

How I Met Your Mother — 1. Sezon Bölüm 19
Kelimeler ve anlamları
521 kelime
Seviye
ayrıca
Sahnedeek bir bilgi veya nokta eklemek için kullanılır
Besides, it is too late
Ayrıca, çok geç
haricinde
bir şeyin dışında veya hariç tutularak
No one was there besides me
Benden başka kimse yoktu
iddia etmek
Sahnedebir şeyin doğru olduğunu belirtmek veya hak sahipliğini öne sürmek
He claims that he is innocent
Masum olduğunu iddia ediyor
canına mal olmak
birinin ölümüne neden olmak
The earthquake claimed many lives
Deprem birçok cana mal oldu
seviye
Sahnedebir şeyin miktarı veya derecesi
The water level is rising
Su seviyesi yükseliyor
yerle bir etmek
bir yapıyı tamamen yıkmak
The storm leveled the building
Fırtına binayı yerle bir etti
düz
yüksek veya alçak kısmı olmayan bir yüzeye sahip
The ground is level here
Buradaki zemin düz
kat
bir binada belirli bir yükseklikte bulunan düz alan
We live on the third level
Üçüncü katta yaşıyoruz
kontrol etmek
SahnedeDoğru veya kabul edilebilir olup olmadığını görmek için bakmak
Please check out the report
Lütfen raporu kontrol et
süzmek
Birine romantik veya hayranlık dolu bir ilgiyle bakmak
He was checking her out
Onu süzüyordu
çıkış yapmak
otelden ayrılma veya mağazada ödeme yapma işlemi
We need to check out by noon
Öğlene kadar çıkış yapmamız gerekiyor
çıkış
bir otelden ayrılma veya kasada ödeme yapma işlemi
Please complete your hotel check-out before noon
Lütfen otelden çıkış işlemlerinizi öğleden önce tamamlayın
kontrol etmek
bir şeyin doğru olup olmadığını incelemek
I will check out the facts
Gerçekleri kontrol edeceğim
davranmak
Sahnedebirine karşı belirli bir şekilde hareket etmek
She treats everyone with kindness
Herkese nezaketle davranır
ödül
Sahnedehaz veren şey
This chocolate is a special treat
Bu çikolata özel bir ödül
ısmarlamak
birinin yiyecek veya içecek masrafını karşılamak
I will treat you to lunch today
Bugün öğle yemeğini ben ısmarlayacağım
tedavi etmek
bir hastaya tıbbi bakım uygulamak
The doctor will treat the patient
Doktor hastayı tedavi edecek
akşam
Sahnedeöğleden sonra ile gece arasındaki süre
The evening is cool
Akşam serindir
akşam
günün güneş battıktan sonraki bölümü
I like the cool evening air
Akşam serinliğini severim
harika
Sahnedehayranlık veya şaşkınlık uyandıran
The view is amazing
Manzara harika
harika
çok iyi veya olumlu şekilde şaşırtıcı
You did an amazing job
Harika bir iş çıkardın
görüş
Sahnedebir konu hakkındaki düşünce
What is your view on this
Bu konudaki görüşün nedir
manzara
Sahnedebir yerden görülebilen şey
The hotel room has a great view
Otel odasının harika bir manzarası var
izlemek
bir şeyi görmek veya seyretmek
I want to view the photo
Fotoğrafı görmek istiyorum
program
televizyonda yayınlanan içerik
I watched the morning view on TV
Televizyondaki sabah programını izledim
su
Sahnedeyağmur olarak yağan ve nehirlerde bulunan berrak sıvı
I drink a glass of water
Bir bardak su içerim
sulamak
bitkilere su vermek
I water the plants every day
Bitkileri her gün sularım
sular
denizin ya da gölün bir bölümü
These waters are calm
Bu sular sakin
anlamına gelmek
Sahnedebelirli bir anlama sahip olmak
What does this word mean
Bu kelime ne anlama geliyor
kaba
Sahnedenazik olmayan veya zalim
He is very mean to me
Bana karşı çok kaba
araç
bir şeyi yapma yolu
This is a means of communication
Bu bir iletişim aracıdır
niyetlenmek
bir şey yapmayı planlamak veya istemek
I meant to call you earlier
Seni daha önce aramaya niyetlenmiştim
başarısız olmak
Sahnedebir konuda başarısız olmak
He tried to get the job, but he struck out
İşi almaya çalıştı ama başarısız oldu
kendi yolunu çizmek
kendi işlerini tek başına yapmaya başlamak
He decided to strike out on his own
Kendi yolunu çizmeye karar verdi
üç hakla elenme
beyzbolda vurucunun üç vuruş hakkını kullanamayıp oyun dışı kalması
The batter got a strike-out
Vurucu üç hakla elendi
ünlü
Sahnedebirçok kişi tarafından tanınan
He is a famous singer
O ünlü bir şarkıcıdır
gelmek
Sahnedebir yere doğru hareket etmek
Come here
Buraya gel
meydana gelmek
gerçekleşmek veya vuku bulmak
How did this come about
Bu nasıl oldu
hadi
dikkat çekmek veya söze başlamak için kullanılan ifade
Come now do not be upset
Hadi ama üzülme
eşlik etmek
biriyle birlikte gitmek
I came with my sister
Kız kardeşimle birlikte gittim
yaklaşmak
birine ya da bir şeye doğru hareket etmek veya giderek daha yakın olmak
The train is coming closer
Tren yaklaşıyor
geliş
bir yere doğru hareket etme eylemi
Her coming surprised us
Gelişi bizi şaşırttı
gelmek
bir yere doğru hareket etmek veya oraya ulaşmak
They came to our house
Evimize geldiler
beraber kalmak
Sahnedebirinin yanından ayrılmamaya devam etmek
I want to stay with you during this difficult time
Bu zor zamanlarda seninle beraber kalmak istiyorum
evinde kalmak
bir süre için birinin evinde ikamet etmek
You can stay with us while you look for an apartment
Daire ararken bizim evimizde kalabilirsin
akılda kalmak
birinin hafızasında yer etmeye devam etmek
That movie will stay with me for a long time
O film uzun süre aklımda kalacak
misafir kalmak
birinin yanında geçici bir süre yaşamak
I will stay with my uncle
Amcamda misafir kalacağım
yanında kalmak
birinin yanında ayrılmadan durmaya devam etmek
Please stay with me until I finish
Lütfen ben bitirene kadar yanımda kal
misafir olmak
birinin yanında geçici olarak kalmak
I will stay with my aunt
Teyzeme misafir olacağım
yanında kalmak
birinden ayrılmamak veya onunla olmaya devam etmek
Please stay with me
Lütfen benim yanımda kal
duyurmak
Sahnedebir şeyi kamuoyuna bildirmek
They announced the winner
Kazananı duyurdular
dürtü
Sahnedebir şeyi yapma yönündeki ani ve güçlü istek
I had a sudden impulse to buy it
Onu alma konusunda ani bir dürtü hissettim
başka
Sahnedebelirtilenlerin dışında veya ek olarak
Who else is coming?
Başka kim geliyor?
başka türlü
farklı bir biçimde
How else can I do this
Bunu başka türlü nasıl yapabilirim
aksi takdirde
eğer böyle olmazsa
Hurry up, else we'll be late
Acele et, yoksa geç kalacağız
mesaj
Sahnedebirine gönderilen bilgi veya ileti
I sent you a message
Sana bir mesaj gönderdim
mesaj atmak
birine bilgi iletmek
I will message him later
Ona daha sonra mesaj atacağım
kısa mesaj
telefona yazılı olarak gönderilen metin
He sent a message by phone
Telefondan bir mesaj gönderdi
mesaj
birine iletilen yazılı içerik
I received a short message
Kısa bir mesaj aldım
not
birine gönderilen yazılı bilgilendirme
Please leave a message
Lütfen bir not bırakın
görünmek
Sahnedebir şeymiş izlenimi vermek
You seem happy today
Bugün mutlu görünüyorsun
civarında
Sahnedebir yerin yakınındaki alan
Many trees are around the school
Okulun civarında çok ağaç var
aşina
bir şeyi nasıl kullanacağını veya idare edeceğini bilmek
She knows her way around the office
Ofis konusunda bilgisi var
tersine
bir şeyin yönünü veya sonucunu değiştirmek
We must turn the situation around
Durumu tersine çevirmeliyiz
güzel
Sahnedegöze hitap eden
That is a nice dress
O güzel bir elbise
iyi
Sahnedenazik veya dost canlısı
She is a nice person
O iyi bir insan
hoş
Sahnedekeyifli veya zevkli
We had a nice day
Hoş bir gün geçirdik
ödül
Sahnedebaşarı karşılığında verilen ödül
She won an award for her painting
Resmi için bir ödül kazandı
ödül vermek
birine başarı karşılığında ödül vermek
They awarded her a prize
Ona bir ödül verdiler
içecek
Sahnedeiçilebilen sıvı
I want a cold drink
Soğuk bir içecek istiyorum
içmek
Sahnedesıvı bir maddeyi yutmak
I drink water every day
Her gün su içerim
içecek
tüketilen sıvı
I want a cold drink
Soğuk bir içecek istiyorum
çok
Sahnedebüyük ölçüde
I miss you a lot
Seni çok özlüyorum
çok
büyük bir sayı veya miktar
I have a lot of friends
Çok arkadaşım var
sık sık
birçok kez veya sıklıkla
He travels a lot
O sık sık seyahat eder
çok
birçok kez veya büyük ölçüde
I read a lot
Çok okurum
kızgın
Sahnedeöfkeli hissetmek veya öfke göstermek
He is mad at me
Bana kızgın
harika
çok iyi veya etkileyici
Those shoes are mad
Bu ayakkabılar harika
tutkun
birine karşı çok güçlü sevgi duyan
He is mad about her
Ona tutkun
deli
normal şekilde düşünemeyen veya davranamayan
He seemed mad
Deli gibi görünüyordu
kafaya takmak
Sahnedebir şeyi gereğinden fazla düşünmek veya ona odaklanmak
He is hung up on that small mistake
O küçük hatayı kafaya takıyor
takıntı
bir şey hakkındaki endişe veya zorluk hissi
He has a hang up about his age
Yaşıyla ilgili bir takıntısı var
bırakmak
bir işi veya aktiviteyi sona erdirmek
He decided to hang up his career
Kariyerini noktalamaya karar verdi
kapatmak
telefon görüşmesini sonlandırmak
Please do not hang up the phone
Lütfen telefonu kapatma
iyi
Sahnedeyüksek kalitede veya tatmin edici
This is a good book
Bu iyi bir kitap
mal
alınıp satılan ürünler
These are luxury goods
Bunlar lüks mallardır
epey
bir miktarı veya dereceyi vurgulayan söz
It took a good ten minutes
Epey bir on dakika sürdü
olur
kabul veya onay bildiren bir ifade
Good, let's do that
Olur, bunu yapalım
tercih etmek
Sahnedebir şeyi diğerine karşı daha çok istemek
I prefer tea to coffee
Çayı kahveye tercih ederim
izin vermek
Sahnedebir şeyin yapılmasına onay vermek
They allowed us to go home
Eve gitmemize izin verdiler
ne halt
Sahnedebir soruyu vurgulamak veya şaşkınlık belirtmek için kullanılır
What the hell are you doing
Ne halt ediyorsun
bu da ne
şaşkınlık hüsran veya kayıtsızlık ifade etmek için kullanılır
What the hell is that
Bu da ne
her şey
Sahnedetüm şeyler
He lost everything
Her şeyi kaybetti
normalde
Sahnedeolağan şekilde
I normally wake up at 7 AM
Normalde sabah 7'de uyanırım
genellikle
çoğu durumda
I normally go to work by bus
Genellikle işe otobüsle giderim
biraz
Sahnedeküçük bir miktar veya derece
I am a little bit tired
Biraz yorgunum
biraz
küçük bir derecede
I am a little bit tired
Biraz yorgunum
istemek
Sahnedebir şeyi dilemek veya arzulamak
I want a glass of water
Bir bardak su istiyorum
aramak
birini bulmaya veya yakalamaya çalışmak
The police want him for robbery
Polis onu soygun nedeniyle arıyor
yerel
Sahnedebelirli bir bölge veya topluluk ile ilgili olan
We buy our food from a local market
Yiyeceklerimizi yerel bir pazardan alıyoruz
yerel otobüs
güzergah üzerindeki tüm duraklarda duran otobüs
I take the local bus to work
İşe gitmek için yerel otobüsü kullanıyorum
yerli
belirli bir bölgede yaşayan kişi
The locals are very friendly here
Buradaki yerliler çok cana yakın
yerel mekan
belirli bir amaç için kullanılan bina veya alan
He met his friends at his local
Arkadaşlarıyla yerel mekanında buluştu
nefret etmek
Sahnedebirinden veya bir şeyden hiç hoşlanmamak
I hate cold weather
Soğuk havadan nefret ederim
itiraf etmek
bir şeyin doğru olduğunu söylemek
He confessed the truth
Gerçeği itiraf etti
nefret
birine veya bir şeye karşı duyulan çok güçlü hoşlanmama duygusu
They have so much hate in their hearts
Kalplerinde çok fazla nefret var
yenilmek
Sahnedebir mücadelede mağlup duruma düşmek
The team lost the match
Takım maçta yenildi
kaybetmek
Sahnedeartık bir şeye sahip olmamak
I lost my ring
Yüzüğümü kaybettim
kaybetmek
bir şeyi bulamamak
I lost my keys
Anahtarlarımı kaybettim
anlayamamak
bir konuyu takip edememek
I lost you when you talked about science
Bilim hakkında konuştuğunda seni anlayamadım
girdap
Sahnedehızla dönen su kütlesi
The boat was pulled into a whirlpool
Tekne bir girdaba kapıldı
Whirlpool
ev aletleri üreten şirket
We bought a new Whirlpool dishwasher
Yeni bir Whirlpool bulaşık makinesi aldık
hikaye
Sahnedeolayların anlatımı
I read a long story
Uzun bir hikaye okudum
kat
bir binanın seviyesi veya katı
The house has two stories
Evin iki katı var
durum
belirli bir durum veya olaylar dizisi
That is a different story
Bu farklı bir durum
teşekkür etmek
Sahnedebirine minnettarlığını bildirmek
I want to thank you
Sana teşekkür etmek istiyorum
teşekkür
Sahnedeminnet veya şükran ifadesi
Many thanks for the help
Yardım için çok teşekkürler
kayıt
Sahnedeolayların veya gerçeklerin yazılı ya da sözlü hesabı
The police have a record of the accident
Polisin kaza ile ilgili bir kaydı var
rekor
şimdiye kadar ulaşılan en yüksek seviye
He broke the world record
Dünya rekorunu kırdı
kaydetmek
ses video veya bilgiyi daha sonra kullanmak üzere depolamak
Please record the meeting
Lütfen toplantıyı kaydedin
plak
müzik veya ses depolayan düz disk
I listen to music on an old record
Eski bir plaktan müzik dinliyorum
ikincisi
Sahnedebir listedeki ikinci maddeyi tanıtmak için kullanılır
Second of all, I am too tired
İkincisi, çok yorgunum
geri dönmek
Sahnedebir yere veya bir işe geri gitmek
I will get back to work soon
Yakında işe geri döneceğim
geri dönmek
birine daha sonra ulaşarak bilgi vermek
I will get back to you soon
Size yakında geri döneceğim
dile getirmek
Sahnedesözle veya yazıyla aktarmak
She voiced her concerns
Endişelerini dile getirdi
söz hakkı
karar verme veya fikir belirtme yetkisi
She has a say in the matter
Konuda onun söz hakkı var
göstermek
bilgi veya rakam belirtmek
The sign says stop
Tabela durmayı gösteriyor
olmak
Sahnedemeydana gelmek veya gerçekleşmek
What happened?
Ne oldu?
başına gelmek
bir olayın birinin başına gelmesi
That happened to my friend
Bu arkadaşımın başına geldi
şekerleme vakti
Sahnedegün içinde kısa süreliğine uyunulan zaman
It is time for naptime
Şekerleme vakti geldi
masaj
Sahnedekasları gevşetmek için yapılan vücut uygulaması
I need a massage
Bir masaja ihtiyacım var
masaj yapmak
birinin vücuduna ellerle bastırarak ovmak
She massaged my shoulders
Omuzlarıma masaj yaptı
ilişki yaşamak
Sahnederomantik bir ilişki içinde olmak
They are romantically involved
Romantik bir ilişki yaşıyorlar
kapsamak
bir parçası veya özelliği olarak bulundurmak
The job involves a lot of travel
İş çok fazla seyahat gerektiriyor
dahil etmek
bir şeye katılmasını sağlamak
We want to involve everyone in the project
Herkesi projeye dahil etmek istiyoruz
çocuk
Sahnedegenç bir kişi
The child is playing
Çocuk oyun oynuyor
gerçekten
Sahnedeçok veya samimi bir şekilde
He is real quiet
O gerçekten sessiz
gerçek
Sahnedevar olan veya doğru olan
This is a real diamond
Bu gerçek bir elmas
sade
süslü veya karmaşık olmayan
He prefers a real and simple lifestyle
O sade ve basit bir yaşam tarzını tercih ediyor
sosyalist
üretim araçlarının topluma ait olduğu bir sisteme inanan kişi
He is a real who believes in common ownership
O ortak mülkiyete inanan bir sosyalisttir
evet
Sahnedeevet demenin gayri resmi yolu
Yep, I can help you
Evet, sana yardım edebilirim
evlenmek
Sahnedeevlilik bağıyla bağlanmak
They want to get married
Evlenmek istiyorlar
evli
bir eşe sahip olma durumu
They are married
Onlar evli
çalışmak
Sahnedebir işte maaş karşılığı görev almak
I work at a shop
Bir dükkanda çalışıyorum
çalışmak
bir işte uğraşmak veya görev yapmak
She works at a hospital
O bir hastanede çalışıyor
çalışmak
bir şeyin amaçlandığı gibi işlemesi veya işlev görmesi
This machine does not work at high speeds
Bu makine yüksek hızlarda çalışmıyor
olmak
Sahnedebelirli bir duruma gelmek
It is getting cold
Hava soğuyor
almak
Sahnedebir şeyi elde etmek
I got a letter today
Bugün bir mektup aldım
varmak
bir yere ulaşmak
When did you get home?
Eve ne zaman vardın?
sahip olmak
bir şeye sahip olmak veya onu içinde bulundurmak
I have got a new bike
Yeni bir bisikletim var
yalnızca
Sahnedebaşka hiçbir şeyi dahil etmeden
He is solely responsible
Yalnızca o sorumludur
sabah
Sahnedegünün güneş doğuşundan öğlene kadar olan kısmı
I wake up early in the morning
Sabahları erken uyanırım
günaydın
iyi sabahlar anlamında kullanılan kısa selamlama
Morning, how are you?
Günaydın, nasılsın?
yüzyıl
Sahnedeyüz yıllık süre
The castle is five centuries old
Kale beş yüzyıllık
pezevenk
Sahnedehayat kadınlarını kontrol eden kişi
The police arrested the pimp
Polis pezevenği tutukladı
pezevenklik yapmak
birinin fuhuş müşterisi bulmasına aracılık etmek
He was arrested for pimping
Pezevenklik yaptığı için tutuklandı
bekaret
Sahnededaha önce hiç cinsel ilişkiye girmemiş olma durumu
She valued her virginity
Bekaretine değer veriyordu
saat
Sahnede60 dakikaya eşit süre
I will be there in one hour
Bir saat içinde orada olacağım
fuhuş
Sahnedepara karşılığı cinsel ilişkiye girme
Prostitution is illegal in some countries
Bazı ülkelerde fuhuş yasaktır
bisiklet
Sahnedepedal çevirerek sürülen iki tekerlekli araç
I ride my bicycle to school
Okula bisikletimle giderim
pedal çevirmek
bisiklet sürer gibi bacakları dairesel hareket ettirmek
He started to bicycle his legs
Bacaklarını pedal çevirir gibi hareket ettirmeye başladı
ofis
Sahnedeinsanların çalıştığı oda veya bina
I work in an office
Bir ofiste çalışıyorum
aşırı tutucu
Sahnedeçok katı ahlaki kuralları olan
He led a puritanical life
Katı ve tutucu bir hayat sürdü
hakkında konuşmak
Sahnedebir konu üzerine konuşmak
We need to talk about the plan
Plan hakkında konuşmamız gerekiyor
işte buna denir
bir durumun aşırı veya sıra dışı olduğunu vurgulamak için kullanılır
Talk about a lucky break
İşte buna büyük bir şans denir
bahsetmek
bir konu hakkında bir şeyler söylemek
They talked about the project
Projeden bahsettiler
büro işleriyle ilgili
Sahnedeofis işleriyle ilgili olan
She has clerical experience
Onun büro işleri deneyimi var
inlemek
Sahnedeacı veya mutsuzluk anında çıkarılan alçak ses
He let out a low groan
Alçak sesle inledi
inlemek
acı veya rahatsızlıktan dolayı derin ses çıkarmak
He groaned when he stood up
Ayağa kalktığında inledi
gıcırdamak
alçak ve gıcırtılı bir ses çıkarmak
The old door groaned
Eski kapı gıcırdadı
öncelikle
Sahnedeher şeyden önce; ilk olarak
First of all, we need a plan
Öncelikle, bir plana ihtiyacımız var
ilk olarak
başlangıçta
First of all we should discuss the plan
İlk olarak planı tartışmalıyız
çok çekici
Sahnedeçok çekici veya seksi (argo)
She looks smoking in that dress
O elbisenin içinde çok çekici görünüyor
sigara içme
tütün dumanını soluma eylemi
Smoking is forbidden here
Burada sigara içmek yasaktır
staj
Sahnedeöğrenmek amacıyla yapılan geçici iş
I have a summer internship
Yaz stajım var
düşük bütçeli
Sahnedeaz para gerektiren
This is a low budget movie
Bu düşük bütçeli bir film
açık
Sahnedevücudun büyük kısmını ortaya çıkaran
That dress is too low cut
Bu elbise çok açık
derin yakalı
yaka kısmı göğse doğru inen
I bought a low cut top
Derin yakalı bir üst aldım
meslek
Sahnedebir kişinin geçimini sağlamak için yaptığı iş
Teaching is a noble profession
Öğretmenlik asil bir meslektir
kullanmak
Sahnedebir şeyden yararlanmak
Can I use your pen
Kalemini kullanabilir miyim
eskiden yapmak
Sahnedegeçmişte düzenli yapılan ama artık yapılmayan eylem
I used to swim every morning
Eskiden her sabah yüzerdim
yarar
bir şeyin sağladığı fayda
That information has no use
O bilginin hiçbir yararı yok
ihtiyaç duymak
bir şeye gerek duymak
I could really use some help
Gerçekten biraz yardıma ihtiyacım var
aşırı derecede
Sahnedeçok aşırı bir şekilde
The movie was insanely good
Film aşırı derecede iyiydi
varsayımsal olarak
Sahnedegerçek değil, hayal edilen bir şekilde
Hypothetically, what would you do?
Varsayımsal olarak, ne yapardın?
geçim
Sahnedehayatını sürdürmek için kazandığı para
He earns a living as a teacher
Öğretmenlik yaparak geçimini sağlıyor
canlı
hayat sahibi olan
All living things need water
Tüm canlıların suya ihtiyacı vardır
yaşam
yaşanılan yer veya koşullar
Their living conditions are poor
Yaşam koşulları kötüdür
yaşam tarzı
bir kişinin hayatını sürdürme biçimi
They have a simple way of living
Onların basit bir yaşam tarzı var
dar görüşlü
Sahnedefarklı fikirleri kabul etmeye istekli olmayan
He is narrow-minded about new ideas
O yeni fikirlere karşı dar görüşlüdür
hanımlar
Sahnedekadınlar
The ladies are here
Hanımlar burada
hanımefendi
yetişkin kadın
She is a lady
O bir hanımefendidir
gergin
Sahnedegelecekte ne olacağı konusunda endişeli veya korkmuş
I feel nervous about the exam
Sınav hakkında gergin hissediyorum
gergin
kolayca endişelenen veya huzursuz olan
I feel nervous before the exam
Sınavdan önce gergin hissediyorum