

The Sopranos — 6. Sezon Bölüm 17
Kelimeler ve anlamları
712 kelime
yaş
Sahnedebir kişinin yaşadığı süre
Age is just a number
Yaş sadece bir sayıdır
çağ
belirli özelliklerle tanınan zaman dilimi
We live in the digital age
Dijital çağda yaşıyoruz
yaşlanmak
daha yaşlı hale gelmek
Everyone ages
Herkes yaşlanır
yaşlanmak
zaman geçtikçe daha yaşlı hale gelmek
People age as time passes
İnsanlar zaman geçtikçe yaşlanır
geçen sefer
Sahnedeşu andan önceki en yakın zaman
I ate sushi last time
Geçen sefer sushi yedim
son kez
diğer hepsinden sonra gelen
This is the last time
Bu son kez
geçen sefer
şu andan hemen önce gerçekleşen
I went there last time
Geçen sefer oraya gittim
niyetinde olmak
Sahnedene yapmayı planladığını ifade etmek için kullanılır
I am going to study
Ders çalışacağım
gitmek
Sahnedebir yere varmak veya bir etkinliğe katılmak
We go to school every morning
Her sabah okula gideriz
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
I go to school
Okula giderim
favori
belirli bir amaç için en sık kullanılan
This is my go-to coffee shop
Burası benim favori kahvecim
uyumaya gitmek
geçici olarak bir yerde uyumak
I go to sleep at ten
Saat onda uyumaya giderim
bozulmak
bir şeyin niteliğinin veya durumunun kötüleşmesi
This building will go to ruin soon
Bu bina yakında harap olacak
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
We will go to the park later
Daha sonra parka gideceğiz
başvurulacak
yardım için danışılan kişi veya kaynak
She is my go to person for advice
Tavsiye için başvurduğum kişi odur
incelemek
bir şeyin doğru veya kabul edilebilir olup olmadığını anlamak için ona bakmak
Please go to the file to check for any mistakes
Hata olup olmadığını kontrol etmek için lütfen dosyayı inceleyin
tercih edilen
en sık başvurulan kişi veya şey
This is my go-to place for coffee
Burası kahve için tercih ettiğim yer
ilk tercih
birinin en sık kullandığı veya seçtiği şey ya da kişi
Pizza is my go-to meal on Fridays
Pizza cumaları ilk tercihim olan yemektir
gitmek
bir yere veya kişiye ulaşmak
The letter goes to the manager
Mektup müdüre gidiyor
gitmek
bir okulda öğrenci olmak
She goes to university in London
O Londra'da üniversiteye gidiyor
yönelmek
bir yerin doğrultusunda hareket etmek
The road goes to the city center
Yol şehir merkezine yöneliyor
uğramak
bir yeri ziyaret etmek
I will go to the library today
Bugün kütüphaneye uğrayacağım
gitmek
belirli bir yere doğru hareket etmek
I go to school every day
Her gün okula giderim
gitmek
birine ulaşmak ya da teslim edilmek
This award will go to the best student
Bu ödül en iyi öğrenciye gidecek
gitmek
bir yerin yönüne doğru hareket etmek
I go to school every day
Her gün okula giderim
söz
Sahnedebir şeyi kesinlikle yapacağınızı bildiren ifade
I will keep my promise
Sözümü tutacağım
salıverme
tutulan birini veya bir şeyi serbest bırakma
He gave his promise to let them go
Onları serbest bırakmaya söz verdi
gelecek vaadi
gelecekte başarılı olacağını gösteren nitelik
The young student shows great promise
Genç öğrenci büyük gelecek vaat ediyor
söz vermek
birine bir şeyin gerçekleşeceğini söylemek
I promise to call you later
Seni daha sonra arayacağıma söz veriyorum
bebekler
Sahnedehenüz yürüyemeyen veya konuşamayan çok küçük çocuklar
Babies sleep a lot
Bebekler çok uyurlar
katlanmak
Sahnedezor bir duruma dayanmak
I cannot take this anymore
Buna artık katlanamıyorum
telefona bakmak
gelen bir telefon çağrısını cevaplamak
I need to take this call
Bu aramayı cevaplamam gerekiyor
iyileşmek
Sahnedehastalıktan veya üzgünlükten kurtulmaya başlamak
I hope you feel better soon
Umarım yakında iyileşirsin
dosya
Sahnedebelgelerin veya dijital verilerin toplandığı yer
I opened the file
Dosyayı açtım
sıra
insanların birbiri ardına dizildiği sıra
The students walked in a file
Öğrenciler tek sıra halinde yürüdü
törpü
bir şeyi düzeltmek veya şekillendirmek için kullanılan pürüzlü alet
She used a nail file
Tırnak törpüsü kullandı
dosyalamak
resmî makamlara belge teslim etmek
You must file your report today
Raporunu bugün dosyalamalısın
intihar
Sahnedekişinin kendi hayatına kasten son vermesi
He committed suicide
O intihar etti
intihar
kişinin kendi canına kıyması
He attempted suicide
İntihar girişiminde bulundu
mekik koşusu
sporcuların belirli çizgiler arasında hızlıca gidip gelerek yaptığı bir egzersiz
We ran suicides during practice
Antrenman sırasında mekik koşusu yaptık
yaygın
kolayca bulunan veya özel olmayan
This is a common mistake
Bu yaygın bir hata
beceri
Sahnedepratik bilgi veya yetenek
He has the know-how to fix the car
Arabayı tamir edecek becerisi var
Kalan 702 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 712 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap