

Modern Family — 8. Sezon Bölüm 2
Kelimeler ve anlamları
598 kelime
Seviye
kullanmak
Sahnedebir şeyden yararlanmak
Can I use your pen
Kalemini kullanabilir miyim
yarar
bir şeyin sağladığı fayda
That information has no use
O bilginin hiçbir yararı yok
eskiden yapmak
geçmişte düzenli yapılan ama artık yapılmayan eylem
I used to swim every morning
Eskiden her sabah yüzerdim
ihtiyaç duymak
bir şeye gerek duymak
I could really use some help
Gerçekten biraz yardıma ihtiyacım var
üniversite
Sahnedeliseden sonra öğrencilerin eğitim gördüğü yer
She is studying at college
O üniversitede okuyor
geri dönmek
Sahnedebir yere veya konuya tekrar gitmek
I went back to the office
Ofise geri döndüm
askeri
Sahnedeordu veya savaşla ilgili
He joined the military
Orduya katıldı
kız çocuk
Sahnedegenç bir dişi kişi
The girl is playing
Kız çocuk oynuyor
kız
dişi bir insan
She is a smart girl
O zeki bir kız
kız
kadınlar için kullanılan samimi ifade
I am with the girls
Kızlarla beraberim
kumanda
Sahnedeuzaktan kumanda edilen elektronik cihaz
I lost the remote for the TV
Televizyonun kumandasını kaybettim
uzaktan yönetmek
bir şeyi uzak bir mesafeden kontrol etmek
You can remote your computer from home
Bilgisayarınızı evden uzaktan yönetebilirsiniz
uzak
mesafesi çok olan
He lives in a remote village
Uzak bir köyde yaşıyor
dolaylı
doğrudan olmayan veya yakın olmayan
He is remotely related to me
Bana dolaylı yoldan akraba
dikkatli
Sahnedetehlike veya hatalardan kaçınmak için özen gösteren
Be careful
Dikkatli ol
değil mi
Sahnedekarşıdakinin katılıp katılmadığını sormak için kullanılır
It's hot, huh?
Hava sıcak, değil mi?
ha
Sahnedekafa karışıklığını veya tekrar isteğini belirtir
Huh? Who is that?
Ha? O kim?
anaokulu
Sahnedeokul öncesi eğitim kurumu
My daughter goes to preschool
Kızım anaokuluna gidiyor
dikkat dağıtıcı
Sahnededikkati başka yöne çeken şey
The noise was a distraction
Gürültü dikkat dağıtıcıydı
dikkat dağıtıcı
odaklanmanızı engelleyen herhangi bir şey
Loud music is a major distraction
Yüksek sesli müzik büyük bir dikkat dağıtıcı
yaz
Sahnedeyılın en sıcak mevsimi
I love summer
Yazı severim
yaz geçirmek
yaz mevsimini bir yerde geçirmek
They summer in Italy
Yaz mevsimini İtalya'da geçirirler
Summer
bir kadın ismi
Summer is my best friend
Summer benim en iyi arkadaşım
cinsiyet belirleyici
Sahnedecinsiyeti tespit eden kurgusal bir aygıt
The robot used an identificadar to scan the room
Robot odayı taramak için cinsiyet belirleyici kullandı
beklemek
Sahnedekısa bir süre beklemek veya durmak
Please hold on a moment
Lütfen bir an bekleyin
sıkıca tutmak
bir şeyi sıkıca kavramak
Hold on to the rail
Korkuluğa sıkıca tutun
tutmak
bir şeyi bulunduğu konumda bırakmamak
Hold on to your ticket
Biletinizi elinizde tutun
hemfikir olmak
Sahnedebiriyle aynı görüşü paylaşmak
We agree on this point
Bu noktada hemfikiriz
hemfikir olmak
birisiyle aynı düşünceye sahip olmak
I agree with you
Seninle hemfikirim
kadar
Sahnedebir vakte dek
Wait till tomorrow
Yarına kadar bekle
hasta
sağlıklı hissetmeyen
She is too ill to work
Çalışamayacak kadar hasta
dökmek
bir sıvıyı kazara yere akıtmak
He spilled the milk
Sütü döktü
kötü
iyi veya olumlu olmayan
He speaks ill of his neighbors
Komşuları hakkında kötü konuşuyor
oturmak
Sahnedevücudunu bir yere veya zemine doğru alçaltmak
Please sit down here
Lütfen buraya otur
masada yenen yemek
insanların masaya oturarak yediği yemek
We had a sit-down meal
Masada yenen bir yemek yedik
oturma eylemi
bir şeyi protesto etmek için topluca oturarak yapılan eylem
The workers held a sit-down in the factory
İşçiler fabrikada bir oturma eylemi yaptılar
oturup konuşmak
biriyle resmi veya planlı bir görüşme yapmak
We should sit down to discuss the contract
Sözleşmeyi görüşmek için oturup konuşmalıyız
iyileşmek
Sahnedehastalık veya zorluktan sonra normal durumuna dönmek
He will recover soon
Yakında iyileşecek
geri almak
kaybedilen veya alınan bir şeyi geri bulmak
I hope to recover my lost bag
Kayıp çantamı geri almayı umuyorum
herhangi bir yer
Sahnedeherhangi bir yer veya herhangi bir yere
You can sit anywhere
Herhangi bir yere oturabilirsin
çabuk ol
Sahnedebirinden bir işi hemen yapmasını istemek için kullanılan ifade
Chop chop we need to leave now
Çabuk ol şimdi çıkmamız gerekiyor
hasta
Sahnedekendini iyi hissetmeyen
I feel sick today
Bugün hasta hissediyorum
müthiş
çok iyi veya etkileyici argo
That car is sick
Bu araba müthiş
iğrenç
tiksinme duygusu uyandıran
This is a sick joke
Bu iğrenç bir şaka
bıkkın
bir şeyden uzun süre maruz kaldığı için sıkılmış olma durumu
I am sick of this noise
Bu gürültüden bıktım
sağlıklı
Sahnedeiyi bir sağlık durumuna sahip olma
She is a healthy person
O sağlıklı bir insan
sağlıklı
sağlığa yararlı
Eating fruit is a healthy choice
Meyve yemek sağlıklı bir seçimdir
faydalı
yararlı veya olumlu
A healthy profit is good
İyi bir kar faydalıdır
sağlıksız
bedenen güçlü ve iyi durumda olmayan
He looks not healthy
Sağlıksız görünüyor
koşmak
Sahnedeyürümekten daha hızlı hareket etmek
I run every morning
Her sabah koşarım
yönetmek
bir işin veya kurumun başında olmak
She runs a small business
Küçük bir işletme yönetiyor
sürmek
bir şeyin belirli bir süre devam etmesi
The play runs for two hours
Oyun iki saat sürüyor
akmak
sıvı gibi hareket etmek
Water runs down the hill
Su tepeden aşağı akar
maske
Sahnedeyüzü örtmek için kullanılan araç
He is wearing a mask
O bir maske takıyor
gizlemek
bir şeyi örtmek veya saklamak
She tried to mask her sadness
Üzüntüsünü gizlemeye çalıştı
Maske
1994 yapımı Amerikan komedi dram filmi
I really like the movie Mask
Maske filmini gerçekten seviyorum
bağnaz
Sahnedebelirli bir gruba karşı hoşgörüsüz olan kişi
He is a bigot
O bir bağnazdır
üzerine basmak
Sahnedeayağını bir şeyin üzerine koymak
Be careful not to step on the cat
Kedinin üzerine basmamaya dikkat et
engel olmak
birinin yapmak istediği şeyi yapmasını önlemek
Do not step on my plans
Planlarıma engel olma
binmek
gemi uçak veya trene girmek
It is time to step on the plane
Uçağa binme zamanı geldi
yardım etmek
Sahnedebirine destek olmak veya yardım sağlamak
Can you help me?
Bana yardım edebilir misin?
yardımcı
başkalarına yardım eden kişi
She is a great help
O harika bir yardımcıdır
kendini tutmak
bir şeyi yapmaktan kendini alıkoymak
I couldn't help laughing
Gülmekten kendimi alamadım
azaltmak
bir şeyi daha az miktarda kullanmak
This habit helps to use less water
Bu alışkanlık daha az su kullanmaya yardımcı olur
duvar resmi
Sahnededuvara yapılan büyük resim
There is a beautiful mural in our city center
Şehir merkezimizde güzel bir duvar resmi var
şapel
Sahnedeküçük Hristiyan ibadethanesi
The wedding was held in a small chapel
Düğün küçük bir şapelde yapıldı
köpük banyosu
Sahnedeözel bir sıvı kullanılarak yapılan köpüklü banyo
I love taking a bubble bath
Köpük banyosu yapmayı severim
banyo köpüğü
banyo suyuna kabarcık oluşturmak için eklenen ürün
I added some bubble bath to the water
Suya biraz banyo köpüğü ekledim
karşı
Sahnedebir görüşe veya plana karşı olma durumu
He is against the plan
O bu plana karşı
dayalı
bir şeye temas eden veya yaslanmış durumda olan
He leaned against the wall
Duvara yaslandı
aykırı
bir duruma veya fikre zıt olan
It is against the rules
Bu kurallara aykırı
yalnızca
Sahnedebelirtilenden fazlası olmadığını vurgular
It is only a scratch
Bu yalnızca bir çizik
tek
Sahnedeeşsiz veya biricik olan
You are my only friend
Sen benim tek arkadaşımsın
ancak
bir istisna veya karşıtlık belirtir
I would go only I am tired
Giderdim ancak yorgunum
sabah
Sahnedegünün güneş doğuşundan öğlene kadar olan kısmı
I wake up early in the morning
Sabahları erken uyanırım
günaydın
iyi sabahlar anlamında kullanılan kısa selamlama
Morning, how are you?
Günaydın, nasılsın?
sabah
günün öğleden önceki erken kısmı
I drink coffee in the morning
Sabahları kahve içerim
sabah
günün erken saatleri
I drink coffee in the morning
Sabahları kahve içerim
bu arada
Sahnedekonu dışı veya ek bir yorum yaparken kullanılan ifade
By the way I like your shoes
Bu arada ayakkabılarını beğendim
zor
Sahnedekolay olmayan
This exam is hard
Bu sınav zor
sert
alkol içeren
This is a hard drink
Bu sert bir içkidir
sert
yumuşak olmayan
The bed is too hard
Yatak çok sert
sert
birine kaba veya katı davranan
The coach was hard on the team
Koç takıma karşı sert davrandı
yanlış
Sahnedeahlaki olarak doğru olmayan veya kabul edilemez
Stealing is wrong
Çalmak yanlıştır
yanlış
Sahnededoğru olmayan veya düzgün çalışmayan
This answer is wrong
Bu cevap yanlış
yanlış
doğru olmayan bir biçimde
You answered the question wrong
Soruyu yanlış cevapladın
ızdırap
Sahnedefiziksel veya duygusal hoş olmayan his
Love can cause pain
Aşk acı verebilir
baş belası
sinir bozucu kimse veya bir şey
Stop being a pain
Baş belası olmayı bırak
ekmek
un ve sudan yapılan pişmiş yiyecek
This pain is fresh
Bu ekmek taze
country club
Sahnedeşehir dışında bulunan özel bir sosyal kulüp
He is a member of the country club
O, country club üyesidir
özel sosyal kulüp
spor tesisleri ve sosyal etkinlikleri olan özel bir kulüp
They spent the day at the country club
Onlar günü özel sosyal kulüpte geçirdiler
kabul etmek
Sahnedebir şeyi doğru veya geçerli olarak tanımak
I accept the truth
Gerçeği kabul ediyorum
kabul etmek
Sahnedesunulan bir şeyi almak
He accepted the award
Ödülü kabul etti
kabul etmek
bir şeye onay vermek
She accepted the invitation
Daveti kabul etti
kabul etmek
bir şeyi almaya veya onaylamaya razı olmak
I accept your offer
Teklifi kabul ediyorum
hoş
Sahnedekeyifli veya zevkli
We had a nice day
Hoş bir gün geçirdik
güzel
göze hitap eden
That is a nice dress
O güzel bir elbise
iyi
nazik veya dost canlısı
She is a nice person
O iyi bir insan
öğretmek
Sahnedebir şeyi nasıl yapacağını göstermek veya açıklamak
I can teach you English
Sana İngilizce öğretebilirim
harika
Sahnedehayranlık veya şaşkınlık uyandıran
The view is amazing
Manzara harika
harika
çok iyi veya olumlu şekilde şaşırtıcı
You did an amazing job
Harika bir iş çıkardın
anlamak
Sahnedebir şeyi kavramak veya fark etmek
I see what you mean
Ne demek istediğini anlıyorum
görmek
bir şeyi fark etmek için gözlerini kullanmak
I can see you
Seni görebiliyorum
görüşmek
biriyle buluşmak veya ziyaret etmek
I will see you tomorrow
Yarın seninle görüşeceğim
sonuna kadar götürmek
bir işi bitene kadar sürdürmek
I will see the project through
Projeyi sonuna kadar götüreceğim
çöp
Sahnedeistenmeyen veya işe yaramaz malzeme
Please take out the trash
Lütfen çöpü dışarı çıkar
ayaktakımı
genellikle alt tabakadan görülen ve kötü davranışları olan insanlar
He treats them like trash
Onlara ayaktakımı muamelesi yapıyor
kötülemek
birisi hakkında kötü şeyler söylemek
He likes to trash his rivals
Rakiplerini kötülemeyi seviyor
mahvetmek
bir şeyi yok etmek veya çok dağınık hale getirmek
They decided to trash the old room
Eski odayı mahvetmeye karar verdiler
fısıldamak
Sahnedeçok alçak sesle konuşmak
She whispered a secret to me
Bana bir sır fısıldadı
eser
bir şeyin çok küçük miktarı
There was a whisper of smoke in the air
Havada çok hafif bir duman vardı
fısıltı
çok kısık sesle konuşurken çıkarılan ses
She spoke in a whisper
O fısıltıyla konuştu
üstünlük taslamak
Sahnedebirinin kendine daha üstün olduğunu göstererek davranması
He is always lording over his subordinates
Her zaman astlarına üstünlük taslıyor
bağırmak
Sahnedebirine yüksek sesle ve öfkeyle hitap etmek
Don't yell at me
Bana bağırma
memnun
Sahnedeistediği şeye sahip olduğu için mutlu hissetmek
I am satisfied with my work
İşimden memnunum
kırıcı
Sahnedeöfkeye veya kırgınlığa neden olan
That comment was very offensive
Bu yorum çok kırıcıydı
hücum
bir spor veya oyunda saldırmakla ilgili olan
The team uses an offensive strategy
Takım bir hücum stratejisi kullanıyor
saldırı
bir ordu tarafından gerçekleştirilen askeri hamle
The army launched a major offensive
Ordu büyük bir saldırı başlattı
tanımlamak
Sahnedebir şeyi tanımak veya adlandırmak
Can you identify the man in the photo
Fotoğraftaki adamı tanımlayabilir misiniz
tespit etmek
birinin veya bir şeyin kim veya ne olduğunu belirlemek
The police identified the suspect
Polis şüpheliyi tespit etti
tanımak
birinin kim olduğunu veya bir şeyin ne olduğunu anlamak
I can identify the bird by its sound
Bu kuşu sesinden tanıyabilirim
özdeşleşmek
bir kişi veya durumla kendini bir tutmak ya da yakın hissetmek
I identify with the main character in this book
Bu kitaptaki ana karakterle özdeşleşiyorum
kapkek
Sahnedeüzerine krema sürülmüş küçük kek
I want a chocolate cupcake
Çikolatalı bir kapkek istiyorum
pitbull
Sahnedegüçlü ve kaslı bir köpek türü
He has a friendly pit bull
Onun arkadaş canlısı bir pitbullu var
hoşça kal
Sahnedeayrılırken kullanılan bir kelime
Bye, see you tomorrow
Hoşça kal, yarın görüşürüz
lütfen
Sahnedenazik bir ricada bulunmak için kullanılır
Please help me
Lütfen bana yardım et
memnun etmek
birini mutlu etmek
I want to please my parents
Ailemi memnun etmek istiyorum
istediğini yapmak
birinin kendi keyfine göre hareket etmesi
You can do as you please
İstediğini yapabilirsin
ilgilendirmek
Sahnedebirinin bir şeye merak duymasını veya dikkat etmesini sağlamak
This book interests me
Bu kitap ilgimi çekiyor
faiz
ödünç alınan para için ödenen ek ücret
The bank charges a high interest rate
Banka yüksek bir faiz oranı uyguluyor
hobi
boş zamanlarda yapmaktan hoşlanılan etkinlik
Reading is one of my interests
Okumak hobilerimden biridir
pay
bir işteki ortaklık veya hisse durumu
He has an interest in the company
Şirkette bir payı var
ayak bileği
Sahnedeayağı bacağa bağlayan eklem
I hurt my ankle
Ayak bileğimi incittim
vay be
Sahnedeşaşkınlık veya hayranlık belirten ünlem
Wow, this is beautiful
Vay be, bu çok güzel
hayran bırakmak
birini çok etkilemek
Her performance wowed the audience
Performansı izleyicileri hayran bıraktı
Vay
şaşkınlık veya hayranlık ifade eden söz
Wow, what a nice view
Vay, ne kadar güzel bir manzara
takviye kablosu
Sahnedearaç aküsünü başka bir aküye bağlayarak çalıştırmaya yarayan kalın kablo
I need jumper cables to start my car
Arabamı çalıştırmak için takviye kablosuna ihtiyacım var
asla
Sahnedehiçbir zaman
I never eat meat
Asla et yemem
masa
Sahnedeüzerine eşya koymaya yarayan ayaklı mobilya
Put the book on the table
Kitabı masanın üzerine koy
ertelemek
bir konunun görüşülmesini sonraya bırakmak
We will table the proposal
Öneriyi erteleyeceğiz
mutfak
Sahnedeyemek pişirmek için kullanılan oda
The kitchen is clean
Mutfak temiz
tüketim
Sahnedebir şeyin kullanılması veya harcanması
Energy consumption is rising
Enerji tüketimi artıyor
verem
eskiden yaygın olan ciddi bir akciğer hastalığı
He died of consumption long ago
Uzun zaman önce veremden öldü
girmek
Sahnedebir binaya zor kullanarak girmek
Someone tried to break in last night
Dün gece biri girmeye çalıştı
sözünü kesmek
bir konuşmayı veya etkinliği bölmek
Please do not break in while I am speaking
Ben konuşurken lütfen sözümü kesmeyin
zorla girmek
bir binaya güç kullanarak girmek
Someone tried to break in last night
Dün gece birisi zorla girmeye çalıştı
zorla girme
bir binaya yasa dışı yollarla girme eylemi
There was a break-in at the store last night
Dün gece mağazaya zorla girildi
alıştırmak
bir şeyi veya birini yeni duruma uyumlu hale getirmek
It takes time to break in new shoes
Yeni ayakkabıları alıştırmak zaman alır
yargılama
Sahnedebir şey hakkında fikir oluşturma
Stop judging me
Beni yargılamayı bırak
yargılama
bir konu hakkında fikir veya sonuca varma
I am judging the situation carefully
Durumu dikkatlice yargılıyorum
güvenlik kamerası
Sahnedegüvenliği sağlamak için çevreyi izleyen ve kaydeden cihaz
There is a security camera in the shop
Dükkanda bir güvenlik kamerası var
tam burada
Sahnedetam olarak bu noktada veya yerde
I will wait for you right here
Seni tam burada bekleyeceğim
tam burada
tam olarak bu noktada
Stay right here
Tam burada kal
burada
kişinin bulunduğu tam yer
My book is right here
Kitabım burada
durdurmak
Sahnedebir eyleme son vermek
Stop talking
Konuşmayı bırak
dur
Sahnedebirine durması için söylenen söz
Stop!
Dur!
durak
otobüs veya trenin durduğu yer
Where is the bus stop
Otobüs durağı nerede
uğramak
bir yere kısa süreliğine gitmek
I will stop by your house later
Daha sonra evine uğrayacağım
zihin
Sahnedekişinin düşünen ve hisseden kısmı
He has a brilliant mind
Parlak bir zihni var
rahatsız olmak
bir şeyden rahatsızlık duymak
I don't mind the cold
Soğuktan rahatsız olmam
niyetlenmek
bir şeyi yapmayı planlamak
I mind to help him
Ona yardım etmeye niyetlendim
unutmak
Sahnedebir şeyi hatırlayamamak
I often forget my keys
Anahtarlarımı sık sık unuturum
hatırlamak
bir şeyi tekrar akla getirmek
I remember this song
Bu şarkıyı hatırlıyorum
boşvermek
bir şeyi düşünmeyi veya ona önem vermeyi bırakmak
Just forget the argument
Tartışmayı boşver
davet etmek
Sahnedebirini gelmeye veya katılmaya çağırmak
I will invite him to join us
Onu bize katılmaya davet edeceğim
davet etmek
birini bir yere veya etkinliğe çağırmak
I will invite my friends to the party
Arkadaşlarımı partiye davet edeceğim
davet
bir yere gitmek veya bir şey yapmak için yapılan sözlü veya yazılı istek
I received an invite to the wedding
Düğüne bir davet aldım
davet etmek
birinden bir yere gitmesini veya bir şey yapmasını istemek
I will invite Sara to dinner
Sara'yı akşam yemeğine davet edeceğim
çok hasta
Sahnedeaşırı derecede rahatsız veya hasta olmak
he is super sick today
o bugün çok hasta
dakika
Sahnedealtmış saniyelik zaman dilimi
I will be back in a minute
Bir dakika içinde geri döneceğim
çok küçük
boyutu son derece ufak olan
The scientist studied the minute particles
Bilim insanı çok küçük parçacıkları inceledi
tutanak
bir toplantıda konuşulanların resmi yazılı kaydı
They read the minutes of the meeting
Toplantı tutanaklarını okudular
tam o an
bir şeyin gerçekleştiği an
Call me the minute you arrive
Vardığın an beni ara
yuvarlanmak
Sahnededönerek hareket etmek
The ball rolls away
Top yuvarlanarak uzaklaşır
uyum sağlamak
bir duruma ayak uydurmak
Roll with the changes
Değişimlere uyum sağla
küçük ekmek
yenilebilir küçük ekmek parçası
I bought a bread roll
Küçük bir ekmek aldım
rock and roll
güçlü ritimli bir müzik tarzı
I like rock and roll
Rock and roll severim
bir gün
Sahnedegelecekteki belirsiz bir zamanda
Someday I will travel the world
Bir gün dünyayı gezeceğim
bir gün
gelecekte belirli olmayan bir zaman
I hope to visit Japan someday
Bir gün Japonya'yı ziyaret etmeyi umuyorum
tebrik
Sahnedebir başarı için sunulan övgü
Kudos to you for the hard work
Sıkı çalışman için seni tebrik ederim
temas sporları
Sahnedeoyuncuların birbirleriyle fiziksel temas kurduğu spor türü
Rugby and boxing are contact sports
Ragbi ve boks temas sporlarıdır
tamamlamak
Sahnedezor bir işi bitirmek veya zor bir dönemi atlatmak
I need to get through my homework
Ödevimi tamamlamam gerekiyor
geçmek
bir taraftan diğer tarafa başarıyla geçmek
The car could not get through the narrow street
Araba dar sokaktan geçemedi
çoğunlukla
Sahnedebüyük ölçüde veya genel olarak
The students are mostly from Turkey
Öğrencilerin çoğu Türkiye'den
çoğunlukla
büyük oranda veya genellikle
It is mostly sunny today
Bugün hava çoğunlukla güneşli
biliyorsun
Sahnededinleyicinin anladığını teyit etmek için kullanılır
It is hard, you know
Zor, biliyorsun
bilmek
Sahnedebilgi sahibi olmak
I know the answer
Cevabı biliyorum
biliyorsun
dinleyicinin anladığından emin olmak veya konuşurken duraksamak için kullanılan söz
It is a nice car, you know, very fast
Güzel bir araba, biliyorsun, çok hızlı
geri dönmek
Sahnedebir yere veya bir işe geri gitmek
I will get back to work soon
Yakında işe geri döneceğim
geri dönmek
birine daha sonra ulaşarak bilgi vermek
I will get back to you soon
Size yakında geri döneceğim
cevap vermek
birine yanıt göndermek
She needs to get back to him today
Bugün ona cevap vermesi gerekiyor
bitmiş
Sahnedetükenmiş veya artık mevcut olmayan
The milk is gone
Süt bitmiş
hale gelmiş
bir duruma veya koşula dönüşmüş
He has gone mad
Çıldırdı
gitmiş
bir yerden başka bir yere gitmiş
She has gone home
Eve gitti
yok
bir yerde artık bulunmayan
She is gone for the day
O bugünlük gitti
kaybolmuş
artık mevcut olmayan
The cookies are all gone
Kurabiyelerin hepsi bitti
tükenmiş
artık varlığını sürdürmeyen
The milk is gone
Süt bitti
gitmiş
bir yerden uzaklaşmış olan
They have gone to the cinema
Onlar sinemaya gitti
kayıp
artık bulunamayan veya mevcut olmayan
My phone is gone
Telefonum kayıp
eksik
yerinde olmayan
My keys are gone
Anahtarlarım yerinde yok
geçmiş
zamanı sona ermiş olan
The summer is gone
Yaz mevsimi bitti