

Beauty in Black — 2. Sezon Bölüm 11
Kelimeler ve anlamları
367 kelime
Seviye
ağlamak
Sahnedegenellikle üzüntüden dolayı gözyaşı dökmek
He wept with sadness
Üzüntüden ağladı
gözyaşı dökmek
gözlerden yaş gelmesi
She wept silently
Sessizce gözyaşı döktü
saçmalık
Sahnedeaptalca veya gerçek dışı konuşma
That is total bullshit
Bu tamamen saçmalık
saçmalamak
doğru olmayan şeyler söylemek
Stop bullshitting me and tell the truth
Bana saçmalamayı bırak ve doğruyu söyle
gevezelik etmek
rahat ve resmi olmayan bir şekilde sohbet etmek
We were just bullshitting in the kitchen
Mutfakta öylece gevezelik ediyorduk
sonraki
Sahnedeşu anki veya mevcut olandan sonra gelen
See you next week
Gelecek hafta görüşürüz
yandaki
bir şeye çok yakın veya onun yanında olan
She sat in the next seat
O yandaki koltukta oturdu
doğru
Sahnedegerçek veya hatasız
You are right
Haklısın
hak
yasal veya ahlaki talep
Everyone has the right to education
Herkesin eğitim hakkı vardır
sağ
solun karşı tarafı
Turn right at the corner
Köşeden sağa dön
tam
doğrudan ya da kesin bir biçimde
The hotel is right beside the station
Otel istasyonun tam yanında
avukat
Sahnedehukuki konularda müvekkillerini temsil eden kişi
He is a good lawyer
O iyi bir avukattır
avukatlık yapmak
biri için avukat olarak hareket etmek
He will lawyer the case
Davaya avukatlık yapacak
avukat
insanlara hukuki tavsiye veren ve onları mahkemede temsil eden kişi
The lawyer defended his client in court
Avukat müvekkilini mahkemede savundu
avukat
yasalar konusunda uzmanlaşmış kişi
The lawyer helped us in court
Avukat mahkemede bize yardımcı oldu
evet
Sahnedeevet demenin gayriresmi yolu
Yeah, I will come
Evet, geleceğim
evet
Sahnedebir şeyi kabul ettiğini veya onayladığını söylemek
Yeah I agree with you
Evet sana katılıyorum
evet
Sahnedebir şeyi onaylamak için kullanılır
Yeah that sounds like a good plan
Evet bu kulağa iyi bir plan gibi geliyor
kararsız
iki seçenek arasında karar veremeyen
I am yeah about this choice
Bu seçim konusunda kararsızım
cevap
Sahnedebir soruya verilen yanıt
I am waiting for your answer
Cevabını bekliyorum
çözüm
bir sorunu çözmenin doğru yolu
I found the answer to the puzzle
Bulmacanın çözümünü buldum
cevap
doğru olmayan veya düzgün çalışmayan
The answer is not correct
Cevap doğru değil
yanıt
bilgi almak için kullanılan cümle veya ifade
I need an answer to this question
Bu soruya bir yanıt bekliyorum
ürpermek
Sahnedekorku veya soğuktan dolayı titremek
She shuddered at the thought of the accident
Kazayı düşününce ürperdi
muhafaza etmek
Sahnedebir şeyi elinde tutmaya devam etmek
The company wants to retain its best employees
Şirket en iyi çalışanlarını elinde tutmak istiyor
lanet
Sahnedekelimeyi kaba bir şekilde vurgulamak için kullanılır
It is fucking cold outside
Dışarısı lanet soğuk
cinsel ilişki
cinsel birleşme eylemi
They were fucking in the room
Odada cinsel ilişkiye giriyorlardı
satın alma
Sahnedepara ödeyerek bir şeyi edinmek
She is buying a new bag
O yeni bir çanta satın alıyor
beklemek
bir şey olana kadar bir yerde kalmak
I will wait for you
Seni bekleyeceğim
beklemek
bir şey gelene kadar durmak
I am waitin for the bus
Otobüsü bekliyorum
izin vermek
Sahnedebirine bir şey yapması için müsaade etmek
Please let me go
Lütfen gitmeme izin ver
bildirmek
Sahnedebirine bir şeyi haber vermek
Let me know your answer
Cevabını bana bildir
işten çıkarmak
birinin işine son vermek
The manager had to let him go
Müdür onu işten çıkarmak zorunda kaldı
hayal kırıklığına uğratmak
beklentileri karşılayamamak
I will not let you down
Seni hayal kırıklığına uğratmayacağım
kötü kadınlar
Sahnedekaba veya hoş olmayan kadınlar için kullanılan hakaret içerikli söz
Some people call rude women bitches
Bazı insanlar kaba kadınlara kötü kadınlar derler
orospular
kadınlara veya kişilere söylenen kaba ve hakaret içerikli söz
Stop calling them bitches
Onlara orospular demeyi bırak
ezikler
başkası tarafından yönetilen veya kontrol edilen kimseler
They act like his bitches
Onun ezikleri gibi davranıyorlar
kaltaklar
kadınlar için kullanılan kaba ve hakaret içerikli bir söz
He should not call women bitches
Kadınlara kaltak dememeli
ani nefes almak
Sahnedeşaşkınlık veya acı yüzünden aniden derin nefes çekmek
She gasps when she sees the gift
Hediyeyi görünce ani bir nefes aldı
soluk
kısa ve hızlı bir nefes
She gave a sharp gasp
Keskin bir soluk aldı
bak
Sahnedebirinin dikkatini çekmek için kullanılır
Look, we are late
Bak, geç kaldık
bakmak
Sahnedegözleri bir şeye doğru çevirmek
Look at the bird
Kuşa bak
görünmek
belirli bir şekilde görünmek
You look happy
Mutlu görünüyorsun
görünüş
birinin dış görünüşü veya çekiciliği
I like her look
Onun görünüşünü seviyorum
aramak
birini ya da bir şeyi bulmaya çalışmak
I looked for my keys
Anahtarlarımı aradım
bakmak
gözlerini bir şeye çevirmek
Look at the sky
Gökyüzüne bak
sormak
Sahnedebirine soru yöneltmek
I need to ask a question
Bir soru sormam gerekiyor
istemek
bir şeyi yapmayı planlamak
I ask to do this task
Bu görevi yapmayı istiyorum
rica etmek
bir şey istemek
I ask for a pen
Bir kalem rica ediyorum
yatak odası
Sahnedeuyumak için kullanılan oda
My bedroom is small
Yatak odam küçük
yatak odası
uyumak için kullanılan oda
I clean my bedroom every day
Her gün yatak odamı temizlerim
nefes vermek
Sahnedeakciğerlerdeki havayı dışarı atmak
Inhale deeply and exhale slowly
Derin nefes al ve yavaşça nefes ver
düşünce
Sahnedezihinden geçen fikir veya inanış
He had a strange thought
Aklına tuhaf bir düşünce geldi
düşünme
dikkatli bir şekilde düşünme eylemi
He was lost in thought
Düşüncelere dalmıştı
bahsetmek
bir konu hakkında konuşmaya başlamak
He thought to mention the new plan
O yeni plandan bahsetmeyi düşündü
düşünmek
bir konu hakkında görüşe sahip olmak
I thought you were busy
Meşgul olduğunu düşünmüştüm
burnunu çekme
Sahnedeburundan nefes alırken ıslak bir ses çıkarmak
He is sniffling because of his cold
Soğuk algınlığı yüzünden burnunu çekiyor
gerçek
Sahnedebir şey hakkındaki gerçekler
Tell me the truth
Bana gerçeği söyle
içmek
Sahnedesıvı bir maddeyi yutmak
I drink water every day
Her gün su içerim
içecek
içilebilen sıvı
I want a cold drink
Soğuk bir içecek istiyorum
içecek
tüketilen sıvı
I want a cold drink
Soğuk bir içecek istiyorum
hımm
düşünürken veya duraksarken çıkarılan ses
Mm mm, let me think
Hımm, bir düşüneyim
ı-ı
hayır demek veya şüphe belirtmek için kullanılan ses
Mm mm, I don't think so
I-ı, öyle olduğunu sanmıyorum
hmm
yemeklerin lezzetli olduğunu göstermek için çıkarılan ses
Mm-mm this soup is delicious
Hmm bu çorba çok lezzetli
yatıştırmak
Sahnedebirini sakinleştirmek ya da öfkesini dindirmek
He tried to appease the angry crowd
Öfkeli kalabalığı yatıştırmaya çalıştı
hiçbir yer
Sahnedeherhangi bir yer veya konum bulunmayan durum
I have nowhere to go tonight
Bu gece gidecek hiçbir yerim yok
hiçbir yer
hiçbir yerde olmayan
There is nowhere to sit
Oturacak hiçbir yer yok
kanıtlamak
Sahnedebir şeyin doğru olduğunu göstermek
I can prove it
Bunu kanıtlayabilirim
ispatlamak
bir iddianın gerçekliğini ortaya koymak
He proved his theory
Teorisini ispatladı
doğruluğunu göstermek
bir şeyin gerçek olduğunu kanıtlamak
They proved the truth
Gerçeği kanıtladılar
kız kardeş
Sahnedeküçük kız kardeş
I love my little hermanita
Küçük kız kardeşimi seviyorum
yok
Sahnedebir yerde artık bulunmayan
She is gone for the day
O bugünlük gitti
hale gelmiş
bir duruma veya koşula dönüşmüş
He has gone mad
Çıldırdı
gitmiş
bir yerden başka bir yere gitmiş
She has gone home
Eve gitti
bitmiş
tükenmiş veya artık mevcut olmayan
The milk is gone
Süt bitmiş
kaybolmuş
artık mevcut olmayan
The cookies are all gone
Kurabiyelerin hepsi bitti
tükenmiş
artık varlığını sürdürmeyen
The milk is gone
Süt bitti
gitmiş
bir yerden uzaklaşmış olan
They have gone to the cinema
Onlar sinemaya gitti
kayıp
artık bulunamayan veya mevcut olmayan
My phone is gone
Telefonum kayıp
eksik
yerinde olmayan
My keys are gone
Anahtarlarım yerinde yok
geçmiş
zamanı sona ermiş olan
The summer is gone
Yaz mevsimi bitti
etkileyici
Sahnedegüçlü duygular uyandıracak kadar güzel veya dikkat çekici
The mountains had a dramatic view
Dağlar etkileyici bir manzaraya sahipti
etkileyici
Sahnedegüçlü duygu veya heyecan barındıran
She gave a dramatic performance
Etkileyici bir performans sergiledi
ikram etmek
Sahnedebirine bir şeyi alma şansı vermek
He offered me some water
Bana biraz su ikram etti
teklif
bir şeyin yapılması veya verilmesi yönündeki öneri
He accepted the job offer
İş teklifini kabul etti
ayrıca
Sahnedesöylenenlere ek bir nokta katmak için kullanılır
Besides it is raining outside
Ayrıca dışarıda yağmur yağıyor
haricinde
bir şeyin dışında veya hariç tutularak
No one was there besides me
Benden başka kimse yoktu
ayrıca
ek bir bilgi veya nokta eklemek için kullanılır
Besides, it is too late
Ayrıca, çok geç
ayrıca
söylenene ek olarak
Besides it is getting late
Ayrıca hava kararıyor
kilo
Sahnede1000 gramlık ağırlık birimi
I bought a kilo of apples
Bir kilo elma aldım
uzanmak
Sahnededinlenmek için vücudunu düz bir pozisyona getirmek
I want to lie down
Uzanmak istiyorum
uzanıp dinlenmek
yatay pozisyonda kısa süreli dinlenme
He needs a lie down
Onun biraz uzanıp dinlenmeye ihtiyacı var
uzanmak
dinlenmek ya da uyumak için vücudu yatay konuma getirmek
I want to lie down for a while
Biraz uzanmak istiyorum
havalı
Sahnedegösterişli veya gururlu bir yaşam tarzı sürdürmek
He is really ballin today
O bugün gerçekten havalı
zengin
Sahnedegösterişli ve varlıklı bir hayat sürmek
They are ballin in their new villa
Yeni villalarında zengin bir hayat sürüyorlar
orada
Sahnedebulunulan yerin uzağında
I left my umbrella out there
Şemsiyemi orada bıraktım
sıra dışı
tuhaf veya alışılmadık
His ideas are a bit out there
Fikirleri biraz sıra dışı
oralarda bir yerlerde
dünyada veya bir yerde mevcut olan
There are many opportunities out there
Oralarda bir yerlerde birçok fırsat var
tık sesi çıkarmak
Sahnedekısa ve keskin bir ses yapmak
I heard a click at the door
Kapıda bir tık sesi duydum
kilometre
bir kilometre uzunluğundaki mesafe birimi
We traveled five clicks today
Bugün beş kilometre yol katettik
tıklamak
bir cihaz üzerindeki düğmeye basmak
Click the mouse to open the file
Dosyayı açmak için fareye tıklayın
hip hop
rap ve ritmik vuruşlar içeren popüler bir müzik türü
I listen to hip hop music
Hip hop müzik dinliyorum
hiphop
ritmik konuşma ve vuruş içeren bir müzik tarzı
I like listening to hip-hop
Hip-hop dinlemeyi severim
lanet
Sahnedeöfke veya vurgu belirtmek için kullanılan kaba bir ifade
Get your motherfucking hands off me
O lanet ellerini üzerimden çek
davranmak
Sahnedebirine karşı belirli bir şekilde hareket etmek
She treats everyone with kindness
Herkese nezaketle davranır
ısmarlamak
Sahnedebirinin yiyecek veya içecek masrafını karşılamak
I will treat you to lunch today
Bugün öğle yemeğini ben ısmarlayacağım
ödül
haz veren şey
This chocolate is a special treat
Bu çikolata özel bir ödül
tedavi etmek
bir hastaya tıbbi bakım uygulamak
The doctor will treat the patient
Doktor hastayı tedavi edecek
adres
Sahnedebirinin yaşadığı veya çalıştığı yer
What is your home address
Ev adresin nedir
ele almak
bir sorunu veya soruyu düşünmek ve çözmeye başlamak
We need to address the issue
Bu sorunu ele almamız gerekiyor
hitap etmek
birine konuşmak veya bir şeyi birine göndermek
He addressed the crowd
Kalabalığa hitap etti
konuşma
bir dinleyici kitlesine yapılan resmi konuşma
The president gave an address
Başkan bir konuşma yaptı
durdurmak
Sahnedebir eyleme son vermek
Stop talking
Konuşmayı bırak
dur
Sahnedebirine durması için söylenen söz
Stop!
Dur!
durak
otobüs veya trenin durduğu yer
Where is the bus stop
Otobüs durağı nerede
uğramak
bir yere kısa süreliğine gitmek
I will stop by your house later
Daha sonra evine uğrayacağım
iyi
Sahnedekabul edilebilir veya sorunsuz durum
Everything is all right
Her şey yolunda
tamam
dinleyicinin anladığını kontrol etmek veya ara vermek için kullanılır
All right, let's move on
Tamam, devam edelim
tamam
bir şeyi kabul ettiğini belirtmek için kullanılır
All right I will help you
Tamam sana yardım edeceğim
lanet olsun
Sahnedeöfke veya hayal kırıklığı ifadesi
Damn, I forgot my keys
Lanet olsun, anahtarlarımı unuttum
çok
Sahnedebüyük bir derecede
It is damn hot today
Bugün hava feci sıcak
önemsemek
bir şeyi önemsemek veya değer vermek
I don't give a damn about it
Bunu hiç umurumda değil
lanetlemek
birinin cezayı hak ettiğini söylemek
The priest damned the sinner
Rahip günahkarı lanetledi
yakında
Sahnedekısa bir süre sonra
I will see you soon
Yakında görüşürüz
yakında
kısa bir süre içinde
I will see you soon
Seni yakında göreceğim
beklemek
Sahnedekısa bir süreliğine durmak
Please wait a moment
Lütfen bir an bekle
beklemek
Sahnedebir şeyin olmasını ya da birinin gelmesini umarak durmak
Please wait for me
Lütfen beni bekle
hizmet etmek
birine yardım etmek için onun işlerini yapmak
The server waits on the guests
Garson konuklara hizmet eder
sabırsızlanmak
bir şeyin olması için heyecan duymak
I can't wait for summer
Yaz için sabırsızlanıyorum
istemek
Sahnedebir şeyi istediğini söylemek
I will ask for a glass of water
Bir bardak su isteyeceğim
davetiye çıkarmak
kötü bir olayın gerçekleşmesine neden olacak şekilde davranmak
You are asking for trouble by staying out late
Geç saatlere kadar kalarak başını belaya davetiye çıkarıyorsun
istemek
bir şey istediğini belirtmek
She will ask for help
O yardım isteyecek
davetiye çıkarmak
kötü bir durumun gerçekleşmesine neden olacak şekilde davranmak
You are asking for trouble
Başını derde sokuyorsun
beni anlıyor musun
Sahnedesöylediklerimi veya hissettiklerimi anlamak
I am very tired feel me
Çok yorgunum beni anlıyor musun
neler oluyor
neler olduğunu sormak için kullanılan argo ifade
What's poppin
Neler oluyor
çok hareketli
heyecan verici ve canlı olan
The party is poppin
Parti çok hareketli
belirmek
aniden ortaya çıkmak
New ideas keep poppin up
Yeni fikirler sürekli ortaya çıkıyor
popüler
çok popüler veya başarılı olan
The new club is totally poppin
Yeni gece kulübü gerçekten çok popüler
alay etmek
Sahnedebirisiyle veya bir şeyle saygısızca alay etmek
They scoffed at his idea
Onun fikriyle alay ettiler
hapur hupur yemek
bir şeyi hızlıca ve iştahla yemek
He scoffed down the sandwich
Sandviçi hapur hupur yedi
harcamak
Sahnedebir şey için para vermek
I spend money on food
Yiyeceğe para harcıyorum
vakit geçirmek
bir şeyi yaparak zaman harcamak
I spend my weekends reading
Hafta sonlarımı kitap okuyarak geçiririm
harcamak
bir amaç için para zaman veya emek kullanmak
I spent all my money
Tüm paramı harcadım
harcamak
bir şey karşılığında para vermek
I spend money on food
Yemek için para harcıyorum
geçirmek
bir şeyi yaparak zaman kullanmak
We spend time together
Birlikte zaman geçiriyoruz
beş parasız
Sahnedehiç parası olmamak
I am broke
Beş parasızım
kırdı
parçalara ayırmak
He broke the vase
Vazoyu kırdı
yıkmak
birini duygusal olarak çok üzmek
The bad news broke her
Kötü haber onu yıktı
kurtarmak
birinin bir yerden kaçmasına yardım etmek
She broke him out of prison
Onu hapisten kurtardı
öğrenmek
Sahnedebir şeyi öğrenmek veya keşfetmek
I will find out the answer
Cevabı öğreneceğim
yakalanmak
birinin hatalı veya dürüst olmayan bir şey yaptığını keşfetmek
I hope he does not find out
Umarım o yakalanmaz
öğrenmek
bir bilgi veya gerçek hakkında fikir sahibi olmak
I want to find out the truth
Gerçeği öğrenmek istiyorum
öğrenmek
bir şey hakkında bilgi sahibi olmak
I will find out the truth
Gerçeği öğreneceğim
dil
Sahnedeağzın içinde tat almaya ve konuşmaya yarayan etli organ
He burned his tongue on the hot coffee
Sıcak kahveyle dilini yaktı
dil
konuşmak için kullanılan kelimeler sistemi
English is my mother tongue
İngilizce benim ana dilim
dil
besin olarak tüketilen hayvan dili
He tried eating beef tongue
O dana dili yemeyi denedi
diliyle dokunmak
bir şeye dilini değdirmek veya dil ile hareket ettirmek
The dog tongued the bone
Köpek kemiğe diliyle dokundu
basınç
Sahnedebir şeye karşı uygulanan itme gücü
The water pressure is high
Su basıncı yüksek
baskı
taleplerin neden olduğu stres veya endişe hissi
He is under a lot of pressure
Çok fazla baskı altında
baskı yapmak
birine bir şey yaptırmaya çalışmak
They pressured him to sign the paper
Kağıdı imzalaması için ona baskı yaptılar
konaklama
Sahnedebir yerde geçirilen zaman dilimi
We enjoyed our stay here
Burada konaklamamızdan keyif aldık
geçen
Sahnedeşimdiki zamandan hemen önce gelen
I saw him last night
Onu geçen gece gördüm
son
diğer her şeyden sonra gelen
This is the last train
Bu son tren
soyadı
kişinin aile ismi
Her last name is Smith
Onun soyadı Smith
sürmek
bir süre devam etmek
The meeting will last one hour
Toplantı bir saat sürecek
lütfen
Sahnedenazik bir ricada bulunmak için kullanılır
Please help me
Lütfen bana yardım et
memnun etmek
birini mutlu etmek
I want to please my parents
Ailemi memnun etmek istiyorum
istediğini yapmak
birinin kendi keyfine göre hareket etmesi
You can do as you please
İstediğini yapabilirsin
motor
Sahnedebir araca veya makineye güç veren düzenek
The car engine is new
Araba motoru yeni
motor
bir aracı hareket ettirmek için güç üreten makine
The ship has a huge engine
Geminin devasa bir motoru var
motor
bir taşıtın veya makinenin güç üreten parçası
The car engine is very powerful
Araba motoru çok güçlü
itici güç
bir şeyin gelişmesini veya başarılı olmasını sağlayan temel unsur
Exports are the engine of our economy
İhracat ekonomimizin itici gücüdür
meraklı
Sahnedebir şeyler öğrenmeye veya keşfetmeye çok istekli
The inquisitive student asked many questions
Meraklı öğrenci birçok soru sordu
monitör
Sahnedebir şeyi izleyen veya kontrol eden makine
The doctor checked the heart monitor
Doktor kalp monitörünü kontrol etti
izlemek
bir şeyi dikkatlice izlemek veya kontrol etmek
We must monitor the temperature
Sıcaklığı izlemeliyiz
gözetmen
bir yeri veya etkinliği izleyen kişi
The exam monitor walked around the room
Sınav gözetmeni odada dolaştı
monitör
görüntüleri veya metinleri gösteren cihaz
He bought a new monitor for his computer
Bilgisayarı için yeni bir monitör aldı
fikrini almak
Sahnedebirinin uzmanlığı veya tavsiyesi hakkında soru sormak
I want to pick his brain about the project
Proje hakkında onun fikrini almak istiyorum
gürleme
Sahnedederinden gelen sürekli bir ses
The rumbling of the engine filled the room
Motorun gürlemesi odayı doldurdu
mücadele
Sahnedeinsanlar veya gruplar arasında güç ve kontrol için yapılan savaş
The workers began a struggle for their rights
İşçiler hakları için bir mücadele başlattılar
mücadele etmek
zorlukların üstesinden gelmeye çalışmak
He struggled against the illness
Hastalığa karşı mücadele etti
zorluk
bir sorun veya güçlük içeren durum
Learning to read was a struggle for him
Okumayı öğrenmek onun için bir zorluktu
uzaklık
Sahnedeiki kişi veya nesne arasındaki boşluk
The distance is too big
Uzaklık çok fazla
uzaklaşmak
birinden veya bir şeyden uzak durmak
He tried to distance himself from the problem
Sorundan uzaklaşmaya çalıştı
mesafe
kat edilen toplam yol
We traveled a long distance
Uzun bir mesafe katettik
mesafe
iki nokta arasındaki boşluk miktarı
The distance to the school is short
Okula olan mesafe kısa
ilk
Sahnedezaman veya sıra bakımından herkesten önce gelen
She was the first person to arrive
O gelen ilk kişiydi
birinci sınıf
mümkün olan en yüksek standartta
This hotel provides first class service
Bu otel birinci sınıf hizmet sunuyor
başlangıçta
en başta veya başlangıç aşamasında
At first I did not understand
Başlangıçta anlamadım
somurtkan
Sahnedeüzgün ve kötü bir ruh halinde olan
He was morose after losing the game
Oyunu kaybettikten sonra somurtkandı
girmek
Sahnedebir yere girmek
Please go in
Lütfen içeri gir
bulutlanmak
güneşin bulutların arkasına gizlenmesi
The sun went in behind the clouds
Güneş bulutların arkasında bulutlandı
saldırmak
birini eleştirmeye veya ona karşı çıkmaya başlamak
The media will go in on the politician
Medya siyasetçiye saldırmaya başlayacak
zorunda
Sahnedebir şeyi yapmak zorunda olmak
I gotta go now
Şimdi gitmem lazım
zorunda olmak
Sahnedebir şeyi yapma gerekliliği
I gotta go now
Şimdi gitmem gerek
evde kalmak
Sahnedebir yerden ayrılmamak
I prefer to stay in today
Bugün evde kalmayı tercih ediyorum
içeride kalmak
dışarı çıkmamak
It is raining, so let's stay in
Yağmur yağıyor, o yüzden içeride kalalım
kalmak
bir süre için bir yerde yaşamak
I am staying in London for a month
Bir ay boyunca Londra'da kalıyorum
yerinde kalmak
bulunduğu yeri terk etmemek
Please stay in your seats until the plane stops
Uçak durana kadar lütfen yerlerinizde kalınız
evde kalmak
dışarı çıkmayıp bulunulan yerde durmak
I prefer to stay in on rainy days
Yağmurlu günlerde evde kalmayı tercih ederim
evde kalmak
bir yerde bulunmaya devam etmek
I want to stay in tonight
Bu gece evde kalmak istiyorum
iyi
Sahnedeyüksek kalitede veya tatmin edici
This is a good book
Bu iyi bir kitap
mal
alınıp satılan ürünler
These are luxury goods
Bunlar lüks mallardır
epey
bir miktarı veya dereceyi vurgulayan söz
It took a good ten minutes
Epey bir on dakika sürdü
olur
kabul veya onay bildiren bir ifade
Good, let's do that
Olur, bunu yapalım
tedavi
Sahnedehastaya uygulanan tıbbi bakım
He needs urgent treatment
Acil tedaviye ihtiyacı var
tedavi
bir hastalığı iyileştirmek için uygulanan bakım
The patient needs special treatment
Hastanın özel tedaviye ihtiyacı var
kaplama
bir pencere için örtü veya süsleme
She chose a modern window treatment
Modern bir pencere kaplaması seçti
cilt bakımı
yüz için uygulanan güzellik işlemi
She went to the spa for a skin treatment
Cilt bakımı için spaya gitti
korkutmak
Sahnedebirini korkutmak
Don't scare me
Beni korkutma
korku
Sahnedeani korku hissi
It was a big scare
Büyük bir korkuydu
bile
Sahnedeşaşırtıcı veya uç bir durumu belirtmek için kullanılır
He didn't even say hello
Merhaba bile demedi
ödeşmiş
iki taraf arasında borç veya avantaj bulunmaması durumu
Now we are even
Şimdi ödeştik
çabalamak
bir şeyi başarmak için gayret göstermek
You should even to reach your goal
Hedefine ulaşmak için çabalamalısın
çift
ikiye tam bölünebilen sayı
Four is an even number
Dört çift bir sayıdır
değerlendirmek
Sahnedebir durumu kendi lehine kullanmak
He took advantage of the opportunity
Fırsatı değerlendirdi
faydalanmak
Sahnedebir şeyin iyi yönlerini kazanç sağlamak için kullanmak
I will take advantage of this opportunity
Bu fırsattan faydalanacağım
yararlanmak
bir şeyden fayda sağlamak
You should take advantage of the library
Kütüphaneden yararlanmalısın
suistimal etmek
birini kendi çıkarı için haksızca kullanmak
Don't let them take advantage of you
Onların seni suistimal etmesine izin verme
yararlanmak
bir durumdan veya fırsattan fayda sağlamak
You should take advantage of this chance
Bu şanstan yararlanmalısın
yararlanmak
bir durumdan veya fırsattan fayda sağlamak
You should take advantage of this opportunity
Bu fırsattan yararlanmalısın
iyi
Sahnedeyeterince iyi veya tatmin edici
I feel fine today
Bugün iyi hissediyorum
yeterli
Sahnedekabul edilebilir veya yeterli olan
It is fine to stay here
Burada kalmak yeterli
para cezası
bir kural veya yasayı çiğnediğiniz için ödemeniz gereken para
He paid a fine for parking
Park ettiği için para cezası ödedi
zinde
iyi bir sağlık durumu içinde
She is feeling fine today
Bugün kendini zinde hissediyor
ufak
boyut veya miktar olarak çok küçük
There is fine sand on the beach
Sahilde ufak kumlar var
iyi
kabul edilebilir veya sorunsuz olan
Everything will be fine
Her şey iyi olacak
güzel
göze hoş gelen veya çekici
She looks very fine today
Bugün çok güzel görünüyor
kaliteli
çok iyi niteliğe sahip olan
This is a fine piece of work
Bu kaliteli bir iş
giysi
Sahnedevücudu örtmeye yarayan parça
He bought a new piece of clothing
O yeni bir kıyafet aldı
giydirmek
birine kıyafet giydirmek
She helped clothe the baby
Bebeği giydirmesine yardım etti
cırlama
Sahnedebir böceğin çıkardığı kısa tiz ses
The grasshopper kept chirring in the grass
Çekirge otların arasında sürekli cırlıyordu
hissetmek
Sahnedefiziksel veya duygusal bir duyuya sahip olmak
I feel very tired
Çok yorgun hissediyorum
düşünmek
Sahnedebir fikir veya tutuma sahip olmak
I feel that we should go
Gitmemiz gerektiğini düşünüyorum
endişeli
kendine güvenmeyen veya emin olamayan his
I feel anxious about the test
Sınav hakkında endişeli hissediyorum
kapatmak
Sahnedebir şeyi erişilmez hale getirmek
Please close the door
Lütfen kapıyı kapat
yakın
kısa bir mesafede bulunmak
My house is close to the park
Evim parka yakın
dikkatli
detaylara çok fazla özen gösteren
Please pay close attention to the details
Lütfen detaylara çok dikkat et
kuşatmak
etrafını sarıp yakalamak
The police close on the suspect
Polis şüphelinin etrafını sarar