

How I Met Your Mother — 2. Sezon Bölüm 4
Kelimeler ve anlamları
575 kelime
Seviye
yönelmek
Sahnedebir yere doğru hareket etmek
Let's head to the park
Hadi parka gidelim
güneş
Sahnedegökyüzünde bize ışık ve ısı veren büyük parlak nesne
The sun is hot
Güneş sıcaktır
duymak
Sahnedebir şeyi birinden öğrenmek
Did you hear about the accident?
Kazayı duydun mu?
mektup
Sahnedebirine gönderilen yazılı not
I wrote a letter
Bir mektup yazdım
harf
alfabedeki bir sembol
A is a letter
A bir harftir
harfi harfine
her detayıyla hiçbir değişiklik olmadan
He followed the instructions to the letter
Talimatları harfi harfine uyguladı
spor nişanı
spordaki başarılar için verilen ödül
He earned a letter for his performance on the team
Takımdaki performansı için spor nişanı kazandı
tuhaf
Sahnedealışılmadık veya garip
This is a weird smell
Bu tuhaf bir koku
garip hissettirmek
birine kendini garip veya rahatsız hissettirmek
He weirded me out
Beni garip hissettirdi
başlamak
Sahnedebir işe girişmek
We will get to the main topic soon
Ana konuya yakında başlayacağız
fırsatı olmak
Sahnedebir şeyi yapma şansı bulmak
You get to meet the director
Yönetmenle tanışma fırsatın var
varmak
bir yere ulaşmak
How do I get to the station
İstasyona nasıl giderim
şansı olmak
bir şeyi yapma imkanına sahip olmak
I get to visit Japan
Japonya'yı ziyaret etme şansım var
etkilemek
birinin duygularını sarsmak veya üzmek
Her bad mood started to get to me
Onun kötü ruh hali beni etkilemeye başladı
bir nevi
Sahnedebir dereceye kadar veya kısmen
I sort of agree with you
Sana bir nevi katılıyorum
çeşit
benzer özelliklere sahip grup
This is a new sort of fruit
Bu yeni bir çeşit meyve
düşünmek
Sahnedebir fikre veya görüşe sahip olmak
I think it is a good idea
Bunun iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum
düşünmek
Sahnedefikirler oluşturmak için zihnini kullanmak
I need to think
Düşünmem gerekiyor
anlamak
bir şeyi kavramak veya anlamak
I think I understand
Sanırım anlıyorum
tekrarlayan
Sahnedetekrar tekrar gerçekleşen
The work is very repetitive
İş çok tekrarlayıcı
son zamanlardaki
Sahnedekısa bir süre önce gerçekleşmiş olan
This is a recent photo
Bu yeni bir fotoğraf
varmak
Sahnedebir yere ulaşmak
When did you get home?
Eve ne zaman vardın?
olmak
Sahnedebelirli bir duruma gelmek
It is getting cold
Hava soğuyor
almak
Sahnedebir şeyi elde etmek
I got a letter today
Bugün bir mektup aldım
sahip olmak
bir şeye sahip olmak veya onu içinde bulundurmak
I have got a new bike
Yeni bir bisikletim var
görünmek
Sahnedebir durumun izlenimini vermek
You are looking happy today
Bugün mutlu görünüyorsun
arama
bir şeyi bulmaya çalışma
I am looking for my keys
Anahtarlarımı arıyorum
bakmak
görmek için gözlerini bir şeye çevirmek
She is looking at the stars
Yıldızlara bakıyor
duymak
Sahnedekulakla sesleri algılamak
I hear a noise
Bir ses duyuyorum
söylemek
bir şeyi dile getirmek veya ifade etmek
Hear me clearly
Bunu açıkça söylüyorum
kulak
başın yan tarafında bulunan ve duymamızı sağlayan organ
I hear with my ears
Kulaklarımla duyarım
duymak
bir haberi veya bilgiyi başkasından öğrenmek
I heard that they are moving
Onların taşınacağını duydum
haberi vermek
Sahnedeönemli bir bilgiyi birine söylemek
I had to break the news to her
Haberi ona vermek zorundaydım
rica etmek
Sahnedebir şey istemek
I ask for a pen
Bir kalem rica ediyorum
istemek
bir şeyi yapmayı planlamak
I ask to do this task
Bu görevi yapmayı istiyorum
sormak
birine soru yöneltmek
I need to ask a question
Bir soru sormam gerekiyor
tek gecelik ilişki
Sahnedekısa süren romantik veya cinsel ilişki
It was just a one night stand
Bu sadece tek gecelik bir ilişkiydi
tek gecelik ilişki
yalnızca bir geceyle sınırlı cinsel birliktelik
He doesn't want a one night stand
Tek gecelik bir ilişki istemiyor
tek gecelik ilişki
sadece bir gece süren cinsel birliktelik
They had a one night stand after meeting at the bar
Barda tanıştıktan sonra tek gecelik bir ilişki yaşadılar
kum rengi
Sahnedeaçık sarı-kahverengi bir renk
The cat has sandy brown fur
Kedinin kum rengi tüyleri var
hikaye
Sahnedeolayların anlatımı
I read a long story
Uzun bir hikaye okudum
kat
Sahnedebir binanın seviyesi veya katı
The house has two stories
Evin iki katı var
durum
belirli bir durum veya olaylar dizisi
That is a different story
Bu farklı bir durum
ödül
Sahnedebaşarı karşılığında verilen ödül
She won an award for her painting
Resmi için bir ödül kazandı
ödül vermek
birine başarı karşılığında ödül vermek
They awarded her a prize
Ona bir ödül verdiler
belirtmek
Sahnedebir şeye dikkat çekmek
He pointed out the mistake
Hatayı belirtti
belirtmek
bir şeyi açıkça göstermek veya açıklamak
He pointed out the best way to solve the problem
Problemi çözmenin en iyi yolunu belirtti
eleman
Sahnedebir erkek veya erkek çocuk için kullanılan gayriresmi kelime
He is a funny fella
O komik bir eleman
adam
erkekler için kullanılan gayriresmi bir ifade
He is a nice fella
O hoş bir adam
son
Sahnedediğer her şeyden sonra gelen
This is the last train
Bu son tren
geçen
Sahnedeşimdiki zamandan hemen önce gelen
I saw him last night
Onu geçen gece gördüm
soyadı
kişinin aile ismi
Her last name is Smith
Onun soyadı Smith
sürmek
bir süre devam etmek
The meeting will last one hour
Toplantı bir saat sürecek
hoşça kal
Sahnedebirinden ayrılırken kullanılan sözler
Good bye, see you tomorrow
Hoşça kal, yarın görüşürüz
portföy çanta
Sahnedeelde taşınan küçük çanta
She carried a gold clutch
Altın rengi bir portföy çanta taşıyordu
sıkıca tutmak
bir şeyi elinde sıkıca tutmak
He clutched the railing
Korkulukları sıkıca tuttu
kurtarıcı
zor bir durumda çok yararlı veya önemli olan
That extra battery was clutch during the long flight
O yedek pil uzun uçuş sırasında kurtarıcıydı
sus
Sahnedekonuşmayı bırakmak veya birini susturmak
Please shut up
Lütfen sus
susturmak
birinin konuşmayı bırakmasını sağlamak
Just shut up and listen
Sadece sus ve dinle
şu anda
Sahnedetam şu an veya bulunulan an
I am studying right now
Şu anda ders çalışıyorum
şu anda
içinde bulunulan an
I am busy right now
Şu anda meşgulüm
hemen
tam bu anda
I need to go right now
Hemen gitmem gerekiyor
usta
Sahnedebüyük beceriye veya bilgiye sahip kişi
She is a master of chess
O bir satranç ustasıdır
yüksek lisans
üniversitede lisansüstü bir derece
She is studying for a master degree
O yüksek lisans yapıyor
ana
türünün en önemli veya en büyük olanı
This is the master bedroom
Bu ana yatak odası
sahip
başkaları veya mülk üzerinde kontrolü olan kişi
The dog waited for its master
Köpek sahibini bekledi
eşya
Sahnedebir kişiye ait olan özel mülk
He gathered his personal effects
Kişisel eşyalarını topladı
anlam
bir sözün ifade ettiği amaç
He said something to that effect
O bu anlama gelen bir şey söyledi
etki
bir şeyin başka bir şey üzerinde yarattığı sonuç
The medicine had a good effect
İlacın iyi bir etkisi oldu
ev
Sahnedeyaşanılan yer
I am going home
Eve gidiyorum
eve doğru
yaşadığın yere doğru
We are heading home
Eve doğru gidiyoruz
bugün
Sahnedeiçinde bulunulan gün
I am busy today
Bugün meşgulüm
çalmak
Sahnedebaşkasının eşyasını izinsiz olarak almak
He stole my pen
Kalemimi çaldı
çalmak
başkasının hak ettiği ilgiyi veya övgüyü almak
She stole the show
Tüm ilgiyi o topladı
kelepir
çok uygun fiyata alınan şey
This jacket was a steal
Bu ceket tam bir kelepir
çalmak
birine ait olan bir şeyi izinsiz almak
Someone tried to steal my bike
Birisi bisikletimi çalmaya çalıştı
çalmak
bir şeyi izinsiz almak
Someone tried to steal my bag
Biri çantamı çalmaya çalıştı
endişeli
Sahnedehuzursuz veya kaygılı hissetmek
I am worried about the exam
Sınav hakkında endişeliyim
asistan doktor
Sahnedebir hastanede eğitimine devam eden doktor
He is a resident doctor
O bir asistan doktor
sakin
Sahnedebir yerde yaşayan kişi
I am a resident of this city
Bu şehrin bir sakiniyim
istekli
Sahnedebir şey yapmaya hazır veya gönüllü olan
Are you up for a coffee
Bir kahve içmeye istekli misin
aday
bir şey için değerlendirilmeye uygun olmak
Is this job still up for grabs
Bu iş hala adaylara açık mı
kiralamak
Sahnedebir şeyi geçici olarak kullanmak için ücret ödemek
I want to rent a car
Bir araba kiralamak istiyorum
kira
bir mülkün kullanımı için ödenen para
The rent is too high
Kira çok yüksek
daha kolay
Sahnedeyapılması veya anlaşılması daha az güç olan
This math problem is easier than the last one
Bu matematik problemi sonuncusundan daha kolay
merhaba
Sahnedeselam vermek için kullanılır
Hello, how are you
Merhaba, nasılsın
yahu
şaşkınlık veya inanmazlık belirtmek için kullanılır
Hello? Are you kidding
Yahu, şaka mı yapıyorsun
açıkça
Sahnedekolayca görülebilen veya anlaşılabilen bir şekilde
He is obviously lying
Açıkça yalan söylüyor
vuhuu
Sahnedeheyecan veya sevinç belirten ünlem
Whoo! We won the game!
Vuhuu! Maçı kazandık!
vuhuu
heyecan göstermek için yüksek sesle bağırmak
They yelled whoo after the goal
Golden sonra vuhuu diye bağırdılar
uhu
siren veya yüksek bir çığlığı taklit etmek için çıkarılan ses
The crowd shouted whoo
Kalabalık uhu diye bağırdı
elde etmek
Sahnedebir şeyi kazanmak veya almak
He managed to score two tickets to the game
Maça iki bilet almayı başardı
skor
bir oyundaki puanların toplamı
The score is two to one
Skor ikiye bir
film müziği
bir film veya oyun için yazılmış müzik
The movie has an amazing score
Filmin müzikleri harika
yirmi
yirmi adetlik bir grup
A score of birds flew past
Yirmi kuş yanımızdan uçup geçti
heyecan verici
Sahnedeheyecan uyandıran
The game was very exciting
Oyun çok heyecan vericiydi
eğitmen
Sahnedebir beceriyi öğreten kişi
She is a yoga instructor
O bir yoga eğitmenidir
sızlanmak
Sahnedememnuniyetsizliğini veya rahatsızlığını dile getirmek
Stop bitching about the weather
Hava hakkında sızlanmayı bırak
sürtük
Sahnedebir kadın veya kişi için kullanılan kaba bir kelime
He called her a bitch
Ona sürtük dedi
dişi köpek
dişi köpek
The bitch is guarding her puppies
Dişi köpek yavrularını koruyor
zorlu iş
zor ve can sıkıcı durum veya görev
Solving this problem is a real bitch
Bu problemi çözmek çok zorlu bir iş
ilişki
Sahnedeiki kişi veya şey arasındaki bağlantı biçimi
There is a relationship between diet and health
Diyet ve sağlık arasında bir ilişki vardır
ilişki
iki kişi arasındaki yakın bağ
They have a good relationship
Onların iyi bir ilişkisi var
ilişki
iki kişi arasındaki duygusal veya romantik bağ
They have a strong relationship
Güçlü bir ilişkileri var
kira sözleşmesi
Sahnedemülkün kiralanmasına dair yasal anlaşma
I signed the lease today
Kira sözleşmesini bugün imzaladım
kiralamak
bir şeyi belirli bir süre için ücret karşılığında kullanmak
We decided to lease a new car for two years
İki yıllığına yeni bir araba kiralamaya karar verdik
geçirdi
Sahnedezamanı bir şeyi yaparak kullandı
She spent the day reading
Günü okuyarak geçirdi
bitkin
çok yorgun veya enerjisi kalmamış
I am completely spent
Tamamen bitkinim
harcadı
bir şey karşılığında para verdi
He spent all his money
Bütün parasını harcadı
tükenmiş
zaten kullanılmış veya tüketilmiş
The battery is spent
Pil tükenmiş
gerçek
Sahnedebir şey hakkındaki gerçekler
Tell me the truth
Bana gerçeği söyle
bu arada
Sahnedekonu dışı veya ek bir yorum yaparken kullanılan ifade
By the way I like your shoes
Bu arada ayakkabılarını beğendim
yapraklar
Sahnedebitkilerin veya ağaçların yaprakları
The autumn foliage is beautiful
Sonbahar yaprakları güzeldir
çarpıtılmış hali
Sahnedebir şeyin çok kötü veya yanlış bir kopyası
The trial was a travesty of justice
Dava, adaletin çarpıtılmasıydı
karşılaştırmak
Sahnedeiki veya daha fazla şey arasındaki benzerlik ve farkları incelemek
I will compare these two items
Bu iki eşyayı karşılaştıracağım
havalı
Sahnedeçok iyi veya etkileyici
That car is so cool
O araba çok havalı
sakin
heyecanlı veya kızgın olmayan
Keep cool during the test
Sınav sırasında sakin kal
serin
sıcak veya ılık olmayan
The weather is cool today
Bugün hava serin
altı
Sahnede6 sayısı
I have six apples
Altı elmam var
tekmelemek
Sahnedeayağıyla bir şeye vurmak
He kicked the ball
Topa tekme attı
haz
güçlü bir zevk hissi
I get a kick out of this
Bundan keyif alıyorum
kovmak
birini zorla bir yerden uzaklaştırmak
They kicked him out of the house
Onu evden kovdular
yormak
birini çok fazla yorgun düşürmek
This heavy work kicked me
Bu ağır iş beni çok yordu
belki
Sahnedeihtimalle veya olabilir anlamında
Perhaps it will rain today
Belki bugün yağmur yağar
içini dökmek
Sahnededuygu veya düşünceleri hakkında konuşmak
You can open up to me
Bana içini dökebilirsin
açmak
kapalı bir şeyi açık hale getirmek
Open up the window
Pencereyi aç
kendini açmak
duygu ve düşüncelerini paylaşmak
She is starting to open up
Kendini açmaya başlıyor
iş yeri açmak
yeni bir dükkan veya şirket kurmak
They plan to open up a new cafe
Yeni bir kafe açmayı planlıyorlar
kendi adına konuşmak
Sahnedebir şeyin niteliklerini veya karakterini ortaya koymak
The results speak for themselves
Sonuçlar kendi adına konuşuyor
talep etmek
bir şeyi kendisi için ayırmasını istemek
I want to speak for that room
O odayı kendim için ayırmak istiyorum
ayrılmış
başkası tarafından önceden alınmış veya rezerve edilmiş
This seat is already spoken for
Bu koltuk çoktan ayrılmış
adalet
Sahnededürüst ve haklı olma durumu
Everyone deserves justice
Herkes adalet hak eder
hak
hak edilen cezanın verilmesi
Justice was served
Hak yerini buldu
genellikle
Sahnedeçoğu durumda
I usually wake up at 7 am
Genellikle sabah 7'de uyanırım
herkes
Sahnedetüm insanlar
Everybody is here
Herkes burada
harika
Sahnedeçok etkileyici veya çok iyi
This view is awesome
Bu manzara harika
sona erdirmek
Sahnedebir ilişkiyi veya etkinliği sonlandırmak
They broke up the session
Oturumu sona erdirdiler
parçalamak
bir şeyi çatlatmak veya bölmek
The ice began to break up
Buz parçalanmaya başladı
kesilmek
telefon veya görüntülü görüşmede bağlantının bozulması
Your voice is breaking up
Sesin kesiliyor
sarsılmak
çok üzgün veya duygusal hissetmek
He broke up when he heard the news
Haberi duyduğunda sarsıldı
ayrılık
romantik bir ilişkinin sona ermesi
The break-up happened last week
Ayrılık geçen hafta gerçekleşti
yapacak
Sahnedegeleceğe dair bir plan veya tahmini ifade etmek için kullanılır
I'm gonna call you
Seni arayacağım
ne
Sahnedeöfke veya şaşkınlık belirtmek için kullanılan vurgu
What the hell is happening
Ne halt oluyor burada
merak
Sahnedebir şeyi öğrenme veya bilme isteği
Her curiosity led her to travel the world
Merakı onu dünyayı gezmeye itti
ilginç nesne
insanların görmek veya öğrenmek istediği alışılmadık şey
The statue is a curiosity
Heykel ilginç bir nesnedir
televizyon
Sahnedeprogram izlemeye yarayan cihaz veya sistem
I watch television every evening
Her akşam televizyon izlerim
televizyon
hareketli görüntü ve sesin iletilip alınmasını sağlayan sistem
I watch the news on television
Haberleri televizyondan izliyorum
tamam
Sahnedekabul veya onay belirtmek için kullanılır
Okay, I agree
Tamam, katılıyorum
iyi
Sahnedeiyi veya kabul edilebilir durumda olan
I am okay
İyiyim
peki
Sahnedebir cümleye başlamak veya dikkat çekmek için kullanılır
Okay, let's go
Peki, hadi gidelim
tamam
birinin kabul edip etmediğini ya da anlayıp anlamadığını kontrol etmek için kullanılan ifade
Okay?
Tamam mı?
perma
Sahnedekimyasallar kullanılarak yapılan kıvırcık saç modeli
She decided to get a perm
Perma yaptırmaya karar verdi
bazen
Sahnedebazı zamanlar, her zaman değil
Sometimes I wake up early
Bazen erken uyanırım
pratik yapmak
Sahnededaha iyi olmak için bir şeyi düzenli olarak yapmak
I practice piano every day
Her gün piyano pratiği yapıyorum
muayenehane
bir uzman profesyonelin çalıştığı iş yeri
She has a medical practice
Onun bir doktor muayenehanesi var
alıştırma
bilgiyi veya beceriyi ölçmek için verilen soru veya görevler dizisi
He completed the practice questions before the exam
Sınavdan önce alıştırma sorularını tamamladı
avukat
Sahnedehukuki konularda müvekkillerini temsil eden kişi
He is a good lawyer
O iyi bir avukattır
avukatlık yapmak
biri için avukat olarak hareket etmek
He will lawyer the case
Davaya avukatlık yapacak
çok
Sahnedebüyük ölçüde
I am super tired
Çok yorgunum
harika
çok iyi veya muhteşem
This cake is super
Bu kek harika
bina yöneticisi
bir binayı yöneten kişi
Call the super for the leak
Sızıntı için bina yöneticisini ara
üst
bir şeyin konum olarak yukarısı
The prefix super indicates a position above
Super öneki yukarıdaki bir konumu belirtir
poker
Sahnedekartlarla oynanan bir kumar oyunu
He likes playing poker
O poker oynamayı sever
ateş karıştırıcısı
şöminedeki odunları karıştırmaya yarayan uzun metal çubuk
He stirred the fire with the poker
Ateşi ateş karıştırıcısı ile karıştırdı
zaman
Sahnedeolayların gerçekleştiği ölçülebilir süre
I need more time
Daha fazla zamana ihtiyacım var
an
Sahnedebir şeyin gerçekleştiği nokta
At that time I was tired
O an yorgundum
kalan süre
başka her şey gittikten sonra geriye kalan vakit
We have very little time left
Çok az zamanımız kaldı
tanımlamak
Sahnedebir şeyin ne olduğunu açıklamak
Can you define this word
Bu kelimeyi tanımlayabilir misin
tanımlamak
bir şeyin ne anlama geldiğini açıklamak
Can you define this word
Bu kelimeyi tanımlayabilir misin
yol açmak
Sahnedebir şeyin olmasına neden olmak
The noise gave me a headache
Bu gürültü baş ağrısına yol açtı
vermek
Sahnedebir şeyi birinin eline ulaştırmak
He gave me his book
O bana kitabını verdi
söylemek
birine bilgi veya cevap iletmek
Please give me your answer
Lütfen bana cevabını söyle
bırakmak
bir şeye sahip olmayı ya da bir şeyi yapmayı bırakmak
She gave up smoking
Sigarayı bıraktı
bu yüzden
Sahnedebu sebeple
Thus, we stayed home
Bu yüzden evde kaldık
böylece
bu şekilde
Please hold the brush thus
Lütfen fırçayı bu şekilde tut
gökdelen
Sahnedeşehirdeki çok yüksek bina
New York has many skyscrapers
New York'ta birçok gökdelen var
kağıt
Sahnedeyazı yazmak veya baskı yapmak için kullanılan ince tabaka
I need a piece of paper
Bir parça kağıda ihtiyacım var
kağıtla kaplamak
bir yüzeyi duvar kağıdı gibi bir maddeyle örtmek
They decided to paper the bedroom
Yatak odasını kağıtla kaplamaya karar verdiler
makale
okul veya yayın için hazırlanan yazılı çalışma
She wrote a paper about history
Tarih hakkında bir makale yazdı
durum
Sahnedebelirli bir zaman veya olay
It was a special occasion
Bu özel bir durumdu
neden olmak
bir şeyin gerçekleşmesine sebep olmak
His comments occasioned much debate
Yorumları çok tartışmaya neden oldu