

How I Met Your Mother — 5. Sezon Bölüm 17
Kelimeler ve anlamları
454 kelime
Seviye
plan
Sahnedebir şeyi yapmaya yönelik düzenleme
We made a plan for the trip
Gezi için bir plan yaptık
planlamak
bir şeyi yapmak için düzenleme yapmak
I plan to visit my friend
Arkadaşımı ziyaret etmeyi planlıyorum
tarih
Sahnedeayın veya yılın belirli bir günü
What is today's date?
Bugünün tarihi ne?
çıkmak
Sahnedebirisiyle romantik bir amaçla görüşmek
They have been dating for two months
İki aydır çıkıyorlar
hurma
palmiye ağacından yetişen tatlı kahverengi meyve
I like eating dates
Hurma yemeyi severim
bugüne kadar
şimdiki zamana kadar
We have learned a lot to date
Bugüne kadar çok şey öğrendik
çöp
Sahnededüşük değerli veya kalitesiz şeyler
This movie is total crap
Bu film tamamen çöp
kaka
vücudun attığı katı atık
The dog left some crap on the carpet
Köpek halıya kaka yaptı
umursama
bir şeye gösterilen ilgi veya kaygı
I do not give a crap
Umurumda değil
kötülemek
birisi veya bir şey hakkında çok olumsuz konuşmak
Do not crap on my work
Çalışmamı kötüleme
memnun
Sahnedememnuniyet veya mutluluk duyan
I am glad to see you
Seni gördüğüme memnun oldum
koca
Sahnedeevli olunan erkek
My husband is a doctor
Kocam bir doktordur
çanta
Sahnedeeşyaları taşımak için kullanılan esnek kap
I have a blue bag
Mavi bir çantam var
yakalamak
bir şeyi yakalamak veya ele geçirmek
He bagged a deer
Bir geyik yakaladı
kapmak
bir şeyi elde etmeyi başarmak
She bagged a promotion
Bir terfi kaptı
yaygın
Sahnedesıkça rastlanan veya birçok yerde bulunan
This is a common mistake
Bu yaygın bir hata
ortak
iki veya daha fazla kişiye ait olan veya paylaşılan
We have a common goal
Ortak bir hedefimiz var
ortak
çok sayıda insan tarafından kullanılan
English is a common language
İngilizce ortak bir dildir
nezaket
kibar davranış ve iyi görgü kuralları
It is common courtesy to say please
Lütfen demek bir nezakettir
kız çocuk
Sahnedegenç bir dişi kişi
The girl is playing
Kız çocuk oynuyor
kız
Sahnededişi bir insan
She is a smart girl
O zeki bir kız
kız
Sahnedekadınlar için kullanılan samimi ifade
I am with the girls
Kızlarla beraberim
lanet olsun
Sahnedeöfke veya hayal kırıklığı belirten bir ifade
Damn it, I forgot my keys
Lanet olsun, anahtarlarımı unuttum
inanılmaz
Sahnedeçok iyi veya etkileyici
The view is incredible
Manzara inanılmaz
okumak
Sahnedeyazılı kelimeleri görüp anlamak
I read a book every month
Her ay bir kitap okurum
rol okumak
bir rol için metin okuyarak seçmelere katılmak
She will read for the part
Rol için seçmelere katılacak
almak
telsizle konuşurken birinin söylediklerini duymak ve anlamak
Do you read me
Beni alabiliyor musun
okumak
birinin düşüncelerini söylemeden anlamak
I can read your mind
Aklını okuyabiliyorum
sayı
Sahnedebir şeylerin adedi
There is a large number of cars
Çok sayıda araba var
numara
Sahnedeniceliği gösteren sembol veya sözcük
What is your house number
Ev numaran kaç
numaralandırmak
bir şeye sıra numarası vermek
We should number the boxes
Kutuları numaralandırmalıyız
telefon numarası
telefon hattını belirten rakam dizisi
Please call my phone number
Lütfen telefon numaramı ara
başlamak
Sahnedebir işe girişmek
We will get to the main topic soon
Ana konuya yakında başlayacağız
fırsatı olmak
Sahnedebir şeyi yapma şansı bulmak
You get to meet the director
Yönetmenle tanışma fırsatın var
varmak
bir yere ulaşmak
How do I get to the station
İstasyona nasıl giderim
şansı olmak
bir şeyi yapma imkanına sahip olmak
I get to visit Japan
Japonya'yı ziyaret etme şansım var
etkilemek
birinin duygularını sarsmak veya üzmek
Her bad mood started to get to me
Onun kötü ruh hali beni etkilemeye başladı
vermek
Sahnedebir şeyi birinin eline ulaştırmak
He gave me his book
O bana kitabını verdi
yol açmak
bir şeyin olmasına neden olmak
The noise gave me a headache
Bu gürültü baş ağrısına yol açtı
söylemek
birine bilgi veya cevap iletmek
Please give me your answer
Lütfen bana cevabını söyle
bırakmak
bir şeye sahip olmayı ya da bir şeyi yapmayı bırakmak
She gave up smoking
Sigarayı bıraktı
olmak
Sahnedebelirli bir duruma gelmek
It is getting cold
Hava soğuyor
almak
Sahnedebir şeyi elde etmek
I got a letter today
Bugün bir mektup aldım
varmak
bir yere ulaşmak
When did you get home?
Eve ne zaman vardın?
sahip olmak
bir şeye sahip olmak veya onu içinde bulundurmak
I have got a new bike
Yeni bir bisikletim var
yapacak
Sahnedegeleceğe dair bir plan veya tahmini ifade etmek için kullanılır
I'm gonna call you
Seni arayacağım
mikron
Sahnedeçok küçük bir uzunluk birimi
This fiber is one micron thick
Bu lif bir mikron kalınlığında
kusmak
Sahnedemide içeriğini ağız yoluyla dışarı atmak
The baby threw up his milk
Bebek sütünü kustu
inşa etmek
bir yapıyı hızlıca meydana getirmek
They threw up a wall in one day
Bir günde bir duvar inşa ettiler
dev flört etkinliği
Sahnedeçok sayıda kişinin katıldığı büyük tanışma etkinliği
The megadate attracted hundreds of people
Dev flört etkinliği yüzlerce kişiyi çekti
vurmak
Sahnedebirine veya bir şeye kuvvetle dokunmak
He hit the ball
Topa vurdu
hit
çok popüler veya başarılı olan kişi veya şey
The song is a big hit
Şarkı büyük bir hit
uğramak
bir yere gitmek
Let's hit the gym
Hadi spor salonuna uğrayalım
trafik cezası
Sahnedetrafik kurallarını ihlal ettiğiniz için verilen ceza makbuzu
He got a parking ticket
Park cezası yedi
bilet
bir yere girmek veya seyahat etmek için kullanılan belge
I bought a movie ticket
Bir sinema bileti aldım
giriş bileti
bir yere girmeye izin veren belge
I bought a ticket for the concert
Konser için bilet aldım
baş belası
uğraşması zor olan kişi
That child is a real ticket
O çocuk tam bir baş belası
çekiliş bileti
birine ödül kazanma şansı veren kâğıt
She bought a ticket for the prize draw
Ödül çekilişi için bir bilet aldı
seks işçisi
Sahnedepara karşılığında cinsel ilişkiye giren kişi
She worked as a prostitute
Seks işçisi olarak çalıştı
fuhuş yapmak
para karşılığında cinsel ilişkiye girmek
She refuses to prostitute
O fuhuş yapmayı reddediyor
ev
Sahnedeinsanların yaşadığı bina
I live in a big house
Büyük bir evde yaşıyorum
tekne
Sahnedesuda seyahat etmek için kullanılan araç
The boat is on the water
Tekne suyun üzerinde
tekneyle gitmek
tekne kullanarak bir yerden başka bir yere gitmek
We boated across the lake
Gölü tekneyle geçtik
yok etmek
Sahnedebir şeyi tamir edilemeyecek kadar ağır hasara uğratmak
The storm destroyed the village
Fırtına köyü yok etti
ezip geçmek
bir oyunda veya yarışmada birini çok kolay bir şekilde yenmek
We destroyed the other team in the game
Oyunda diğer takımı ezip geçtik
öldürmek
bir canlının yaşamına son vermek
They had to destroy the sick dog
Hasta köpeği öldürmek zorunda kaldılar
tekrar
Sahnedebir kez daha
Please try again
Lütfen tekrar dene
yöntem
Sahnedebir şeyi yapma biçimi veya yolu
This is the best way
Bu en iyi yöntem
imkansız
bir şeyin gerçekleşemeyeceğini belirtmek için kullanılır
No way
İmkansız
çok
büyük bir miktarda veya derecede
It is way too expensive
Bu çok fazla pahalı
yol
hareket edilen hat veya güzergah
I am on my way
Yoldayım
yani
Sahnedesöylenenleri açıklamak veya duraksamak için kullanılır
I mean, it is a bit expensive
Yani, biraz pahalı
köpük banyosu
Sahnedeözel bir sıvı kullanılarak yapılan köpüklü banyo
I love taking a bubble bath
Köpük banyosu yapmayı severim
banyo köpüğü
banyo suyuna kabarcık oluşturmak için eklenen ürün
I added some bubble bath to the water
Suya biraz banyo köpüğü ekledim
değil mi
Sahnedekarşıdakinin katılıp katılmadığını sormak için kullanılır
It's hot, huh?
Hava sıcak, değil mi?
ha
Sahnedekafa karışıklığını veya tekrar isteğini belirtir
Huh? Who is that?
Ha? O kim?
son
Sahnedebir şeyin son kısmı
This is the end of the road
Bu yolun sonu
bitmek
sona ermek veya durmak
The movie ends now
Film şimdi bitiyor
uç
bir şeyin en uzak noktası
He stood at the end of the road
Yolun ucunda duruyordu
taraf
bir durumun belirli bir kişiye ait olan kısmı
Everything is fine on my end
Benim tarafımda her şey yolunda
arkasını dönmek
Sahnedeyönünü değiştirip ters tarafa bakmak
Turn around and look at me
Arkana dön ve bana bak
düzeltmek
kötü bir durumu çok daha iyi hale getirmek
The new plan will turn around the company
Yeni plan şirketi düzeltecek
dönüş
yön veya fikirde yaşanan tam bir değişiklik
The sudden turnaround in his opinion was surprising
Onun fikrindeki ani dönüş şaşırtıcıydı
yönünü şaşırmak
nerede olduğunu bilememek veya kaybolmak
I turned around in the woods
Ormanda yönümü şaşırdım
bahane
Sahnedebir durumu açıklamak için sunulan gerekçe
He has a good excuse
Onun iyi bir bahanesi var
affedersiniz
nazikçe dikkat çekmek veya özür dilemek için kullanılan ifade
Excuse me may I pass
Affedersiniz geçebilir miyim
affetmek
bir hatayı hoşgörüyle karşılamak
Please excuse my foolish error
Lütfen aptalca hatamı affedin
yakıt
Sahnedeenerji üretmek için kullanılan madde
The car ran out of fuel
Arabanın yakıtı bitti
beslemek
bir şeyin büyümesi veya gerçekleşmesi için gereken enerjiyi sağlamak
His passion fuels his creativity
Tutkusu yaratıcılığını besliyor
şanslı
Sahnedeiyi şansa sahip olan
I am very lucky
Çok şanslıyım
kullanmak
Sahnedebir şeyden yararlanmak
Can I use your pen
Kalemini kullanabilir miyim
yarar
bir şeyin sağladığı fayda
That information has no use
O bilginin hiçbir yararı yok
eskiden yapmak
geçmişte düzenli yapılan ama artık yapılmayan eylem
I used to swim every morning
Eskiden her sabah yüzerdim
ihtiyaç duymak
bir şeye gerek duymak
I could really use some help
Gerçekten biraz yardıma ihtiyacım var
binmek
Sahnedebir yere veya araca girmek
Get in the car
Arabaya bin
Engel olmak
Birinin yolunu kapatmak
Don't get in my way
Yoluma çıkma
aklına girmek
birinin zihnine veya düşüncelerine yerleşmek
That tune got in my head
O melodi aklıma girdi
iletişim kurmak
biriyle haberleşmek veya irtibat sağlamak
I need to get in touch with my boss
Patronumla iletişim kurmam gerekiyor
katılmak
bir grubun veya etkinliğin parçası haline gelmek
I hope to get in the team
Takıma katılmayı umuyorum
aktif
Sahnedeçok hareket eden veya çalışan
He is an active child
O hareketli bir çocuk
aktif
şu anda kullanılan veya çalışır durumda olan
The account is still active
Hesap hâlâ aktif
faal
bir grupta veya organizasyonda yer alan
She is an active member of the club
O kulübün faal bir üyesidir
etkili
bir sonuç veya etki meydana getiren
The medicine is still active
İlaç hâlâ etkili
başka
Sahnedebelirtilenlerin dışında veya ek olarak
Who else is coming?
Başka kim geliyor?
başka türlü
farklı bir biçimde
How else can I do this
Bunu başka türlü nasıl yapabilirim
aksi takdirde
eğer böyle olmazsa
Hurry up, else we'll be late
Acele et, yoksa geç kalacağız
utanmak
Sahnedeutangaç veya rahatsız hissetmek
I felt embarrassed
Utandım
utandırmak
birini utangaç veya rahatsız hissettirmek
Don't embarrass me
Beni utandırma
birisi
Sahnedebilinmeyen veya belirtilmemiş bir kişi
Somebody is at the door
Kapıda biri var
önemli biri
önemli veya yüksek statüye sahip kimse
She acts like she is really somebody
Gerçekten önemli biriymiş gibi davranıyor
oluşturmak
Sahnedebir yüzeyde yazı meydana getirmek
She writes content for the website
Web sitesi için içerik oluşturuyor
çek yazmak
bankaya para ödemesi için verilen yazılı belge
I need to write a check for the rent
Kira için bir çek yazmam gerekiyor
aptal
Sahnedeaptal veya sinir bozucu kişi
Stop acting like a jackass
Aptal gibi davranmayı bırak
latte
Sahnedeespresso ve sıcak sütle hazırlanan bir kahve
I would like a latte please
Lütfen bir latte istiyorum
hadi
Sahnedebirini bir şeyi yapmaya teşvik etmek
Come on, you can do it
Hadi, yapabilirsin
üstüne gitmek
çok baskıcı veya aşırı davranmak
Don't come on so strong
Çok üstüme gelme
hadi canım
inanmamayı veya karşı çıkmayı ifade etmek
Come on, that is not true
Hadi canım, bu doğru değil
hadi ama
öfke veya hayal kırıklığını ifade eden söz
Come on, stop wasting my time
Hadi ama, zamanımı boşa harcamayı bırak
kur
birini cezbetmek için yapılan hamle
She gave him a come-on to start a conversation
Sohbet başlatmak için ona kur yaptı
belirmek
görünmeye veya olmaya başlamak
A smile came on his face
Yüzünde bir gülümseme belirdi
yaklaşmak
bir şeye doğru veya daha yakınına hareket etmek
He came on toward the house
Eve doğru yaklaştı
yaptırmak
Sahnedebirine bir şeyi yapmasını sağlamak
He made me cry
Beni ağlattı
yapmak
Sahnedebir şeyi üretmek veya oluşturmak
I make dinner every day
Her gün akşam yemeği yaparım
yetişmek
bir yere veya hedefe ulaşmak
I can make it on time
Zamanında yetişebilirim
yapmak
bir şeyi ifade etmek veya söylemek
She made a suggestion
Bir öneride bulundu
izin vermek
Sahnedebirine bir şey yapması için müsaade etmek
Please let me go
Lütfen gitmeme izin ver
bildirmek
birine bir şeyi haber vermek
Let me know your answer
Cevabını bana bildir
işten çıkarmak
birinin işine son vermek
The manager had to let him go
Müdür onu işten çıkarmak zorunda kaldı
hayal kırıklığına uğratmak
beklentileri karşılayamamak
I will not let you down
Seni hayal kırıklığına uğratmayacağım
ağlamak
Sahnedegözden yaş akıtmak
The baby started to cry
Bebek ağlamaya başladı
yalvarmak
bir şeyi acil bir şekilde istemek
She cried for help
Yardım için yalvardı
bağırmak
yüksek ses çıkarmak
He cried out in pain
Acıyla bağırdı
espresso
Sahnedebasınçlı suyla hazırlanan sert bir kahve
I drink an espresso every morning
Her sabah bir espresso içerim
detay
Sahnedeküçük bir bilgi parçası
Tell me every detail
Bana her detayı anlat
görevli ekip
belirli bir görev için atanan küçük bir grup
A security detail guarded the building
Binayı bir güvenlik ekibi koruyordu
detaylı temizlemek
bir aracı çok dikkatli ve tamamen temizlemek
I will detail my car today
Bugün arabamı detaylı temizleyeceğim
detaylandırmak
bir şey hakkında ayrıntılı bilgi vermek
He detailed his plan to us
Planını bize detaylıca anlattı
çok
Sahnedebüyük bir miktar veya sayı
I have a lot of books
Çok kitabım var
tesadüfen yapmak
Sahnedeplanlamadan bir şey yapmak
I happened to meet him
Onunla tesadüfen karşılaştım
başına gelmek
birinin veya bir şeyin başına bir durumun gelmesi
What happened to your car
Arabana ne oldu
harika
Sahnedeçok iyi veya muhteşem
This cake is super
Bu kek harika
çok
Sahnedebüyük ölçüde
I am super tired
Çok yorgunum
bina yöneticisi
bir binayı yöneten kişi
Call the super for the leak
Sızıntı için bina yöneticisini ara
üst
bir şeyin konum olarak yukarısı
The prefix super indicates a position above
Super öneki yukarıdaki bir konumu belirtir
ısıtmak
Sahnedebir şeyi sıcak hale getirmek
I need to warm the milk
Sütü ısıtmam gerekiyor
ılık
Sahnedeorta derecede sıcak
The weather is warm today
Bugün hava ılık
sıcakkanlı
nazik ve ilgili
She is a warm person
O sıcakkanlı bir insandır
ısınmak
sıcaklığı artmak
The room warmed quickly
Oda hızla ısındı
veya benzeri
Sahnedeveya buna benzer bir şey
Do you want some tea or something?
Çay veya benzeri bir şey ister misin?
sürtük
Sahnedeçok sayıda cinsel partneri olan kişiye yönelik aşağılayıcı ifade
She was called a slut
Ona sürtük dendi
bir yerde
Sahnedebelirlenmemiş veya bilinmeyen bir yer
I left my keys somewhere
Anahtarlarımı bir yere bıraktım
devam etmek
Sahnedebir şeyi yapmaya devam etmek
Please go on with your story
Lütfen hikayene devam et
hissetmek
bir şeyin doğru olduğuna dair güçlü bir his
I have a feeling that something is go on
Bir şeylerin döndüğüne dair bir hissim var
konmak
bir yüzeyin üzerine yerleşmek
The lid goes on the jar
Kapak kavanoza konar
yayınlanmak
radyo veya televizyonda gösterilmek
The show will go on tonight
Gösteri bu gece yayınlanacak
çıkmak
biriyle romantik bir randevuya gitmek
Are you going on a date tonight
Bu gece bir randevuya mı çıkıyorsun
konuşup durmak
bir konu hakkında uzun süre konuşmak
Don't go on about it anymore
Artık bu konuda konuşup durma
katılmak
bir etkinlik veya faaliyete dahil olmak
She will go on the trip with us
O bizimle geziye katılacak
olmak
gerçekleşmek veya meydana gelmek
Tell me what is going on here
Burada neler olduğunu bana söyle
iyi
Sahnedeyeterince iyi veya tatmin edici
I feel fine today
Bugün iyi hissediyorum
para cezası
bir kural veya yasayı çiğnediğiniz için ödemeniz gereken para
He paid a fine for parking
Park ettiği için para cezası ödedi
zinde
iyi bir sağlık durumu içinde
She is feeling fine today
Bugün kendini zinde hissediyor
ufak
boyut veya miktar olarak çok küçük
There is fine sand on the beach
Sahilde ufak kumlar var
iyi
kabul edilebilir veya sorunsuz olan
Everything will be fine
Her şey iyi olacak
güzel
göze hoş gelen veya çekici
She looks very fine today
Bugün çok güzel görünüyor
kaliteli
çok iyi niteliğe sahip olan
This is a fine piece of work
Bu kaliteli bir iş
yeterli
kabul edilebilir veya yeterli olan
It is fine to stay here
Burada kalmak yeterli
fiziksel
Sahnedevücutla ilgili olan
He is in good physical health
Fiziksel sağlığı yerinde
maddi
ruhsal olmayan, maddeyle ilgili
The physical world is complex
Fiziksel dünya karmaşıktır
sağlık kontrolü
bir kişinin vücudunun tıbbi muayenesi
I need to go for my yearly physical
Yıllık sağlık kontrolüme gitmem gerekiyor
hak etmek
Sahnedebir şeyi elde etmeye değer olmak
You deserve to be happy
Mutlu olmayı hak ediyorsun
beklemek
Sahnedebir şeyin olmasını beklemek
We await your reply
Yanıtınızı bekliyoruz
iyi geceler
Sahnedeayrılırken veya uyumaya giderken kullanılan bir ifade
Good night, see you tomorrow
İyi geceler, yarın görüşürüz
güzel bir akşam
akşam saatlerinde geçirilen keyifli vakit
I had a good night with my friends
Arkadaşlarımla güzel bir akşam geçirdim
tatmin etmek
Sahnedebirinin istediğine sahip olduğu için mutlu hissetmesini sağlamak
The results satisfied the client
Sonuçlar müşteriyi tatmin etti
ikna etmek
birini bir şeyin doğru olduğuna inandırmak
The evidence satisfied the police
Kanıtlar polisi ikna etti
karşılamak
istenen veya gereken şeyi yapmak
You need to satisfy the requirements
Gereksinimleri karşılaman gerekiyor
konuşabilmek
Sahnedekonuşma yeteneğine sahip olmak
The baby can talk
Bebek konuşabiliyor
ikna etmek
birini bir şeyi yapmaya razı etmek
I talked him into coming
Onu gelmeye ikna ettim
kitap
Sahnedeyazılı sayfaların ciltlenmiş hali
I read a book
Bir kitap okudum
rezervasyon yapmak
bir şeyi önceden ayırmak
I want to book a room
Bir oda ayırtmak istiyorum
kaydetmek
birinin tutuklanmasını polis kayıtlarına resmi olarak işlemek
The police decided to book the suspect
Polis şüpheliyi kaydetmeye karar verdi
pahalı
Sahnedeçok para tutan
This car is very expensive
Bu araba çok pahalı
kadın
Sahnedekadınlar için kullanılan gayriresmi bir sözcük
She is a tough dame
O sert bir kadın
malum şeyler
Sahnedekonuşmacının adını açıkça söylemek istemediği bir şeye atıfta bulunan ifade
They are doing know-what
Malum şeyleri yapıyorlar
biliyor musun
dinleyicinin dikkatini çekmek veya düşünürken vakit kazanmak için kullanılan ifade
Know what I have a better idea
Biliyor musun daha iyi bir fikrim var
şey
adı belirtilmeyen şey
I need to buy the know what for the car
Araba için gereken şeyi almam gerekiyor
şarkı
Sahnedesözleri olan müzik parçası
I love this song
Bu şarkıyı seviyorum
net
Sahnedeanlaşılması kolay
The answer is clear
Cevap net
şeffaf
ışığın geçmesine izin vererek arkasındakilerin görünmesini sağlayan
The water in the lake is clear
Göldeki su çok şeffaf
açık
önünde engel veya sorun bulunmayan
The road ahead is clear
İlerideki yol açık
boğazını temizlemek
dikkat çekmek için boğazından ses çıkarmak
He cleared his throat before speaking
Konuşmadan önce boğazını temizledi
haber
Sahnedebir olay veya durum hakkında yeni bilgi
I have some good news
Bazı iyi haberlerim var
getirmek
Sahnedebir şeyi bir yere taşımak
Please bring me some water
Lütfen bana biraz su getir
beraberinde getirmek
Sahnedebir durumun yaşanmasına neden olmak
Spring brings warm weather
Bahar sıcak havaları beraberinde getirir
büyütmek
bir çocuğa yetişkin olana kadar bakmak
They brought up three children
Üç çocuk büyüttüler
iyi
Sahnedeyüksek kalitede veya tatmin edici
This is a good book
Bu iyi bir kitap
mal
alınıp satılan ürünler
These are luxury goods
Bunlar lüks mallardır
epey
bir miktarı veya dereceyi vurgulayan söz
It took a good ten minutes
Epey bir on dakika sürdü
olur
kabul veya onay bildiren bir ifade
Good, let's do that
Olur, bunu yapalım
görünmek
Sahnedebir şeymiş izlenimi vermek
You seem happy today
Bugün mutlu görünüyorsun
daha mutlu
Sahnededaha fazla mutluluk hisseden veya bunu gösteren
I am happier now
Şimdi daha mutluyum
tam olarak
Sahnedekesin veya eksiksiz bir şekilde
It is exactly ten o'clock
Saat tam olarak on
hanımefendi
Sahnedebir kadın için kullanılan resmi veya nazik sözcük
She is a very elegant lady
O çok zarif bir hanımefendi
biriyle çıkmak
Sahnedebiriyle romantik bir ilişki yaşamak
He is going out with Sarah
Sarah ile çıkıyor
polis
Sahnedesuçları önleyen görevli grup
Call the police
Polisi ara