You — 2. Sezon Bölüm 4
Kelimeler ve anlamları
690 kelime
çekingen
başkalarının ne düşündüğü konusunda endişeli
He felt self conscious in the crowd
Kalabalığın içinde kendini çekingen hissetti
özgüvensiz
başkalarının kendisini nasıl gördüğü konusunda endişeli
She is self conscious about her height
Boyu konusunda özgüvensiz
utangaç
kendisi hakkında gergin veya rahatsız hissetmek
I felt self conscious during the speech
Konuşma sırasında utangaç hissettim
çekingen
başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünden endişe duyan
He felt self conscious during the meeting
Toplantı sırasında çekingen hissetti
huzursuz
görünüşü veya davranışları yüzünden kendini tedirgin hisseden
She was self conscious about her new outfit
Yeni kıyafeti konusunda kendini huzursuz hissetti
sevmek
Sahnedebirine karşı güçlü sevgi ve şefkat duymak
I love my family
Ailemi seviyorum
çok istemek
bir şeyi çok fazla istemek
I would love a cup of coffee
Bir fincan kahve çok isterdim
sevgili
sevdiğin kişi
My love is waiting for me
Sevgilim beni bekliyor
pislik
Sahnedekaba veya sinir bozucu erkekler için kullanılan kaba bir tabir
He is such a prick
O tam bir pislik
batırmak
sivri bir uçla küçük bir delik açmak
I pricked my finger with a needle
Parmağıma iğne battı
sivri uç
bir bitki veya nesne üzerindeki küçük keskin nokta
The tool has a small sharp prick at the end
Aletin ucunda küçük keskin bir nokta var
penis
erkek cinsel organı
He injured his penis
O penisini incitti
nazik
Sahnededost canlısı ve cömert
She is a kind person
O nazik bir insandır
tür
Sahnedebenzer özelliklere sahip grup
What kind of music do you like
Ne tür müzik seversiniz
biraz
küçük bir ölçüde
I am kind of tired
Biraz yorgunum
nazik
başkalarına karşı iyi ve yardımsever olan
She is a kind person
O nazik bir insan
ilk
Sahnedezaman veya sıra bakımından herkesten önce gelen
She was the first person to arrive
O gelen ilk kişiydi
birinci sınıf
mümkün olan en yüksek standartta
This hotel provides first class service
Bu otel birinci sınıf hizmet sunuyor
başlangıçta
en başta veya başlangıç aşamasında
At first I did not understand
Başlangıçta anlamadım
özsu
Sahnedemeyve veya sebzelerin içindeki doğal sıvı
The leaf has a sticky juice
Yaprağın yapışkan bir özsuyu var
canlandırmak
bir şeyi daha güçlü veya canlı hale getirmek
They need to juice up the plan
Planı canlandırmaları gerekiyor
nüfuz
kararları etkileme gücü veya yeteneği
He has the juice to get the project approved
Projenin onaylanmasını sağlayacak nüfuzu var
doping yapmak
performansı artırmak için yasaklı madde kullanmak
The athlete was banned for juicing
Sporcu doping yaptığı için men edildi
düşünce
Sahnedezihinden geçen fikir veya inanış
He had a strange thought
Aklına tuhaf bir düşünce geldi
düşünme
dikkatli bir şekilde düşünme eylemi
He was lost in thought
Düşüncelere dalmıştı
bahsetmek
bir konu hakkında konuşmaya başlamak
He thought to mention the new plan
O yeni plandan bahsetmeyi düşündü
düşünmek
bir konu hakkında görüşe sahip olmak
I thought you were busy
Meşgul olduğunu düşünmüştüm
sürekli
Sahnedeher zaman olan
The world is constantly changing
Dünya sürekli değişiyor
eşlik etmek
Sahnedebiriyle birlikte bir yere gitmek
I will go with you to the store
Mağazaya seninle geleceğim
seçmek
bir şeyi seçmek veya karar vermek
I will go with the red car
Kırmızı arabayı seçeceğim
yakışmak
birlikte iyi görünmek veya uygun olmak
This tie goes with your suit
Bu kravat takım elbisene yakışıyor
kabul etmek
bir öneriyi veya kararı uygun bulup onaylamak
I will go with your plan
Senin planını kabul edeceğim
yemek
Sahnedeyemek için kullanılan gayriresmi bir sözcük
Let's get some grub
Hadi biraz yemek yiyelim
kurtçuk
yumuşak ve kurt şeklindeki böcek larvası
The bird found a grub in the soil
Kuş toprakta bir kurtçuk buldu
eşelemek
bir şeyi bulmak için ısrarla aramak
He grubs through the papers to find his keys
Anahtarlarını bulmak için kağıtları eşeliyor
Kalan 680 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 690 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap