

Anne With An E — 1. Sezon Bölüm 6
Kelimeler ve anlamları
502 kelime
şaşırmak
Sahnedebeklenmedik bir durum karşısında hayrete düşmek
I am surprised by the gift
Hediyeye şaşırdım
sürpriz
beklenmedik bir durum anında söylenen söz
Surprise! I am here
Sürpriz! Buradayım
sürpriz
beklenmedik şekilde gerçekleşen
It was a surprise visit
Sürpriz bir ziyaretti
sürpriz
beklenmedik şekilde gerçekleşen olay
That party was a big surprise
O parti büyük bir sürprizdi
kanıtlamak
Sahnedebir şeyin doğru olduğunu göstermek
The evidence established the truth
Kanıtlar gerçeği kanıtladı
kurmak
bir şeyi kurmak veya meydana getirmek
They want to establish a new company
Yeni bir şirket kurmak istiyorlar
akılsız
Sahnedezekası veya kavrayışı zayıf olan
He made a not so smart move
Pek akıllıca olmayan bir hamle yaptı
niyetinde olmak
Sahnedene yapmayı planladığını ifade etmek için kullanılır
I am going to study
Ders çalışacağım
gitmek
Sahnedebir yere varmak veya bir etkinliğe katılmak
We go to school every morning
Her sabah okula gideriz
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
I go to school
Okula giderim
favori
belirli bir amaç için en sık kullanılan
This is my go-to coffee shop
Burası benim favori kahvecim
uyumaya gitmek
geçici olarak bir yerde uyumak
I go to sleep at ten
Saat onda uyumaya giderim
bozulmak
bir şeyin niteliğinin veya durumunun kötüleşmesi
This building will go to ruin soon
Bu bina yakında harap olacak
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
We will go to the park later
Daha sonra parka gideceğiz
başvurulacak
yardım için danışılan kişi veya kaynak
She is my go to person for advice
Tavsiye için başvurduğum kişi odur
incelemek
bir şeyin doğru veya kabul edilebilir olup olmadığını anlamak için ona bakmak
Please go to the file to check for any mistakes
Hata olup olmadığını kontrol etmek için lütfen dosyayı inceleyin
tercih edilen
en sık başvurulan kişi veya şey
This is my go-to place for coffee
Burası kahve için tercih ettiğim yer
ilk tercih
birinin en sık kullandığı veya seçtiği şey ya da kişi
Pizza is my go-to meal on Fridays
Pizza cumaları ilk tercihim olan yemektir
gitmek
bir yere veya kişiye ulaşmak
The letter goes to the manager
Mektup müdüre gidiyor
gitmek
bir okulda öğrenci olmak
She goes to university in London
O Londra'da üniversiteye gidiyor
yönelmek
bir yerin doğrultusunda hareket etmek
The road goes to the city center
Yol şehir merkezine yöneliyor
uğramak
bir yeri ziyaret etmek
I will go to the library today
Bugün kütüphaneye uğrayacağım
gitmek
belirli bir yere doğru hareket etmek
I go to school every day
Her gün okula giderim
gitmek
birine ulaşmak ya da teslim edilmek
This award will go to the best student
Bu ödül en iyi öğrenciye gidecek
gitmek
bir yerin yönüne doğru hareket etmek
I go to school every day
Her gün okula giderim
yaş
Sahnedebir kişinin yaşadığı süre
Age is just a number
Yaş sadece bir sayıdır
çağ
belirli özelliklerle tanınan zaman dilimi
We live in the digital age
Dijital çağda yaşıyoruz
yaşlanmak
daha yaşlı hale gelmek
Everyone ages
Herkes yaşlanır
yaşlanmak
zaman geçtikçe daha yaşlı hale gelmek
People age as time passes
İnsanlar zaman geçtikçe yaşlanır
nefret etmek
Sahnedebirinden veya bir şeyden yoğun bir şekilde hoşlanmamak
I hate spiders
Örümceklerden nefret ederim
itiraf etmek
bir şeyin doğru olduğunu söylemek
He confessed the truth
Gerçeği itiraf etti
nefret etmek
birinden veya bir şeyden hiç hoşlanmamak
I hate cold weather
Soğuk havadan nefret ederim
nefret
birine veya bir şeye karşı duyulan çok güçlü hoşlanmama duygusu
They have so much hate in their hearts
Kalplerinde çok fazla nefret var
boşaltmak
Sahnedebir yeri içindeki eşyalardan arındırmak
I need to clear out my closet
Dolabımı boşaltmam gerekiyor
boşaltmak
bir yeri içindeki her şeyi çıkararak boş bırakmak
I need to clear out my closet
Dolabımı boşaltmam gerekiyor
gülmek
Sahnedebir şeyin komik olduğunu belirtmek için ses çıkarmak
He laughs at the joke
Şakaya gülüyor
gülüş
mutlu veya eğlenmişken çıkarılan ses
I heard her laugh
Onun gülüşünü duydum
kahkaha
insanları gülümseten veya eğlendiren şey
That joke was a good laugh
O şaka çok iyi bir kahkahaydı
hedeflemek
Sahnedebir şeyi başarmayı istemek
She aspires to be a doctor
Doktor olmayı hedefliyor
amaçlamak
bir şeye ulaşmayı veya bir şey olmayı çok istemek
I aspire to become a doctor
Doktor olmayı amaçlıyorum
uymak
Sahnedebir şeyin bir yere girecek doğru boyutta veya şekilde olması
The key fits the lock perfectly
Anahtar kilide tam uyuyor
uygun
belirli bir durum için doğru olan
He is not fit for the job
Bu iş için uygun değil
formda
güçlü ve fiziksel olarak sağlıklı
She exercises to stay fit
Formda kalmak için egzersiz yapıyor
nöbet
aniden gelen güçlü bir duygu veya davranış
He had a fit of anger
Bir öfke nöbeti geçirdi
Kalan 492 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 502 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap