

The Sopranos — 6. Sezon Bölüm 13
Kelimeler ve anlamları
603 kelime
kural
Sahnedebir kılavuz veya yasa
Follow the rules
Kurallara uyun
yönetmek
bir şey üzerinde güce sahip olmak
The king rules the land
Kral ülkeyi yönetiyor
harika olmak
en iyi veya baskın olmak
This song rules
Bu şarkı harika
hüküm vermek
bir yasal davada resmi karar vermek
The judge will rule on the case
Yargıç dava hakkında hüküm verecek
yönetmek
bir ülke veya bölge üzerinde resmi yetkiye sahip olmak
The king used to rule the country
Kral eskiden ülkeyi yönetirdi
kural
ne yapmanız veya yapmamanız gerektiğini söyleyen ifade
You must follow the school rules
Okul kurallarına uymalısın
adet
olayların olağan veya normal durumu
Working late is the rule here
Burada geç çalışmak bir adettir
ilke
bir şeyin nasıl yapıldığını anlatan genel ifade
It is a fundamental rule of science
Bu bilimin temel bir ilkesidir
düzenleme
ne yapabileceğiniz hakkında resmi talimat
New safety rules were introduced
Yeni güvenlik düzenlemeleri getirildi
kural
bir yargıç veya yetkili tarafından alınan resmi karar
The judge made a strict rule
Yargıç katı bir kural koydu
düşürmek
Sahnedeelindeki bir şeyi yere düşmesine izin vermek
She drops the glass on the floor
Bardağı yere düşürüyor
damla
göze damlatılan sıvı ilaç
Use these eye drops
Bu göz damlalarını kullan
damla
sıvının çok küçük bir miktarı
Add a few drops of water
Birkaç damla su ekle
düşmek
yüksek bir yerden aşağıya doğru inmek
The temperature drops at night
Gece hava sıcaklığı düşer
geri
Sahnedeönceki yere veya konuma dönmek
Please come back
Lütfen geri gel
sırt
insan vücudunun arka kısmı
My back hurts
Sırtım ağrıyor
desteklemek
birini veya bir şeyi desteklemek
I will back you up
Seni destekleyeceğim
vay be
Sahnedeşaşkınlık veya hayranlık belirten ünlem
Wow, this is beautiful
Vay be, bu çok güzel
hayran bırakmak
birini çok etkilemek
Her performance wowed the audience
Performansı izleyicileri hayran bıraktı
Vay
şaşkınlık veya hayranlık ifade eden söz
Wow, what a nice view
Vay, ne kadar güzel bir manzara
kadar
Sahnedebir şeyin ulaştığı son nokta
The water was down to my knees
Su dizlerime kadar geliyordu
-e kadar
listedeki belirli bir şeye kadar olan her şeyi kapsayan
We planned everything down to the last detail
Her şeyi en son detaya kadar planladık
düşürmek
bir şeyi belirli bir miktar veya seviyeye gelene kadar azaltmak
They cut the price down to five dollars
Fiyatı beş dolara düşürdüler
istekli olmak
bir şeyi yapmaya hazır ve hevesli olmak
Are you down to go to the cinema
Sinemaya gitmeye istekli misin
kaynaklanmak
bir şeyin sebebi veya birinin sorumluluğunda olmak
The delay was down to the bad weather
Gecikme kötü havadan kaynaklandı
kalan
sadece belirli ve genellikle az bir miktar kalmış olmak
We are down to our last bottle of water
Son bir şişe suyumuz kaldı
yalnızca
Sahnedebaşka hiçbir şeyi dahil etmeden
This offer is exclusively for members
Bu teklif yalnızca üyeler içindir
fark yaratmak
Sahnedeönemli bir etki veya değişiklik yapmak
You can make a difference in the world
Dünyada fark yaratabilirsin
fark yaratmak
önemli bir etki veya değişiklik oluşturmak
Volunteering can make a difference
Gönüllülük fark yaratabilir
uydurmak
Sahnedebir şeyi hayal ederek oluşturmak
He made up a story
Bir hikaye uydurdu
karar vermek
Sahnedebir konuda kesin bir karara varmak
He made up his mind
O kararını verdi
makyaj
yüzü renklendirmek için kullanılan ürünler
She puts on her make up
Makyajını yapıyor
oluşum
bir şeyin parçalarının bir araya gelme şekli
The chemical make-up of the water is simple
Suyun kimyasal oluşumu basittir
sevişmek
insanlar arasında cinsel yakınlık
They were making up on the sofa
Kanepede sevişiyorlardı
görünüş
bir kişinin veya şeyin nasıl göründüğü
The make-up of the room is simple
Odanın görünüşü sade
öpüşmek
Sahnederomantik bir şekilde öpüşmek
The couple was smooching in the park
Çift parkta öpüşüyordu
saymak
Sahnedebir şeyi belli bir şekilde görmek veya kabul etmek
I consider him a friend
Onu bir arkadaşım olarak görüyorum
düşünmek
bir konu üzerinde dikkatlice düşünmek
I will consider your offer
Teklifinizi düşüneceğim
dikkate almak
bir karar verirken belirli bir durumu düşünmek
You should consider the cost before buying it
Satın almadan önce maliyeti dikkate almalısın
Kalan 593 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 603 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap