

Below — 1. Sezon Bölüm 4
Kelimeler ve anlamları
600 kelime
Seviye
tezahürat yapmak
Sahnededestek veya sevinçle bağırmak
The crowd cheered for the team
Kalabalık takım için tezahürat yaptı
şerefe
Sahnedeiçki içmeden önce söylenen söz
They said cheers and drank
Şerefe dediler ve içtiler
neşelendirmek
birini daha mutlu hissettirmek
I tried to cheer her up
Onu neşelendirmeye çalıştım
gürültüyle çarpmak
Sahnedesertçe vurup yüksek bir ses çıkarmak
The heavy box clunked onto the floor
Ağır kutu yere gürültüyle çarptı
su
Sahnedeinsanların içtiği berrak sıvı
I drink water every day
Her gün su içerim
homurtu
Sahnedebir insan veya hayvan tarafından çıkarılan düşük kaba ses
The pig let out a loud grunt
Domuz yüksek bir homurtu çıkardı
homurdanmak
düşük ve kaba bir ses çıkarmak
He grunted in response
Cevap olarak homurdandı
er
düşük rütbeli asker için kullanılan gayriresmi bir sözcük
He started as a grunt
Er olarak başladı
kurtarmak
Sahnedebirini tehlikeden veya ölümden kurtarmak
The doctor saved his life
Doktor onun hayatını kurtardı
biriktirmek
gelecekte kullanmak için saklamak
I save money every month
Her ay para biriktiririm
kurtarmak
kötü bir durumun önüne geçmek
We saved the project
Projeyi kurtardık
korumak
bir şeyi zarar görmekten uzak tutmak
A fence saves the garden from animals
Bir çit bahçeyi hayvanlardan korur
hey
Sahnededikkat çekmek veya şaşkınlık belirtmek için kullanılır
Hey, look at this!
Hey, şuna bak!
harika
Sahnedeçok iyi veya hoş
This is a marvelous place
Burası harika bir yer
tekinsiz
Sahnedegarip ve korkutucu
The silence was eerie
Sessizlik tekinsizdi
ürkütücü
Sahnedegarip ve korkutucu
The old house looks eerie at night
Eski ev geceleri ürkütücü görünüyor
şeker baba
Sahnedearkadaşlık karşılığında maddi destek sağlayan yaşlı kişi
She has a wealthy sugar daddy
Varlıklı bir şeker babası var
şeker baba
genç birine maddi destek veren yaşlı erkek
She met a sugar daddy online
İnternetten bir şeker baba ile tanıştı
şeker baba
ilişkide olduğu daha genç birine maddi destek veren yaşlı ve zengin erkek
She met a wealthy sugar daddy online
İnternetten zengin bir şeker baba ile tanıştı
kişi
Sahnedeözellikle yaşayan bir varlık olarak düşünülen insan
Every soul deserves respect
Her insan saygıyı hak eder
ruh
bir insanın maddi olmayan kısmı
He has a kind soul
Nazik bir ruhu var
içeride
Sahnedebir yerin veya nesnenin içi
It is very hot inside
İçerisi çok sıcak
içinde
bir şeyin iç kısmı veya içinde
The keys are inside the bag
Anahtarlar çantanın içinde
içeriden
sadece sınırlı sayıda kişinin bildiği
She has inside knowledge
Onun içeriden bilgisi var
iç
bir yerin iç kısmı veya oraya girme imkanı
The key lets you inside the room
Anahtar odaya girmenizi sağlar
yuvarlak
Sahnededaire şeklinde olan
The table is round
Masa yuvarlak
tur
Sahnedebir etkinliğin veya aktivitenin bölümü veya aşaması
He reached the final round
Final turuna ulaştı
tur
bir grup insan için alınan içkiler
It is my round
Bu tur benden
şerefe
Sahnedeiçki içmeden önce dostluk veya kutlama amacıyla söylenen söz
Cheers to your new job
Yeni işin için şerefe
teşekkürler
minnet bildiren bir ifade
Cheers for your help today
Bugün yardımın için teşekkürler
selam
insanları karşılarken veya uğurlarken kullanılan söz
Cheers mate see you later
Selam dostum sonra görüşürüz
tezahürat
mutluluk veya onay ifade eden bağırma
The crowd let out loud cheers
Kalabalık yüksek sesli tezahüratlar yaptı
aşağı
Sahnededaha alçak bir yere veya orada
Go down
Aşağı git
azalma
hızda veya etkinlikte azalmayı belirten
Slow down
Yavaşla
parçalara ayırmak
daha küçük parçalara bölmek
Break the problem down into smaller parts
Problemi daha küçük parçalara ayır
istekli
bir şeyi yapmaya veya denemeye hazır
I'm down to try it
Denemeye hazırım
bakmak
Sahnedebirini veya bir şeyi görmek için gözlerini ona çevirmek
Look at that bird
Şu kuşa bak
incelemek
Sahnedebir şeyi görmek için gözlerini ona yöneltmek
He looked at the report
Raporu inceledi
incelemek
bir şeyi dikkatlice araştırmak veya düşünmek
I need to look at the documents
Belgeleri incelemem gerekiyor
gözlerini çevirmek
gözlerini birine ya da bir şeye yöneltmek
She turned to look at the dog
Köpeğe bakmak için döndü
gözlemlemek
bir şeye dikkatle bakmak
We looked at the birds in the trees
Ağaçlardaki kuşları gözlemledik
görmek
gözlerini kullanarak bir şeyi görüntülemek
I looked at the map
Haritaya baktım
bip sesi
Sahnedekısa ve tiz bir ses
I heard a loud beep
Yüksek bir bip sesi duydum
biplemek
Sahnedekısa ve tiz bir ses çıkarmak
The machine started to beep
Makine biplemeye başladı
çağrı göndermek
birinin çağrı cihazına veya telefonuna sinyal göndermek
He beeped me yesterday
Dün bana çağrı gönderdi
deniz kurtarma ekibi
Sahnededenizde insanların güvenliğini sağlayan grup
The coast guard arrived quickly
Deniz kurtarma ekibi hızla ulaştı
sahil koruyucusu
Sahnedebir kıyıyı koruyan kişi ya da grup
A coast guard watched the shore
Bir sahil koruyucusu kıyıyı gözetledi
sahil güvenlik
kıyıları ve deniz sularını korumakla görevli kurum
The coast guard rescued the sailors
Sahil güvenlik denizcileri kurtardı
sahil güvenlik
denizdeki tehlikeli durumlarda insanlara yardım etmek için kıyıları devriye gezen kuruluş
The coast guard rescued the boat
Sahil güvenlik tekneyi kurtardı
sahil güvenlik
bir ülkenin kıyılarını koruyan kuruluş
The coast guard rescued the sailors
Sahil güvenlik denizcileri kurtardı
sahil güvenlik
Bir ülkenin kıyılarını koruyan kuruluş
The coast guard patrols the shore
Sahil güvenlik kıyı şeridinde devriye gezer
gelmek
Sahnedebir yere doğru hareket etmek
Come here
Buraya gel
yaklaşmak
Sahnedebirine ya da bir şeye doğru hareket etmek veya giderek daha yakın olmak
The train is coming closer
Tren yaklaşıyor
gelmek
Sahnedebir yere doğru hareket etmek veya oraya ulaşmak
They came to our house
Evimize geldiler
meydana gelmek
gerçekleşmek veya vuku bulmak
How did this come about
Bu nasıl oldu
hadi
dikkat çekmek veya söze başlamak için kullanılan ifade
Come now do not be upset
Hadi ama üzülme
eşlik etmek
biriyle birlikte gitmek
I came with my sister
Kız kardeşimle birlikte gittim
geliş
bir yere doğru hareket etme eylemi
Her coming surprised us
Gelişi bizi şaşırttı
gevezelik etmek
Sahnedehızlı ve sürekli konuşmak
They chatter all day
Tüm gün gevezelik ederler
hızlıca konuşmak
ara vermeden hızlıca konuşmak
She started to chatter
Hızlıca konuşmaya başladı
saldırmak
Sahnedebirine veya bir şeye zarar vermeye çalışmak
The dog attacked the cat
Köpek kediye saldırdı
kriz
aniden ortaya çıkan sağlık sorunu
He had a heart attack
Kalp krizi geçirdi
yakın
Sahnedekısa bir mesafede bulunmak
My house is close to the park
Evim parka yakın
kapatmak
bir şeyi erişilmez hale getirmek
Please close the door
Lütfen kapıyı kapat
dikkatli
detaylara çok fazla özen gösteren
Please pay close attention to the details
Lütfen detaylara çok dikkat et
kuşatmak
etrafını sarıp yakalamak
The police close on the suspect
Polis şüphelinin etrafını sarar
herkes
Sahnedebütün insanlar
Everyone is here
Herkes burada
herkes
her bir kişi
Everyone likes music
Herkes müziği sever
herkes
tüm kişiler
Everyone is happy
Herkes mutlu
durum
Sahnedebir şeyin içinde bulunduğu hal veya konum
What is your current status?
Şu anki durumun nedir?
statü
toplumdaki yer veya mevki
He has high status in the company
Şirkette yüksek bir statüsü var
durum
bir şeyin bulunduğu konum veya hal
What is the status of your application
Başvurunuzun durumu nedir
su
Sahnedeyağmur olarak yağan ve nehirlerde bulunan berrak sıvı
I drink a glass of water
Bir bardak su içerim
sular
Sahnededenizin ya da gölün bir bölümü
These waters are calm
Bu sular sakin
sulamak
bitkilere su vermek
I water the plants every day
Bitkileri her gün sularım
parça
Sahnedebir şeyin küçük bir kısmı
Give me a bit of paper
Bana küçük bir parça kağıt ver
az miktar
Sahnedeküçük bir miktar
I need a bit of water
Biraz suya ihtiyacım var
numara
kısa bir performans veya rutin
He did a funny bit on stage
Sahnede komik bir numara yaptı
ısırdı
kesmek veya incitmek için dişlerini kullanmak
The dog bit him
Köpek onu ısırdı
biraz
kısa bir zaman dilimi
Wait a bit
Biraz bekle
biraz
az miktarda olan şey
There is a little bit of sugar left
Biraz şeker kaldı
kontrol etmek
Sahnedebir şeye dikkatlice bakmak
Please check your answers
Lütfen cevaplarınızı kontrol edin
hesap
ödenmesi gereken miktarı gösteren belge
Can I have the check please
Hesabı alabilir miyim lütfen
kareli
kumaş üzerindeki küçük kareli desen
He wore a check shirt
Kareli bir gömlek giydi
hesap
bir hizmet veya yemek için ne kadar borcunuz olduğunu gösteren kağıt parçası
Could we have the check please
Hesabı alabilir miyiz lütfen
olursa diye
Sahnedebir şeyin olması ihtimaline karşı önlem olarak
Take an umbrella in case it rains
Yağmur yağarsa diye şemsiye al
olur da
bir durumun gerçekleşme ihtimaline karşı
Take an umbrella in case it rains
Yağmur yağar diye şemsiyeni al
olası duruma karşı
bir şeyin gerçekleşme ihtimaline karşı hazırlıklı olmak
Take an umbrella in case it rains
Yağmur yağma ihtimaline karşı bir şemsiye al
ekip
Sahnedebirlikte çalışan insan grubu
The film crew worked hard
Film ekibi çok çalıştı
mürettebat
birlikte çalışan insan grubu
The crew is ready
Mürettebat hazır
mürettebatta yer almak
bir teknenin veya geminin ekibinde görev yapmak
He likes to crew on sailing boats
O yelkenli teknelerde mürettebat olarak çalışmayı sever
ekip
film veya gösteri setinde oyunculardan ayrı olarak çalışan grup
The film crew set up the cameras
Film ekibi kameraları kurdu
yok
Sahnedehayır kelimesinin gayriresmi kullanımı
Do you want to go? Nah.
Gitmek ister misin? Yok.
belirti
Sahnedebir hastalığın olduğunu gösteren fiziksel belirti
Fever is a common symptom of the flu
Ateş, gribin yaygın bir belirtisidir
varmak
Sahnedebir yere ulaşmak
When did you get home?
Eve ne zaman vardın?
olmak
Sahnedebelirli bir duruma gelmek
It is getting cold
Hava soğuyor
almak
Sahnedebir şeyi elde etmek
I got a letter today
Bugün bir mektup aldım
sahip olmak
Sahnedebir şeye sahip olmak veya onu içinde bulundurmak
I have got a new bike
Yeni bir bisikletim var
biliyorsun
Sahnededinleyicinin anladığını teyit etmek için kullanılır
It is hard, you know
Zor, biliyorsun
bilmek
Sahnedebilgi sahibi olmak
I know the answer
Cevabı biliyorum
biliyorsun
Sahnededinleyicinin anladığından emin olmak veya konuşurken duraksamak için kullanılan söz
It is a nice car, you know, very fast
Güzel bir araba, biliyorsun, çok hızlı
büyük araç
Sahnedebüyük bir araç veya makine
He drives a big rig
Büyük bir tır sürüyor
kurmak
bir şeyi belirli bir şekilde düzenlemek veya kurmak
He rigged a simple antenna
Basit bir anten kurdu
hileli ayarlamak
bir sonucun dürüst olmayan yollarla önceden belirlenmesi
They rigged the game
Oyuna hile karıştırdılar
karalamak
Sahnedehızlı ve düzensiz biçimde yazmak
She was scribbling notes
Notları karalıyordu
efendim
Sahnedebir erkeğe hitap ederken kullanılan nazik bir ifade
Yes, sir
Evet, efendim
kabul etmek
Sahnedesunulan bir şeyi almak
I will take it
Onu kabul edeceğim
başa çıkmak
Sahnedebir sorunla veya durumla mücadele etmek
Can you take it
Bununla başa çıkabilir misin
almak
bir şeyi tutup yanına götürmek
Take it with you
Onu yanına al
arkadaş
Sahnedebir arkadaş için kullanılan gayriresmi kelime
He is my best mate
O benim en iyi arkadaşım
kaptan yardımcısı
Sahnedegemi kaptanına yardım eden görevli
The mate checked the ship supplies.
Kaptan yardımcısı gemi malzemelerini kontrol etti.
mat etmek
rakibin şahını kıstırarak satranç oyununu kazanmak
I can mate the king in two moves
Şahı iki hamlede mat edebilirim
çiftleşmek
üremek için cinsel birleşme yapmak
Animals mate in the spring
Hayvanlar ilkbaharda çiftleşir
konumlandırmak
Sahnedebir şeyi belirli bir yere koymak
Please position the camera carefully
Lütfen kamerayı dikkatlice konumlandırın
iş
ücretli çalışma görevi
She is looking for a new position
Yeni bir iş arıyor
görüş
bir konu hakkındaki düşünce biçimi veya yaklaşım
What is your position on this issue
Bu konu hakkındaki görüşün nedir
durum
bir kişinin içinde bulunduğu koşullar
They are in a difficult position
Onlar zor bir durumda
kapak
Sahnedeyerde, duvarda veya tavanda bulunan küçük kapı veya kapak
He opened the hatch to look inside
İçeri bakmak için kapağı açtı
planlamak
bir plan veya proje üzerinde gizlice düşünmek ve geliştirmek
They hatched a plan to escape
Kaçmak için bir plan kurdular
yumurtadan çıkmak
yumurtadan yavru bir canlının dünyaya gelmesi
The eggs will hatch soon
Yumurtalar yakında çıkacak
masal
Sahnedebüyüyle ilgili geleneksel bir hikâye
My grandmother told me a fairy tale
Büyükannem bana bir masal anlattı
masal
çocuklar için gerçek olmayan hayali hikaye
She likes reading fairy tales
O masal okumayı sever
masalsı
büyü ve mutlu son barındıran hikayelere benzeyen
They had a fairy-tale wedding
Masalsı bir düğünleri oldu
masal
genellikle çocuklar için anlatılan büyülü hikaye
This book is full of fairy tales
Bu kitap masallarla dolu
peri masalı
büyülü ya da hayali olayları anlatan hikaye
Children love reading a fairy tale
Çocuklar peri masalı okumayı sever
yumuşak
Sahnedesakin ve sert olmayan
He has a gentle voice
Onun yumuşak bir sesi var
nazik
kibar veya iyi kalpli kişi
He is a gentle man
O nazik bir adamdır
nazik
kaba olmayan ve sakin
He is a gentle person
O nazik bir insan
aramak
Sahnedetelefonla iletişime geçmek
Please call me tomorrow
Lütfen beni yarın ara
çağırmak
Sahnedebir şeyi istemek veya davet etmek
I will call a taxi
Bir taksi çağıracağım
karar
bir konuda karar verme sorumluluğu
It was a tough call
Zor bir karardı
adlandırmak
birine veya bir şeye isim vermek
They call him the boss
Ona patron diyorlar
gece
Sahnedegün batımından gün doğumuna kadar olan süre
The night is very dark
Gece çok karanlık
herkes
Sahnedetüm insanlar
Everybody is here
Herkes burada
herkes
her bir kişi
Everybody likes pizza
Herkes pizzayı sever
minnettar olmak
Sahnedebir şey için teşekkür hissetmek
I appreciate your help
Yardımınız için minnettarım
takdir etmek
Sahnedebir şeyin önemini veya değerini anlamak
I appreciate the effort you put into this
Bunun için harcadığın çabayı takdir ediyorum
rahatsız olmak
bir durumdan dolayı hoşnutsuzluk duymak
I would appreciate it if you stopped bothering me
Beni rahatsız etmeyi bırakırsan sevinirim
takdir etmek
bir şeyin değerini anlamak
I appreciate your help
Yardımını takdir ediyorum
nefes almak
Sahnedeakciğerlere hava çekip verme süreci
It is hard to breathe in this room
Bu odada nefes almak zor
canlandırmak
bir şeye yeni bir canlılık veya enerji kazandırmak
We need to breathe life into the project
Projeye hayat vermemiz gerekiyor
ile yatıp kalkmak
bir şeye kendini tamamen adamış veya onunla dolu olmak
He breathes fashion
O modayla yatıp kalkıyor
atıştırmalık
Sahnedeana öğünler arasında yenen hafif yemek
I had a healthy snack
Sağlıklı bir atıştırmalık yedim
atıştırmak
öğünler arasında az miktarda yemek yemek
I like to snack on nuts
Kuruyemiş atıştırmayı severim
çekici biri
cinsel açıdan çekici olan kimse
He is such a snack
O çok çekici biri
ayakta
Sahnedeişlevini sürdüren ve batmayan
They are trying to keep the business afloat
İşi ayakta tutmaya çalışıyorlar
sağlık
Sahnedesağlıklı veya hasta olma durumu
Exercise is good for your health
Egzersiz sağlığınız için iyidir
sağlık durumu
bir kişinin vücudunun veya zihninin hali
Her health is improving
Sağlık durumu iyileşiyor
sağlık
hastalık veya yaralanma olmayan durum
Eating vegetables is good for your health
Sebze yemek sağlığınız için iyidir
görüntü
Sahnedekaydedilmiş video materyali
We have footage of the accident
Kazanın görüntüleri elimizde
alan ölçüsü
ayak kare cinsinden ölçülmüş alan büyüklüğü
The house has a large footage
Evin geniş bir alan ölçüsü var
çalışmak
Sahnededoğru veya beklendiği gibi işlemek
The elevator does not work
Asansör çalışmıyor
çalışır durumda
Sahnededüzgün işleyen
The machine works well
Makine iyi çalışıyor
eser
emekle üretilen şey, özellikle sanat eseri
This is a great work of art
Bu harika bir sanat eseridir
iş
çaba gerektiren faaliyet
I have a lot of work to do
Yapacak çok işim var
çalışmak
bir işi veya görevi yerine getirmek
He works in an office
O bir ofiste çalışıyor
çalışmak
bir işi ya da etkinliği yapmak
I work in the garden
Bahçede çalışırım
iş
ücret karşılığında yapılan görev
He found work in Ankara
Ankara'da iş buldu
işletmek
bir şeyi yönetmek ya da çalıştırmak
She works the farm with her brother
Çiftliği erkek kardeşiyle işletiyor
çözmek
bir sorunun yanıtını bulmak
They worked the puzzle together
Bulmacayı birlikte çözdüler
toplamak
Sahnedeinsanları veya nesneleri bir araya getirmek
Please gather your things before we leave
Gitmeden önce lütfen eşyalarını topla
anlamak
bilgiden sonuç çıkarmak
I gather that you are tired
Yorgun olduğunuzu anlıyorum
civarında
Sahnedebir yerin yakınındaki alan
Many trees are around the school
Okulun civarında çok ağaç var
aşina
bir şeyi nasıl kullanacağını veya idare edeceğini bilmek
She knows her way around the office
Ofis konusunda bilgisi var
tersine
bir şeyin yönünü veya sonucunu değiştirmek
We must turn the situation around
Durumu tersine çevirmeliyiz
harika iş çıkarmak
Sahnedebir işi çok başarılı bir şekilde yapmak
You really killed it in your performance
Performansında gerçekten harika bir iş çıkardın
kırıp geçirmek
birini çok fazla güldürmek
The comedian really killed it last night
O komedyen dün gece herkesi kırıp geçirdi
iptal etmek
bir şeyi durdurmak veya sonlandırmak
The project failed so they killed it
Proje başarısız oldu bu yüzden onu iptal ettiler
viral
Sahnedevirüsle ilgili olan
She has a viral infection
Viral bir enfeksiyonu var
hızla yayılan
birçok kişi arasında kısa sürede yayılan
The news went viral in the neighborhood
Haber mahallede hızla yayıldı
internetten yayılan
internet ortamında çok çabuk paylaşılan
This clip is viral on social media
Bu klip sosyal medyada internetten yayılıyor
fenomen olan
internette bir anda büyük ilgi gören
Her dance video went viral overnight
Onun dans videosu bir gecede fenomen oldu
dayan
Sahnedezorluklara rağmen pes etmemek
I know it is hard, but hang in there
Zor olduğunu biliyorum ama dayan
tiz ses çıkarmak
Sahnedeuzun, yüksek ve tiz bir ses çıkarmak
The car tires screeched
Araba lastikleri tiz bir ses çıkardı
geri dönmek
Sahnedebir yere veya bir aktiviteye tekrar gitmek
I will get back to work
İşe geri döneceğim
geri almak
kaybedilen bir şeyi yeniden elde etmek
I want to get back my book
Kitabımı geri almak istiyorum
öcünü almak
birine yaptığı kötülüğe karşılık zarar vermek
He wanted to get back at her
Ondan öcünü almak istedi
konuşabilmek
Sahnedebir dilde iletişim kurma becerisi
Do you speak Spanish
İspanyolca konuşabilir misin
konuşmak
biriyle sözlerle iletişim kurmak
I can speak English
İngilizce konuşabiliyorum
konuşmak
tam şu anda bir şeyler ifade etmek
I am speaking right now
Şu anda konuşuyorum
konuşmak
birine sözcükler söylemek
Please speak slowly
Lütfen yavaş konuşun
hitap etmek
birine sözcükler söylemek
He speaks to the crowd
Kalabalığa hitap ediyor
bağırmak
Sahnedeyüksek sesle haykırmak
He started to yell at his friend
Arkadaşına bağırmaya başladı
bağırmak
yüksek sesle haykırmak
Don't yell at me
Bana bağırma
iç çekmek
Sahnededuyguları belli etmek için derin nefes vermek
He sighed with relief
Rahatlamayla iç çekti
uygun
Sahnededurum için doğru veya uygun olan
Please use the proper tools
Lütfen uygun araçları kullanın
uygun
bir durum için doğru veya yerinde olan
You should wear proper clothes for the meeting
Toplantı için uygun kıyafetler giymelisin
terbiyeli
toplumsal kurallara uyan ve nazik olan
He is a very proper young man
O çok terbiyeli bir genç adam
uygun
bir durum için doğru veya yerinde olan
Please wear proper shoes for the hike
Lütfen yürüyüş için uygun ayakkabılar giyin
adam
Sahnedeyetişkin erkek birey
He is a kind man
O iyi bir adam
yahu
Sahnedeşaşkınlık veya heyecan belirten ünlem
Man that was fast
Yahu bu çok hızlıydı
erkek
Sahnedeyetişkin erkek insan
Every man needs food
Her erkek yemeğe ihtiyaç duyar
beklemek
Sahnedekısa bir süreliğine durmak
Please wait a moment
Lütfen bir an bekle
beklemek
Sahnedebir şeyin olmasını ya da birinin gelmesini umarak durmak
Please wait for me
Lütfen beni bekle
hizmet etmek
birine yardım etmek için onun işlerini yapmak
The server waits on the guests
Garson konuklara hizmet eder
sabırsızlanmak
bir şeyin olması için heyecan duymak
I can't wait for summer
Yaz için sabırsızlanıyorum
kabul etmek
Sahnedebirinin bir gruba katılmasına izin vermek
They took her into the group
Onu gruba kabul ettiler
sataşmak
Sahnedebirine vurmaya ya da onu eleştirmeye kalkışmak
He took a shot at my idea
Fikrimi eleştirmeye kalkıştı
almak
Sahnedebir şeyi edinmek ya da elde etmek
I took the last cookie
Son kurabiyeyi aldım
çıkarmak
Sahnedebir şeyi bulunduğu yerden ya da konumdan uzaklaştırmak
Take your shoes off the bed
Ayakkabılarını yataktan çıkar
göze almak
Sahnedekötü bir şey olma ihtimalini kabul etmek
She took the risk of losing her job
İşini kaybetme riskini göze aldı
barındırmak
Sahnedebirine kalacak bir yer sağlamak
They took us in for the night
Bizi gece için barındırdılar
götürmek
bir şeyi bir yere taşımak
Please take this book to the library
Lütfen bu kitabı kütüphaneye götür
algılamak
bir şeyi belirli bir şekilde düşünmek
Don't take it personally
Bunu kişisel algılama
almak
bir şeyi eline veya sahipliğine geçirmek
I will take the keys
Anahtarları alacağım
yapmak
bir eylemi gerçekleştirmek
I take a walk every day
Her gün yürüyüş yaparım
tüketmek
bir şeyi yemek ya da içmek
Take this medicine with water
Bu ilacı suyla tüket
ilgi duymaya başlamak
bir duygu ya da ilgi geliştirmeye başlamak
She took an interest in painting
Resme ilgi duymaya başladı
sürmek
belirli bir süre gerektirmek
The journey takes three hours
Yolculuk üç saat sürüyor
başa çıkmak
bir durumla ya da görevle ilgilenmek
She can take any challenge
Her türlü zorluğun üstesinden gelebilir
gündeme getirmek
bir konuyu tartışılmak üzere ortaya atmak
He took the issue to the meeting
Konuyu toplantıda gündeme getirdi
teslim almak
bir şeyi birinden almak
I took the parcel from the driver
Paketi şoförden teslim aldım
zaman gerektirmek
belirli miktarda zamana ihtiyaç duymak
This task takes a lot of time
Bu görev çok zaman gerektiriyor
ateş etmek
bir silahla ateş açmak
The soldier took aim and fired
Asker nişan aldı ve ateş etti
izlemek
bir yere gitmek için belirli bir güzergâhı kullanmak
We took the coastal road
Sahil yolunu izledik
vay be
Sahnedeşaşkınlık veya hayranlık belirten ünlem
Wow, this is beautiful
Vay be, bu çok güzel
hayran bırakmak
birini çok etkilemek
Her performance wowed the audience
Performansı izleyicileri hayran bıraktı
Vay
şaşkınlık veya hayranlık ifade eden söz
Wow, what a nice view
Vay, ne kadar güzel bir manzara
her nerede
Sahnedeherhangi bir yerde veya durumda
You can sit wherever you like
İstediğiniz her yere oturabilirsiniz
her nereye
herhangi bir yer veya durum
You can go wherever you want
İstediğin yere gidebilirsin
teşekkür etmek
Sahnedebirine minnettarlığını bildirmek
I want to thank you
Sana teşekkür etmek istiyorum
teşekkür
Sahnedeminnet veya şükran ifadesi
Many thanks for the help
Yardım için çok teşekkürler
acil durum
Sahnedederhal müdahale gerektiren ciddi durum
This is an emergency
Bu bir acil durum
acil durum
Sahnedebeklenmedik ve acil müdahale gerektiren durum
I have a family emergency
Ailevi bir acil durumum var
acil servis
hastanelerin acil tıbbi bakım sağlayan bölümü
He is in the emergency
O acil serviste
üzerine inmek
Sahnedebir yüzeye inmek
The bird landed on the roof
Kuş çatının üzerine indi
konmak
bir yüzeye konmak veya bir yere varmak
The bird landed on the branch
Kuş dala kondu
karar vermek
bir konuda karara varmak
They landed on a final decision
Nihai bir karara vardılar
konmak
bir yüzeyin üzerine gelip durmak
The bird will land on the branch
Kuş dala konacak
nazikçe
Sahnedeyumuşak veya dikkatli bir şekilde
She touched the baby gently
Bebeğe nazikçe dokundu
deneyim
Sahnedeyaşanılan olay
It was a great experience
Bu harika bir deneyimdi
tecrübe
bir işten kazanılan bilgi
She has a lot of experience
Onun çok fazla tecrübesi var
hissetmek
fiziksel veya duygusal bir duyum yaşamak
I experienced great joy
Büyük bir neşe hissettim
şişelemek
Sahnedebir şeyi şişeye koymak
They bottled the water
Suyu şişelediler
şişelenmiş
satış veya kullanım için bir şişeye konulmuş
I prefer drinking bottled water
Şişelenmiş su içmeyi tercih ederim
şişelenmiş
satış veya kullanım için şişeye konulmuş olan
I prefer drinking bottled water
Şişelenmiş su içmeyi tercih ederim
şiddetle
Sahnedeçok güçlü bir şekilde
He was keenly aware of the problem
Problemin şiddetle farkındaydı
peşinden ayrılmamak
Sahnedebirinin gittiği her yere gitmek
Stop following me around
Peşimden ayrılmayı bırak
görkem
Sahnedebüyük bir güzellik veya halkın duyduğu hayranlık
The glory of the sunset is breathtaking
Gün batımının görkemi nefes kesici
onur
önemli bir iş başarınca kazanılan büyük saygı veya övgü
It is a glory to help others
Başkalarına yardım etmek büyük bir onurdur
görkem
büyük bir güzellik veya halk tarafından duyulan hayranlık ve övgü
They enjoyed the glory of the sunset
Gün batımının görkeminin tadını çıkardılar
içecek
Sahnedeiçilebilen sıvı
I want a cold drink
Soğuk bir içecek istiyorum
içmek
Sahnedesıvı bir maddeyi yutmak
I drink water every day
Her gün su içerim
içecek
tüketilen sıvı
I want a cold drink
Soğuk bir içecek istiyorum
diskotek
Sahnedeinsanların müzik eşliğinde dans ettiği yer
They went to the disco
Diskoteke gittiler
gürlemek
Sahnedeçok yüksek ve rahatsız edici ses çıkarmak
The car horns began to blare
Araba kornaları gürlemeye başladı
yüksek sesle çalmak
çok yüksek ve rahatsız edici bir ses çıkarmak
The radio began to blare
Radyo yüksek sesle çalmaya başladı
tekne
Sahnedesuda seyahat etmek için kullanılan araç
The boat is on the water
Tekne suyun üzerinde
bot
suda seyahat etmek için kullanılan küçük araç
I have a small boat
Küçük bir botum var
tekne
su üzerinde seyahat etmek için kullanılan küçük araç
We took a boat to the island
Adaya tekneyle gittik
bot
su üzerinde yolculuk yapmak için kullanılan küçük taşıt
They use a small boat for fishing
Balık tutmak için küçük bir bot kullanıyorlar
tekneyle gitmek
tekne kullanarak bir yerden başka bir yere gitmek
We boated across the lake
Gölü tekneyle geçtik