

Fleabag — 1. Sezon Bölüm 3
Kelimeler ve anlamları
350 kelime
hayran bırakmak
Sahnedebirini çok etkilemek
Her singing blew me away
Şarkı söyleyişi beni hayran bıraktı
uçup gitmek
rüzgarın etkisiyle savrulmak
The paper blew away in the wind
Kağıt rüzgarda uçup gitti
direnmek
Sahnedebir şeyi kabul etmeyi veya uymayı reddetmek
They resisted the new rules
Yeni kurallara direndiler
korkutmak
Sahnedebirini korkutmak
Don't scare me
Beni korkutma
korku
ani korku hissi
It was a big scare
Büyük bir korkuydu
meme
Sahnedekadın göğsü için kullanılan gayri resmi terim
She has small boobs
Küçük memeleri var
aptalca hata
aptalca yapılan bir hata
I made a real boob
Gerçekten aptalca bir hata yaptım
aptal
aptal veya şapşal bir kişi
Stop acting like a boob
Aptal gibi davranmayı bırak
ebeveynler
Sahnedebir kişinin annesi veya babası
My parents are kind
Ebeveynlerim nazik
ebeveynler
çocuğu büyüten kişiler
Parents must be patient
Ebeveynler sabırlı olmalı
anne baba
birinin annesi ve babası
I live with my parents
Annem ve babamla yaşıyorum
ebeveyn
kişinin anne veya babası
I love my parents
Anne babamı seviyorum
yaşamak
Sahnedezor bir durumla başa çıkmak veya deneyimlemek
She went through a hard time
Zor bir zaman geçirdi
incelemek
bir şeyi başından sonuna kadar dikkatlice okumak veya kontrol etmek
Please go through these documents
Lütfen bu belgeleri inceleyin
geçmek
bir taraftan diğer tarafa hareket etmek
We will go through the tunnel
Tünelden geçeceğiz
onaylanmak
resmi olarak kabul edilmek veya tamamlanmak
The contract finally went through
Sözleşme sonunda onaylandı
memnun
Sahnedeçok mutlu veya tatmin olmuş
I was really chuffed with my exam results
Sınav sonuçlarımdan dolayı çok mutluydum
akşam yemeği
Sahnedegünün genellikle akşam saatlerinde yenen ana öğünü
We are having chicken for dinner
Akşam yemeğinde tavuk yiyoruz
akşam yemeği
günün ana öğünü, genellikle akşam yenir
What's for dinner?
Akşam yemeğinde ne var?
akşam yemeği
günün genellikle akşam yenen ana öğünü
We are having dinner at seven
Akşam yemeğini saat yedide yiyoruz
duygu
Sahnedeiçte yaşanan duygusal durum
Love is a strong feeling
Aşk güçlü bir duygudur
hava
bir yerin genel havası veya karakteri
The room has a cozy feeling
Odada rahat bir hava var
his
bir şeyin doğru olduğuna dair düşünce veya görüş
I have a feeling it will rain
Yağmur yağacak gibi bir hissim var
duygu
yoğun bir his veya heyecan durumu
Love is a powerful feeling
Aşk güçlü bir duygudur
hissetmek
fiziksel veya duygusal bir tecrübe yaşamak
I am feeling happy today
Bugün mutlu hissediyorum
duymak
fiziksel bir algıya sahip olmak
I can feel the wind
Rüzgarı duyabiliyorum
sezmek
bir şeyin olduğuna dair düşünceye sahip olmak
I feel that we are lost
Kaybolduğumuzu seziyorum
izlenim
bir şeyin doğru olduğuna dair inanç
I have a feeling he knows
Onun bildiğine dair bir izlenimim var
sezgi
kanıt olmadan bir şeyin doğru olduğuna inanmak
She trusts her intuition
Sezgilerine güveniyor
his
fiziksel veya duygusal bir duyu
I have a strange feeling
Garip bir hissim var
duygu
yoğun bir heyecan durumu
Anger is a strong feeling
Öfke güçlü bir duygudur
duygu
güçlü bir his
Joy is a happy feeling
Neşe mutlu bir duygudur
duygu
güçlü bir duygu hali
She is full of feeling
O duygu dolu biri
umut
iyi şeylerin gerçekleşmesini bekleme hissi
I have a hopeful feeling about this
Bunun hakkında umutlu bir hissim var
düşünce
bir konu hakkında fikir veya tutum sahibi olma
I have a feeling that we should go
Gitmemiz gerektiğine dair bir düşüncem var
anlamına gelmek
Sahnedebelirli bir anlama sahip olmak
What does this word mean
Bu kelime ne anlama geliyor
kaba
Sahnedenazik olmayan veya zalim
He is very mean to me
Bana karşı çok kaba
niyetlenmek
Sahnedebir şey yapmayı planlamak veya istemek
I meant to call you earlier
Seni daha önce aramaya niyetlenmiştim
araç
bir şeyi yapma yolu
This is a means of communication
Bu bir iletişim aracıdır
Kalan 340 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 350 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap