğu göstermek için yapılan özel etkinlik
We had a celebration for his birthday
Doğum günü için bir kutlama yaptık
mutlu bir olayı anmak için düzenlenen özel etkinlik
We had a celebration for her birthday
Doğum günü için bir kutlama yaptık
özel bir durumu anmak için düzenlenen sosyal etkinlik
They held a big celebration for his birthday
Doğum günü için büyük bir kutlama yaptılar
birini yarışmaya veya mücadeleye davet etmek
I challenge you to a race
Sana meydan okuyorum
yapılması çaba gerektiren zor iş
Learning a language is a challenge
Dil öğrenmek bir zorluktur
yapılması çok çaba veya beceri gerektiren
This puzzle is very challenging
Bu bulmaca çok zorlu
resmi bir kararın geçerliliğini resmen sorgulayan
He submitted a challenging appeal against the decision
Karara karşı itiraz eden bir dilekçe verdi
değişme olasılığı olan veya kolayca değişebilen
The weather in London is very changeable
Londra'daki hava çok değişkendir
seçenekler arasından karar vermek
Choose a color
Bir renk seç
seçenekler arasından birini almak
You can choose a color
Bir renk seçebilirsin
bir gruptan bir şeyi tercih etmek
Choose your favorite color
En sevdiğin rengi seç
uzun süre devam eden
He suffers from chronic pain
Kronik ağrılar çekiyor
Daha fazla göster
Kaynak: SeyfiHoca