Merhaba! Bu blog yazımızda B2 seviyesindeki İngilizce kelimeleri sizlerle paylaşıyoruz. A1, A2 ve B1 seviyelerini tamamladıysan, B2 kelimeleri öğrenmek seni orta seviyeden üst-orta seviye (upper-intermediate) İngilizce 'ye taşıyan adımdır. Bu kelimeler soyut konularda fikir yürütmek, bir tartışmada görüşünü gerekçelendirmek ve karmaşık metinleri rahatça anlamak için gereken kelimelerdir; öğrendiğinde İngilizce'yi yalnızca anlamakla kalmaz, düşüncelerini akıcı ve doğal bir şekilde ifade etmeye başlarsın.
B2, Avrupa Dil Çerçevesi'nde (CEFR) bağımsız kullanıcı seviyesinin ikinci ve üst basamağıdır. Bu seviyede artık tanıdık konuların ötesine geçebilir, bir konuyu lehte ve aleyhte argümanlarla tartışabilir, soyut fikirleri açıklayabilir ve ana dili İngilizce olan kişilerle gergin olmadan iletişim kurabilirsin. Aşağıda B2 seviyesinde en sık karşına çıkacak kelime gruplarını, anlamlarını ve örnek cümlelerini bulacaksın.
Henüz B1 seviyesini tamamlamadıysan önce B1 seviye İngilizce kelimeler ve anlamları yazımıza göz atmanı öneririz.
Sık kullanılan fiiller assume (varsaymak / farz etmek): I assume you've finished the work. — Sanırım işi bitirdin.consider (göz önünde bulundurmak / düşünmek): Have you considered moving abroad? — Yurt dışına taşınmayı düşündün mü?encourage (teşvik etmek / yüreklendirmek): My teacher encouraged me to apply. — Öğretmenim başvurmam için beni teşvik etti.prevent (önlemek / engellemek): We must prevent further damage. — Daha fazla hasarı önlemeliyiz.maintain (sürdürmek / korumak): It's hard to maintain a healthy balance. — Sağlıklı bir denge sürdürmek zor.establish (kurmak / oluşturmak): They established a new company last year. — Geçen yıl yeni bir şirket kurdular.Sık kullanılan isimler attitude (tutum), behavior (davranış), approach (yaklaşım)benefit (fayda / yarar), impact (etki), issue (mesele / sorun)strategy (strateji), process (süreç), purpose (amaç)demand (talep), quality (kalite / nitelik), progress (ilerleme)Sık kullanılan sıfatlar efficient (verimli) / inefficient (verimsiz)reliable (güvenilir) / unreliable (güvenilmez)significant (önemli / kayda değer) / minor (küçük / önemsiz)flexible (esnek) / strict (katı)obvious (açık / belli) / unclear (belirsiz)Günlük kalıp ifadeler To be honest... — Açıkçası...It seems to me that... — Bana öyle geliyor ki...As a result... — Sonuç olarak / bunun sonucunda...Even though... — ...-mesine rağmenWhat I mean is... — Demek istediğim...B2 kelimeleri nasıl öğrenilir? B2 seviyesinde en sık yapılan hata, kelimeleri tek başına ezberleyip onların hangi kelimelerle birlikte kullanıldığını (collocation) göz ardı etmektir. Örneğin "make a decision ", "take responsibility " ya da "pay attention " gibi kalıplar, kelimeyi doğru bağlamda kullanmanı sağlar. Ayrıca bu seviyede aynı kökten türeyen kelime ailelerini birlikte öğrenmek çok işe yarar: "benefit → beneficial ", "rely → reliable " gibi. Kelimenin resmi (formal) ve günlük (informal) kullanımı arasındaki farkı fark etmek de B2'de akıcılığa giden en hızlı yoldur.
Dizilerle pekiştirme B2 kelimeleri, daha hızlı diyalogların ve karmaşık konuların geçtiği dizilerde sık sık karşına çıkar. Gilmore Girls, Suits veya Sherlock gibi diziler bu kelimeleri doğal bağlamda defalarca duymanı sağlar. Her bölümden 5-10 yeni kelime çıkar, anlamını ve örnek cümlesini kaydet, sonra düzenli quizlerle tekrar et.
Sıradaki hedefin A1, A2, B1 ve B2 seviyelerini birlikte tamamlamak için yaklaşık 3500-4000 kelime yeterlidir. Günde 10 kelime öğrenirsen birkaç ay içinde bu hedefe ulaşır, gündelik konuşmaların neredeyse tamamını anlamaya, film ve dizileri altyazısız takip etmeye ve fikirlerini akıcı bir şekilde ifade etmeye başlarsın. Sabırlı ol, her gün küçük bir adım at ve öğrendiklerini tekrar etmeyi unutma.
B2 Seviye İngilizce Kelimeleri Nasıl Öğrenebilirim? Aşağıdaki listede her bir kelimeyi anlamıyla birlikte listeledik. Listemiz 1000 kelimeden oluşmaktadır. Listedeki kelimelerin 1'den 9'a kadar zorluk seviyesini de belirledik. Zorluk barını kullanarak kelimeleri zorluğuna göre filtreleyebilirsiniz. Kelimelerin yanındaki ses işaretine tıklayarak her bir kelimenin telaffuzunu dinleyebilirsiniz. Ayrıca kelimelerin üstüne tıklayarak kelimelerin örnek cümle içinde kullanımını görebilirsiniz. Göz simgesine tıklayarak bildiğiniz kelimeleri listeden çıkarmanız da mümkün. Listeden çıkarma işlemini tamamladıktan sonra Quiz'e Git butonu ile Kelime Quiz'ini başlatabilirsiniz. Quiz sekmesinde kelimeleri öğrenebilmeniz için 8 farklı oyun modu ekledik. İstediğiniz modları seçerek karışık modda kelimeleri öğrenebilirsiniz.
Bu Kelime Listesi Nasıl Oluşturuldu? Diziyle Öğren olarak geliştirdiğimiz küçük çaplı bir yapay zeka 50'den fazla İngilizce dizi ve filmi taradı ve sizler için en çok kullanılan kelimeleri sıklığına göre sıraladı. Aşağıdaki liste, en sık kullanılan kelimelerin dördüncü 1000'lik dilimini (3000-4000) yani B2 seviyesindeki kelimeleri içermektedir. Daha fazla dizi ve film taradıkça listemiz otomatik olarak güncellenmektedir. Yakın zamanda C1 ve C2 gibi daha ileri kelime listeleri için de blog yazımızı paylaşacağız. Blog yazısı yayınlandığında haberdar olmak için bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.
İngilizce B2 Kelime Listesi PDF Kelimeleri çıktı alıp çalışmak istiyorsanız PDF dosyasını aşağıdan indirebilirsiniz. PDF dosyasına sadece Premium üyelerimiz erişebilir. Sınırsız PDF indirme avantajının yanında Premium üyelik ile dizilerde kullanılan kelimelere ve özel içeriklere de erişebilirsiniz. Sizler için bu tür özel listeler hazırlamaya devam edeceğiz 😊
İngilizce B2 Kelime Listesi.pdf B2 İngilizce Kelime Listesi Kelime listesini Quiz ile aşağıdan ücretsiz bir şekilde çalışabilirsiniz. Umarız İngilizce öğrenme sürecinizde sizlere faydalı olabiliriz. Şimdiden keyifli çalışmalar dileriz 😊
Kelimeler ve anlamları 993 kelime
a1 89 a2 226 b1 446 b2 210 c1 16 c2 6
birini zorla alıp götürmek
The criminals tried to abduct the child
Suçlular çocuğu kaçırmaya çalıştı
gemi, uçak veya tren gibi bir taşıtın içinde olmak
All passengers are now aboard
Tüm yolcular şu an araçta
bir yerde bulunmama durumu
His absence was noticed by everyone
Yokluğu herkes tarafından fark edildi
tam veya sınırsız
He has absolute power
Onun mutlak gücü var
çok gülünç veya mantıksız
That is an absurd idea
Bu saçma bir fikir
eğitim veya öğretim verilen yer
He studies at the music academy
Müzik akademisinde okuyor
finansal kayıtları tutan kişi
She works as an accountant
Muhasebeci olarak çalışıyor
finansal kayıtları tutan ve kontrol eden kişi
The accountant checked the company books
Muhasebeci şirket defterlerini kontrol etti
tam olarak doğru veya gerçek
The information is accurate
Bilgiler doğru
birinin yanlış bir şey yaptığının belirtilmesi
He denied the accusation
Suçlamayı reddetti
ekşi tadı olan kimyasal madde
Lemons contain citric acid
Limonlar sitrik asit içerir
aşındırıcı özelliği olan kimyasal madde
The acid dissolved the metal
Asit metali eritti
algıyı ve hisleri değiştiren güçlü ve yasa dışı bir uyuşturucu
He took acid at the party
Partide asit aldı
bir şeyin doğru olduğunu kabul etmek veya itiraf etmek
He acknowledged his mistake
Hatasını kabul etti
bir durumun veya kişinin varlığını veya geçerliliğini kabul etmek
The government acknowledged the new laws
Hükümet yeni yasaları tanıdı
bir şeyi elde etmek
He acquired a new skill
Yeni bir beceri edindi
bir şeyin çalışmasını sağlamak
You need to activate your account
Hesabınızı etkinleştirmeniz gerekiyor
bir şeyin çalışmaya başlamasını sağlamak
You need to activate your account
Hesabınızı etkinleştirmeniz gerekiyor
çok hareket eden veya çalışan
He is an active child
O hareketli bir çocuk
şu anda kullanılan veya çalışır durumda olan
The account is still active
Hesap hâlâ aktif
bir grupta veya organizasyonda yer alan
She is an active member of the club
O kulübün faal bir üyesidir
tiyatro veya sinemada rol alan kadın
She is a famous actress
O ünlü bir kadın oyuncu
yeni bir duruma alışmak için değişmek
He needs to adjust to the new city
Yeni şehre uyum sağlaması gerekiyor
bir şeyi hafifçe değiştirmek
Please adjust the volume
Lütfen sesi ayarla
bir çocuğu kendi ailesine kabul etme işlemi
They are considering adoption
Evlat edinmeyi düşünüyorlar
yapılacak veya tartışılacak şeyler listesi
What is on the agenda for today
Bugünün gündeminde ne var
zorlayıcı veya düşmanca davranan
He became aggressive during the argument
Tartışma sırasında saldırganlaştı
agree with B1
aynı fikirde olmak
biriyle aynı görüşe sahip olmak
I agree with you
Sana katılıyorum
birinin sağlığına veya ruh haline iyi etkileri olmak
This climate doesn't agree with me
Bu iklim bana iyi gelmiyor
biriyle aynı düşünceye sahip olmak
I have the same opinion as you
Seninle aynı fikirdeyim
birinin düşüncesini kabul etmek
I support your idea
Fikrine katılıyorum
biriyle aynı doğrultuda olmak
We are in accord with the decision
Karar konusunda hemfikiriz
birine yararlı veya uygun olmak
This climate suits me
Bu iklim bana iyi geliyor
birinin düşüncesini doğrulamak
She endorses the report
Raporu onaylıyor
bir başkasıyla aynı perspektife sahip olmak
I share his perspective
Onun bakış açısını paylaşıyorum
birisi gibi düşünceye sahip olmak
They think the same as us
Bizim yaklaşımımız gibi benzer düşünüyorlar
bir konuda ortak karara varmak
Both sides reached a consensus on the terms
İki taraf da şartlar üzerinde mutabık kaldı
birinin fikrini savunmak
I support his choice
Onun seçimini destekliyorum
bir şeye uygun veya tutarlı olmak
The evidence matches the facts
Kanıtlar gerçeklere uyuyor
bir konu üzerinde birleşmek
We achieved a consensus on the final outcome
Sonuç konusunda fikir birliğine vardık
birisiyle aynı görüşe sahip olmak
I agree with your idea
Senin fikrinle aynı fikirdeyim
am not, is not, are not, have not veya has not ifadelerinin standart dışı kısaltması
I ain't seen him
Onu görmedim
am not is not veya are not ifadelerinin gayriresmi kısaltması
I ain't happy about it
Bundan memnun değilim
birinci tekil şahıs için olumsuzluk bildiren gayriresmi kısaltma
I ain't ready
Hazır değilim
genel olumsuzluk bildiren gayriresmi kısaltma
They ain't coming
Onlar gelmiyor
have not veya has not anlamına gelen resmi olmayan kısaltma
I ain't got time for this
Buna ayıracak vaktim yok
havayı doğaüstü bir güçle kontrol etmek veya hareket ettirmek
The master can airbend to create a breeze
Usta bir esinti yaratmak için havayı bükebilir
koltuklar veya raflar arasındaki geçit
I am in the snack aisle
Atıştırmalık koridorundayım
mağaza rafları arasındaki geçiş yolu
I found the cereal in the next aisle
Tahıl gevreğini yan koridorda buldum
bir problemi çözmek veya bir görevi yerine getirmek için izlenen işlem basamakları
The computer uses an algorithm to sort the data
Bilgisayar, verileri sıralamak için bir algoritma kullanır
bir problemi çözmek veya bir görevi yerine getirmek için izlenen adım adım yöntem
The computer uses an algorithm to sort the list
Bilgisayar listeyi sıralamak için bir algoritma kullanıyor
aynı görünüme veya özelliğe sahip olan
The two brothers look alike
İki kardeş birbirine benziyor
bir maddeye karşı alerjisi olan
I am allergic to cats
Kedilere alerjim var
birlikte çalışan kişi veya gruplar
They became close allies during the war
Savaş sırasında yakın müttefik oldular
başka bir seçenek sunan veya farklı olan
We need an alternative plan
Alternatif bir plana ihtiyacımız var
başka bir seçenek veya imkan
We need an alternative plan
Alternatif bir plana ihtiyacımız var
para kazanmak için değil zevk için bir şey yapan
He is an amateur photographer
O amatör bir fotoğrafçıdır
ülkesini temsil eden kişi
The ambassador lives in the embassy
Büyükelçi elçilikte yaşıyor
bir şeyi başarmak için duyulan güçlü istek
He has a strong ambition to win
Kazanmak için güçlü bir hırsı var
birine sürpriz bir saldırı yapmak
The soldiers planned to ambush the enemy
Askerler düşmana pusu kurmayı planladı
bir belge veya yasada küçük değişiklikler yapmak
They decided to amend the contract
Sözleşmeyi değiştirmeye karar verdiler
silahlar için kullanılan mermiler ve benzeri malzemeler
We need more ammo
Daha fazla mühimmata ihtiyacımız var
bir grubun ortasında
He stood amongst the crowd
Kalabalığın arasında durdu
bir şeyin dikkatli bir şekilde incelenmesi
The analysis of the data is complete
Verilerin analizi tamamlandı
otorite sahibi birine karşı hesap vermek zorunda olmak
I answer to the manager
Müdürden sorumluyum
bir sorunu gidermenin yolu
This is the answer to the problem
Bu sorunun çözümüdür
bir çağrıya veya talebe karşılık vermek
He answered to the request
Talebe cevap verdi
bir soruya veya soruna karşılık vermek
She did not answer to his question
O onun sorusuna cevap vermedi
endişe veya huzursuzluk hissi
He suffers from anxiety
Kaygı problemi yaşıyor
gerginlik veya korku hissi
I felt a lot of anxiety before the test
Sınavdan önce çok endişe duydum
birinin veya bir şeyin nasıl göründüğü
She has a professional appearance
Profesyonel bir görünüşü var
bir kişinin belirli bir yerde olma durumu
She made a brief appearance at the party
Partide kısa bir süre göründü
resmi kabul veya izin
He needs his boss's approval
Patronunun onayına ihtiyacı var
birinin veya bir şeyin iyi ya da kabul edilebilir olduğuna dair düşünce
She nodded to show her approval
Onayını göstermek için başını salladı
yılın on iki ayından biri
April is the fourth month of the year
Nisan yılın dördüncü ayıdır
ağırlığı taşıyan kavisli yapı
The bridge has a stone arch
Köprünün taş bir kemeri var
bir şeyi kavisli bir biçime getirmek
The cat arched its back when it saw the dog
Kedi köpeği gördüğünde sırtını yay gibi büktü
bina tasarlama sanatı ve bilimi
She studies architecture at university
Üniversitede mimari okuyor
Güney Amerika'nın güney kısmında bulunan bir ülke
Argentina is a large country
Arjantin büyük bir ülkedir
bir yere ulaşma eylemi
The plane's arrival was delayed
Uçağın varışı gecikti
insan eliyle yapılmış eski nesne
The museum has many ancient artifacts
Müzede birçok antik eser var
Asya kıtasından olan kişi
üzerine oturduğunuz vücudun kısımları
They sat on their asses all day
Tüm gün kıçlarının üzerine oturdular
aptalca veya saçma şeyler yapan insanlar
Do not listen to those asses
O aptalları dinleme
birine bir görev veya rol vermek
The boss assigned a task to him
Patron ona bir görev atadı
birine verilen iş veya çalışma
I finished my assignment
Ödevimi bitirdim
destek veya yardım sağlamak
I will assist you with the project
Projede size yardımcı olacağım
birine yardım etme eylemi
Do you need any assistance?
Yardıma ihtiyacınız var mı?
uzayda seyahat eden kişi
The astronaut landed on the moon
Astronot aya indi
ürünlerin en yüksek teklifi verene satıldığı halka açık satış
The painting was sold at an auction
Tablo bir açık artırmada satıldı
insanların bir şeyleri satın almak için teklif verdiği etkinlik
I will bid at the auction tomorrow
Yarın açık artırmada teklif vereceğim
eşyaların en yüksek teklifi verene satıldığı satış etkinliği
He bought the painting at an auction
Tabloyu bir açık artırmada satın aldı
güney yarım kürede bulunan büyük bir ülke ve kıta
Australia is a beautiful country
Avustralya güzel bir ülkedir
ölüm nedenini belirlemek için yapılan tıbbi işlem
The doctor performed an autopsy
Doktor otopsi yaptı
ölüm sebebini bulmak için yapılan ceset incelemesi
An autopsy determined the cause of death
Otopsi ölüm nedenini belirledi
ölüm nedenini belirlemek için yapılan tıbbi inceleme
The doctor performed an autopsy
Doktor bir otopsi yaptı
ölüm nedenini belirlemek için cesedin incelenmesi
The doctor performed an autopsy
Doktor bir otopsi yaptı
kendisine veya sevdiği birine zarar veren birinden öç almak
He wanted to avenge his father
Babasının intikamını almak istedi
birine yapılan bir kötülüğe karşılık vermek
He swore to avenge his father
Babasının öcünü almaya yemin etti
bir şeyin olmasını beklemek
We await your reply
Yanıtınızı bekliyoruz
odun kesmek için kullanılan ağır bıçaklı bir alet
He used an axe to chop the wood
Odunu kesmek için bir balta kullandı
back down B2
geri adım atmak
bir anlaşmazlık sırasında yenilgiyi kabul etmek veya görüşünden vazgeçmek
He had to back down after the argument
Tartışmadan sonra geri adım atmak zorunda kaldı
bir tartışmada veya durumda iddiasından vazgeçmek
He refused to back down from the argument
Tartışmadan geri adım atmayı reddetti
hatalı olduğunu kabul edip tartışmayı bırakmak
He refused to back down during the argument
Tartışma sırasında geri adım atmayı reddetti
bir durumdan uzaklaşmak veya müdahale etmeyi bırakmak
Please back off now
Lütfen şimdi geri çekil
bir şeyin miktarını veya yoğunluğunu azaltmak
You should back off on your work
İş temponu biraz düşürmelisin
birinden uzaklaşmak veya rahatsız edici davranışı bırakmak
He told the bully to back off
Zorbalık yapan kişiye uzaklaşmasını söyledi
birini tehdit etmeyi veya ona yaklaşmayı bırakmak
He told the aggressive man to back off
Agresif adama geri çekilmesini söyledi
planlanan bir şeyi yapmaktan vazgeçmek
He decided to back out of the deal
Anlaşmadan caymaya karar verdi
bir aracı park yerinden veya garajdan geriye doğru sürmek
I need to back out of the garage
Garajdan geri geri çıkmam gerekiyor
sırt veya bel kaslarına zarar vermek
I backed out my back lifting the box.
Kutuyu kaldırırken belimi incittim.
bir anlaşmadan veya planlanan bir durumdan çekilmek
He decided to back out of the project
Projeden vazgeçmeye karar verdi
sırtta taşınan çanta
I have a blue backpack
Mavi bir sırt çantam var
sırt çantasıyla seyahat etmek
They like to backpack in Europe
Avrupa'da sırt çantasıyla gezmeyi severler
genellikle çimlerin olduğu, evin arkasındaki alan
The kids are playing in the backyard
Çocuklar arka bahçede oynuyorlar
güçlü ve kendine güvenen kişi
He is a badass
O sert biridir
çok güçlü havalı veya etkileyici olan
That motorcycle looks badass
O motosiklet çok havalı görünüyor
ortası delik yuvarlak bir ekmek çeşidi
I ate a bagel for breakfast
Kahvaltıda bagel yedim
ortasında delik bulunan halka şeklinde bir ekmek
I ate a bagel for breakfast
Kahvaltıda bir simit yedim
ortası delik yuvarlak bir ekmek çeşidi
I ate a bagel for breakfast
Kahvaltıda bir bagel yedim
saç dökülmesine neden olmak
The treatment made him bald
Tedavi onu kelleştirdi
kafasında hiç saç olmayan
My grandfather is bald
Dedem kel
birini bir yerden zorla uzaklaştırmak
They decided to banish him from the kingdom
Onu krallıktan sürgün etmeye karar verdiler
birini bir yerden ayrılmaya zorlamak
They banished the criminal from the city
Suçluyu şehirden sürgün ettiler
barbecue A2
mangalda pişirmek
dışarıda ateş üzerinde yemek hazırlamak
We will barbecue meat for dinner
Akşam yemeği için etleri mangalda pişireceğiz
ızgara yemeklerin sunulduğu gayriresmi yer
We are going to a barbecue for dinner
Akşam yemeği için bir mangal restoranına gidiyoruz
bir kaza veya olay sonucunda aşırı sıcakla ölmek
Many people were barbecued in the explosion
Patlamada birçok insan kavruldu
örtülmemiş veya gizlenmemiş
He walked with bare feet
Çıplak ayakla yürüdü
bir şeyin üzerindeki örtüyü veya kaplamayı kaldırmak
He bared his arm to show the tattoo
Dövmeyi göstermek için kolunu açtı
bir köpeğin çıkardığı yüksek ses
I heard a loud bark
Yüksek bir havlama duydum
bir ağacın sert dış tabakası
The tree has thick bark
Ağacın kalın bir kabuğu var
köpeğin çıkardığı yüksek ses
I heard the dog's loud bark
Köpeğin yüksek havlamasını duydum
yüksek sesle ve sert bir şekilde emir vermek
The boss barked an order at him
Patron ona sertçe emir verdi
barlarda içki servis eden kişi
The bartender made a cocktail
Barmen bir kokteyl hazırladı
barda içki servisi yapan görevli
The bartender served us some drinks
Barmen bize içki servisi yaptı
bir top ve pota ile oynanan oyun
I like playing basketball
Basketbol oynamayı severim
denizin karanın içine doğru girdiği bölüm
The boat is in the bay
Tekne körfezde
tıbbi tedavi için kullanılan alan
He was moved to the trauma bay
Travma bölümüne alındı
bir binada kısmen çevrili olan alan
The car is parked in the loading bay
Araba yükleme alanına park edildi
köpek gibi uzun ve derin ses çıkarmak
The dog bayed at the moon
Köpek aya karşı uludu
erkeklerin çenesinde ve yanaklarında çıkan kıllar
He has a long beard
Onun uzun bir sakalı var
birinin gerçek kimliğini veya ilişkisini gizleyen kişi
He used his friend as a beard to hide his true relationship
Gerçek ilişkisini gizlemek için arkadaşını paravan olarak kullandı
bir yerde veya bir yerin yakınında olmak
He will be around until tomorrow
Yarın akşama kadar burada bulunacak
belirli bir süredir hayatta veya mevcut olmak
This company has been around for years
Bu şirket yıllardır var olmaktadır
biriyle olan sorun veya anlaşmazlık
I have some beef with him
Onunla bazı sorunlarım var
inekten elde edilen et
I love beef steaks
Sığır eti bifteklerini severim
bir eylemi yapmaya başlamak
The show has begun
Gösteri başladı
bir şeyin doğru olduğuna dair güçlü his
She has a strong belief in justice
Adalete güçlü bir inancı var
bir kişinin önemli olduğunu düşündüğü ilke veya standart
He holds a strong belief in honesty
Dürüstlüğe dair güçlü bir inancı var
bir kişinin veya kurumun malı olmak
This book belongs to me
Bu kitap bana ait
bir grubun veya organizasyonun parçası olmak
I belong to a chess club
Bir satranç kulübünün üyesiyim
bir şeyin parçası veya sahibi olmak
This book belongs to me
Bu kitap bana ait
Daha fazla göster