Merhaba! Bu blog yazımızda C1 seviyesindeki İngilizce kelimeleri sizlerle paylaşıyoruz. A1, A2, B1 ve B2 seviyelerini tamamladıysan, C1 kelimeleri öğrenmek seni üst-orta seviyeden ileri seviye (advanced) İngilizce 'ye taşıyan adımdır. Bu kelimeler soyut ve karmaşık konularda incelikli fikirler yürütmek, bir argümanı nüanslarıyla kurmak ve akademik ya da profesyonel metinleri zorlanmadan anlamak için gereken kelimelerdir; öğrendiğinde İngilizce'yi yalnızca akıcı kullanmakla kalmaz, kelimeleri yerinde ve doğal bir biçimde, neredeyse ana dili gibi seçmeye başlarsın.
C1, Avrupa Dil Çerçevesi'nde (CEFR) yetkin kullanıcı seviyesinin ilk basamağıdır. Bu seviyede artık uzun ve zorlayıcı metinlerin örtük anlamlarını kavrayabilir, düşüncelerini kelime ararken duraksamadan akıcı bir şekilde ifade edebilir, dili sosyal, akademik ve mesleki amaçlar için esnek ve etkili biçimde kullanabilirsin. Aşağıda C1 seviyesinde en sık karşına çıkacak kelime gruplarını, anlamlarını ve örnek cümlelerini bulacaksın.
Henüz B2 seviyesini tamamlamadıysan önce B2 seviye İngilizce kelimeler ve anlamları yazımıza göz atmanı öneririz.
Sık kullanılan fiiller acknowledge (kabul etmek / teslim etmek): He acknowledged his mistake. — Hatasını kabul etti.enhance (geliştirmek / artırmak): Music can enhance your mood. — Müzik ruh hâlini iyileştirebilir.undermine (baltalamak / zayıflatmak): Constant criticism can undermine confidence. — Sürekli eleştiri özgüveni zayıflatabilir.emphasize (vurgulamak): She emphasized the importance of sleep. — Uykunun önemini vurguladı.comprise (kapsamak / oluşmak): The team comprises ten experts. — Ekip on uzmandan oluşur.anticipate (öngörmek / beklemek): We didn't anticipate such a delay. — Böyle bir gecikmeyi öngörmemiştik.Sık kullanılan isimler implication (sonuç / ima), perspective (bakış açısı), insight (kavrayış / içgörü)framework (çerçeve), criterion (ölçüt), hypothesis (varsayım / hipotez)controversy (tartışma / ihtilaf), phenomenon (olgu), notion (kavram / fikir)consequence (sonuç), assumption (varsayım), tendency (eğilim)Sık kullanılan sıfatlar explicit (açık / net) / ambiguous (muğlak / belirsiz)profound (derin / köklü) / superficial (yüzeysel)inevitable (kaçınılmaz) / avoidable (önlenebilir)comprehensive (kapsamlı) / partial (kısmi)subtle (ince / sezilmesi güç) / blatant (apaçık / göze batan)Günlük kalıp ifadeler Bear in mind that... — Şunu unutma ki...It goes without saying that... — Söylemeye gerek yok ki...Having said that... — Yine de / Bununla birlikte...By and large... — Genel olarak / Büyük ölçüde...To put it another way... — Başka bir deyişle...C1 kelimeleri nasıl öğrenilir? C1 seviyesinde en sık yapılan hata, kelimeleri yalnızca sözlük anlamıyla öğrenip aralarındaki ince anlam farklarını (nüansları) göz ardı etmektir. Bu seviyede "big ", "large ", "huge ", "enormous " ve "immense " arasındaki tonlama farkını sezmek; bir kelimenin resmi mi yoksa günlük mü, olumlu mu yoksa olumsuz çağrışımlı mı olduğunu kavramak çok önemlidir. Ayrıca C1 kelimeleri çoğunlukla deyimsel ifadeler ve phrasal verb'lerle iç içedir: "come up with ", "take into account ", "put forward " gibi kalıpları kelimeyle birlikte öğrenmek, doğal ve akıcı bir İngilizceye giden en hızlı yoldur.
Dizilerle pekiştirme C1 kelimeleri, hızlı ve yoğun diyalogların, siyasi, hukuki ve akademik konuların geçtiği dizilerde sık sık karşına çıkar. The West Wing, Mad Men veya House M.D. gibi diziler bu kelimeleri doğal bağlamda defalarca duymanı sağlar. Her bölümden 5-10 yeni kelime çıkar, anlamını ve örnek cümlesini kaydet, sonra düzenli quizlerle tekrar et.
Sıradaki hedefin A1, A2, B1, B2 ve C1 seviyelerini birlikte tamamlamak için yaklaşık 4500-5000 kelime yeterlidir. Günde 10 kelime öğrenirsen birkaç ay içinde bu hedefe ulaşır, neredeyse her konuşmayı ve metni rahatça anlamaya, film ve dizileri altyazısız takip etmeye ve fikirlerini incelikleriyle, ana diline yakın bir akıcılıkla ifade etmeye başlarsın. Sabırlı ol, her gün küçük bir adım at ve öğrendiklerini tekrar etmeyi unutma.
C1 Seviye İngilizce Kelimeleri Nasıl Öğrenebilirim? Aşağıdaki listede her bir kelimeyi anlamıyla birlikte listeledik. Listemiz 1000 kelimeden oluşmaktadır. Listedeki kelimelerin 1'den 9'a kadar zorluk seviyesini de belirledik. Zorluk barını kullanarak kelimeleri zorluğuna göre filtreleyebilirsiniz. Kelimelerin yanındaki ses işaretine tıklayarak her bir kelimenin telaffuzunu dinleyebilirsiniz. Ayrıca kelimelerin üstüne tıklayarak kelimelerin örnek cümle içinde kullanımını görebilirsiniz. Göz simgesine tıklayarak bildiğiniz kelimeleri listeden çıkarmanız da mümkün. Listeden çıkarma işlemini tamamladıktan sonra Quiz'e Git butonu ile Kelime Quiz'ini başlatabilirsiniz. Quiz sekmesinde kelimeleri öğrenebilmeniz için 8 farklı oyun modu ekledik. İstediğiniz modları seçerek karışık modda kelimeleri öğrenebilirsiniz.
Bu Kelime Listesi Nasıl Oluşturuldu? Diziyle Öğren olarak geliştirdiğimiz küçük çaplı bir yapay zeka 50'den fazla İngilizce dizi ve filmi taradı ve sizler için en çok kullanılan kelimeleri sıklığına göre sıraladı. Aşağıdaki liste, en sık kullanılan kelimelerin beşinci 1000'lik dilimini (4000-5000) yani C1 seviyesindeki kelimeleri içermektedir. Daha fazla dizi ve film taradıkça listemiz otomatik olarak güncellenmektedir. Yakın zamanda C2 gibi daha ileri kelime listeleri için de blog yazımızı paylaşacağız. Blog yazısı yayınlandığında haberdar olmak için bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.
İngilizce C1 Kelime Listesi PDF Kelimeleri çıktı alıp çalışmak istiyorsanız PDF dosyasını aşağıdan indirebilirsiniz. PDF dosyasına sadece Premium üyelerimiz erişebilir. Sınırsız PDF indirme avantajının yanında Premium üyelik ile dizilerde kullanılan kelimelere ve özel içeriklere de erişebilirsiniz. Sizler için bu tür özel listeler hazırlamaya devam edeceğiz 😊
İngilizce C1 Kelime Listesi.pdf C1 İngilizce Kelime Listesi Kelime listesini Quiz ile aşağıdan ücretsiz bir şekilde çalışabilirsiniz. Umarız İngilizce öğrenme sürecinizde sizlere faydalı olabiliriz. Şimdiden keyifli çalışmalar dileriz 😊
Kelimeler ve anlamları 998 kelime
a1 69 a2 196 b1 416 b2 278 c1 22 c2 17
bir sıvıyı veya maddeyi içine çekmek
The sponge absorbs water
Sünger suyu emer
bilgiyi alıp anlamak
It takes time to absorb new information
Yeni bilgileri özümsemek zaman alır
daha küçük bir kuruluşu kontrol altına almak
The large firm will absorb the smaller company
Büyük firma küçük şirketi bünyesine katacak
bir üniversitede çalışan veya ders veren kişi
He is a famous academic
O ünlü bir akademisyen
eğitim veya çalışmayla ilgili, pratik olmayan
This is an academic discussion
Bu akademik bir tartışma
acceptable B1
kabul edilebilir
onaylanacak kadar iyi olan
The quality of the work is acceptable
İşin kalitesi kabul edilebilir
standartlara uygun veya tatmin edici olan
Her apology was acceptable
Özrü kabul edilebilirdi
ihtiyaçları karşılayan veya yeterli görülen
The quality is acceptable
Kalite yeterli
biriyle bir yere beraber gitmek
I will accompany you to the airport
Havaalanına sana eşlik edeceğim
bir yere giderken birinin yanında bulunmak
Please accompany me to the store
Lütfen dükkana giderken bana eşlik et
birisiyle birlikte bir yere gitmek
I will accompany you to the airport
Sana havaalanına kadar eşlik edeceğim
bir suçun işlenmesine yardım eden kişi
He was arrested as an accomplice
Suç ortağı olarak tutuklandı
çok yetenekli veya başarılı
He is an ace pilot
O usta bir pilottur
eklenmiş veya fazladan olan
Do you need additional time?
Ek süreye ihtiyacınız var mı?
bir organizasyonu yöneten kişi grubu
The school administration decided to change the rules
Okul yönetimi kuralları değiştirmeye karar verdi
ülkeyi yöneten insan grubu
The new administration promised lower taxes
Yeni yönetim düşük vergiler vaat etti
donanmadaki yüksek rütbeli subay
The admiral led the navy
Amiral donanmayı yönetti
yanlış bir şey yaptığını kabul etme beyanı
His admission of guilt surprised everyone
Suçunu itiraf etmesi herkesi şaşırttı
bir okula veya kuruluşa kabul edilme süreci
She applied for admission to the university
Üniversiteye kabul için başvurdu
hastanın tedavi görmek üzere hastaneye alınma süreci
The hospital admission process was smooth
Hastaneye kabul süreci sorunsuzdu
bir yere veya etkinliğe girmek için ödenen para miktarı
The admission is ten dollars
Giriş ücreti on dolar
birine veya bir şeye derin bir sevgi ve hayranlık duymak
I adore my grandchildren
Torunlarımı çok seviyorum
birini veya bir şeyi derin bir sevgiyle sevmek
I adore my family
Ailemi çok seviyorum
birine veya bir şeye derin bir sevgi duymak
I adore my grandmother
Büyükannemi çok seviyorum
bir ürün veya hizmeti insanlara duyurmak
They advertise their new product on TV
Yeni ürünlerinin reklamını televizyonda yapıyorlar
tavsiye veren kişi
He is my academic advisor
O benim akademik danışmanım
birine karşı duyulan sevgi veya yakınlık hissi
She has a deep affection for her dog
Köpeğine karşı derin bir sevgisi var
avrupanın güneyinde ve atlas ile hint okyanusları arasında bulunan dünyanın ikinci büyük kıtası
I want to visit Africa
Afrikaya gitmek istiyorum
kanatları olan uçan bir taşıt
The airplane is big
Uçak büyük
fotoğrafların konulduğu boş sayfalı kitap
Look at this old photo album
Bu eski fotoğraf albümüne bak
tek bir diskteki müzik parçaları koleksiyonu
Her new album is great
Onun yeni albümü harika
bir sanatçı tarafından yayınlanan şarkılar koleksiyonu
She released a new album
O yeni bir albüm yayınladı
güçlü bir destek veya görev duygusu
He pledged his allegiance to the king
Krala sadakat yemini etti
dokunulan, yenilen veya solunan bir şeye karşı verilen fiziksel tepki
I have a peanut allergy
Yer fıstığı alerjim var
bir şeye karşı verilen kötü fiziksel tepki
He had a bad allergy to the drug
İlaçla ilgili kötü bir alerjik reaksiyon gösterdi
bir şeye karşı verilen fiziksel tepki
My skin has an allergy to this cream
Cildimin bu kreme karşı hassasiyeti var
vücudun bir maddeye karşı verdiği olumsuz tepki
he has a peanut allergy
onun yer fıstığı alerjisi var
beklenmedik bir şekilde ve hızlıca gerçekleşen
All of a sudden, it started to rain
Birdenbire yağmur yağmaya başladı
uyarı olmaksızın hızlıca gerçekleşen
It was an all of a sudden change
Bu ani bir değişiklikti
beklenmedik bir biçimde birdenbire
All of a sudden the phone rang
Aniden telefon çaldı
savaşta veya bir projede yardım eden kişi veya ülke
They are a strong ally
Onlar güçlü bir müttefik
birlikte çalışan gruplar veya ülkeler
They are our closest allies in this region
Onlar bu bölgedeki en yakın müttefiklerimiz
sizi destekleyen kişi
She is a great ally in the fight for justice
O adalet mücadelesinde büyük bir destekçi
ortak bir amaç için güçleri bir araya getirmek
The two parties agreed to ally
İki taraf birleşmeye karar verdi
bir şeyin hemen yanında
She walked alongside her friend
Arkadaşının yanında yürüdü
dini törenlerde kullanılan masa
The couple stood before the altar
Çift sunağın önünde durdu
bir şeyi farklı hale getirmek
I need to alter my plans
Planlarımı değiştirmem gerekiyor
dini törenlerde kullanılan masa
They placed the flowers on the altar
Çiçekleri sunağın üzerine koydular
başkasının yerine geçen kişi
He is an alternate for the team
O, takım için bir yedek
her zamankinden farklı olan
We took an alternate route home
Eve alternatif bir yoldan gittik
bir işi dönüşümlü olarak gerçekleştirmek
They alternate between running and walking
Koşu ve yürüyüşü sırayla yapıyorlar
iki şey arasında gidip gelmek
We alternate using the computer
Bilgisayarı sırayla kullanıyoruz
bir şeyi başka bir kişiyle veya şeyle sırayla yapmak
We alternate driving the car
Arabayı sırayla sürüyoruz
büyük bir şaşkınlık veya hayranlık uyandırmak
Her talent will amaze you
Yeteneği seni şaşırtacak
birini çok etkilemek veya hayrete düşürmek
The magic trick amazed the audience
Sihirbazlık numarası seyircileri şaşırttı
birini güldürmek veya mutlu etmek
The clown amused the children
Palyaço çocukları eğlendirdi
bir şeyi komik veya keyifli bulmak
She was amused by the story
Hikayeye güldü
bir şeyi dikkatlice incelemek
We need to analyze the data
Verileri analiz etmemiz gerekiyor
kişinin soyunun geldiği kişi
My ancestors came from Italy
Atalarım İtalya'dan geldi
soyundan gelinen kişi
My ancestors came from Europe
Atalarım Avrupa'dan geldi
gemiyi sabit tutan ağır nesne
The ship dropped its anchor
Gemi çıpasını attı
bir TV veya radyo programının ana sunucusu olmak
He anchors the evening news
Akşam haberlerini o sunuyor
bir şeyi bulunduğu yere sıkıca bağlamak
The heavy shelf is anchored to the wall
Ağır raf duvara sabitlenmiş
istikrar ve duygusal destek sağlayan kişi
She was my anchor during hard times
Zor zamanlarımda o benim dayanağımdı
yılda bir kez olan
We have an annual meeting
Yıllık bir toplantımız var
normal veya beklenenden farklı olan durum
The data contains an anomaly
Veriler bir anomali içeriyor
büyük gruplar halinde yaşayan küçük bir böcek
The ant is small
Karınca küçüktür
güney kutbunda bulunan ve neredeyse tamamen buzla kaplı olan kıta
Antarctica is the coldest place on Earth
Antarktika dünyadaki en soğuk yerdir
bir şeyin olacağını düşünmek
We anticipate a large crowd
Büyük bir kalabalık bekliyoruz
bir şeyin olacağını önceden düşünmek
I anticipate problems
Sorunlar bekliyorum
bir şeyin gerçekleşmesinden önce onu düşünmek veya beklemek
We anticipate a busy day tomorrow
Yarın yoğun bir gün olacağını öngörüyoruz
zehrin etkisini ortadan kaldıran ilaç
The doctor gave him an antidote for the snake bite
Doktor ona yılan ısırığı için bir panzehir verdi
eski zamanlarda yapılmış
This table is an antique
Bu masa antikadır
eski ve değerli eşya
This shop sells antiques
Bu dükkan antika satıyor
sinirli veya endişeli hissetmek
I feel anxious about the exam
Sınav hakkında endişeliyim
bir şeyi yapmayı çok arzulamak
I am anxious to hear the news
Haberleri duymaya istekliyim
konuyu değiştirmek veya son bir nokta eklemek için kullanılır
Anyhow, I must go now
Neyse, artık gitmeliyim
yaptığı bir şey için birinden özür dilemek
I apologise for my mistake
Hatam için özür dilerim
yemek yeme isteği
I have no appetite today
Bugün hiç iştahım yok
bir şeyi yapma veya sahip olma yönündeki güçlü arzu
He has an appetite for adventure
Maceraya karşı büyük bir isteği var
kırmızı veya yeşil kabuklu yaygın bir meyve
I eat apples every day
Her gün elma yerim
birini bir işe veya makama seçmek
They appointed him as manager
Onu müdür olarak atadılar
orta doğu ve kuzey afrikadaki birçok ülkede konuşulan sami dili
I am learning Arabic
Arapça öğreniyorum
arap dünyasının insanlarına kültürüne veya ülkelerine ait olan
This is an Arabic style building
Bu bir Arap tarzı bina
kendini çok üstün gören
He is very arrogant
O çok kibirlidir
mümkün olan en kısa zamanda
Please reply asap
Lütfen en kısa sürede cevap ver
bir şeyin parçası veya özelliği
Consider every aspect of the problem
Problemin her yönünü değerlendirin
parçaları bir araya getirerek bir şey oluşturmak
I need to assemble the chair
Sandalyeyi birleştirmem gerekiyor
bir araya getirmek
They assembled the team for the project
Proje için ekibi topladılar
parçaları bir araya getirerek bütün oluşturmak
I helped my dad assemble the chair
Babamın sandalyeyi birleştirmesine yardım ettim
birlikte çalışılan veya bağlantı kurulan kimseler
She has many business associates
Onun birçok iş arkadaşı var
zihinsel olarak bağlantı kurmak veya biriyle vakit geçirmek
Most people associate summer with holidays
Çoğu insan yazı tatillerle ilişkilendirir
birlikte çalıştığınız kimse
She works with several close associates
Birkaç yakın iş arkadaşıyla çalışıyor
iki yıllık üniversite derecesi
She earned an associate's degree in nursing
Hemşirelik alanında ön lisans derecesi aldı
ortak bir ilgi alanı olan kişilerin kurduğu organizasyon
He joined the tennis association
Tenis derneğine katıldı
insanlar veya şeyler arasındaki ilişki
there is a strong association between smoking and illness
sigara içmek ve hastalık arasında güçlü bir bağlantı var
ortak çıkarı olan insanlar grubu
she is a member of a local hiking association
o yerel bir yürüyüş derneğinin üyesidir
atomlarla ilgili olan
Atomic energy is powerful
Atom enerjisi güçlüdür
çok güçlü veya aşırı olan
The reaction was atomic
Tepki çok şiddetliydi
içinde bulunduğumuz tam vaktinde
I am busy at the moment
Şu anda meşgulüm
bir şeyi dikkatlice kontrol etmek
I will audit the report
Raporu inceleyeceğim
bir şeyi resmi olarak kontrol etmek
The accountant will audit the books
Muhasebeci defterleri denetleyecek
anne veya babanın kız kardeşi
My auntie lives in London
Halam Londra'da yaşıyor
kitap veya makale yazan kişi
He is a famous author
O ünlü bir yazardır
authorize B2
yetkilendirmek
resmi olarak izin vermek
The manager authorized the payment
Müdür ödemeye izin verdi
bir şeye kendi adını yazmak
The actor autographed the photo
Oyuncu fotoğrafa imza attı
bir kişinin kendi el yazısıyla attığı isim
I asked the actor for his autograph
Aktörden imzasını istedim
bir şeye ulaşmak için kullanılan yöntem
We are exploring every avenue
Her yolu deniyoruz
genellikle ağaçlıklı geniş yol
She lives on a beautiful avenue
Güzel bir caddede yaşıyor
büyük ölçüde
I am awfully sorry
Çok üzgünüm
babysitter A2
bebek bakıcısı
bir çocuğa bakan kişi
My babysitter is very kind
Bebek bakıcım çok nazik
çocuklara kısa süreliğine bakan kişi
We hired a babysitter for tonight
Bu gece için bir bebek bakıcısı tuttuk
bachelor party B1
bekarlığa veda partisi
evlenmek üzere olan bir erkek için düzenlenen parti
He is planning his bachelor party
Bekarlığa veda partisini planlıyor
evlenmek üzere olan erkeklerin yaptığı kutlama
They went to Las Vegas for the bachelor party
Bekarlığa veda partisi için Las Vegas'a gittiler
evlenecek erkeğin düğün öncesi arkadaşlarıyla düzenlediği kutlama
He went to a bachelor party last night
Dün gece bir bekarlığa veda partisine gitti
damadın düğününden hemen önce erkek arkadaşlarıyla düzenlediği eğlence
They went to a bachelor party last night
Dün gece bir bekarlığa veda partisine gittiler
kişinin şu anını etkileyen geçmiş problemleri
He has a lot of emotional baggage
Onun çok fazla duygusal yükü var
seyahat için kullanılan bavul ve çantalar
Where can I leave my baggage
Bagajımı nereye bırakabilirim
bir sahne dansı türü
She takes ballet lessons
Bale dersleri alıyor
bir şeyi resmen yasaklamak
The city banned smoking in parks
Şehir parklarda sigara içmeyi yasakladı
bankada çalışan kişi
My uncle is a banker
Amcam bir bankacı
bankada çalışan veya parayı yöneten kişi
He is a banker
O bir bankacı
yük taşımak için kullanılan düz tabanlı tekne
The barge carries heavy cargo
Barge ağır yük taşıyor
bir yere aniden ve kaba bir şekilde giriş yapmak
He barged into the room without knocking
Kapıyı çalmadan odaya daldı
insanların arasına kaba bir şekilde iterek ilerlemek
She barged through the crowd to the front
Ön tarafa geçmek için kalabalığın arasından iterek ilerledi
bir şeyin dayandığı ana fikir veya başlangıç noktası
Trust is the basis of a good relationship
Güven, iyi bir ilişkinin temelidir
bir şeyin düzenli olarak yapılma biçimi veya sıklığı
We meet on a regular basis
Düzenli olarak buluşuyoruz
bir arada olan şeyler topluluğu
I baked a batch of cookies
Bir parti kurabiye pişirdim
bir subayın kişisel görevlerini yerine getirmekle görevli asker
The batman cleaned the officer's boots
Emir eri subayın botlarını temizledi
suçla savaşan kurgusal çizgi roman karakteri
Batman is a popular superhero
Yarasa adam popüler bir süper kahramandır
savaşın gerçekleştiği yer
The soldiers entered the battlefield
Askerler savaş alanına girdi
bir ışık çizgisi
A beam of sunlight hit the floor
Bir güneş ışını yere vurdu
çok mutlu veya gururlu bir şekilde gülümsemek
She beamed with joy
Sevinçle ışıldadı
inşaatta kullanılan uzun ve ağır ahşap veya metal parça
The steel beam supports the roof
Çelik kiriş çatıyı destekliyor
bir enerji ışınıyla bir yerden başka bir yere taşımak
They can beam the crew to the planet
Mürettebatı gezegene ışınlayabilirler
bir şeyi yapmaya istekli veya hazır olmak
I am down for a movie
Bir film izlemeye varım
geçici olarak bozuk veya işlevsiz durumda olmak
The website is down today
İnternet sitesi bugün çalışmıyor
mutsuz veya karamsar hissetmek
He is feeling down about the news
Haberlerden dolayı üzgün hissediyor
bir etkinliğe katılmaya istekli veya razı olmak
Are you down for a movie later
Daha sonra film izlemeye var mısın
uyumak için yatağa gidilen zaman
It is bedtime
Uyku vakti geldi
genellikle koyu kırmızı renkli, yuvarlak bir kök sebzesi
I like beet salad
Pancar salatasını severim
bir şeye bakıp onu fark etmek
Behold the beauty of nature
Doğanın güzelliğine bak
yaşayan bir insan hayvan veya herhangi bir canlı
Humans are social beings
İnsanlar sosyal varlıklardır
hayatta veya gerçek olma durumu
The cause of his being is unknown
Onun var oluşunun nedeni bilinmiyor
aynı seviyede veya kategoride olmamak
She is out of my league
O benim dengim değil
bir şeyin elinde kalmamış olması
We are out of milk
Sütümüz tükendi
belirli bir yerin içinde bulunmamak
He is out of the office right now
O şu anda ofisin dışında
normal yerinde olmamak
The manager is out of the office
Müdür ofiste değil
bir mekanda bulunmamak
They are out of town
Onlar şehir dışındalar
elinde bir şey kalmamış olmak
We are out of sugar
Şekerimiz tükendi
hiç bir şeyi kalmamak
I am out of energy
Hiç enerjim kalmadı
bir şeyin mevcut olmaması
The shop is out of bread
Dükkanda ekmek yok
be there for B1
destek olmak
zor zamanlarda birine duygusal yardım veya teselli sağlamak
I will be there for you when you need me
İhtiyacın olduğunda sana destek olacağım
güveni kötüye kullanma veya sadakatsizlik eylemi
His betrayal shocked everyone
Onun ihaneti herkesi şaşırttı
çok büyük bir derecede
I messed up big time
İşi fena halde batırdım
çok önemli veya başarılı
He finally made it to the big time
Sonunda en üst düzeye ulaştı
yüksek bir derecede
I missed her big time
Onu çok fazla özledim
çok başarılı veya önemli
He is a big time producer
O üst düzey bir yapımcı
çok yüksek bir derecede
He messed up big time
Çok büyük bir hata yaptı
en yüksek şöhret veya mesleki başarı seviyesi
She finally hit the big time
Sonunda büyük başarıyı yakaladı
büyük bir başarı veya ün seviyesi
She finally made it to the big time
Sonunda büyük başarıyı yakaladı
Daha fazla göster