Merhaba! Bu blog yazımızda B1 seviyesindeki İngilizce kelimeleri sizlerle paylaşıyoruz. A1 ve A2 seviyelerini tamamladıysan, B1 kelimeleri öğrenmek seni temel kullanıcılıktan orta seviye (intermediate) İngilizce 'ye taşıyan adımdır. Bu kelimeler fikir belirtmek, deneyimlerini anlatmak ve günlük konuların ötesine geçen daha akıcı cümleler kurmak için gereken kelimelerdir; öğrendiğinde İngilizce'yi yalnızca anlamakla kalmaz, kendi düşüncelerini de rahatça ifade etmeye başlarsın.
B1, Avrupa Dil Çerçevesi'nde (CEFR) bağımsız kullanıcı seviyesinin ilk basamağıdır. Bu seviyede artık tanıdık konularda fikrini söyleyebilir, bir filmin ya da haberin ana hatlarını anlayabilir, plan ve hedeflerini gerekçeleriyle birlikte açıklayabilirsin. Aşağıda B1 seviyesinde en sık karşına çıkacak kelime gruplarını, anlamlarını ve örnek cümlelerini bulacaksın.
Henüz A2 seviyesini tamamlamadıysan önce A2 seviye İngilizce kelimeler ve anlamları yazımıza göz atmanı öneririz.
Sık kullanılan fiiller improve (geliştirmek / iyileştirmek): I want to improve my English. — İngilizcemi geliştirmek istiyorum.suggest (önermek): She suggested a good restaurant. — İyi bir restoran önerdi.avoid (kaçınmak): Try to avoid junk food. — Abur cuburdan kaçınmaya çalış.achieve (başarmak / elde etmek): He achieved his goal. — Hedefine ulaştı.realize (fark etmek): I didn't realize the time. — Saatin farkında değildim.describe (tarif etmek / anlatmak): Can you describe the man? — Adamı tarif edebilir misin?Sık kullanılan isimler experience (deneyim), opinion (görüş), advice (tavsiye)knowledge (bilgi), success (başarı), reason (sebep)decision (karar), situation (durum), relationship (ilişki)environment (çevre), society (toplum), research (araştırma)Sık kullanılan sıfatlar confident (kendine güvenen) / nervous (gergin)similar (benzer) / different (farklı)possible (mümkün) / impossible (imkânsız)common (yaygın) / rare (nadir)useful (faydalı) / useless (faydasız)Günlük kalıp ifadeler In my opinion... — Bence / Bana göre...As far as I know... — Bildiğim kadarıyla...It depends on... — ... duruma bağlı / ... bağlıOn the other hand... — Öte yandan...I'm not sure, but... — Emin değilim ama...B1 kelimeleri nasıl öğrenilir? B1 seviyesinde en sık yapılan hata, kelimeleri yalnızca tek bir anlamıyla ezberlemektir. Oysa bu seviyedeki kelimelerin çoğu bağlama göre farklı anlamlar taşır. Örneğin "realize " hem "fark etmek" hem de "gerçekleştirmek" anlamına gelir. Her kelimeyi farklı cümlelerde görüp anlam yelpazesini kavramak, B1'de akıcılığa giden en hızlı yoldur. Kelimeleri eş anlamlılarıyla (synonym) birlikte öğrenmek de kelime dağarcığını katlayarak büyütür.
Dizilerle pekiştirme B1 kelimeleri, daha karmaşık ilişkileri ve hikâyeleri anlatan dizilerde sık sık geçer. Friends, How I Met Your Mother veya Brooklyn Nine-Nine gibi diziler bu kelimeleri doğal bağlamda defalarca duymanı sağlar. Her bölümden 5-10 yeni kelime çıkar, anlamını ve örnek cümlesini kaydet, sonra düzenli quizlerle tekrar et.
Sıradaki hedefin A1, A2 ve B1 seviyelerini birlikte tamamlamak için yaklaşık 2500-3000 kelime yeterlidir. Günde 10 kelime öğrenirsen birkaç ay içinde bu hedefe ulaşır, günlük konuşmaların neredeyse tamamını anlamaya ve fikirlerini gerekçeleriyle ifade etmeye başlarsın. Sabırlı ol, her gün küçük bir adım at ve öğrendiklerini tekrar etmeyi unutma.
B1 Seviye İngilizce Kelimeleri Nasıl Öğrenebilirim? Aşağıdaki listede her bir kelimeyi anlamıyla birlikte listeledik. Listemiz 1000 kelimeden oluşmaktadır. Listedeki kelimelerin 1'den 9'a kadar zorluk seviyesini de belirledik. Zorluk barını kullanarak kelimeleri zorluğuna göre filtreleyebilirsiniz. Kelimelerin yanındaki ses işaretine tıklayarak her bir kelimenin telaffuzunu dinleyebilirsiniz. Ayrıca kelimelerin üstüne tıklayarak kelimelerin örnek cümle içinde kullanımını görebilirsiniz. Göz simgesine tıklayarak bildiğiniz kelimeleri listeden çıkarmanız da mümkün. Listeden çıkarma işlemini tamamladıktan sonra Quiz'e Git butonu ile Kelime Quiz'ini başlatabilirsiniz. Quiz sekmesinde kelimeleri öğrenebilmeniz için 8 farklı oyun modu ekledik. İstediğiniz modları seçerek karışık modda kelimeleri öğrenebilirsiniz.
Bu Kelime Listesi Nasıl Oluşturuldu? Diziyle Öğren olarak geliştirdiğimiz küçük çaplı bir yapay zeka 50'den fazla İngilizce dizi ve filmi taradı ve sizler için en çok kullanılan kelimeleri sıklığına göre sıraladı. Aşağıdaki liste, en sık kullanılan kelimelerin üçüncü 1000'lik dilimini (2000-3000) yani B1 seviyesindeki kelimeleri içermektedir. Daha fazla dizi ve film taradıkça listemiz otomatik olarak güncellenmektedir. Yakın zamanda B2 ve C1 gibi daha ileri kelime listeleri için de blog yazımızı paylaşacağız. Blog yazısı yayınlandığında haberdar olmak için bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.
İngilizce B1 Kelime Listesi PDF Kelimeleri çıktı alıp çalışmak istiyorsanız PDF dosyasını aşağıdan indirebilirsiniz. PDF dosyasına sadece Premium üyelerimiz erişebilir. Sınırsız PDF indirme avantajının yanında Premium üyelik ile dizilerde kullanılan kelimelere ve özel içeriklere de erişebilirsiniz. Sizler için bu tür özel listeler hazırlamaya devam edeceğiz 😊
İngilizce B1 Kelime Listesi.pdf B1 İngilizce Kelime Listesi Kelime listesini Quiz ile aşağıdan ücretsiz bir şekilde çalışabilirsiniz. Umarız İngilizce öğrenme sürecinizde sizlere faydalı olabiliriz. Şimdiden keyifli çalışmalar dileriz 😊
Kelimeler ve anlamları 998 kelime
a1 119 a2 259 b1 467 b2 137 c1 9 c2 7
bir şeyi yapabilme gücü veya becerisi
She has the ability to sing well
Onun iyi şarkı söyleme yeteneği var
bir şeyi yapabilme gücü veya becerisi
She has the ability to learn quickly
Hızlı öğrenme yeteneğine sahip
bir şeyi yapabilme gücü veya becerisi
She has the ability to speak three languages
O üç dil konuşma yeteneğine sahip
abuse B2
kötü muamele etmek
birine kötü davranmak veya zarar vermek
He abused the animal
Hayvana kötü davrandı
zararlı veya adaletsiz davranış
Child abuse is a crime
Çocuk istismarı bir suçtur
bir şeyi yanlış veya zararlı bir şekilde kullanmak
He abused his position
Mevkisini kötüye kullandı
birine veya bir şeye kötü muamele etmek
She does not abuse her cat
O kedisine kötü davranmaz
bir şeyi daha belirgin hale getirmek
The blue tie accents his eyes
Mavi kravat gözlerini vurguluyor
bir bölgeye özgü konuşma biçimi
He has a strong British accent
Onun güçlü bir İngiliz aksanı var
bir kişinin kelimeleri söyleyiş biçimi
She speaks with a French accent
O Fransız aksanıyla konuşuyor
accidentally B1
yanlışlıkla
istemeden veya hata sonucu
I accidentally deleted the file
Dosyayı yanlışlıkla sildim
bir şeyi başarıyla tamamlamak
I want to accomplish my goals
Hedeflerimi başarmak istiyorum
gruplar arasında yapılan resmi uzlaşma
The two countries signed a peace accord
İki ülke bir barış anlaşması imzaladı
başkasının baskısı olmadan
He went of his own accord
Kendi isteğiyle gitti
birine hak veya statü vermek
They accorded him special status
Ona özel bir statü tanıdılar
özellikle çaba sarf ettikten sonra bir şeyi başarmak
She worked hard to achieve her goals
Hedeflerini başarmak için çok çalıştı
bir çaba sonucunda başarılı olmak
You can achieve anything with hard work
Çok çalışarak her şeyi başarabilirsin
bir hedefe ulaşmak veya iyi bir sonuç elde etmek
You can achieve your goals with hard work
Çok çalışarak hedeflerine ulaşabilirsin
yapılan bir şey
Reading is a fun activity
Okumak eğlenceli bir etkinliktir
eğlenmek veya çalışmak için yapılan şey
What is your favorite activity
En sevdiğin etkinlik nedir
insanların vakit geçirmek için yaptığı şeyler
We planned a fun activity for the afternoon
Öğleden sonra için eğlenceli bir etkinlik planladık
bir işin yapılması sırasındaki hareketlilik
There is a lot of activity in the city center
Şehir merkezinde çok faaliyet var
oyunlarda veya filmlerde rol alan kişi
He is a famous actor
O ünlü bir oyuncudur
bir şeye çok ilgi duyan veya alışmış kişi
I am a coffee addict
Ben bir kahve tutkunuyum
bir davranışı yapmayı bırakamayan kişi
He is a gambling addict
O bir kumar bağımlısı
uyuşturucu gibi maddeleri kullanmayı bırakamayan kişi
He is a drug addict
O bir uyuşturucu bağımlısı
bir şeye, özellikle zararlı bir maddeye alışkanlık derecesinde ihtiyaç duymasını sağlamak
The drug can addict people quickly
Bu uyuşturucu insanları hızla bağımlı hale getirebilir
birine veya bir şeye saygı duymak ve onu beğenmek
I admire your courage
Cesaretine hayranım
birini veya bir şeyi beğenerek takdir etmek
I admire her courage
Onun cesaretine hayranım
bir şeye keyif ve saygıyla bakmak
I admire your work
İşine hayranlık duyuyorum
bir çocuğu yasal olarak kendi çocuğu olarak kabul etmek
They decided to adopt a child
Bir çocuk evlat edinmeye karar verdiler
yeni bir tutum veya inancı kabullenmek
They adopted a new approach
Yeni bir yaklaşım benimsediler
çok etkileyici, tatlı ve şirin
The puppy is adorable
Köpek yavrusu çok sevimli
alışılmadık ve heyecan verici bir deneyim veya etkinlik
We had a great adventure in the mountains
Dağlarda harika bir macera yaşadık
birine öneride bulunmak veya fikir vermek
I advise you to study hard
Çok çalışmanı tavsiye ederim
birine ne yapması gerektiği hakkında öneride bulunmak
I advise you to study hard
Çok çalışmanı tavsiye ederim
birine bir konuda rehberlik etmek
He advised me on how to solve the issue
Sorunu nasıl çözeceğim konusunda bana yol gösterdi
birine görüş veya öneri sunmak
She advised them to be careful
Onlara dikkatli olmaları için öğüt verdi
daha sonraki bir zamanda
We had dinner and went for a walk afterward
Akşam yemeği yedik ve sonra yürüyüşe çıktık
belirli bir hizmet sunan işletme
She works for an advertising agency
Bir reklam ajansında çalışıyor
kendi kararlarını verme gücü
You have the agency to make your own choices
Kendi seçimlerini yapma iraden var
hizmet veren işletme
They work for a travel agency
Bir seyahat acentesinde çalışıyorlar
boğazı temizlemek için çıkarılan ses
Ahem she cleared her throat
Öhö diyerek boğazını temizledi
birini uyarmak veya sözünü kesmek için çıkarılan ses
She used an ahem to interrupt him
Onu durdurmak için dikkat sesi çıkardı
destek veya yardım sağlayan şey
The organization provided food aid
Kuruluş gıda yardımı sağladı
bir şeyi belirli bir hedefe doğru yöneltmek
He aimed at the target
Hedefe nişan aldı
bir kişinin ulaşmak istediği hedef veya niyet
My aim is to learn English
Amacım İngilizce öğrenmek
birini memnun etmek için bir şeyler yapmaya çalışmak
We aim to please our customers
Müşterilerimizi memnun etmeyi amaçlıyoruz
bir şeyi yapmayı planlamak
I aim to finish my work today
Bugün işimi bitirmeyi amaçlıyorum
kurgusal bir dünyada havayı kontrol edebilen kişi
He is a powerful airbender
O güçlü bir hava bükücü
insanı sarhoş edebilen içki
He does not drink alcohol
O alkol içmez
cildi veya nesneleri temizlemek için kullanılan bir sıvı
I cleaned the cut with alcohol
Kesilen yeri alkolle temizledim
mayalanmış tahıl veya meyvelerden yapılan içki
She does not drink alcohol
O alkol kullanmıyor
bir suç işlendiğinde başka bir yerde olduğunu kanıtlama
He has a strong alibi
Güçlü bir suçsuzluk kanıtı var
birinin başka bir yerde olduğuna dair kanıt sunmak
She tried to alibi her friend
Arkadaşına mazeret göstermeye çalıştı
suçtan kaçmak için kanıt sunmak
bir suç işlendiği sırada başka bir yerde olunduğunu kanıtlamak
He provided an alibi for the night of the crime
Suçun işlendiği gece için bir mazeret sundu
binalar arasında kalan dar sokak
The cat ran down the alley
Kedi ara sokağa doğru koştu
ortak bir amaç için kurulan birliktelik
The two countries formed an alliance
İki ülke bir ittifak kurdu
hasta insanları hastaneye götüren araç
The ambulance arrived quickly
Ambulans hızlıca geldi
duanın sonunda inancı veya onayı belirtmek için söylenen söz
We said amen after the prayer
Duadan sonra amin dedik
birinin söylediği ifadeye tamamen katıldığını göstermek için kullanılan söz
Amen to that idea
O fikre kesinlikle katılıyorum
oldukça yaşlı veya eski
This building is ancient
Bu bina çok eski
çok eski zamanlara ait
I love ancient history
Antik tarihi seviyorum
iki doğrunun kesiştiği noktadaki açıklık
This is a right angle
Bu bir dik açıdır
bir duruma bakış tarzı
Try a different angle
Farklı bir bakış açısı dene
bir şeyi belli bir yöne doğru yatırmak
Please angle the camera down
Lütfen kamerayı aşağı doğru eğin
bir şeyi dolaylı veya akıllıca yollarla elde etmeye çalışmak
He is angling for a promotion
Terfi almak için kurnazca çabalıyor
ayağı bacağa bağlayan eklem
I hurt my ankle
Ayak bileğimi incittim
ayak ile bacak arasındaki eklem
He wore socks up to his ankle
Bileğine kadar çorap giydi
geçmişteki bir olayın her yıl kutlanması
Happy wedding anniversary
Evlilik yıldönümünüz kutlu olsun
bir şeyi kamuoyuna bildirmek
They announced the winner
Kazananı duyurdular
bir şeyi resmi olarak insanlara söylemek
The company announced a new plan
Şirket yeni bir plan açıkladı
bir şeyi herkese bildirmek
They will announce the winner soon
Kazananı yakında duyuracaklar
bir şeyi herkese açıkça bildirmek
They will announce the winner soon
Kazananı yakında duyuracaklar
halka veya bir gruba yapılan resmi bildirim
The school made an announcement
Okul bir duyuru yaptı
bir topluluğa yapılan resmi açıklama
The school made an important announcement
Okul önemli bir duyuru yaptı
ismi bilinmeyen veya belirtilmemiş olan
The letter was anonymous
Mektup anonimdi
kimliği bilinmeyen
The author of the book is anonymous
Kitabın yazarı anonimdir
anytime A2
herhangi bir zamanda
herhangi bir zamanda veya ne zaman istersen
You can call me anytime
Beni her zaman arayabilirsin
istenilen veya ihtiyaç duyulan herhangi bir an
You can call me anytime
Beni istediğin zaman arayabilirsin
istenilen herhangi bir an
You can call me anytime
Beni her zaman arayabilirsin
ilgi çekici veya hoş gelmek
This idea appeals to me
Bu fikir bana cazip geliyor
bir kararın değiştirilmesi için yapılan resmi başvuru
He filed an appeal
Temyize başvurdu
onaylamak için el çırpma
The crowd gave loud applause
Kalabalık yüksek sesle alkışladı
New York şehri için kullanılan bir lakap
New York is called the Big Apple
New York'a Büyük Elma denir
kırmızı veya yeşil kabuklu yaygın bir meyve
I eat an apple every day
Her gün bir elma yerim
ürünlerin satıldığı yer
I am going to the apple to buy some milk
Süt almak için dükkana gidiyorum
bilgisayar veya telefondaki bir yazılım
I downloaded a new application
Yeni bir uygulama indirdim
bir şey için yapılan resmi yazılı talep
She sent her job application
İş başvurusunu gönderdi
bir şeyin pratik kullanımı
This tool has a useful application
Bu aracın yararlı bir uygulaması var
bir durum için doğru veya yerinde olan
This dress is appropriate for the party
Bu elbise parti için uygun
bir şeyi izinsiz olarak almak
He appropriated the company funds for personal use
Şirket fonlarına kişisel kullanım için el koydu
bir şeyi kendi kullanımı için izinsiz almak
He appropriated the money
Paraya el koydu
bir şeyin iyi veya kabul edilebilir olduğunu söylemek
I hope they approve of my decision
Umarım kararımı onaylarlar
bir şeyin uygun olduğunu resmen bildirmek
The boss approved the plan
Patron planı onayladı
binaları tasarlayan kişi
He is a talented architect
O yetenekli bir mimardır
binaları tasarlayan kişi
She is a professional architect
O profesyonel bir mimardır
binaları tasarlayan kişi
The architect designed a new building
Mimar yeni bir bina tasarladı
are you kidding me B1
şaka mı yapıyorsun
bir duruma karşı şaşkınlık kızgınlık veya inanmazlık ifade etmek
Are you kidding me this is so expensive
Şaka mı yapıyorsun bu çok pahalı
insanların farklı görüşlere sahip olduğu bir konuşma
They had a loud argument
Şiddetli bir tartışma yaşadılar
bir fikri desteklemek için sunulan nedenler bütünü
His argument was very convincing
Onun savı çok ikna ediciydi
savaşta giyilen metal koruyucu giysi
The knight wore heavy armor
Şövalye ağır bir zırh giydi
savunma amacıyla sert bir katmanla kaplamak
The soldiers armored the vehicle
Askerler aracı zırhladı
şeyleri düzenli bir sıraya koymak
Please arrange the chairs
Lütfen sandalyeleri düzenle
bir şeyin gerçekleşmesi için hazırlık yapmak
I need to arrange a meeting
Bir toplantı ayarlamam gerekiyor
bir şeyi planlamak veya hazırlamak
I will arrange a meeting for tomorrow
Yarın için bir toplantı ayarlayacağım
şeylerin yerleştirilme veya düzenlenme biçimi
The arrangement of the furniture is nice
Mobilyaların düzeni güzel
iki veya daha fazla kişi arasında yapılan plan
We made an arrangement to meet at noon
Öğlen buluşmak için bir anlaşma yaptık
insanlar arasında yapılan plan
We have an arrangement to meet tomorrow
Yarın buluşmak için bir anlaşmamız var
gazete veya dergide yayınlanan yazı
I read an interesting article
İlginç bir makale okudum
belirli bir türdeki tek bir nesne
He bought an article of clothing
Bir kıyafet parçası satın aldı
yasal bir belgenin veya kanunun ayrı bir bölümü
The first article is very important
İlk madde çok önemlidir
birine veya bir şeye duyulan güçlü güven
He has faith in the future
Geleceğe dair inancı var
as always A2
her zamanki gibi
her zaman olduğu gibi aynı şekilde
He is late as always
O her zamanki gibi geç kaldı
as ever B1
her zamanki gibi
beklendiği şekilde veya değişmeden
He is as ever very kind
O her zamanki gibi çok nazik
utanç veya suçluluk hisseden
He felt ashamed of his mistake
Hatasından dolayı utandı
para veya siyasi nedenlerle birini öldüren kişi
The assassin was caught by the police
Suikastçı polis tarafından yakalandı
birine fiziksel olarak saldırmak
He tried to assault the guard
Muhafıza saldırmaya çalıştı
bir kişinin veya şirketin sahip olduğu değerli şey
The company has many assets
Şirketin birçok varlığı var
bir kişinin veya şirketin sahip olduğu değerli şey
This company has many valuable assets
Bu şirketin birçok değerli varlığı var
yararlı veya değerli olan şey
His experience is a great asset to the company
Tecrübesi şirket için büyük bir varlıktır
birlikte çalışılan kişi
He is my associate
O benim iş arkadaşım
iki şey arasında zihinsel bir bağ kurmak
I associate summer with the beach
Yazı plajla ilişkilendiririm
bir şeyi başka bir şeye tutturmak veya bağlamak
Please attach the photo to the form
Lütfen fotoğrafı forma iliştirin
elçilikte uzman olarak çalışan diplomat
The military attaché attended the meeting
Askeri ataşe toplantıya katıldı
bir şey hakkında düşünme veya hissetme biçimi
She has a positive attitude
Olumlu bir tutumu var
bir konu hakkındaki düşünce veya bakış açısı
He has a positive attitude towards his work
İşiyle ilgili pozitif bir tutumu var
birini ilgilendirmek veya bir şeye yönlendirmek
The flowers attract bees
Çiçekler arıları çeker
görünüşü hoş veya arzulanan
She is very attractive
O çok çekici
önemli bir kişiyle yapılan resmi görüşme
He requested an audience with the King
Kral ile bir görüşme talep etti
bir performansı izleyen veya dinleyen kişiler
The audience cheered after the song
İzleyiciler şarkıdan sonra tezahürat yaptı
bir şeyi izleyen dinleyen veya okuyan insan grubu
The audience enjoyed the show
Seyirci gösteriden keyif aldı
oyunculuk veya şarkıcılık yeteneğini ölçmek için yapılan kısa sınav
She has an audition tomorrow
Yarın bir seçmesi var
bir rolü kapmak için sergilenen kısa performans
I failed my audition for the play
Oyun için girdiğim seçmelerde başarısız oldum
bir sanatçının yeteneğini test etmek için yaptığı kısa gösteri
The dancer's audition was amazing
Dansçının deneme performansı harikaydı
kendi besinini basit maddelerden üretebilen canlı
Plants are autotrophs
Bitkiler ototroftur
kendi besinini inorganik maddelerden üreten canlı
Plants are autotrophs
Bitkiler ototroftur
normal veya alışılmış olan
He is an average student
O, ortalama bir öğrencidir
bir sayı kümesinin tipik değerini bulmak
You should average these numbers
Bu sayıların ortalamasını almalısın
bir sayı grubunun tipik değeri
The average score is eighty
Ortalama puan seksen
başarı karşılığında verilen ödül
She won an award for her painting
Resmi için bir ödül kazandı
birine başarı karşılığında ödül vermek
They awarded her a prize
Ona bir ödül verdiler
evli olmayan erkek
He is a bachelor
O bekârdır
bir kişinin ailesi ve geçmiş hayatı
They come from different backgrounds
Farklı kökenlerden geliyorlar
bir resmin veya sahnenin arkasında kalan kısım
The mountains are in the background
Dağlar arka planda
birine önemli bilgiler vermek
The manager will background the team on the new project
Müdür yeni proje hakkında ekibi bilgilendirecek
kullanıcının doğrudan müdahalesi olmadan çalışan bilgisayar işlemi
This app runs in the background
Bu uygulama arka planda çalışır
bir yere yeniden giriş yapmak
They moved back into the house
Eve tekrar taşındılar
eski bir duruma veya yere geri dönmek
She went back into the room
Odaya geri girdi
bir yere geriye doğru hareket etmek
They back into the garage
Garaja geri geri giriyorlar
bir yere veya duruma geri giriş yapmak
She went back into the house
Eve tekrar girdi
birine veya bir şeye destek olmak
I will back you up
Seni destekleyeceğim
birikip hareket edemez hale gelmek
Traffic started to back up behind the truck
Kamyonun arkasında trafik tıkanmaya başladı
ihtiyaç duyulduğunda kullanılmak üzere saklanan kopya
I need a back up of this file
Bu dosyanın bir yedeğine ihtiyacım var
düştükten sonra tekrar ayağa kalkmak
He fell but backed up quickly
O düştü ama hemen ayağa kalktı
yukarı doğru geri gitmek
The truck backed up the hill
Kamyon yokuşu geri geri çıktı
bilgisayar dosyalarının kaybolmaması için ek bir kopyasını oluşturmak
You should back up your files
Dosyalarını yedeklemelisin
arkaya doğru hareket etmek
You need to back up the car
Arabayı geri gitmen gerekiyor
bir konuyu yeniden ele almak
Let us back up and talk about it
Başa dönelim ve bunu konuşalım
trafik sıkışıklığına yol açmak
araçların ilerlemesini engelleyerek kuyruk oluşturmak
The accident backed up traffic for miles
Kaza trafiğin kilometrelerce sıkışmasına yol açtı
bir sorundan sonra bir şeyi tekrar işler hale getirmek
Please back up the system after the error
Lütfen hatadan sonra sistemi yeniden çalıştırın
bir şeyi önceki orijinal konumuna geri döndürmek
You should back up the files to their folder
Dosyaları eski klasörlerine geri getirmelisin
geriye doğru hareket etmek veya önceki bir noktaya dönmek
You need to back up the car slowly
Arabayı yavaşça geri götürmen gerekiyor
arkaya doğru veya ters yöne
He took a step backward
Geriye doğru bir adım attı
zıt yönde veya sırada
Can you count backward from ten
Ondan geriye doğru sayabilir misin
tuzlanmış veya tütsülenmiş domuz eti
I eat bacon for breakfast
Kahvaltıda domuz pastırması yerim
kim olduğunuzu göstermek için taktığınız küçük bir işaret
He wears a name badge
O, bir isim rozeti takıyor
kişinin kim olduğunu gösteren küçük bir işaret
He wears a badge at work
İş yerinde bir rozet takıyor
çok fazla bir şekilde
I badly need some help
Çok yardıma ihtiyacım var
yetersiz veya hatalı bir biçimde
He played the game badly
Oyunu kötü oynadı
balıkları veya hayvanları çekmek için kullanılan yiyecek
He used a worm as bait
Yem olarak solucan kullandı
birini kasıtlı olarak rahatsız etmek veya sinirlendirmek
He tried to bait me into an argument
Beni tartışmaya kışkırtmaya çalıştı
yiyecekleri fırın kullanarak hazırlamak
She wants to bake some cookies
O biraz kurabiye pişirmek istiyor
birini çok sıcak hissettirmek
The sun is baking us today
Güneş bugün bizi kavuruyor
hacmi artmak veya genişlemek
The costs began to balloon
Maliyetler hızla artmaya başladı
hava veya gazla doldurulmuş esnek torba
She blew up a balloon
Bir balon şişirdi
hava veya gazla doldurulmuş lastik torba
The balloon floated away into the sky
Balon gökyüzüne doğru uçup gitti
uzun ve sarı bir meyve
I like to eat bananas
Muz yemeyi severim
aklı başında olmayan veya saçma
He is acting a bit banana
Biraz kaçık davranıyor
uzun sarı bir meyve
I eat a banana every day
Her gün bir muz yerim
iki kişi veya grup arasındaki uzlaşma
We made a bargain
Bir anlaşma yaptık
normal fiyatından daha ucuza alınan şey
This car was a real bargain
Bu araba tam bir kelepir
bir anlaşmanın şartlarını tartışmak
We had to bargain for the price
Fiyat için pazarlık etmek zorunda kaldık
bir şeyin gerçekleşmesini beklemek
He got more than he bargained for
Beklediğinden fazlasını elde etti
ekinlerin saklandığı veya hayvanların barındığı çiftlik binası
The horses are in the barn
Atlar ahırda
ev eşyaları satan perakende şirketi
I bought this chair from that barn
Bu sandalyeyi o mağazadan satın aldım
depolama için kullanılan büyük yuvarlak kap
The wine is in a barrel
Şarap bir varilde
belirli bir yöne doğru çok hızlı hareket etmek
The car barreled down the road
Araba yolda hızla ilerledi
merminin çıktığı silahın uzun metal kısmı
He cleaned the barrel of the gun
Silahın namlusunu temizledi
mermilerin ateşlendiği silahın uzun metal kısmı
The bullet left the barrel
Mermi namludan çıktı
içecek servis edilen yer
I met my friend at a bar
Arkadaşımla bir barda buluştum
müzik veya şiirdeki ölçüler veya bölümler
He wrote some great bars
Harika dizeler yazdı
bariyer veya muhafaza oluşturmak için kullanılan uzun ve sert metal parçaları
The lion looked out from behind the bars
Aslan parmaklıkların arkasından dışarı baktı
dikdörtgen şeklinde kesilmiş tatlı
These lemon bars are delicious
Bu limonlu tatlı dilimleri çok lezzetli
engellemek veya tutmak için kullanılan uzun metal parçalar
The window has metal bars
Pencerede demir çubuklar var
bir şeyin uzun ve dar parçaları
I ate a bar of chocolate
Bir kalıp çikolata yedim
suçluların tutulduğu yer
He spent years behind bars
Yıllarını parmaklıklar ardında geçirdi
içecek servisi yapılan bir yer
We met at the bar
Barda buluştuk
alkollü içeceklerin satıldığı yerler
Many bars are closed tonight
Bu gece birçok içkili mekan kapalı
Daha fazla göster